← Sure 2

2:237

وَإِن طَلَّقْتُمُوهُنَّ مِن قَبْلِ أَن تَمَسُّوهُنَّ وَقَدْ فَرَضْتُمْ لَهُنَّ فَرِيضَةً فَنِصْفُ مَا فَرَضْتُمْ إِلَّآ أَن يَعْفُونَ أَوْ يَعْفُوَا۟ ٱلَّذِى بِيَدِهِۦ عُقْدَةُ ٱلنِّكَاحِ ۚ وَأَن تَعْفُوٓا۟ أَقْرَبُ لِلتَّقْوَىٰ ۚ وَلَا تَنسَوُا۟ ٱلْفَضْلَ بَيْنَكُمْ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ

Kelime kelime

وَإِن
ve eğer
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
إِنEdatşart
طَلَّقْتُمُوهُنَّ
onları boşarsanız
Fiil
Kök: طلق
Dilbilgisi (i'rab)
طَلَّقْFiilmâzî (geçmiş)، 2. çoğul eril
تُمُوİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
هُنَّİsimzamir، son ek، 3. çoğul dişil
مِن
önce
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنEdatharf-i cer (edat)
قَبْلِ
daha önce
İsim
Kök: قبل
Dilbilgisi (i'rab)
قَبْلِİsimmecrûr (genitif)
أَن
henüz dokunmadan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنEdatmasdar bağlacı
تَمَسُّوهُنَّ
dokunduğu
Fiil
Kök: مسس
Dilbilgisi (i'rab)
تَمَسُّFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
وİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
هُنَّİsimzamir، son ek، 3. çoğul dişil
وَقَدْ
takdirde
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdathâl (durum) vâvı، ön ek
قَدْEdattahkik (kad)
فَرَضْتُمْ
(bir mehir) tesbit ettiğiniz
Fiil
Kök: فرض
Dilbilgisi (i'rab)
فَرَضْFiilmâzî (geçmiş)، 2. çoğul eril
تُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
لَهُنَّ
onlar için
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هُنَّİsimzamir، 3. çoğul dişil
فَرِيضَةً
vermeniz gerekir
İsim
Kök: فرض
Dilbilgisi (i'rab)
فَرِيضَةًİsimdişil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
فَنِصْفُ
yarısını
İsim
Kök: نصف
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
نِصْفُİsimeril، merfû (nominatif)
مَا
şeyin (mehrin)
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَاİsimism-i mevsûl
فَرَضْتُمْ
tesbit ettiğiniz
Fiil
Kök: فرض
Dilbilgisi (i'rab)
فَرَضْFiilmâzî (geçmiş)، 2. çoğul eril
تُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
إِلَّآ
hariç
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَّآEdatistisnâ (illâ)
أَن
(kadının) vazgeçmesi
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنEdatmasdar bağlacı
يَعْفُونَ
affederseniz
Fiil
Kök: عفو
Dilbilgisi (i'rab)
يَعْفُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
أَوْ
veya
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَوْEdatatıf bağlacı
يَعْفُوَا۟
vazgeçmesi
Fiil
Kök: عفو
Dilbilgisi (i'rab)
يَعْفُوَا۟Fiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
ٱلَّذِى
kimsenin (erkeğin)
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِىİsimism-i mevsûl، eril tekil
بِيَدِهِۦ
elinde olan
İsim
Kök: يدي
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
يَدِİsimdişil tekil، mecrûr (genitif)
هِۦİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
عُقْدَةُ
akdi
İsim
Kök: عقد
Dilbilgisi (i'rab)
عُقْدَةُİsimdişil، merfû (nominatif)
ٱلنِّكَاحِ
nikah
İsim
Kök: نكح
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
نِّكَاحِİsimeril، mecrûr (genitif)
وَأَن
(erkekler) sizin affetmeniz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
أَنEdatmasdar bağlacı
تَعْفُوٓا۟
affederseniz
Fiil
Kök: عفو
Dilbilgisi (i'rab)
تَعْفُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
وٓا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
أَقْرَبُ
daha yakındır
İsim
Kök: قرب
Dilbilgisi (i'rab)
أَقْرَبُİsimeril tekil، merfû (nominatif)
لِلتَّقْوَىٰ
takvaya
İsim
Kök: وقي
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
لEdatmarife (belirli)، ön ek
تَّقْوَىٰİsimeril، mecrûr (genitif)
وَلَا
unutmayın
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لَاEdatnehiy (yasaklama)
تَنسَوُا۟
sizi unuttuk
Fiil
Kök: نسي
Dilbilgisi (i'rab)
تَنسَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
وُا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
ٱلْفَضْلَ
iyilik etmeyi
İsim
Kök: فضل
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
فَضْلَİsimeril، mansûb (akuzatif)
بَيْنَكُمْ
birbirinize
İsim
Kök: بين
Dilbilgisi (i'rab)
بَيْنَİsimmekân zarfı، mansûb (akuzatif)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
إِنَّ
şüphesiz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
ٱللَّهَ
Allah'a
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهَİsimözel isim، mansûb (akuzatif)
بِمَا
şeyleri
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
مَاİsimism-i mevsûl
تَعْمَلُونَ
yaptıklarınız
Fiil
Kök: عمل
Dilbilgisi (i'rab)
تَعْمَلُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
بَصِيرٌ
görür
İsim
Kök: بصر
Dilbilgisi (i'rab)
بَصِيرٌİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)

Meal

TR

Eğer onlara mehir biçer de el sürmeden onları boşarsanız, kendileri veya nikah akdi elinde olan erkeğin bağışlaması hali müstesna biçtiğinizin yarısını verin, bağışlamanız Allah'tan sakınmaya daha uygundur. Aranızdaki iyiliği unutmayın. Allah şüphesiz işlediklerinizi görür.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Eğer onları, kendilerine dokunmadan önce boşar ve mehri de kesmiş bulunursanız, o zaman borç, o kestiğiniz miktarın yarısıdır. Ancak kadınlar veya nikâh akdini elinde bulunduran kimse bağışlarsa başka. Ey erkekler! sizin bağışlamanız ise takvaya daha yakındır. Aranızdaki fazileti unutmayın şüphesiz ki Allah, her ne yaparsanız hakkiyle görür.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Kendilerine mehir belirleyerek evlendiğiniz kadınları, onlara dokunmadan (cinsel ilişkiye girmeden) boşarsanız, kadınların vazgeçmesi veya nikâh bağı elinde bulunanın (kocanın) vazgeçmesi durumu dışında, belirlediğiniz mehrin yarısı (onların hakkı)dır. Affetmeniz (mehirden vazgeçmeniz) takvâya (duyarlılığa) daha uygundur. Aranızda iyiliği unutmayın!

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

And if ye divorce them before consummation, but after the fixation of a dower for them, then the half of the dower (Is due to them), unless they remit it or (the man's half) is remitted by him in whose hands is the marriage tie; and the remission (of the man's half) is the nearest to righteousness. And do not forget Liberality between yourselves. For Allah sees well all that ye do.

A. Yusuf Alipublic-domain

If you divorce wives before consummating the marriage but after fixing a bride-gift for them, then give them half of what you had previously fixed, unless they waive [their right], or unless the one who holds the marriage tie waives [his right]. Waiving [your right] is nearer to godliness, so do not forget to be generous towards one another: God sees what you do.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

If ye divorce them before ye have touched them and ye have appointed unto them a portion, then (pay the) half of that which ye appointed, unless they (the women) agree to forgo it, or he agreeth to forgo it in whose hand is the marriage tie. To forgo is nearer to piety. And forget not kindness among yourselves. Allah is Seer of what ye do.

M. Pickthallpublic-domain

And if you divorce them before you have touched them and you have already specified for them an obligation, then [give] half of what you specified - unless they forego the right or the one in whose hand is the marriage contract foregoes it. And to forego it is nearer to righteousness. And do not forget graciousness between you. Indeed Allāh, of whatever you do, is Seeing.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

وإن طلَّقتم النساء بعد العقد عليهن، ولم تجامعوهن، ولكنكم ألزمتم أنفسكم بمهر محدد لهن، فيجب عليكم أن تعطوهن نصف المهر المتفق عليه، إلا أنْ تُسامِح المطلقات، فيتركن نصف المهر المستحق لهن، أو يسمح الزوج بأن يترك للمطلقة المهر كله، وتسامحكم أيها الرجال والنساء أقرب إلى خشية الله وطاعته، ولا تنسوا -أيها الناس- الفضل والإحسان بينكم، وهو إعطاء ما ليس بواجب عليكم، والتسامح في الحقوق. إن الله بما تعملون بصير، يُرغِّبكم في المعروف، ويحثُّكم على الفضل.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

İlgili ayetler

Bu ayet nerede geçiyor?