← Sure 2

2:236

لَّا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ إِن طَلَّقْتُمُ ٱلنِّسَآءَ مَا لَمْ تَمَسُّوهُنَّ أَوْ تَفْرِضُوا۟ لَهُنَّ فَرِيضَةً ۚ وَمَتِّعُوهُنَّ عَلَى ٱلْمُوسِعِ قَدَرُهُۥ وَعَلَى ٱلْمُقْتِرِ قَدَرُهُۥ مَتَـٰعًۢا بِٱلْمَعْرُوفِ ۖ حَقًّا عَلَى ٱلْمُحْسِنِينَ

Kelime kelime

لَّا
yoktur
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَّاEdatolumsuzluk
جُنَاحَ
bir günah
İsim
Kök: جنح
Dilbilgisi (i'rab)
جُنَاحَİsimeril، mansûb (akuzatif)
عَلَيْكُمْ
size
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
إِن
eğer
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنEdatşart
طَلَّقْتُمُ
boşarsınız
Fiil
Kök: طلق
Dilbilgisi (i'rab)
طَلَّقْFiilmâzî (geçmiş)، 2. çoğul eril
تُمُİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
ٱلنِّسَآءَ
kadınları
İsim
Kök: نسو
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
نِّسَآءَİsimdişil çoğul، mansûb (akuzatif)
مَا
henüz dokunmadan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مَاEdatmasdar bağlacı
لَمْ
indirmediği
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَمْEdatolumsuzluk
تَمَسُّوهُنَّ
dokunduğu
Fiil
Kök: مسس
Dilbilgisi (i'rab)
تَمَسُّFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
وİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
هُنَّİsimzamir، son ek، 3. çoğul dişil
أَوْ
ya da
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَوْEdatatıf bağlacı
تَفْرِضُوا۟
belirlemeden
Fiil
Kök: فرض
Dilbilgisi (i'rab)
تَفْرِضُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
لَهُنَّ
onlara
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هُنَّİsimzamir، 3. çoğul dişil
فَرِيضَةً
mehir(lerini)
İsim
Kök: فرض
Dilbilgisi (i'rab)
فَرِيضَةًİsimdişil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
وَمَتِّعُوهُنَّ
ve onları faydalandırsın
Fiil
Kök: متع
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
مَتِّعُFiilemir، 2. çoğul eril
وİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
هُنَّİsimzamir، son ek، 3. çoğul dişil
عَلَى
eli geniş olan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَىEdatharf-i cer (edat)
ٱلْمُوسِعِ
genişleticiyiz
İsim
Kök: وسع
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
مُوسِعِİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril، mecrûr (genitif)
قَدَرُهُۥ
kendi gücü nisbetinde
İsim
Kök: قدر
Dilbilgisi (i'rab)
قَدَرُİsimeril، merfû (nominatif)
هُۥİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
وَعَلَى
eli dar olan da
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
عَلَىEdatharf-i cer (edat)
ٱلْمُقْتِرِ
yoksullar
İsim
Kök: قتر
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
مُقْتِرِİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril، mecrûr (genitif)
قَدَرُهُۥ
kendi gücü nisbetinde
İsim
Kök: قدر
Dilbilgisi (i'rab)
قَدَرُİsimeril، merfû (nominatif)
هُۥİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
مَتَٰعًۢا
bir geçimlikle
İsim
Kök: متع
Dilbilgisi (i'rab)
مَتَٰعًۢاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
بِٱلْمَعْرُوفِ
güzel
İsim
Kök: عرف
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
مَعْرُوفِİsimism-i mef'ûl (edilgen ortaç)، eril، mecrûr (genitif)
حَقًّا
bu bir borçtur
İsim
Kök: حقق
Dilbilgisi (i'rab)
حَقًّاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
عَلَى
üzerine
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَىEdatharf-i cer (edat)
ٱلْمُحْسِنِينَ
iyilik edenlerin
İsim
Kök: حسن
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
مُحْسِنِينَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، mecrûr (genitif)

Meal

TR

Kadınlara el sürmeden ve mehirlerini biçmeden onları boşarsanız size sorumluluk yoktur. Onları zengin kendi çapına, fakir kendi çapına uygun bir şekilde faydalandırın. Bu iyi davrananların şanına yakışır bir borçtur.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Eğer kadınları, kendilerine dokunmadan veya onlara bir mehir takdir etmeden boşarsanız (bunda) size bir vebal yoktur. Şu kadar ki onlara (mal verip) faydalandırın. Eli geniş olan hâline göre, eli dar olan da haline göre ve güzellikle faydalandırmalıdır. Bu, iyilik yapanlar üzerine bir borçtur.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

(Nikâhtan sonra) henüz dokunmadan (cinsel ilişkiye girmeden) veya onlar için belirli bir mehir belirlemeden kadınları boşarsanız size herhangi bir vebal yoktur. (Bu durumda yine de) onlara ödemede bulunun: Güzel davrananlar üzerine bir borç olarak, zengin olan durumuna göre, fakir olan da durumuna göre uygun (bir ödemede bulunmalıdır).

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

There is no blame on you if ye divorce women before consummation or the fixation of their dower; but bestow on them (A suitable gift), the wealthy according to his means, and the poor according to his means;- A gift of a reasonable amount is due from those who wish to do the right thing.

A. Yusuf Alipublic-domain

You will not be blamed if you divorce women when you have not yet consummated the marriage or fixed a bride-gift for them, but make fair provision for them, the rich according to his means and the poor according to his- this is a duty for those who do good.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

It is no sin for you if ye divorce women while yet ye have not touched them, nor appointed unto them a portion. Provide for them, the rich according to his means, and the straitened according to his means, a fair provision. (This is) a bounden duty for those who do good.

M. Pickthallpublic-domain

There is no blame upon you if you divorce women you have not touched nor specified for them an obligation. But give them [a gift of] compensation - the wealthy according to his capability and the poor according to his capability - a provision according to what is acceptable, a duty upon the doers of good.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

لا إثم عليكم -أيها الأزواج- إن طلقتم النساء بعد العقد عليهن، وقبل أن تجامعوهن، أو تحددوا مهرًا لهن، ومتِّعوهن بشيء ينتفعن به جبرًا لهن، ودفعًا لوحشة الطلاق، وإزالة للأحقاد. وهذه المتعة تجب بحسب حال الرجل المطلِّق: على الغني قَدْر سَعَة رزقه، وعلى الفقير قَدْر ما يملكه، متاعًا على الوجه المعروف شرعًا، وهو حق ثابت على الذين يحسنون إلى المطلقات وإلى أنفسهم بطاعة الله.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

İlgili ayetler

Bu ayet nerede geçiyor?