← Sure 31

31:32

وَإِذَا غَشِيَهُم مَّوْجٌ كَٱلظُّلَلِ دَعَوُا۟ ٱللَّهَ مُخْلِصِينَ لَهُ ٱلدِّينَ فَلَمَّا نَجَّىٰهُمْ إِلَى ٱلْبَرِّ فَمِنْهُم مُّقْتَصِدٌ ۚ وَمَا يَجْحَدُ بِـَٔايَـٰتِنَآ إِلَّا كُلُّ خَتَّارٍ كَفُورٍ

Kelime kelime

وَإِذَا
ve zaman
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
إِذَاİsimzaman zarfı
غَشِيَهُم
onları sardığı
Fiil
Kök: غشو
Dilbilgisi (i'rab)
غَشِيَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
هُمİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
مَّوْجٌ
dalga(lar)
İsim
Kök: موج
Dilbilgisi (i'rab)
مَّوْجٌİsimeril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
كَٱلظُّلَلِ
gölgeler gibi
İsim
Kök: ظلل
Dilbilgisi (i'rab)
كَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
ظُّلَلِİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
دَعَوُا۟
yalvarırlar
Fiil
Kök: دعو
Dilbilgisi (i'rab)
دَعَFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وُا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
ٱللَّهَ
Allah'a
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهَİsimözel isim، mansûb (akuzatif)
مُخْلِصِينَ
yalnız has kılarak
İsim
Kök: خلص
Dilbilgisi (i'rab)
مُخْلِصِينَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، mansûb (akuzatif)
لَهُ
O'na
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هُİsimzamir، 3. tekil eril
ٱلدِّينَ
dini
İsim
Kök: دين
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
دِّينَİsimeril، mansûb (akuzatif)
فَلَمَّا
fakat o zaman
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لَمَّاİsimzaman zarfı
نَجَّىٰهُمْ
onları kurtarınca
Fiil
Kök: نجو
Dilbilgisi (i'rab)
نَجَّىٰFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
إِلَى
karaya çıkarıp
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَىEdatharf-i cer (edat)
ٱلْبَرِّ
karanın
İsim
Kök: برر
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
بَرِّİsimeril، mecrûr (genitif)
فَمِنْهُم
içlerinden bir kısmı
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
مِنْEdatharf-i cer (edat)
هُمİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
مُّقْتَصِدٌ
orta yolu tutar
İsim
Kök: قصد
Dilbilgisi (i'rab)
مُّقْتَصِدٌİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
وَمَا
zaten
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
مَاEdatolumsuzluk
يَجْحَدُ
inkar etmez
Fiil
Kök: جحد
Dilbilgisi (i'rab)
يَجْحَدُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
بِـَٔايَٰتِنَآ
bizim ayetlerimizi
İsim
Kök: أيي
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ـَٔايَٰتِİsimdişil çoğul، mecrûr (genitif)
نَآİsimzamir، son ek، 1. çoğul
إِلَّا
başkası
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَّاEdathasr (sınırlama)
كُلُّ
her
İsim
Kök: كلل
Dilbilgisi (i'rab)
كُلُّİsimeril، merfû (nominatif)
خَتَّارٍ
gaddarlardan
İsim
Kök: ختر
Dilbilgisi (i'rab)
خَتَّارٍİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)، sıfat
كَفُورٍ
inkarcıdan
İsim
Kök: كفر
Dilbilgisi (i'rab)
كَفُورٍİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)، sıfat

Meal

TR

Dağlar gibi dalgalar insanları kuşattığı zaman, dini tamamen Allah'a has kılarak O'na yalvarırlar; onları karaya çıkararak kurtardığında, içlerinden bir kısmı doğru yolda kalır. Zaten ayetlerimizi bilerek ancak hain nankörler inkar eder.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Onları kara bulutlar gibi bir dalga sardığı zaman, dini yalnız kendisine has kılarak Allah'a yalvarırlar. Onları kurtarıp karaya çıkardığı zaman ise içlerinden doğru giden de bulunur. Bizim âyetlerimizi öyle nankör gaddarlardan başkası inkâr etmez.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Dalgalar onları gölgeler gibi kuşattığı zaman, dini yalnız O’na özgü kılarak Allah’a yalvarırlar. (Allah) onları karaya kurtarınca (çıkarınca), içlerinden bir kısmı orta (dengeli yolda) olur. Bizim ayetlerimizi nankör gaddarlardan başkası inkâr etmez.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

When a wave covers them like the canopy (of clouds), they call to Allah, offering Him sincere devotion. But when He has delivered them safely to land, there are among them those that halt between (right and wrong). But none reject Our Signs except only a perfidious ungrateful (wretch)!

A. Yusuf Alipublic-domain

When the waves loom over those on board like giant shadows they call out to God, devoting their religion entirely to Him. But, when He has delivered them safely to land, some of them waver- only a treacherous, thankless person refuses to acknowledge Our signs.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And if a wave enshroudeth them like awnings, they cry unto Allah, making their faith pure for Him only. But when He bringeth them safe to land, some of them compromise. None denieth Our signs save every traitor ingrate.

M. Pickthallpublic-domain

And when waves come over them like canopies, they supplicate Allāh, sincere to Him in religion [i.e., faith]. But when He delivers them to the land, there are [some] of them who are moderate [in faith]. And none rejects Our signs except everyone treacherous and ungrateful.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

وإذا ركب المشركون السفن وعَلَتْهم الأمواج مِن حولهم كالسحب والجبال، أصابهم الخوف والذعر من الغرق ففزعوا إلى الله، وأخلصوا دعاءهم له، فلما نجاهم إلى البر فمنهم متوسط لم يقم بشكر الله على وجه الكمال، ومنهم كافر بنعمة الله جاحد لها، وما يكفر بآياتنا وحججنا الدالة على كمال قدرتنا ووحدانيتنا إلا كل غدَّار ناقض للعهد، جحود لنعم الله عليه.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

İlgili ayetler

Bu ayet nerede geçiyor?