← Sure 4

4:92

وَمَا كَانَ لِمُؤْمِنٍ أَن يَقْتُلَ مُؤْمِنًا إِلَّا خَطَـًٔا ۚ وَمَن قَتَلَ مُؤْمِنًا خَطَـًٔا فَتَحْرِيرُ رَقَبَةٍ مُّؤْمِنَةٍ وَدِيَةٌ مُّسَلَّمَةٌ إِلَىٰٓ أَهْلِهِۦٓ إِلَّآ أَن يَصَّدَّقُوا۟ ۚ فَإِن كَانَ مِن قَوْمٍ عَدُوٍّ لَّكُمْ وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَتَحْرِيرُ رَقَبَةٍ مُّؤْمِنَةٍ ۖ وَإِن كَانَ مِن قَوْمٍۭ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَهُم مِّيثَـٰقٌ فَدِيَةٌ مُّسَلَّمَةٌ إِلَىٰٓ أَهْلِهِۦ وَتَحْرِيرُ رَقَبَةٍ مُّؤْمِنَةٍ ۖ فَمَن لَّمْ يَجِدْ فَصِيَامُ شَهْرَيْنِ مُتَتَابِعَيْنِ تَوْبَةً مِّنَ ٱللَّهِ ۗ وَكَانَ ٱللَّهُ عَلِيمًا حَكِيمًا

Kelime kelime

وَمَا
yoktur
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
مَاEdatolumsuzluk
كَانَ
bir mü'minin
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كَانَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
لِمُؤْمِنٍ
mü'minlere
İsim
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
مُؤْمِنٍİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
أَن
öldürmesi
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنEdatmasdar bağlacı
يَقْتُلَ
öldürmeyin
Fiil
Kök: قتل
Dilbilgisi (i'rab)
يَقْتُلَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
مُؤْمِنًا
bir mü'mini
İsim
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
مُؤْمِنًاİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
إِلَّا
dışında
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَّاEdatistisnâ (illâ)
خَطَـًٔا
yanlışlık
İsim
Kök: خطأ
Dilbilgisi (i'rab)
خَطَـًٔاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
وَمَن
ve kim ki
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
مَنİsimşart
قَتَلَ
öldürdü
Fiil
Kök: قتل
Dilbilgisi (i'rab)
قَتَلَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
مُؤْمِنًا
bir mü'mini
İsim
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
مُؤْمِنًاİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
خَطَـًٔا
yanlışlıkla
İsim
Kök: خطأ
Dilbilgisi (i'rab)
خَطَـًٔاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
فَتَحْرِيرُ
azadetmelidir
İsim
Kök: حرر
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
تَحْرِيرُİsimmasdar (isim-fiil)، eril، merfû (nominatif)
رَقَبَةٍ
bir köle
İsim
Kök: رقب
Dilbilgisi (i'rab)
رَقَبَةٍİsimdişil، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
مُّؤْمِنَةٍ
mü'min
İsim
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
مُّؤْمِنَةٍİsimism-i fâil (etken ortaç)، dişil، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)، sıfat
وَدِيَةٌ
ve bir diyet
İsim
Kök: ودي
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
دِيَةٌİsimdişil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
مُّسَلَّمَةٌ
vermelidir
İsim
Kök: سلم
Dilbilgisi (i'rab)
مُّسَلَّمَةٌİsimism-i mef'ûl (edilgen ortaç)، dişil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)، sıfat
إِلَىٰٓ
ölenin ailesine
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَىٰٓEdatharf-i cer (edat)
أَهْلِهِۦٓ
ehlinin
İsim
Kök: أهل
Dilbilgisi (i'rab)
أَهْلِİsimeril، mecrûr (genitif)
هِۦٓİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
إِلَّآ
başka
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَّآEdatistisnâ (illâ)
أَن
bağışlamaları
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنEdatmasdar bağlacı
يَصَّدَّقُوا۟
bağışlarsa
Fiil
Kök: صدق
Dilbilgisi (i'rab)
يَصَّدَّقُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
فَإِن
eğer
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
إِنEdatşart
كَانَ
ise
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كَانَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
مِن
bir topluluktan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنEdatharf-i cer (edat)
قَوْمٍ
bir kavmin
İsim
Kök: قوم
Dilbilgisi (i'rab)
قَوْمٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
عَدُوٍّ
düşmanınız olan
İsim
Kök: عدو
Dilbilgisi (i'rab)
عَدُوٍّİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)، sıfat
لَّكُمْ
sizin
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَّEdatharf-i cer (edat)، ön ek
كُمْİsimzamir، 2. çoğul eril
وَهُوَ
o (öldürülen)
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
هُوَİsimzamir، 3. tekil eril
مُؤْمِنٌ
mü'min
İsim
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
مُؤْمِنٌİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
فَتَحْرِيرُ
azadetmelidir
İsim
Kök: حرر
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatcevap (netice)، ön ek
تَحْرِيرُİsimmasdar (isim-fiil)، eril، merfû (nominatif)
رَقَبَةٍ
bir köle
İsim
Kök: رقب
Dilbilgisi (i'rab)
رَقَبَةٍİsimdişil، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
مُّؤْمِنَةٍ
mü'min
İsim
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
مُّؤْمِنَةٍİsimism-i fâil (etken ortaç)، dişil، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)، sıfat
وَإِن
ve eğer
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
إِنEdatşart
كَانَ
ise
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كَانَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
مِن
bir topluluktan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنEdatharf-i cer (edat)
قَوْمٍۭ
bir topluma
İsim
Kök: قوم
Dilbilgisi (i'rab)
قَوْمٍۭİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
بَيْنَكُمْ
sizinle
İsim
Kök: بين
Dilbilgisi (i'rab)
بَيْنَİsimmekân zarfı، mansûb (akuzatif)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
وَبَيْنَهُم
kendileri arasında
İsim
Kök: بين
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
بَيْنَİsimmekân zarfı، mansûb (akuzatif)
هُمİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
مِّيثَٰقٌ
andlaşma bulunan
İsim
Kök: وثق
Dilbilgisi (i'rab)
مِّيثَٰقٌİsimeril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
فَدِيَةٌ
bir diyet
İsim
Kök: ودي
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatcevap (netice)، ön ek
دِيَةٌİsimdişil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
مُّسَلَّمَةٌ
verilecektir
İsim
Kök: سلم
Dilbilgisi (i'rab)
مُّسَلَّمَةٌİsimism-i mef'ûl (edilgen ortaç)، dişil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)، sıfat
إِلَىٰٓ
ailesine
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَىٰٓEdatharf-i cer (edat)
أَهْلِهِۦ
ailesinin
İsim
Kök: أهل
Dilbilgisi (i'rab)
أَهْلِİsimeril، mecrûr (genitif)
هِۦİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
وَتَحْرِيرُ
ve azadetmek lazımdır
İsim
Kök: حرر
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
تَحْرِيرُİsimmasdar (isim-fiil)، eril، merfû (nominatif)
رَقَبَةٍ
bir köle
İsim
Kök: رقب
Dilbilgisi (i'rab)
رَقَبَةٍİsimdişil، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
مُّؤْمِنَةٍ
mü'min
İsim
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
مُّؤْمِنَةٍİsimism-i fâil (etken ortaç)، dişil، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)، sıfat
فَمَن
kimse
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
مَنİsimşart
لَّمْ
bunları bulamayan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَّمْEdatolumsuzluk
يَجِدْ
bulur
Fiil
Kök: وجد
Dilbilgisi (i'rab)
يَجِدْFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
فَصِيَامُ
oruç tutmalıdır
İsim
Kök: صوم
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatcevap (netice)، ön ek
صِيَامُİsimeril، merfû (nominatif)
شَهْرَيْنِ
iki ay
İsim
Kök: شهر
Dilbilgisi (i'rab)
شَهْرَيْنِİsimeril ikil، mecrûr (genitif)
مُتَتَابِعَيْنِ
ardı ardına
İsim
Kök: تبع
Dilbilgisi (i'rab)
مُتَتَابِعَيْنِİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril ikil، mecrûr (genitif)، sıfat
تَوْبَةً
tevbesinin kabulü için
İsim
Kök: توب
Dilbilgisi (i'rab)
تَوْبَةًİsimdişil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
مِّنَ
tarafından
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنَEdatharf-i cer (edat)
ٱللَّهِ
Allah'ın
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهِİsimözel isim، mecrûr (genitif)
وَكَانَ
Allah
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
كَانَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
ٱللَّهُ
Allah
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
عَلِيمًا
bilendir
İsim
Kök: علم
Dilbilgisi (i'rab)
عَلِيمًاİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
حَكِيمًا
hüküm ve hikmet sahibidir
İsim
Kök: حكم
Dilbilgisi (i'rab)
حَكِيمًاİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)، sıfat

Meal

TR

Bir müminin diğer mümini yanlışlık dışında öldürmesi asla caiz değildir. Bir mümini yanlışlıkla öldürenin, bir mümin köleyi azad etmesi ve öldürülenin ailesi bağışlamadıkça, ona diyet ödemesi gerekir. Eğer o mümin, size düşman bir topluluktan ise mümin bir köleyi azad etmek gerekir. Şayet aranızda anlaşma olan bir millettense, ailesine diyet ödemek ve mümin bir köleyi azat etmek gerekir. Bulamayana, Allah tarafından tevbesinin kabulü için, ard arda iki ay oruç tutmak gerekir. Allah bilendir. Hakim'dir.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Hata dışında bir mümin, diğer bir mümini öldüremez. Ve kim bir mümini yanlışlıkla öldürürse, mümin bir köle azad etmesi ve ölenin ailesine (varislerine) teslim edilecek bir diyet vermesi gerekir. Ancak ölünün ailesinin bağışlaması müstesnadır. Eğer öldürülen, mümin olmakla beraber size düşman bir kavimden ise, o zaman, öldürenin bir köle azad etmesi gerekir. Eğer öldürülen sizinle aralarında antlaşma olan bir kavimden ise, öldürenin, ölenin ailesine diyet vermesi ve mümin bir köle azad etmesi gerekir. Bunlara gücü yetmeyenin de Allah tarafından tevbesinin kabulü için arka arkaya iki ay oruç tutması gerekir. Allah, Alimdir (her şeyi bilendir), Hakimdir (hüküm ve hikmet sahibidir).

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Hata (kaza) ile olması dışında, bir müminin bir mümini öldürmeye hakkı olamaz. Hata ile bir mümini öldüren kimsenin, mümin bir köleyi özgürlüğüne kavuşturması ve (ölenin) ailesine teslim edilecek bir diyet vermesi gereklidir. Ancak (ölünün ailesinin o diyeti) bağışlaması başka. (Hata ile öldürülen kişi) mümin olduğu hâlde, düşmanınız olan bir toplumdan ise mümin bir köleyi özgürlüğüne kavuşturması gerekir. (Hata ile öldürülen kişi) kendileriyle aranızda antlaşma bulunan bir toplumdan ise ailesine teslim edilecek bir diyet ve bir mümin köleyi özgürlüğüne kavuşturması gerekir. (Bunları) bulamayan kimsenin, Allah tarafından tevbesi(nin kabulü) olarak iki ay peş peşe oruç tutması (gerekli)dir. Allah bilendir, doğru hüküm verendir.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Never should a believer kill a believer; but (If it so happens) by mistake, (Compensation is due): If one (so) kills a believer, it is ordained that he should free a believing slave, and pay compensation to the deceased's family, unless they remit it freely. If the deceased belonged to a people at war with you, and he was a believer, the freeing of a believing slave (Is enough). If he belonged to a people with whom ye have treaty of Mutual alliance, compensation should be paid to his family, and a believing slave be freed. For those who find this beyond their means, (is prescribed) a fast for two months running: by way of repentance to Allah: for Allah hath all knowledge and all wisdom.

A. Yusuf Alipublic-domain

Never should a believer kill another believer, except by mistake. If anyone kills a believer by mistake he must free one Muslim slave and pay compensation to the victim’s relatives, unless they charitably forgo it; if the victim belonged to a people at war with you but is a believer, then the compensation is only to free a believing slave; if he belonged to a people with whom you have a treaty, then compensation should be handed over to his relatives, and a believing slave set free. Anyone who lacks the means to do this must fast for two consecutive months by way of repentance to God: God is all knowing, all wise.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

It is not for a believer to kill a believer unless (it be) by mistake. He who hath killed a believer by mistake must set free a believing slave, and pay the blood-money to the family of the slain, unless they remit it as a charity. If he (the victim) be of a people hostile unto you, and he is a believer, then (the penance is) to set free a believing slave. And if he cometh of a folk between whom and you there is a covenant, then the blood-money must be paid unto his folk and (also) a believing slave must be set free. And whoso hath not the wherewithal must fast two consecutive months. A penance from Allah. Allah is Knower, Wise.

M. Pickthallpublic-domain

And never is it for a believer to kill a believer except by mistake. And whoever kills a believer by mistake - then the freeing of a believing slave and a compensation payment [diyah] presented to his [i.e., the deceased's] family [is required], unless they give [up their right as] charity. But if he [i.e., the deceased] was from a people at war with you and he was a believer - then [only] the freeing of a believing slave; and if he was from a people with whom you have a treaty - then a compensation payment presented to his family and the freeing of a believing slave. And whoever does not find [one or cannot afford to buy one] - then [instead], a fast for two months consecutively, [seeking] acceptance of repentance from Allāh. And Allāh is ever Knowing and Wise.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

ولا يحق لمؤمن الاعتداء على أخيه المؤمن وقتله بغير حق، إلا أن يقع منه ذلك على وجه الخطأ الذي لا عمد فيه، ومن وقع منه ذلك الخطأ فعليه عتق رقبة مؤمنة، وتسليم دية مقدرة إلى أوليائه، إلا أن يتصدقوا بها عليه ويعفوا عنه. فإن كان المقتول من قوم كفار أعداء للمؤمنين، وهو مؤمن بالله تعالى، وبما أنزل من الحق على رسوله محمد صلى الله عليه وسلم، فعلى قاتله عتق رقبة مؤمنة، وإن كان من قوم بينكم وبينهم عهد وميثاق، فعلى قاتله دية تسلم إلى أوليائه وعتق رقبة مؤمنة، فمن لم يجد القدرة على عتق رقبة مؤمنة، فعليه صيام شهرين متتابعين؛ ليتوب الله تعالى عليه. وكان الله تعالى عليما بحقيقة شأن عباده، حكيمًا فيما شرعه لهم.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

İlgili ayetler

Bu ayet nerede geçiyor?