← Sure 28

28:29

۞ فَلَمَّا قَضَىٰ مُوسَى ٱلْأَجَلَ وَسَارَ بِأَهْلِهِۦٓ ءَانَسَ مِن جَانِبِ ٱلطُّورِ نَارًا قَالَ لِأَهْلِهِ ٱمْكُثُوٓا۟ إِنِّىٓ ءَانَسْتُ نَارًا لَّعَلِّىٓ ءَاتِيكُم مِّنْهَا بِخَبَرٍ أَوْ جَذْوَةٍ مِّنَ ٱلنَّارِ لَعَلَّكُمْ تَصْطَلُونَ

Kelime kelime

فَلَمَّا
ne zaman ki
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لَمَّاİsimzaman zarfı
قَضَىٰ
bitirince
Fiil
Kök: قضي
Dilbilgisi (i'rab)
قَضَىٰFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
مُوسَى
Musa
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مُوسَىİsimözel isim، eril، merfû (nominatif)
ٱلْأَجَلَ
süreyi
İsim
Kök: أجل
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
أَجَلَİsimeril، mansûb (akuzatif)
وَسَارَ
ve yola çıkınca
Fiil
Kök: سير
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
سَارَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
بِأَهْلِهِۦٓ
ailesiyle
İsim
Kök: أهل
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
أَهْلِİsimeril، mecrûr (genitif)
هِۦٓİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
ءَانَسَ
gördü
Fiil
Kök: أنس
Dilbilgisi (i'rab)
ءَانَسَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
مِن
(sağ) yanında
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنEdatharf-i cer (edat)
جَانِبِ
yanında
İsim
Kök: جنب
Dilbilgisi (i'rab)
جَانِبِİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril، mecrûr (genitif)
ٱلطُّورِ
Tur'un
İsim
Kök: طور
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
طُّورِİsimeril، mecrûr (genitif)
نَارًا
bir ateş
İsim
Kök: نور
Dilbilgisi (i'rab)
نَارًاİsimdişil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
قَالَ
dedi ki
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قَالَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
لِأَهْلِهِ
ailesine
İsim
Kök: أهل
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
أَهْلِİsimeril، mecrûr (genitif)
هِİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
ٱمْكُثُوٓا۟
siz durun
Fiil
Kök: مكث
Dilbilgisi (i'rab)
ٱمْكُثُFiilemir، 2. çoğul eril
وٓا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
إِنِّىٓ
ben
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنِّEdatmansûb (akuzatif)
ىٓİsimzamir، son ek، 1. tekil
ءَانَسْتُ
gördüm
Fiil
Kök: أنس
Dilbilgisi (i'rab)
ءَانَسْFiilmâzî (geçmiş)، 1. tekil
تُİsimzamir، son ek، 1. tekil
نَارًا
bir ateş
İsim
Kök: نور
Dilbilgisi (i'rab)
نَارًاİsimdişil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
لَّعَلِّىٓ
belki
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَّعَلِّEdatmansûb (akuzatif)
ىٓİsimzamir، son ek، 1. tekil
ءَاتِيكُم
size getiririm
Fiil
Kök: أتي
Dilbilgisi (i'rab)
ءَاتِيFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. tekil
كُمİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
مِّنْهَا
ondan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنْEdatharf-i cer (edat)
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
بِخَبَرٍ
bir haber
İsim
Kök: خبر
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
خَبَرٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
أَوْ
yahut
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَوْEdatatıf bağlacı
جَذْوَةٍ
bir kor (getiririm)
İsim
Kök: جذو
Dilbilgisi (i'rab)
جَذْوَةٍİsimdişil، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
مِّنَ
ateşten
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنَEdatharf-i cer (edat)
ٱلنَّارِ
ateş
İsim
Kök: نور
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
نَّارِİsimdişil، mecrûr (genitif)
لَعَلَّكُمْ
böylece
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَعَلَّEdatmansûb (akuzatif)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
تَصْطَلُونَ
ısınırsınız
Fiil
Kök: صلي
Dilbilgisi (i'rab)
تَصْطَلُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril

Meal

TR

Musa süreyi doldurunca, ailesiyle birlikte yola çıktı. Tur tarafından bir ateş gördü. Ailesine: "Durunuz, ben bir ateş gördüm; belki oradan size bir haber yahut tutuşmuş bir odun getiririm de ısınabilirsiniz" dedi.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Artık Musa süreyi doldurup ailesiyle yola çıkınca, Tûr tarafından bir ateş gördü. Ailesine: "Siz (burada) bekleyin; ben bir ateş gördüm, belki oradan size bir haber, yahut ısınmanız için o ateşten bir parça getiririm" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Musa, o süreyi doldurup ailesiyle yola çıkınca, Tûr (Sînâ Dağı) tarafından bir ateş görmüştü. Ailesine “(Siz burada) bekleyin! Şüphesiz ki ben bir ateş gördüm. Umarım ki ondan size bir haber veya ısınmanız için ateşten bir kor getiririm.” demişti.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Now when Moses had fulfilled the term, and was travelling with his family, he perceived a fire in the direction of Mount Tur. He said to his family: "Tarry ye; I perceive a fire; I hope to bring you from there some information, or a burning firebrand, that ye may warm yourselves."

A. Yusuf Alipublic-domain

Once Moses had fulfilled the term and was travelling with his family, he caught sight of a fire on the side of the mountain and said to his family, ‘Wait! I have seen a fire. I will bring you news from there, or a burning stick for you to warm yourselves.’

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Then, when Moses had fulfilled the term, and was travelling with his housefolk, he saw in the distance a fire and said unto his housefolk: Bide ye (here). Lo! I see in the distance a fire; peradventure I shall bring you tidings thence, or a brand from the fire that ye may warm yourselves.

M. Pickthallpublic-domain

And when Moses had completed the term and was traveling with his family, he perceived from the direction of the mount a fire. He said to his family, "Stay here; indeed, I have perceived a fire. Perhaps I will bring you from there [some] information or burning wood from the fire that you may warm yourselves."

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

فلما وفى نبي الله موسى -عليه السلام- صاحبه المدة عشر سنين، وهي أكمل المدتين، وسار بأهله إلى "مصر" أبصر من جانب الطور نارًا، قال موسى لأهله: تمهلوا وانتظروا إني أبصرت نارًا؛ لعلي آتيكم منها بنبأ، أو آتيكم بشعلة من النار لعلكم تستدفئون بها.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?