← Sure 33

33:4

مَّا جَعَلَ ٱللَّهُ لِرَجُلٍ مِّن قَلْبَيْنِ فِى جَوْفِهِۦ ۚ وَمَا جَعَلَ أَزْوَٰجَكُمُ ٱلَّـٰٓـِٔى تُظَـٰهِرُونَ مِنْهُنَّ أُمَّهَـٰتِكُمْ ۚ وَمَا جَعَلَ أَدْعِيَآءَكُمْ أَبْنَآءَكُمْ ۚ ذَٰلِكُمْ قَوْلُكُم بِأَفْوَٰهِكُمْ ۖ وَٱللَّهُ يَقُولُ ٱلْحَقَّ وَهُوَ يَهْدِى ٱلسَّبِيلَ

Kelime kelime

مَّا
yaratmadı
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مَّاEdatolumsuzluk
جَعَلَ
yaptı
Fiil
Kök: جعل
Dilbilgisi (i'rab)
جَعَلَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
ٱللَّهُ
Allah
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
لِرَجُلٍ
bir adama
İsim
Kök: رجل
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
رَجُلٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
مِّن
iki kalb
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنEdatharf-i cer (edat)
قَلْبَيْنِ
kalbleri
İsim
Kök: قلب
Dilbilgisi (i'rab)
قَلْبَيْنِİsimdişil ikil، mecrûr (genitif)
فِى
(göğüs) boşluğunda
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىEdatharf-i cer (edat)
جَوْفِهِۦ
içi
İsim
Kök: جوف
Dilbilgisi (i'rab)
جَوْفِİsimeril، mecrûr (genitif)
هِۦİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
وَمَا
ve
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
مَاEdatolumsuzluk
جَعَلَ
yapmadı
Fiil
Kök: جعل
Dilbilgisi (i'rab)
جَعَلَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
أَزْوَٰجَكُمُ
eşlerinizi
İsim
Kök: زوج
Dilbilgisi (i'rab)
أَزْوَٰجَİsimeril çoğul، mansûb (akuzatif)
كُمُİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
ٱلَّٰٓـِٔى
zıhar yaptığınız
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّٰٓـِٔىİsimism-i mevsûl، dişil çoğul
تُظَٰهِرُونَ
zıhar eden(ler)
Fiil
Kök: ظهر
Dilbilgisi (i'rab)
تُظَٰهِرُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
مِنْهُنَّ
onlarla
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنْEdatharf-i cer (edat)
هُنَّİsimzamir، son ek، 3. çoğul dişil
أُمَّهَٰتِكُمْ
sizin anneleriniz
İsim
Kök: أمم
Dilbilgisi (i'rab)
أُمَّهَٰتِİsimdişil çoğul، mecrûr (genitif)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
وَمَا
ve
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
مَاEdatolumsuzluk
جَعَلَ
kılmadı
Fiil
Kök: جعل
Dilbilgisi (i'rab)
جَعَلَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
أَدْعِيَآءَكُمْ
evlatlıklarınızı
İsim
Kök: دعو
Dilbilgisi (i'rab)
أَدْعِيَآءَİsimeril çoğul، mansûb (akuzatif)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
أَبْنَآءَكُمْ
sizin öz oğullarınız
İsim
Kök: بني
Dilbilgisi (i'rab)
أَبْنَآءَİsimeril çoğul، mansûb (akuzatif)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
ذَٰلِكُمْ
bunlar
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ذَٰİsimism-i işaret، eril tekil
لِEdatuzaklık، son ek
كُمْEdatmuhâtab، son ek، eril çoğul
قَوْلُكُم
sizin sözlerinizdir
İsim
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قَوْلُİsimmasdar (isim-fiil)، eril، merfû (nominatif)
كُمİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
بِأَفْوَٰهِكُمْ
ağızlarınıza gelen
İsim
Kök: فوه
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
أَفْوَٰهِİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
وَٱللَّهُ
Allah
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
يَقُولُ
söyler
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
يَقُولُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
ٱلْحَقَّ
gerçeği
İsim
Kök: حقق
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
حَقَّİsimeril، mansûb (akuzatif)
وَهُوَ
ve O
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
هُوَİsimzamir، 3. tekil eril
يَهْدِى
iletir
Fiil
Kök: هدي
Dilbilgisi (i'rab)
يَهْدِىFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
ٱلسَّبِيلَ
doğru yola
İsim
Kök: سبل
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
سَّبِيلَİsimeril، mansûb (akuzatif)

Meal

TR

Allah insanın içine iki kalp koymamıştır. Allah, zıhar yapmanız suretiyle eşlerinizi, anneleriniz gibi yaratmamıştır; evlatlıklarınızı da öz oğullarınız gibi saymanızı meşru kılmamıştır. Bunlar sizin dillerinize doladığınız boş sözlerdir. Allah gerçeği söylemektedir, doğru yola O eriştirir.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Allah bir adam için içinde iki kalb yapmamıştır. Kendilerinden zıhar yaptığınız eşlerinizi analarınız kılmamıştır. Evlatlıklarınızı da oğullarınız kılmamıştır. O sizin ağzınızdaki lafınızdır. Allah ise hakkı söylüyor ve doğru yolu gösteriyor.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Allah hiçbir erkeğin (insanın) göğsünde iki kalp yaratmamıştır. Zıharyaptığınız eşlerinizi anneleriniz kılmamış ve evlatlıklarınızı (bakımını üstlendiğiniz çocukları) da öz çocuklarınız yapmamıştır. Bunlar sizin ağızlarınızdaki (boş) sözlerden ibarettir. Allah ise gerçeği söyler ve (doğru) yola O ulaştırır.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Allah has not made for any man two hearts in his (one) body: nor has He made your wives whom ye divorce by Zihar your mothers: nor has He made your adopted sons your sons. Such is (only) your (manner of) speech by your mouths. But Allah tells (you) the Truth, and He shows the (right) Way.

A. Yusuf Alipublic-domain

God does not put two hearts within a man’s breast. He does not turn the wives you reject and liken to your mothers’ backs into your real mothers; nor does He make your adopted sons into real sons. These are only words from your mouths, while God speaks the truth and guides people to the right path.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Allah hath not assigned unto any man two hearts within his body, nor hath He made your wives whom ye declare (to be your mothers) your mothers, nor hath He made those whom ye claim (to be your sons) your sons. This is but a saying of your mouths. But Allah saith the truth and He showeth the way.

M. Pickthallpublic-domain

Allāh has not made for a man two hearts in his interior. And He has not made your wives whom you declare unlawful your mothers. And He has not made your claimed [i.e., adopted] sons your [true] sons. That is [merely] your saying by your mouths, but Allāh says the truth, and He guides to the [right] way.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

ما جعل الله لأحد من البشر من قلبين في صدره، وما جعل زوجاتكم اللاتي تظاهرون منهن (في الحرمة) كحرمة أمهاتكم (والظهار أن يقول الرجل لامرأته: أنت عليَّ كظهر أمي، وقد كان هذا طلاقًا في الجاهلية، فبيَّن الله أن الزوجة لا تصير أُمًّا بحال) وما جعل الله الأولاد المتَبَنَّيْنَ أبناء في الشرع، بل إن الظهار والتبني لا حقيقة لهما في التحريم الأبدي، فلا تكون الزوجة المظاهَر منها كالأم في الحرمة، ولا يثبت النسب بالتبني من قول الشخص للدَّعِيِّ: هذا ابني، فهو كلام بالفم لا حقيقة له، ولا يُعتَدُّ به، والله سبحانه يقول الحق ويبيِّن لعباده سبيله، ويرشدهم إلى طريق الرشاد.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?