← Sure 29

29:33

وَلَمَّآ أَن جَآءَتْ رُسُلُنَا لُوطًا سِىٓءَ بِهِمْ وَضَاقَ بِهِمْ ذَرْعًا وَقَالُوا۟ لَا تَخَفْ وَلَا تَحْزَنْ ۖ إِنَّا مُنَجُّوكَ وَأَهْلَكَ إِلَّا ٱمْرَأَتَكَ كَانَتْ مِنَ ٱلْغَـٰبِرِينَ

Kelime kelime

وَلَمَّآ
ne zaman ki
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَمَّآİsimzaman zarfı
أَن
geldi
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنEdatmasdar bağlacı
جَآءَتْ
gelince
Fiil
Kök: جيأ
Dilbilgisi (i'rab)
جَآءَتْFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil dişil
رُسُلُنَا
elçilerimiz
İsim
Kök: رسل
Dilbilgisi (i'rab)
رُسُلُİsimeril çoğul، merfû (nominatif)
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
لُوطًا
Lut'a
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
لُوطًاİsimözel isim، mansûb (akuzatif)
سِىٓءَ
fenalaştı
Fiil
Kök: سوأ
Dilbilgisi (i'rab)
سِىٓءَFiilmâzî (geçmiş)، meçhul (edilgen)، 3. tekil eril
بِهِمْ
onlar yüzünden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هِمْİsimzamir، 3. çoğul eril
وَضَاقَ
ve daraldı
Fiil
Kök: ضيق
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ضَاقَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
بِهِمْ
onlar hakkında
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هِمْİsimzamir، 3. çoğul eril
ذَرْعًا
huzursuzca
İsim
Kök: ذرع
Dilbilgisi (i'rab)
ذَرْعًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
وَقَالُوا۟
ve dediler
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
قَالُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
لَا
korkma
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَاEdatolumsuzluk
تَخَفْ
korkma
Fiil
Kök: خوف
Dilbilgisi (i'rab)
تَخَفْFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. tekil eril
وَلَا
ve ne de
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَاEdatnehiy (yasaklama)
تَحْزَنْ
üzülme
Fiil
Kök: حزن
Dilbilgisi (i'rab)
تَحْزَنْFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. tekil eril
إِنَّا
elbette biz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
اİsimzamir، son ek، 1. çoğul
مُنَجُّوكَ
seni kurtaracağız
İsim
Kök: نجو
Dilbilgisi (i'rab)
مُنَجُّوİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، merfû (nominatif)
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
وَأَهْلَكَ
ve aileni
İsim
Kök: أهل
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
أَهْلَİsimeril، mansûb (akuzatif)
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
إِلَّا
yalnız
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَّاEdathasr (sınırlama)
ٱمْرَأَتَكَ
karın
İsim
Kök: مرأ
Dilbilgisi (i'rab)
ٱمْرَأَتَİsimdişil، mansûb (akuzatif)
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
كَانَتْ
olmuştur
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كَانَتْFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil dişil
مِنَ
kalacaklardan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنَEdatharf-i cer (edat)
ٱلْغَٰبِرِينَ
(azabda) kalacaklar
İsim
Kök: غبر
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
غَٰبِرِينَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، mecrûr (genitif)

Meal

TR

Elçilerimiz Lut'a gelince, onun fenasına gitti; çok sıkıldı. Ona, "Korkma ve üzülme, doğrusu biz seni ve geride kalacaklardan olan karının dışında, aileni kurtaracağız. Bu kent halkına yaptıkları yolsuzluklardan ötürü gökten, elbette bir azap indireceğiz" dediler.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Elçilerimiz Lut'a gelince, onlar hakkında tasalandı. Ve onlar(ı düşünmesi) sebebiyle takatten düştü. O'na: "Korkma, tasalanma! Çünkü biz seni de, aileni de kurtaracağız. Yalnız (azabda) kalacaklar arasında bulunan karın müstesna" dediler.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Elçilerimiz Lut’a gelince, (Lut) onların yüzünden üzülmüş ve onlardan dolayı içi daralmıştı. Ona “Korkma, tasalanma! Şüphesiz ki biz seni de aileni de kurtaracağız. Yalnız, (azapta) kalacaklar arasında bulunan hanımın hariç!” demişlerdi.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

And when Our Messengers came to Lut, he was grieved on their account, and felt himself powerless (to protect) them: but they said: "Fear thou not, nor grieve: we are (here) to save thee and thy following, except thy wife: she is of those who lag behind.

A. Yusuf Alipublic-domain

When Our messengers came to Lot, he was troubled and distressed on their account. They said, ‘Have no fear or grief: we shall certainly save you and your household, except for your wife- she will be one of those who stay behind-

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And when Our messengers came unto Lot, he was troubled upon their account, for he could not protect them; but they said: Fear not, nor grieve! Lo! we are to deliver thee and thy household, (all) save thy wife, who is of those who stay behind.

M. Pickthallpublic-domain

And when Our messengers [i.e., angels] came to Lot, he was distressed for them and felt for them great discomfort. They said, "Fear not, nor grieve. Indeed, we will save you and your family, except your wife; she is to be of those who remain behind.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

ولما جاءت الملائكة لوطًا ساءه ذلك؛ لأنه ظنهم ضيوفًا من البشر، وحزن بسبب وجودهم؛ لعلمه خبث فعل قومه، وقالوا له: لا تَخَفْ علينا لن يصل إلينا قومك، ولا تحزن مما أخبرناك مِن أنا مهلكوهم، إنَّا منجُّوك من العذاب النازل بقومك ومنجُّو أهلك معك إلا أمرأتك، فإنها هالكة فيمن يهلك مِن قومها.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?