← Sure 4

4:77

أَلَمْ تَرَ إِلَى ٱلَّذِينَ قِيلَ لَهُمْ كُفُّوٓا۟ أَيْدِيَكُمْ وَأَقِيمُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتُوا۟ ٱلزَّكَوٰةَ فَلَمَّا كُتِبَ عَلَيْهِمُ ٱلْقِتَالُ إِذَا فَرِيقٌ مِّنْهُمْ يَخْشَوْنَ ٱلنَّاسَ كَخَشْيَةِ ٱللَّهِ أَوْ أَشَدَّ خَشْيَةً ۚ وَقَالُوا۟ رَبَّنَا لِمَ كَتَبْتَ عَلَيْنَا ٱلْقِتَالَ لَوْلَآ أَخَّرْتَنَآ إِلَىٰٓ أَجَلٍ قَرِيبٍ ۗ قُلْ مَتَـٰعُ ٱلدُّنْيَا قَلِيلٌ وَٱلْـَٔاخِرَةُ خَيْرٌ لِّمَنِ ٱتَّقَىٰ وَلَا تُظْلَمُونَ فَتِيلًا

Kelime kelime

أَلَمْ
görmedin mi
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
أَİsimsoru، ön ek
لَمْEdatolumsuzluk
تَرَ
görseler
Fiil
Kök: رأي
Dilbilgisi (i'rab)
تَرَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. tekil eril
إِلَى
kimseleri
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَىEdatharf-i cer (edat)
ٱلَّذِينَ
kimseler
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
قِيلَ
denilen(leri)
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قِيلَFiilmâzî (geçmiş)، meçhul (edilgen)، 3. tekil eril
لَهُمْ
kendilerine
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هُمْİsimzamir، 3. çoğul eril
كُفُّوٓا۟
(savaştan) çekin
Fiil
Kök: كفف
Dilbilgisi (i'rab)
كُفُّFiilemir، 2. çoğul eril
وٓا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
أَيْدِيَكُمْ
ellerinizi
İsim
Kök: يدي
Dilbilgisi (i'rab)
أَيْدِيَİsimdişil çoğul، mansûb (akuzatif)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
وَأَقِيمُوا۟
ve kılın
Fiil
Kök: قوم
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
أَقِيمُFiilemir، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
ٱلصَّلَوٰةَ
namazı
İsim
Kök: صلو
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
صَّلَوٰةَİsimdişil، mansûb (akuzatif)
وَءَاتُوا۟
ve verin
Fiil
Kök: أتي
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ءَاتُFiilemir، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
ٱلزَّكَوٰةَ
zekatı
İsim
Kök: زكو
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
زَّكَوٰةَİsimdişil، mansûb (akuzatif)
فَلَمَّا
zaman
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لَمَّاİsimzaman zarfı
كُتِبَ
yazılıdığı
Fiil
Kök: كتب
Dilbilgisi (i'rab)
كُتِبَFiilmâzî (geçmiş)، meçhul (edilgen)، 3. tekil eril
عَلَيْهِمُ
kendilerine
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
هِمُİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
ٱلْقِتَالُ
savaş
İsim
Kök: قتل
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
قِتَالُİsimeril، merfû (nominatif)
إِذَا
hemen
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِذَاEdatmüfâcee (sürpriz)
فَرِيقٌ
bir grup
İsim
Kök: فرق
Dilbilgisi (i'rab)
فَرِيقٌİsimeril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
مِّنْهُمْ
içlerinden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنْEdatharf-i cer (edat)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
يَخْشَوْنَ
korkmaya başladılar
Fiil
Kök: خشي
Dilbilgisi (i'rab)
يَخْشَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
وْنَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
ٱلنَّاسَ
insanlardan
İsim
Kök: أنس
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
نَّاسَİsimeril çoğul، mansûb (akuzatif)
كَخَشْيَةِ
korkar gibi
İsim
Kök: خشي
Dilbilgisi (i'rab)
كَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
خَشْيَةِİsimdişil، mecrûr (genitif)
ٱللَّهِ
Allah'tan
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهِİsimözel isim، mecrûr (genitif)
أَوْ
hatta
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَوْEdatatıf bağlacı
أَشَدَّ
daha fazla
İsim
Kök: شدد
Dilbilgisi (i'rab)
أَشَدَّİsimeril tekil، mansûb (akuzatif)
خَشْيَةً
korkuyla
İsim
Kök: خشي
Dilbilgisi (i'rab)
خَشْيَةًİsimdişil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
وَقَالُوا۟
ve dediler ki
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
قَالُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
رَبَّنَا
Rabbimiz
İsim
Kök: ربب
Dilbilgisi (i'rab)
رَبَّİsimeril، mansûb (akuzatif)
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
لِمَ
niçin
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
مَİsimsoru
كَتَبْتَ
yazdın
Fiil
Kök: كتب
Dilbilgisi (i'rab)
كَتَبْFiilmâzî (geçmiş)، 2. tekil eril
تَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
عَلَيْنَا
bize
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
ٱلْقِتَالَ
savaş
İsim
Kök: قتل
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
قِتَالَİsimeril، mansûb (akuzatif)
لَوْلَآ
keşke
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَوْلَآEdattahdîd (teşvik)
أَخَّرْتَنَآ
bizi erteleseydin
Fiil
Kök: أخر
Dilbilgisi (i'rab)
أَخَّرْFiilmâzî (geçmiş)، 2. tekil eril
تَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
نَآİsimzamir، son ek، 1. çoğul
إِلَىٰٓ
kadar
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَىٰٓEdatharf-i cer (edat)
أَجَلٍ
bir süreye
İsim
Kök: أجل
Dilbilgisi (i'rab)
أَجَلٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
قَرِيبٍ
yakın
İsim
Kök: قرب
Dilbilgisi (i'rab)
قَرِيبٍİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)، sıfat
قُلْ
de ki
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قُلْFiilemir، 2. tekil eril
مَتَٰعُ
geçimi
İsim
Kök: متع
Dilbilgisi (i'rab)
مَتَٰعُİsimeril، merfû (nominatif)
ٱلدُّنْيَا
dünya
İsim
Kök: دنو
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
دُّنْيَاİsimdişil tekil، mecrûr (genitif)
قَلِيلٌ
azdır
İsim
Kök: قلل
Dilbilgisi (i'rab)
قَلِيلٌİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
وَٱلْءَاخِرَةُ
ve ahiret
İsim
Kök: أخر
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
ءَاخِرَةُİsimdişil tekil، merfû (nominatif)
خَيْرٌ
daha iyidir
İsim
Kök: خير
Dilbilgisi (i'rab)
خَيْرٌİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
لِّمَنِ
kimse için
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لِّEdatharf-i cer (edat)، ön ek
مَنِİsimism-i mevsûl
ٱتَّقَىٰ
korunan
Fiil
Kök: وقي
Dilbilgisi (i'rab)
ٱتَّقَىٰFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
وَلَا
size haksızlık edilmez
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لَاEdatnehiy (yasaklama)
تُظْلَمُونَ
zulmedilmezsiniz
Fiil
Kök: ظلم
Dilbilgisi (i'rab)
تُظْلَمُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، meçhul (edilgen)، 2. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
فَتِيلًا
kıl kadar
İsim
Kök: فتل
Dilbilgisi (i'rab)
فَتِيلًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)

Meal

TR

Kendilerine: "Elinizi savaştan çekin, namaz kılın, zekat verin" denenleri görmedin mi? Onlara savaş farz kılındığında, içlerinden bir takımı hemen, insanlardan, Allah'tan korkar gibi, hatta daha çok korkarlar ve "Rabbimiz! Bize savaşı niçin farz kıldın, bizi yakın bir zamana kadar tehir edemez miydin?" derler. De ki: "Dünya geçimliği azdır, ahiret, Allah'a karşı gelmekten sakınan için hayırlıdır, size zerre kadar zulmedilmez".

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Kendilerine, "Ellerinizi savaştan çekin, namazı kılın, zekatı verin" denilenleri görmedin mi? Üzerlerine savaş yazılınca hemen içlerinden bir kısmı insanlardan, Allah'tan korkar gibi, hatta daha çok korkarlar ve "Rabbimiz! Niçin bize savaş yazdın? Ne olurdu bize azıcık bir müddet daha tanımış olsaydın da biraz daha yaşasaydık?" derler. Onlara de ki: "Dünya zevki ne de olsa azdır, ahiret, Allah'a karşı gelmekten sakınan için daha hayırlıdır ve size kıl kadar haksızlık edilmez."

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Kendilerine “Ellerinizi (savaştan) çekin; namazı kılın ve zekâtı verin!” denen kişileri görmedin mi? Onlara savaş farz kılınınca, içlerinden bir grup hemen Allah’tan korkar gibi, hatta daha fazla bir korku ile insanlardan korkmaya başladılar da “Rabbimiz! Savaşı bize niçin yazdın! Bizi yakın bir süreye kadar ertelesen olmaz mıydı?” dediler. (Onlara) de ki: “Dünyanın geçimliği (hayatı) azdır; takvâlı (duyarlı) olanlar için ahiret hayırlı olandır. En küçük bir haksızlığa da uğratılmayacaksınız.”

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Hast thou not turned Thy vision to those who were told to hold back their hands (from fight) but establish regular prayers and spend in regular charity? When (at length) the order for fighting was issued to them, behold! a section of them feared men as - or even more than - they should have feared Allah: They said: "Our Lord! Why hast Thou ordered us to fight? Wouldst Thou not Grant us respite to our (natural) term, near (enough)?" Say: "Short is the enjoyment of this world: the Hereafter is the best for those who do right: Never will ye be dealt with unjustly in the very least!

A. Yusuf Alipublic-domain

[Prophet], do you not see those who were told, ‘Restrain yourselves from fighting, perform the prayer, and pay the prescribed alms’? When fighting was ordained for them, some of them feared men as much as, or even more than, they feared God, saying, ‘Lord, why have You ordained fighting for us? If only You would give us just a little more time.’ Say to them, ‘Little is the enjoyment in this world, the Hereafter is far better for those who are mindful of God: you will not be wronged by as much as the fibre in a date stone.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Hast thou not seen those unto whom it was said: Withhold your hands, establish worship and pay the poordue, but when fighting was prescribed for them behold! a party of them fear mankind even as their fear of Allah or with greater fear, and say: Our Lord! Why hast Thou ordained fighting for us? If only Thou wouldst give us respite yet a while! Say (unto them, O Muhammad): The comfort of this world is scant; the Hereafter will be better for him who wardeth off (evil); and ye will not be wronged the down upon a date-stone.

M. Pickthallpublic-domain

Have you not seen those who were told, "Restrain your hands [from fighting] and establish prayer and give zakāh"? But then when battle was ordained for them, at once a party of them feared men as they fear Allāh or with [even] greater fear. They said, "Our Lord, why have You decreed upon us fighting? If only You had postponed [it for] us for a short time." Say, "The enjoyment of this world is little, and the Hereafter is better for he who fears Allāh. And injustice will not be done to you, [even] as much as a thread [inside a date seed]."

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

ألم تعلم -أيها الرسول- أمر أولئك الذين قيل لهم قبل الإذن بالجهاد: امنعوا أيديكم عن قتال أعدائكم من المشركين، وعليكم أداء ما فرضه الله عليكم من الصلاة، والزكاة، فلما فرض عليهم القتال إذا جماعة منهم قد تغير حالهم، فأصبحوا يخافون الناس ويرهبونهم، كخوفهم من الله أو أشد، ويعلنون عما اعتراهم من شدة الخوف، فيقولون: ربنا لِمَ أَوْجَبْتَ علينا القتال؟ هلا أمهلتنا إلى وقت قريب، رغبة منهم في متاع الحياة الدنيا، قل لهم -أيها الرسول-: متاع الدنيا قليل، والآخرة وما فيها أعظم وأبقى لمن اتقى، فعمل بما أُمر به، واجتنب ما نُهي عنه.، لا يظلم ربك أحدًا شيئًا، ولو كان مقدار الخيط الذي يكون في شق نَواة التمرة.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?