← Sure 5

5:2

يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تُحِلُّوا۟ شَعَـٰٓئِرَ ٱللَّهِ وَلَا ٱلشَّهْرَ ٱلْحَرَامَ وَلَا ٱلْهَدْىَ وَلَا ٱلْقَلَـٰٓئِدَ وَلَآ ءَآمِّينَ ٱلْبَيْتَ ٱلْحَرَامَ يَبْتَغُونَ فَضْلًا مِّن رَّبِّهِمْ وَرِضْوَٰنًا ۚ وَإِذَا حَلَلْتُمْ فَٱصْطَادُوا۟ ۚ وَلَا يَجْرِمَنَّكُمْ شَنَـَٔانُ قَوْمٍ أَن صَدُّوكُمْ عَنِ ٱلْمَسْجِدِ ٱلْحَرَامِ أَن تَعْتَدُوا۟ ۘ وَتَعَاوَنُوا۟ عَلَى ٱلْبِرِّ وَٱلتَّقْوَىٰ ۖ وَلَا تَعَاوَنُوا۟ عَلَى ٱلْإِثْمِ وَٱلْعُدْوَٰنِ ۚ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ ۖ إِنَّ ٱللَّهَ شَدِيدُ ٱلْعِقَابِ

Kelime kelime

يَٰٓأَيُّهَا
Ey
İsim
Kök: أيي
Dilbilgisi (i'rab)
يَٰٓEdatnidâ، ön ek
أَيُّİsimmansûb (akuzatif)
هَاEdatATT، son ek
ٱلَّذِينَ
kimseler
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
ءَامَنُوا۟
inanan(lar)
Fiil
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
ءَامَنُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
لَا
saygısızlık etmeyin
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَاEdatnehiy (yasaklama)
تُحِلُّوا۟
helal kılındı
Fiil
Kök: حلل
Dilbilgisi (i'rab)
تُحِلُّFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
شَعَٰٓئِرَ
işaretlerine
İsim
Kök: شعر
Dilbilgisi (i'rab)
شَعَٰٓئِرَİsimeril çoğul، mansûb (akuzatif)
ٱللَّهِ
Allah'ın
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهِİsimözel isim، mecrûr (genitif)
وَلَا
ve
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَاEdatolumsuzluk
ٱلشَّهْرَ
aya
İsim
Kök: شهر
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
شَّهْرَİsimeril، mansûb (akuzatif)
ٱلْحَرَامَ
haram
İsim
Kök: حرم
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
حَرَامَİsimeril، mansûb (akuzatif)، sıfat
وَلَا
ve
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَاEdatolumsuzluk
ٱلْهَدْىَ
kurbana
İsim
Kök: هدي
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
هَدْىَİsimeril، mansûb (akuzatif)
وَلَا
ve
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَاEdatolumsuzluk
ٱلْقَلَٰٓئِدَ
gerdanlık(lı kurban)lara
İsim
Kök: قلد
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
قَلَٰٓئِدَİsimdişil çoğul، mansûb (akuzatif)
وَلَآ
ve
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَآEdatolumsuzluk
ءَآمِّينَ
gelenlere
İsim
Kök: أمم
Dilbilgisi (i'rab)
ءَآمِّينَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، mansûb (akuzatif)
ٱلْبَيْتَ
Beyt-i
İsim
Kök: بيت
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
بَيْتَİsimeril، mansûb (akuzatif)
ٱلْحَرَامَ
Haram'a
İsim
Kök: حرم
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
حَرَامَİsimeril، mansûb (akuzatif)، sıfat
يَبْتَغُونَ
arzu ederek
Fiil
Kök: بغي
Dilbilgisi (i'rab)
يَبْتَغُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
فَضْلًا
lutfunu
İsim
Kök: فضل
Dilbilgisi (i'rab)
فَضْلًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
مِّن
Rablerinin
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنEdatharf-i cer (edat)
رَّبِّهِمْ
Rableri
İsim
Kök: ربب
Dilbilgisi (i'rab)
رَّبِّİsimeril، mecrûr (genitif)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
وَرِضْوَٰنًا
ve rızasını
İsim
Kök: رضو
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
رِضْوَٰنًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
وَإِذَا
ve zaman
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
إِذَاİsimzaman zarfı
حَلَلْتُمْ
ihramdan çıktığınız
Fiil
Kök: حلل
Dilbilgisi (i'rab)
حَلَلْFiilmâzî (geçmiş)، 2. çoğul eril
تُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
فَٱصْطَادُوا۟
avlanabilirsiniz
Fiil
Kök: صيد
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatcevap (netice)، ön ek
ٱصْطَادُFiilemir، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
وَلَا
sizi itmesin
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَاEdatnehiy (yasaklama)
يَجْرِمَنَّكُمْ
seni kışkırtmak
Fiil
Kök: جرم
Dilbilgisi (i'rab)
يَجْرِمَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
نَّEdattekit، son ek
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
شَنَـَٔانُ
beslediğiniz kin
İsim
Kök: شنأ
Dilbilgisi (i'rab)
شَنَـَٔانُİsimeril، merfû (nominatif)
قَوْمٍ
bir topluma karşı
İsim
Kök: قوم
Dilbilgisi (i'rab)
قَوْمٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
أَن
dolayı
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنEdatmasdar bağlacı
صَدُّوكُمْ
sizi çevirdiklerinden
Fiil
Kök: صدد
Dilbilgisi (i'rab)
صَدُّFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
عَنِ
Mescid-i
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَنِEdatharf-i cer (edat)
ٱلْمَسْجِدِ
Mescid-i
İsim
Kök: سجد
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
مَسْجِدِİsimeril، mecrûr (genitif)
ٱلْحَرَامِ
Haram'dan
İsim
Kök: حرم
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
حَرَامِİsimeril، mecrûr (genitif)، sıfat
أَن
suç işlemeğe
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنEdatmasdar bağlacı
تَعْتَدُوا۟
haddi aşarsa
Fiil
Kök: عدو
Dilbilgisi (i'rab)
تَعْتَدُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
وَتَعَاوَنُوا۟
ve yardımlaşın
Fiil
Kök: عون
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
تَعَاوَنُFiilemir، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
عَلَى
üzerinde
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَىEdatharf-i cer (edat)
ٱلْبِرِّ
iyilik
İsim
Kök: برر
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
بِرِّİsimeril، mecrûr (genitif)
وَٱلتَّقْوَىٰ
ve takva
İsim
Kök: وقي
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
تَّقْوَىٰİsimeril، mecrûr (genitif)
وَلَا
yardımlaşmayın
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَاEdatnehiy (yasaklama)
تَعَاوَنُوا۟
ve yardımlaşın
Fiil
Kök: عون
Dilbilgisi (i'rab)
تَعَاوَنُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
عَلَى
üzerinde
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَىEdatharf-i cer (edat)
ٱلْإِثْمِ
günah
İsim
Kök: أثم
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
إِثْمِİsimeril، mecrûr (genitif)
وَٱلْعُدْوَٰنِ
ve düşmanlık
İsim
Kök: عدو
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
عُدْوَٰنِİsimeril، mecrûr (genitif)
وَٱتَّقُوا۟
ve korkun
Fiil
Kök: وقي
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱتَّقُFiilemir، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
ٱللَّهَ
Allah'tan
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهَİsimözel isim، mansûb (akuzatif)
إِنَّ
şüphesiz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
ٱللَّهَ
Allah'ın
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهَİsimözel isim، mansûb (akuzatif)
شَدِيدُ
çetindir
İsim
Kök: شدد
Dilbilgisi (i'rab)
شَدِيدُİsimeril tekil، merfû (nominatif)
ٱلْعِقَابِ
azabı
İsim
Kök: عقب
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
عِقَابِİsimeril، mecrûr (genitif)

Meal

TR

Ey İnananlar! Allah'ın nişanelerine, hürmet edilen aya, hediye olan kurbanlığa, gerdanlıklar takılan hayvanlara, Rab'lerinden bol nimet ve rıza talep ederek Beyt-i Haram'a gelenlere sakın hürmetsizlik etmeyin. İhramdan çıktığınız zaman avlanabilirsiniz. Sizi Mescid-i Haram'dan menettiği için bir topluluğa olan kininiz, aşırı gitmenize sebep olmasın; iyilikte ve fenalıktan sakınmakta yardımlaşın, günah işlemek ve aşırı gitmekte yardımlaşmayın. Allah'tan sakının, Allah'ın cezası şiddetlidir.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Ey iman edenler! Allah'ın alâmetlerine, haram aya, kurbanlık hediyelere, gerdanlıklarına ve Rablerinden lutuf ve rıza bekleyerek Kabe'ye yönelenlere sakın saygısızlık etmeyin. İhramdan çıktığınız zaman avlanabilirsiniz. Sizi Mescidi Haram'dan çevirdiklerinden dolayı bir topluma karşı olan kininiz, sizi saldırıya sevk etmesin. İyilik ve takva üzerinde yardımlaşın, günah ve düşmanlık üzerinde yardımlaşmayın. Allah'tan korkun. Çünkü Allah'ın azabı çetindir.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Ey iman edenler! Allah’ın sembollerine, haram ay(lar)a, (hediye edilmiş) kurban(lar)a ve (onlardaki) gerdanlıklara, Rablerinin lütuf ve rızasını arayarak Saygın Ev’e (Kâbe’ye) yönelmiş kişilere saygısızlık etmeyin! İhramdan çıkınca avlanın! Mescid-i Haram’dan sizi engelledikleri için bir topluma karşı öfke(niz) sizi haddi aşma suçuna sevk etmesin! İyilik ve takvâ (duyarlılık) üzerine yardımlaşın; günah ve düşmanlık üzerine yardımlaşmayın! Allah’a karşı takvâlı (duyarlı) olun! Şüphesiz ki Allah azabı şiddetli olandır.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

O ye who believe! Violate not the sanctity of the symbols of Allah, nor of the sacred month, nor of the animals brought for sacrifice, nor the garlands that mark out such animals, nor the people resorting to the sacred house, seeking of the bounty and good pleasure of their Lord. But when ye are clear of the sacred precincts and of pilgrim garb, ye may hunt and let not the hatred of some people in (once) shutting you out of the Sacred Mosque lead you to transgression (and hostility on your part). Help ye one another in righteousness and piety, but help ye not one another in sin and rancour: fear Allah: for Allah is strict in punishment.

A. Yusuf Alipublic-domain

so, you who believe, do not violate the sanctity of God’s rites, the Sacred Month, the offerings, their garlands, nor those going to the Sacred House to seek the bounty and pleasure of their Lord––but when you have completed the rites of pilgrimage you may hunt. Do not let your hatred for the people who barred you from the Sacred Mosque induce you to break the law: help one another to do what is right and good; do not help one another towards sin and hostility. Be mindful of God, for His punishment is severe.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

O ye who believe! Profane not Allah's monuments nor the Sacred Month nor the offerings nor the garlands, nor those repairing to the Sacred House, seeking the grace and pleasure of their Lord. But when ye have left the sacred territory, then go hunting (if ye will). And let not your hatred of a folk who (once) stopped your going to the inviolable place of worship seduce you to transgress; but help ye one another unto righteousness and pious duty. Help not one another unto sin and transgression, but keep your duty to Allah. Lo! Allah is severe in punishment.

M. Pickthallpublic-domain

O you who have believed, do not violate the rites of Allāh or [the sanctity of] the sacred month or [neglect the marking of] the sacrificial animals and garlanding [them] or [violate the safety of] those coming to the Sacred House seeking bounty from their Lord and [His] approval. But when you come out of iḥrām, then [you may] hunt. And do not let the hatred of a people for having obstructed you from al-Masjid al-Ḥarām lead you to transgress. And cooperate in righteousness and piety, but do not cooperate in sin and aggression. And fear Allāh; indeed, Allāh is severe in penalty.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

يا أيها الذين صدَّقوا الله ورسوله وعملوا بشرعه لا تتعدَّوا حدود الله ومعالمه، ولا تستحِلُّوا القتال في الأشهر الحرم، وهي: ذو القعدة وذو الحجة والمحرم ورجب، وكان ذلك في صدر الإسلام، ولا تستحِلُّوا حرمة الهَدْي، ولا ما قُلِّدَ منه؛ إذ كانوا يضعون القلائد، وهي ضفائر من صوف أو وَبَر في الرقاب علامةً على أن البهيمة هَدْيٌ وأن الرجل يريد الحج، ولا تَسْتَحِلُّوا قتال قاصدي البيت الحرام الذين يبتغون من فضل الله ما يصلح معايشهم ويرضي ربهم. وإذا حللتم من إحرامكم حلَّ لكم الصيد، ولا يحمِلَنَّكم بُغْض قوم من أجل أن منعوكم من الوصول إلى المسجد الحرام -كما حدث عام "الحديبية"- على ترك العدل فيهم. وتعاونوا -أيها المؤمنون فيما بينكم- على فِعْل الخير، وتقوى الله، ولا تعاونوا على ما فيه إثم ومعصية وتجاوز لحدود الله، واحذروا مخالفة أمر الله فإنه شديد العقاب.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

İlgili ayetler

Bu ayet nerede geçiyor?