← Sure 2

2:232

وَإِذَا طَلَّقْتُمُ ٱلنِّسَآءَ فَبَلَغْنَ أَجَلَهُنَّ فَلَا تَعْضُلُوهُنَّ أَن يَنكِحْنَ أَزْوَٰجَهُنَّ إِذَا تَرَٰضَوْا۟ بَيْنَهُم بِٱلْمَعْرُوفِ ۗ ذَٰلِكَ يُوعَظُ بِهِۦ مَن كَانَ مِنكُمْ يُؤْمِنُ بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْـَٔاخِرِ ۗ ذَٰلِكُمْ أَزْكَىٰ لَكُمْ وَأَطْهَرُ ۗ وَٱللَّهُ يَعْلَمُ وَأَنتُمْ لَا تَعْلَمُونَ

Kelime kelime

وَإِذَا
ve zaman
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
إِذَاİsimzaman zarfı
طَلَّقْتُمُ
boşadığınız
Fiil
Kök: طلق
Dilbilgisi (i'rab)
طَلَّقْFiilmâzî (geçmiş)، 2. çoğul eril
تُمُİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
ٱلنِّسَآءَ
kadınları
İsim
Kök: نسو
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
نِّسَآءَİsimdişil çoğul، mansûb (akuzatif)
فَبَلَغْنَ
ulaştıklarında
Fiil
Kök: بلغ
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatatıf bağlacı، ön ek
بَلَغْFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul dişil
نَİsimzamir، son ek، 3. çoğul dişil
أَجَلَهُنَّ
(iddetlerinin) sonuna
İsim
Kök: أجل
Dilbilgisi (i'rab)
أَجَلَİsimeril، mansûb (akuzatif)
هُنَّİsimzamir، son ek، 3. çoğul dişil
فَلَا
engel olmayın
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatcevap (netice)، ön ek
لَاEdatnehiy (yasaklama)
تَعْضُلُوهُنَّ
onları engellemek
Fiil
Kök: عضل
Dilbilgisi (i'rab)
تَعْضُلُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
وİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
هُنَّİsimzamir، son ek، 3. çoğul dişil
أَن
evlenmelerine
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنEdatmasdar bağlacı
يَنكِحْنَ
alın
Fiil
Kök: نكح
Dilbilgisi (i'rab)
يَنكِحْFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul dişil
نَİsimzamir، son ek، 3. çoğul dişil
أَزْوَٰجَهُنَّ
(eski) kocalarıyla
İsim
Kök: زوج
Dilbilgisi (i'rab)
أَزْوَٰجَİsimeril çoğul، mansûb (akuzatif)
هُنَّİsimzamir، son ek، 3. çoğul dişil
إِذَا
takdirde
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
إِذَاİsimzaman zarfı
تَرَٰضَوْا۟
anlaştıkları
Fiil
Kök: رضو
Dilbilgisi (i'rab)
تَرَٰضَFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وْا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
بَيْنَهُم
kendi aralarında
İsim
Kök: بين
Dilbilgisi (i'rab)
بَيْنَİsimmekân zarfı، mansûb (akuzatif)
هُمİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
بِٱلْمَعْرُوفِ
güzelce
İsim
Kök: عرف
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
مَعْرُوفِİsimism-i mef'ûl (edilgen ortaç)، eril، mecrûr (genitif)
ذَٰلِكَ
bu
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ذَٰİsimism-i işaret، eril tekil
لِEdatuzaklık، son ek
كَEdatmuhâtab، son ek، eril
يُوعَظُ
verilen bir öğüttür
Fiil
Kök: وعظ
Dilbilgisi (i'rab)
يُوعَظُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، meçhul (edilgen)، 3. tekil eril
بِهِۦ
onunla
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هِۦİsimzamir، 3. tekil eril
مَن
kimseye
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَنİsimism-i mevsûl
كَانَ
olan
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كَانَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
مِنكُمْ
içinizden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنEdatharf-i cer (edat)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
يُؤْمِنُ
inanan
Fiil
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
يُؤْمِنُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
بِٱللَّهِ
Allah'a
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ٱللَّهِİsimözel isim، mecrûr (genitif)
وَٱلْيَوْمِ
ve gününe
İsim
Kök: يوم
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
يَوْمِİsimeril، mecrûr (genitif)
ٱلْءَاخِرِ
ahiret
İsim
Kök: أخر
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
ءَاخِرِİsimeril tekil، mecrûr (genitif)، sıfat
ذَٰلِكُمْ
bu
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ذَٰİsimism-i işaret، eril tekil
لِEdatuzaklık، son ek
كُمْEdatmuhâtab، son ek، eril çoğul
أَزْكَىٰ
daha iyi
İsim
Kök: زكو
Dilbilgisi (i'rab)
أَزْكَىٰİsimmerfû (nominatif)
لَكُمْ
sizin için
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
كُمْİsimzamir، 2. çoğul eril
وَأَطْهَرُ
ve daha temizdir
İsim
Kök: طهر
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
أَطْهَرُİsimeril tekil، merfû (nominatif)
وَٱللَّهُ
Allah
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
يَعْلَمُ
bilir
Fiil
Kök: علم
Dilbilgisi (i'rab)
يَعْلَمُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
وَأَنتُمْ
ve siz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
أَنتُمْİsimzamir، 2. çoğul eril
لَا
bilmezsiniz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَاEdatolumsuzluk
تَعْلَمُونَ
bileceksiniz
Fiil
Kök: علم
Dilbilgisi (i'rab)
تَعْلَمُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril

Meal

TR

Kadınları boşadığınızda, müddetleri sona ermişse, kocaları ile birbirleriyle güzellikle anlaşmışlarsa evlenmelerine engel olmayın. İçinizden Allah'a ve ahiret gününe inanan kimse bundan ibret alır. Bu sizin için daha nezih ve daha paktır. Allah bilir, siz bilmezsiniz.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Kadınları boşadığınız zaman iddetlerini bitirdiklerinde, aralarında meşru bir şekilde rızalaştıkları takdirde, kendilerini kocalarıyla nikâhlanacaklar diye sıkıştırıp, engellemeyin. İşte bu, içinizden Allah'a ve ahiret gününe iman edenlere verilen bir öğüttür. Bu, sizin hakkınızda daha hayırlı ve daha nezihtir. Allah bilir, siz bilemezsiniz.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Kadınları boşadığınız ve onlar da (üç aylık bekleme) süresinin sonuna geldiklerinde, aralarında iyilikle anlaştıkları takdirde, onların (eski veya aday) eşleriyle evlenmelerine engel olmayın! İşte bununla içinizden Allah’a ve ahiret gününe inananlara öğüt verilmektedir. Bu (öğüdü tutmanız), kendiniz için en iyi ve en temiz olandır. Allah bilir, siz bilmezsiniz.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

When ye divorce women, and they fulfil the term of their ('Iddat), do not prevent them from marrying their (former) husbands, if they mutually agree on equitable terms. This instruction is for all amongst you, who believe in Allah and the Last Day. That is (the course Making for) most virtue and purity amongst you and Allah knows, and ye know not.

A. Yusuf Alipublic-domain

When you divorce women and they have reached their set time, do not prevent them from remarrying their husbands if they both agree to do so in a fair manner. Let those of you who believe in God and the Last Day take this to heart: that is more wholesome and purer for you. God knows and you do not.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And when ye have divorced women and they reach their term, place not difficulties in the way of their marrying their husbands if it is agreed between them in kindness. This is an admonition for him among you who believeth in Allah and the Last Day. That is more virtuous for you, and cleaner. Allah knoweth; ye know not.

M. Pickthallpublic-domain

And when you divorce women and they have fulfilled their term, do not prevent them from remarrying their [former] husbands if they [i.e., all parties] agree among themselves on an acceptable basis. That is instructed to whoever of you believes in Allāh and the Last Day. That is better for you and purer, and Allāh knows and you know not.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

واذا طلَّقتم نساءكم دون الثلاث وانتهت عدتهن من غير مراجعة لهن، فلا تضيقوا -أيها الأولياء- على المطلقات بمنعهن من العودة إلى أزواجهن بعقد جديد إذا أردن ذلك، وحدث التراضي شرعًا وعرفًا. ذلك يوعظ به من كان منكم صادق الإيمان بالله واليوم الآخر. إن تَرْكَ العضل وتمكين الأزواج من نكاح زوجاتهم أكثر نماء وطهارة لأعراضكم، وأعظم منفعة وثوابًا لكم. والله يعلم ما فيه صلاحكم وأنتم لا تعلمون ذلك.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

İlgili ayetler

Bu ayet nerede geçiyor?