← Sure 33

33:38

مَّا كَانَ عَلَى ٱلنَّبِىِّ مِنْ حَرَجٍ فِيمَا فَرَضَ ٱللَّهُ لَهُۥ ۖ سُنَّةَ ٱللَّهِ فِى ٱلَّذِينَ خَلَوْا۟ مِن قَبْلُ ۚ وَكَانَ أَمْرُ ٱللَّهِ قَدَرًا مَّقْدُورًا

Kelime kelime

مَّا
yoktur
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مَّاEdatolumsuzluk
كَانَ
üzerine
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كَانَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
عَلَى
karşı
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَىEdatharf-i cer (edat)
ٱلنَّبِىِّ
Peygamber
İsim
Kök: نبأ
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
نَّبِىِّİsimeril، mecrûr (genitif)
مِنْ
herhangi
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنْEdatharf-i cer (edat)
حَرَجٍ
bir güçlük
İsim
Kök: حرج
Dilbilgisi (i'rab)
حَرَجٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
فِيمَا
bir şeyde
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِيEdatharf-i cer (edat)
مَاİsimism-i mevsûl
فَرَضَ
takdir ettiği;
Fiil
Kök: فرض
Dilbilgisi (i'rab)
فَرَضَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
ٱللَّهُ
Allah'ın
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
لَهُۥ
kendisine
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هُۥİsimzamir، 3. tekil eril
سُنَّةَ
yasasıdır
İsim
Kök: سنن
Dilbilgisi (i'rab)
سُنَّةَİsimdişil tekil، mansûb (akuzatif)
ٱللَّهِ
Allah'ın
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهِİsimözel isim، mecrûr (genitif)
فِى
arasında
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىEdatharf-i cer (edat)
ٱلَّذِينَ
geçenler
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
خَلَوْا۟
yalnız kaldıkları
Fiil
Kök: خلو
Dilbilgisi (i'rab)
خَلَFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وْا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
مِن
sizden önce
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنEdatharf-i cer (edat)
قَبْلُ
daha önce
İsim
Kök: قبل
Dilbilgisi (i'rab)
قَبْلُİsimmecrûr (genitif)
وَكَانَ
ve
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
كَانَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
أَمْرُ
emri
İsim
Kök: أمر
Dilbilgisi (i'rab)
أَمْرُİsimeril، merfû (nominatif)
ٱللَّهِ
Allah'ın
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهِİsimözel isim، mecrûr (genitif)
قَدَرًا
bir kaderdir
İsim
Kök: قدر
Dilbilgisi (i'rab)
قَدَرًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
مَّقْدُورًا
takdir edilmiş
İsim
Kök: قدر
Dilbilgisi (i'rab)
مَّقْدُورًاİsimism-i mef'ûl (edilgen ortaç)، eril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)

Meal

TR

Allah'ın Peygamber'e farz kıldığı şeylerde ona bir güçlük yoktur. Bu, Allah'ın öteden beri, gelmiş geçmişlere uyguladığı yasasıdır. Allah'ın emri şüphesiz gereği gibi yerine gelecektir.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Peygambere Allah'ın takdir ettiği, mübah kıldığı şeyde bir darlık yoktur. Bundan önce geçen bütün peygamberler hakkında Allah'ın sünneti böyledir. Allah'ın emri ise biçilmiş bir kaderdir.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Allah’ın, kendisine farz kıldığı (bu) şeyde Peygamber’e herhangi bir vebal yoktur. Daha önce geçenler arasında da Allah’ın kanunu (buydu). Allah’ın emri belirlenmiş bir ölçüdür.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

There can be no difficulty to the Prophet in what Allah has indicated to him as a duty. It was the practice (approved) of Allah amongst those of old that have passed away. And the command of Allah is a decree determined.

A. Yusuf Alipublic-domain

the Prophet is not at fault for what God has ordained for him. This was God’s practice with those who went before- God’s command must be fulfilled-

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

There is no reproach for the Prophet in that which Allah maketh his due. That was Allah's way with those who passed away of old - and the commandment of Allah is certain destiny -

M. Pickthallpublic-domain

There is not to be upon the Prophet any discomfort concerning that which Allāh has imposed upon him. [This is] the established way of Allāh with those [prophets] who have passed on before. And ever is the command of Allāh a destiny decreed.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

ما كان على النبيِّ محمد صلى الله عليه وسلم من ذنب فيما أحلَّ الله له من زواج امرأة مَن تبنَّاه بعد طلاقها، كما أباحه للأنبياء قبله، سنة الله في الذين خَلَوا من قبل، وكان أمر الله قدرًا مقدورًا لا بد من وقوعه.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?