← Sure 33

33:36

وَمَا كَانَ لِمُؤْمِنٍ وَلَا مُؤْمِنَةٍ إِذَا قَضَى ٱللَّهُ وَرَسُولُهُۥٓ أَمْرًا أَن يَكُونَ لَهُمُ ٱلْخِيَرَةُ مِنْ أَمْرِهِمْ ۗ وَمَن يَعْصِ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ فَقَدْ ضَلَّ ضَلَـٰلًا مُّبِينًا

Kelime kelime

وَمَا
artık yoktur
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
مَاEdatolumsuzluk
كَانَ
inanmış bir erkek için
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كَانَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
لِمُؤْمِنٍ
mü'minlere
İsim
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
مُؤْمِنٍİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
وَلَا
ve
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَاEdatolumsuzluk
مُؤْمِنَةٍ
inanmış kadın (için)
İsim
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
مُؤْمِنَةٍİsimism-i fâil (etken ortaç)، dişil، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
إِذَا
zaman
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
إِذَاİsimzaman zarfı
قَضَى
hüküm verdiği
Fiil
Kök: قضي
Dilbilgisi (i'rab)
قَضَىFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
ٱللَّهُ
Allah
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
وَرَسُولُهُۥٓ
ve Resulü
İsim
Kök: رسل
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
رَسُولُİsimeril، merfû (nominatif)
هُۥٓİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
أَمْرًا
bir işte
İsim
Kök: أمر
Dilbilgisi (i'rab)
أَمْرًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
أَن
olması
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنEdatmasdar bağlacı
يَكُونَ
olmalı
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
يَكُونَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
لَهُمُ
onlar için
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هُمُİsimzamir، 3. çoğul eril
ٱلْخِيَرَةُ
seçme hakkı
İsim
Kök: خير
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
خِيَرَةُİsimdişil، merfû (nominatif)
مِنْ
o işi
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنْEdatharf-i cer (edat)
أَمْرِهِمْ
işlerinin
İsim
Kök: أمر
Dilbilgisi (i'rab)
أَمْرِİsimeril، mecrûr (genitif)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
وَمَن
ve kim
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
مَنİsimism-i mevsûl
يَعْصِ
karşı gelirse
Fiil
Kök: عصي
Dilbilgisi (i'rab)
يَعْصِFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
ٱللَّهَ
Allah'a
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهَİsimözel isim، mansûb (akuzatif)
وَرَسُولَهُۥ
ve Resulüne
İsim
Kök: رسل
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
رَسُولَİsimeril، mansûb (akuzatif)
هُۥİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
فَقَدْ
elbette
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
قَدْEdattahkik (kad)
ضَلَّ
sapıklığa düşer
Fiil
Kök: ضلل
Dilbilgisi (i'rab)
ضَلَّFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
ضَلَٰلًا
bir sapkınlıkla
İsim
Kök: ضلل
Dilbilgisi (i'rab)
ضَلَٰلًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
مُّبِينًا
apaçık
İsim
Kök: بين
Dilbilgisi (i'rab)
مُّبِينًاİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)

Meal

TR

Allah ve Peygamber'i bir şeye hükmettiği zaman, inanan erkek ve kadına artık işlerinde başka yolu seçmek yaraşmaz. Allah'a ve Peygamber'e baş kaldıran şüphesiz apaçık bir şekilde sapmış olur.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Bununla beraber Allah ve Resulü bir işe hükmettiği zaman, gerek mümin bir erkek ve gerekse mümin bir kadın için, o işlerinde başka bir tercih hakkı yoktur. Her kim de Allah ve Resulüne âşi olursa açık bir sapıklık etmiş olur.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Allah ve Elçisi bir işe hükmettiği zaman, mümin erkek ve kadına işleri konusunda tercih hakkı yoktur. Kim Allah’a ve Elçisine isyan ederse elbette apaçık bir sapkınlığa düşmüş olur.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

It is not fitting for a Believer, man or woman, when a matter has been decided by Allah and His Messenger to have any option about their decision: if any one disobeys Allah and His Messenger, he is indeed on a clearly wrong Path.

A. Yusuf Alipublic-domain

When God and His Messenger have decided on a matter that concerns them, it is not fitting for any believing man or woman to claim freedom of choice in that matter: whoever disobeys God and His Messenger is far astray.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And it becometh not a believing man or a believing woman, when Allah and His messenger have decided an affair (for them), that they should (after that) claim any say in their affair; and whoso is rebellious to Allah and His messenger, he verily goeth astray in error manifest.

M. Pickthallpublic-domain

It is not for a believing man or a believing woman, when Allāh and His Messenger have decided a matter, that they should [thereafter] have any choice about their affair. And whoever disobeys Allāh and His Messenger has certainly strayed into clear error.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

ولا ينبغي لمؤمن ولا مؤمنة إذا حكم الله ورسوله فيهم حُكمًا أن يخالفوه، بأن يختاروا غير الذي قضى فيهم. ومن يعص الله ورسوله فقد بَعُدَ عن طريق الصواب بُعْدًا ظاهرًا.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?