← Sure 3

3:13

قَدْ كَانَ لَكُمْ ءَايَةٌ فِى فِئَتَيْنِ ٱلْتَقَتَا ۖ فِئَةٌ تُقَـٰتِلُ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ وَأُخْرَىٰ كَافِرَةٌ يَرَوْنَهُم مِّثْلَيْهِمْ رَأْىَ ٱلْعَيْنِ ۚ وَٱللَّهُ يُؤَيِّدُ بِنَصْرِهِۦ مَن يَشَآءُ ۗ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَعِبْرَةً لِّأُو۟لِى ٱلْأَبْصَـٰرِ

Kelime kelime

قَدْ
muhakak
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
قَدْEdattahkik (kad)
كَانَ
sizin için vardır
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كَانَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
لَكُمْ
size
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
كُمْİsimzamir، 2. çoğul eril
ءَايَةٌ
bir ibret
İsim
Kök: أيي
Dilbilgisi (i'rab)
ءَايَةٌİsimdişil tekil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
فِى
şu iki toplulukta
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىEdatharf-i cer (edat)
فِئَتَيْنِ
iki gruba ayrıldınız
İsim
Kök: فأي
Dilbilgisi (i'rab)
فِئَتَيْنِİsimdişil ikil، mecrûr (genitif)
ٱلْتَقَتَا
karşılaşan
Fiil
Kök: لقي
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْتَقَFiilmâzî (geçmiş)، 3. ikil dişil
تَاİsimzamir، son ek، 3. ikil dişil
فِئَةٌ
bir topluluk
İsim
Kök: فأي
Dilbilgisi (i'rab)
فِئَةٌİsimdişil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
تُقَٰتِلُ
çarpışıyordu
Fiil
Kök: قتل
Dilbilgisi (i'rab)
تُقَٰتِلُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil dişil
فِى
yolunda
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىEdatharf-i cer (edat)
سَبِيلِ
Allah
İsim
Kök: سبل
Dilbilgisi (i'rab)
سَبِيلِİsimeril، mecrûr (genitif)
ٱللَّهِ
Allah
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهِİsimözel isim، mecrûr (genitif)
وَأُخْرَىٰ
öteki de
İsim
Kök: أخر
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
أُخْرَىٰİsimdişil tekil، merfû (nominatif)
كَافِرَةٌ
nankördü
İsim
Kök: كفر
Dilbilgisi (i'rab)
كَافِرَةٌİsimism-i fâil (etken ortaç)، dişil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)، sıfat
يَرَوْنَهُم
onları görüyorlardı
Fiil
Kök: رأي
Dilbilgisi (i'rab)
يَرَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
وْنَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
هُمİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
مِّثْلَيْهِمْ
kendilerinin iki katı
İsim
Kök: مثل
Dilbilgisi (i'rab)
مِّثْلَيْİsimeril ikil، mansûb (akuzatif)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
رَأْىَ
görüşüyle
İsim
Kök: رأي
Dilbilgisi (i'rab)
رَأْىَİsimeril، mansûb (akuzatif)
ٱلْعَيْنِ
gözlerinin
İsim
Kök: عين
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
عَيْنِİsimdişil، mecrûr (genitif)
وَٱللَّهُ
Allah
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
يُؤَيِّدُ
destekler
Fiil
Kök: أيد
Dilbilgisi (i'rab)
يُؤَيِّدُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
بِنَصْرِهِۦ
yardımıyle
İsim
Kök: نصر
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
نَصْرِİsimeril، mecrûr (genitif)
هِۦİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
مَن
kimseyi
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَنİsimism-i mevsûl
يَشَآءُ
dilediği
Fiil
Kök: شيأ
Dilbilgisi (i'rab)
يَشَآءُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
إِنَّ
elbette
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
فِى
bunda
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىEdatharf-i cer (edat)
ذَٰلِكَ
bu
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ذَٰİsimism-i işaret، eril tekil
لِEdatuzaklık، son ek
كَEdatmuhâtab، son ek، eril
لَعِبْرَةً
bir ibret vardır
İsim
Kök: عبر
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdattekit، ön ek
عِبْرَةًİsimdişil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
لِّأُو۟لِى
olanlar için
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لِّEdatharf-i cer (edat)، ön ek
أُو۟لِىİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
ٱلْأَبْصَٰرِ
gözleri
İsim
Kök: بصر
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
أَبْصَٰرِİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)

Meal

TR

Karşı karşıya gelen iki topluluğun durumlarında sizin için ibret vardır; biri Allah yolunda savaşanlardır, diğeri inkarcılardır ki, bunlar karşı tarafı gözleriyle kendilerinin iki misli görüyorlardı. Allah dilediğini yardımıyla destekler. Bunda görebilenler için ibret vardır.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Hiç şüphesiz karşı karşıya gelen iki toplulukta size bir âyet, bir işaret ve ibret vardır. Onlardan biri Allah yolunda savaşıyordu, öbürü de kâfirdi ve karşılarındakini göz kararıyla kendilerinin iki katı görüyorlardı. Allah da gönderdiği yardımla dilediğini destekliyordu. Gören gözleri olanlar için elbette bunda apaçık bir ibret vardır.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

(Bedir’de) karşı karşıya gelen (şu) iki grupta sizin için elbette bir ibret vardır:(Biri) Allah yolunda savaşan bir grup, diğeri ise onları apaçık bir şekilde kendilerinin iki katı gören kâfir (bir grup). Allah dilediğini (layık olanı) yardımı ile destekler. Şüphesiz ki görenler için bunda ibret vardır.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

"There has already been for you a Sign in the two armies that met (in combat): One was fighting in the cause of Allah, the other resisting Allah; these saw with their own eyes Twice their number. But Allah doth support with His aid whom He pleaseth. In this is a warning for such as have eyes to see."

A. Yusuf Alipublic-domain

You have already seen a sign in the two armies that met in battle, one fighting for God’s cause and the other made up of disbelievers. With their own eyes [the former] saw [the latter] to be twice their number, but God helps whoever He will. There truly is a lesson in this for all with eyes to see.’

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

There was a token for you in two hosts which met: one army fighting in the way of Allah, and another disbelieving, whom they saw as twice their number, clearly, with their very eyes. Thus Allah strengtheneth with His succour whom He will. Lo! herein verily is a lesson for those who have eyes.

M. Pickthallpublic-domain

Already there has been for you a sign in the two armies which met [in combat at Badr] - one fighting in the cause of Allāh and another of disbelievers. They saw them [to be] twice their [own] number by [their] eyesight. But Allāh supports with His victory whom He wills. Indeed in that is a lesson for those of vision.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

قد كان لكم -أيها اليهود المتكبرون المعاندون- دلالة عظيمة في جماعتين تقابلتا في معركة "بَدْر": جماعة تقاتل من أجل دين الله، وهم محمد صلى الله عليه وسلم وأصحابه، وجماعة أخرى كافرة بالله، تقاتل من أجل الباطل، ترى المؤمنين في العدد مثليهم رأي العين، وقد جعل الله ذلك سببًا لنصر المسلمين عليهم. والله يؤيِّد بنصره من يشاء من عباده. إن في هذا الذي حدث لَعِظة عظيمة لأصحاب البصائر الذين يهتدون إلى حكم الله وأفعاله.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?