← Sure 33

33:51

۞ تُرْجِى مَن تَشَآءُ مِنْهُنَّ وَتُـْٔوِىٓ إِلَيْكَ مَن تَشَآءُ ۖ وَمَنِ ٱبْتَغَيْتَ مِمَّنْ عَزَلْتَ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْكَ ۚ ذَٰلِكَ أَدْنَىٰٓ أَن تَقَرَّ أَعْيُنُهُنَّ وَلَا يَحْزَنَّ وَيَرْضَيْنَ بِمَآ ءَاتَيْتَهُنَّ كُلُّهُنَّ ۚ وَٱللَّهُ يَعْلَمُ مَا فِى قُلُوبِكُمْ ۚ وَكَانَ ٱللَّهُ عَلِيمًا حَلِيمًا

Kelime kelime

تُرْجِى
geri bırakır
Fiil
Kök: رجو
Dilbilgisi (i'rab)
تُرْجِىFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. tekil eril
مَن
kimseyi
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَنİsimism-i mevsûl
تَشَآءُ
dilediği
Fiil
Kök: شيأ
Dilbilgisi (i'rab)
تَشَآءُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. tekil eril
مِنْهُنَّ
onlardan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنْEdatharf-i cer (edat)
هُنَّİsimzamir، son ek، 3. çoğul dişil
وَتُـْٔوِىٓ
ve alırsın
Fiil
Kök: أوي
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
تُـْٔوِىٓFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. tekil eril
إِلَيْكَ
yanına
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَيْEdatharf-i cer (edat)
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
مَن
kimseyi
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَنİsimism-i mevsûl
تَشَآءُ
dilediğin
Fiil
Kök: شيأ
Dilbilgisi (i'rab)
تَشَآءُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. tekil eril
وَمَنِ
ve kimseye
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
مَنِİsimism-i mevsûl
ٱبْتَغَيْتَ
arzu ettiği(ne dönmekte)
Fiil
Kök: بغي
Dilbilgisi (i'rab)
ٱبْتَغَيْFiilmâzî (geçmiş)، 2. tekil eril
تَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
مِمَّنْ
ayrıldıklarından
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِEdatharf-i cer (edat)
مَّنْİsimism-i mevsûl
عَزَلْتَ
bir kenara ayırmıştın
Fiil
Kök: عزل
Dilbilgisi (i'rab)
عَزَلْFiilmâzî (geçmiş)، 2. tekil eril
تَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
فَلَا
yoktur
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لَاEdatolumsuzluk
جُنَاحَ
bir günah
İsim
Kök: جنح
Dilbilgisi (i'rab)
جُنَاحَİsimeril، mansûb (akuzatif)
عَلَيْكَ
senin üzerine
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
ذَٰلِكَ
budur
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ذَٰİsimism-i işaret، eril tekil
لِEdatuzaklık، son ek
كَEdatmuhâtab، son ek، eril
أَدْنَىٰٓ
en elverişli olan
İsim
Kök: دنو
Dilbilgisi (i'rab)
أَدْنَىٰٓİsimeril tekil، merfû (nominatif)
أَن
aydınlanmasına
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنEdatmasdar bağlacı
تَقَرَّ
aydın olması
Fiil
Kök: قرر
Dilbilgisi (i'rab)
تَقَرَّFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil dişil
أَعْيُنُهُنَّ
onların gözlerinin
İsim
Kök: عين
Dilbilgisi (i'rab)
أَعْيُنُİsimdişil çoğul، merfû (nominatif)
هُنَّİsimzamir، son ek، 3. çoğul dişil
وَلَا
ve
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَاEdatolumsuzluk
يَحْزَنَّ
tasalanmamalarına
Fiil
Kök: حزن
Dilbilgisi (i'rab)
يَحْزَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul dişil
نَّİsimzamir، son ek، 3. çoğul dişil
وَيَرْضَيْنَ
ve razı olmalarına
Fiil
Kök: رضو
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
يَرْضَيْFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul dişil
نَİsimzamir، son ek، 3. çoğul dişil
بِمَآ
senin verdiklerine
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
مَآİsimism-i mevsûl
ءَاتَيْتَهُنَّ
verilen
Fiil
Kök: أتي
Dilbilgisi (i'rab)
ءَاتَيْFiilmâzî (geçmiş)، 2. tekil eril
تَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
هُنَّİsimzamir، son ek، 3. çoğul dişil
كُلُّهُنَّ
hepsinin
İsim
Kök: كلل
Dilbilgisi (i'rab)
كُلُّİsimeril، merfû (nominatif)
هُنَّİsimzamir، son ek، 3. çoğul dişil
وَٱللَّهُ
Allah
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
يَعْلَمُ
bilir
Fiil
Kök: علم
Dilbilgisi (i'rab)
يَعْلَمُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
مَا
olanı
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَاİsimism-i mevsûl
فِى
sizin kalblerinizde
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىEdatharf-i cer (edat)
قُلُوبِكُمْ
kalblerinizin
İsim
Kök: قلب
Dilbilgisi (i'rab)
قُلُوبِİsimdişil çoğul، mecrûr (genitif)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
وَكَانَ
ve
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
كَانَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
ٱللَّهُ
Allah
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
عَلِيمًا
bilendir
İsim
Kök: علم
Dilbilgisi (i'rab)
عَلِيمًاİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)، sıfat
حَلِيمًا
halimdir
İsim
Kök: حلم
Dilbilgisi (i'rab)
حَلِيمًاİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)، sıfat

Meal

TR

Bunlardan istediğini bırakır, istediğini yanına alabilirsin. Sırasını geri bırakmış olduklarından da arzu ettiğini yanına almanda sana bir sorumluluk yoktur. Bu onların gözlerinin aydın olmasını, üzülmemelerini, hepsine verdiğin şeylere razı olmalarını daha iyi sağlar. Allah kalblerinizde olanı bilir; Allah bilendir, Halim olandır.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Onlardan dilediğini geri bırakır, dilediğini yanına alırsın. Sırasını geri bıraktığın kadınlardan dilediğini yanına almanda da sana bir günah yoktur. Onların gözleri aydın olup üzülmemelerine ve kendilerine verdiğin ile hepsinin hoşnut olmalarına en elverişli olan budur. Allah kalblerinizdekini bilir. Allah her şeyi bilir ve yumuşak davranır.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Onlardan dilediğini geriye bırakır, dilediğini de yanına alırsın. (Bir süre) ayrı kaldığın (hanımlar)ından (yolculuğa çıkarken gelmelerini) istemende sana herhangi bir vebal yoktur. Böyle (yapman), onların mutlu olmalarına, üzülmemelerine ve hepsinin senin verdiklerine razı olmalarına daha uygundur. Allah kalplerinizde olanı bilmektedir. Allah bilendir, hoşgörülüdür.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Thou mayest defer (the turn of) any of them that thou pleasest, and thou mayest receive any thou pleasest: and there is no blame on thee if thou invite one whose (turn) thou hadst set aside. This were nigher to the cooling of their eyes, the prevention of their grief, and their satisfaction - that of all of them - with that which thou hast to give them: and Allah knows (all) that is in your hearts: and Allah is All-Knowing, Most Forbearing.

A. Yusuf Alipublic-domain

You may make any of [your women] wait and receive any of them as you wish, but you will not be at fault if you invite one whose turn you have previously set aside: this way it is more likely that they will be satisfied and will not be distressed and will all be content with what you have given them. God knows what is in your hearts: God is all knowing, forbearing.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Thou canst defer whom thou wilt of them and receive unto thee whom thou wilt, and whomsoever thou desirest of those whom thou hast set aside (temporarily), it is no sin for thee (to receive her again); that is better; that they may be comforted and not grieve, and may all be pleased with what thou givest them. Allah knoweth what is in your hearts (O men), and Allah is ever Forgiving, Clement.

M. Pickthallpublic-domain

You, [O Muḥammad], may put aside whom you will of them or take to yourself whom you will. And any that you desire of those [wives] from whom you had [temporarily] separated - there is no blame upon you [in returning her]. That is more suitable that they should be content and not grieve and that they should be satisfied with what you have given them - all of them. And Allāh knows what is in your hearts. And ever is Allāh Knowing and Forbearing.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

تؤخر مَن تشاء مِن نسائك في القَسْم في المبيت، وتضم إليك مَن تشاء منهن، ومَن طَلَبْتَ ممن أخَّرت قَسْمها، فلا إثم عليك في هذا، ذلك التخيير أقرب إلى أن يفرحن ولا يحزنَّ، ويرضين كلهن بما قسمت لهنَّ، والله يعلم ما في قلوب الرجال مِن مَيْلها إلى بعض النساء دون بعض. وكان الله عليمًا بما في القلوب، حليمًا لا يعجل بالعقوبة على من عصاه.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?