← Sure 4

4:91

سَتَجِدُونَ ءَاخَرِينَ يُرِيدُونَ أَن يَأْمَنُوكُمْ وَيَأْمَنُوا۟ قَوْمَهُمْ كُلَّ مَا رُدُّوٓا۟ إِلَى ٱلْفِتْنَةِ أُرْكِسُوا۟ فِيهَا ۚ فَإِن لَّمْ يَعْتَزِلُوكُمْ وَيُلْقُوٓا۟ إِلَيْكُمُ ٱلسَّلَمَ وَيَكُفُّوٓا۟ أَيْدِيَهُمْ فَخُذُوهُمْ وَٱقْتُلُوهُمْ حَيْثُ ثَقِفْتُمُوهُمْ ۚ وَأُو۟لَـٰٓئِكُمْ جَعَلْنَا لَكُمْ عَلَيْهِمْ سُلْطَـٰنًا مُّبِينًا

Kelime kelime

سَتَجِدُونَ
bulacaksınız
Fiil
Kök: وجد
Dilbilgisi (i'rab)
سَEdatgelecek (se/sevfe)، ön ek
تَجِدُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
ءَاخَرِينَ
başkalarını
İsim
Kök: أخر
Dilbilgisi (i'rab)
ءَاخَرِينَİsimeril çoğul، mansûb (akuzatif)
يُرِيدُونَ
ister
Fiil
Kök: رود
Dilbilgisi (i'rab)
يُرِيدُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
أَن
sizden emin olmak
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنEdatmasdar bağlacı
يَأْمَنُوكُمْ
emin misiniz?
Fiil
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
يَأْمَنُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
وİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
وَيَأْمَنُوا۟
ve emin olmak
Fiil
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
يَأْمَنُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
قَوْمَهُمْ
kendi toplumlarından
İsim
Kök: قوم
Dilbilgisi (i'rab)
قَوْمَİsimeril، mansûb (akuzatif)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
كُلَّ
her ne zaman
İsim
Kök: كلل
Dilbilgisi (i'rab)
كُلَّİsimzaman zarfı، eril، mansûb (akuzatif)
مَا
götürülseler
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مَاEdatmasdar bağlacı
رُدُّوٓا۟
döndürülürler
Fiil
Kök: ردد
Dilbilgisi (i'rab)
رُدُّFiilmâzî (geçmiş)، meçhul (edilgen)، 3. çoğul eril
وٓا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
إِلَى
fitneye
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَىEdatharf-i cer (edat)
ٱلْفِتْنَةِ
fitne
İsim
Kök: فتن
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
فِتْنَةِİsimdişil، mecrûr (genitif)
أُرْكِسُوا۟
başaşağı atılırlar
Fiil
Kök: ركس
Dilbilgisi (i'rab)
أُرْكِسُFiilmâzî (geçmiş)، meçhul (edilgen)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
فِيهَا
(fitnenin) içine
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِيEdatharf-i cer (edat)
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
فَإِن
eğer
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
إِنEdatşart
لَّمْ
sizden uzak durmazlarsa
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَّمْEdatolumsuzluk
يَعْتَزِلُوكُمْ
benden uzaklaşın
Fiil
Kök: عزل
Dilbilgisi (i'rab)
يَعْتَزِلُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
وİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
وَيُلْقُوٓا۟
ve istemezlerse
Fiil
Kök: لقي
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
يُلْقُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
وٓا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
إِلَيْكُمُ
sizinle
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَيْEdatharf-i cer (edat)
كُمُİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
ٱلسَّلَمَ
barış içinde yaşamak
İsim
Kök: سلم
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
سَّلَمَİsimeril، mansûb (akuzatif)
وَيَكُفُّوٓا۟
(saldırıdan) çekmezlerse
Fiil
Kök: كفف
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
يَكُفُّFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
وٓا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
أَيْدِيَهُمْ
ellerini
İsim
Kök: يدي
Dilbilgisi (i'rab)
أَيْدِيَİsimdişil çoğul، mansûb (akuzatif)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
فَخُذُوهُمْ
onları yakalayın
Fiil
Kök: أخذ
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatcevap (netice)، ön ek
خُذُFiilemir، 2. çoğul eril
وİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
وَٱقْتُلُوهُمْ
ve öldürün
Fiil
Kök: قتل
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱقْتُلُFiilemir، 2. çoğul eril
وİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
حَيْثُ
nerede
İsim
Kök: حيث
Dilbilgisi (i'rab)
حَيْثُİsimmekân zarfı
ثَقِفْتُمُوهُمْ
bulursanız
Fiil
Kök: ثقف
Dilbilgisi (i'rab)
ثَقِفْFiilmâzî (geçmiş)، 2. çoğul eril
تُمُوİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
وَأُو۟لَٰٓئِكُمْ
işte öylelerine
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
أُو۟لَٰٓئِİsimism-i işaret، harf-i cer (edat)
كُمْEdatmuhâtab، son ek، eril çoğul
جَعَلْنَا
verdik
Fiil
Kök: جعل
Dilbilgisi (i'rab)
جَعَلْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
لَكُمْ
size
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
كُمْİsimzamir، 2. çoğul eril
عَلَيْهِمْ
karşı
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
سُلْطَٰنًا
bir yetki
İsim
Kök: سلط
Dilbilgisi (i'rab)
سُلْطَٰنًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
مُّبِينًا
açık
İsim
Kök: بين
Dilbilgisi (i'rab)
مُّبِينًاİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)، sıfat

Meal

TR

Diğerlerinin de sizden ve kendi milletlerinden güvende olmayı istediklerini göreceksiniz. Ne var ki fitneciliğe her çağırıldıklarında ona can atarlar; eğer sizden uzak durmazlar, barış teklif etmezler ve sizden el çekmezlerse onları yakalayın, bulduğunuz yerde öldürün. İşte onların aleyhlerine size apaçık ferman verdik.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Diğer birtakım kimseleri de bulacaksınız ki; hem sizden emin olmak, hem de kavimlerinden emin olmak isterler. Fitne için her davet olunuşlarında onun içine başaşağı dalarlar. Eğer bunlar sizden çekinmezlerse, kendilerini bulduğunuz yerde yakalayın ve öldürün. İşte bunlar aleyhinde size açık bir ferman verdik.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Hem sizden hem de kendi toplumlarından emin olmak isteyen başkalarını da bulacaksınız. Bunlar (münafıklar), her ne zaman Fitneye (Müslümanlara karşı savaşa) götürülseler ona hemen dalarlardı. Sizden uzak durmaz, size barış teklif etmez ve ellerini (sizden) çekmezlerse, bulduğunuz yerde onları yakalayın ve öldürün! İşte onlar aleyhinde (onlarla savaşmak için) size apaçık yetki verdik.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Others you will find that wish to gain your confidence as well as that of their people: Every time they are sent back to temptation, they succumb thereto: if they withdraw not from you nor give you (guarantees) of peace besides restraining their hands, seize them and slay them wherever ye get them: In their case We have provided you with a clear argument against them.

A. Yusuf Alipublic-domain

You will find others who wish to be safe from you, and from their own people, but whenever they are back in a situation where they are tempted [to fight you], they succumb to it. So if they neither withdraw, nor offer you peace, nor restrain themselves from fighting you, seize and kill them wherever you encounter them: We give you clear authority against such people.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Ye will find others who desire that they should have security from you, and security from their own folk. So often as they are returned to hostility they are plunged therein. If they keep not aloof from you nor offer you peace nor hold their hands, then take them and kill them wherever ye find them. Against such We have given you clear warrant.

M. Pickthallpublic-domain

You will find others who wish to obtain security from you and [to] obtain security from their people. Every time they are returned to [the influence of] disbelief, they fall back into it. So if they do not withdraw from you or offer you peace or restrain their hands, then seize them and kill them wherever you overtake them. And those - We have made for you against them a clear authorization.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

ستجدون قومًا آخرين من المنافقين يودون الاطمئنان على أنفسهم من جانبكم، فيظهرون لكم الإيمان، ويودون الاطمئنان على أنفسهم من جانب قومهم الكافرين، فيظهرون لهم الكفر، كلما أعيدوا إلى موطن الكفر والكافرين، وقعوا في أسوأ حال. فهؤلاء إن لم ينصرفوا عنكم، ويقدموا إليكم الاستسلام التام، ويمنعوا أنفسهم عن قتالكم فخذوهم بقوة واقتلوهم أينما كانوا، وأولئك الذين بلغوا في هذا المسلك السيِّئ حدّاً يميزهم عمَّن عداهم، فهم الذين جعلنا لكم الحجة البينة على قتلهم وأسرهم.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?