← Sure 33

33:49

يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِذَا نَكَحْتُمُ ٱلْمُؤْمِنَـٰتِ ثُمَّ طَلَّقْتُمُوهُنَّ مِن قَبْلِ أَن تَمَسُّوهُنَّ فَمَا لَكُمْ عَلَيْهِنَّ مِنْ عِدَّةٍ تَعْتَدُّونَهَا ۖ فَمَتِّعُوهُنَّ وَسَرِّحُوهُنَّ سَرَاحًا جَمِيلًا

Kelime kelime

يَٰٓأَيُّهَا
ey
İsim
Kök: أيي
Dilbilgisi (i'rab)
يَٰٓEdatnidâ، ön ek
أَيُّİsimmansûb (akuzatif)
هَاEdatATT، son ek
ٱلَّذِينَ
kimseler
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
ءَامَنُوٓا۟
inanan(lar)
Fiil
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
ءَامَنُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وٓا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
إِذَا
zaman
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
إِذَاİsimzaman zarfı
نَكَحْتُمُ
nikahladığınız
Fiil
Kök: نكح
Dilbilgisi (i'rab)
نَكَحْFiilmâzî (geçmiş)، 2. çoğul eril
تُمُİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
ٱلْمُؤْمِنَٰتِ
inanan kadınları
İsim
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
مُؤْمِنَٰتِİsimism-i fâil (etken ortaç)، dişil çoğul، mecrûr (genitif)
ثُمَّ
sonra
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
ثُمَّEdatatıf bağlacı
طَلَّقْتُمُوهُنَّ
boşarsanız
Fiil
Kök: طلق
Dilbilgisi (i'rab)
طَلَّقْFiilmâzî (geçmiş)، 2. çoğul eril
تُمُوİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
هُنَّİsimzamir، son ek، 3. çoğul dişil
مِن
önce
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنEdatharf-i cer (edat)
قَبْلِ
daha önce
İsim
Kök: قبل
Dilbilgisi (i'rab)
قَبْلِİsimmecrûr (genitif)
أَن
onlara dokunmadan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنEdatmasdar bağlacı
تَمَسُّوهُنَّ
dokunduğu
Fiil
Kök: مسس
Dilbilgisi (i'rab)
تَمَسُّFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
وİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
هُنَّİsimzamir، son ek، 3. çoğul dişil
فَمَا
yoktur
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
مَاEdatolumsuzluk
لَكُمْ
size
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
كُمْİsimzamir، 2. çoğul eril
عَلَيْهِنَّ
onların üzerinde
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
هِنَّİsimzamir، son ek، 3. çoğul dişil
مِنْ
bir iddet (hakkınız)
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنْEdatharf-i cer (edat)
عِدَّةٍ
onların sayısını
İsim
Kök: عدد
Dilbilgisi (i'rab)
عِدَّةٍİsimdişil، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
تَعْتَدُّونَهَا
sayacağınız
Fiil
Kök: عدد
Dilbilgisi (i'rab)
تَعْتَدُّFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
فَمَتِّعُوهُنَّ
hemen geçimliklerini verin
Fiil
Kök: متع
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
مَتِّعُFiilemir، 2. çoğul eril
وİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
هُنَّİsimzamir، son ek، 3. çoğul dişil
وَسَرِّحُوهُنَّ
ve onları serbest bırakın
Fiil
Kök: سرح
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
سَرِّحُFiilemir، 2. çoğul eril
وİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
هُنَّİsimzamir، son ek، 3. çoğul dişil
سَرَاحًا
bir bırakışla
İsim
Kök: سرح
Dilbilgisi (i'rab)
سَرَاحًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
جَمِيلًا
güzel
İsim
Kök: جمل
Dilbilgisi (i'rab)
جَمِيلًاİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)، sıfat

Meal

TR

Ey inananlar! Mümin kadınlarla nikahlanıp, onları, temasta bulunmadan boşadığınızda, artık onlar için size iddet saymaya lüzum yoktur. Kendilerine bağışta bulunarak onları güzellikle serbest bırakın.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Ey iman edenler! Mümin kadınları nikâh edip de sonra onlara dokunmadan boşadığınız zaman, sizin için üzerlerinde sayacağınız bir iddet hakkınız yoktur. Derhal müt'alarını (mehirleri belirlenmediği takdirde yararlanacakları bir mal) verip onları güzel bir şekilde salıverin.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Ey iman edenler! Mümin kadınları nikâhlayıp da onlara (cinsel olarak) dokunmadan onları boşarsanız, onların aleyhine sizin lehinize sayacağınız hiçbir (bekleme) süresi yoktur. Onlara, geçimlik (mehrin yarısını) verin ve onları güzel bir şekilde bırakın (boşanın).

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

O ye who believe! When ye marry believing women, and then divorce them before ye have touched them, no period of 'Iddat have ye to count in respect of them: so give them a present. And set them free in a handsome manner.

A. Yusuf Alipublic-domain

Believers, you have no right to expect a waiting period when you marry believing women and then divorce them before you have touched them: make provision for them and release them in an honourable way.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

O ye who believe! If ye wed believing women and divorce them before ye have touched them, then there is no period that ye should reckon. But content them and release them handsomely.

M. Pickthallpublic-domain

O you who have believed, when you marry believing women and then divorce them before you have touched them [i.e., consummated the marriage], then there is not for you any waiting period to count concerning them. So provide for them and give them a gracious release.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

يا أيها الذين صدَّقوا الله ورسوله وعملوا بشرعه، إذا عقدتم على النساء ولم تدخلوا بهن ثم طلقتموهن مِن قبل أن تجامعوهن، فما لكم عليهن مِن عدَّة تحصونها عليهن، فأعطوهن من أموالكم متعة يتمتعن بها بحسب الوسع جبرًا لخواطرهن، وخلُّوا سبيلهن مع الستر الجميل، دون أذى أو ضرر.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

İlgili ayetler

Bu ayet nerede geçiyor?