← Sure 48

48:16

قُل لِّلْمُخَلَّفِينَ مِنَ ٱلْأَعْرَابِ سَتُدْعَوْنَ إِلَىٰ قَوْمٍ أُو۟لِى بَأْسٍ شَدِيدٍ تُقَـٰتِلُونَهُمْ أَوْ يُسْلِمُونَ ۖ فَإِن تُطِيعُوا۟ يُؤْتِكُمُ ٱللَّهُ أَجْرًا حَسَنًا ۖ وَإِن تَتَوَلَّوْا۟ كَمَا تَوَلَّيْتُم مِّن قَبْلُ يُعَذِّبْكُمْ عَذَابًا أَلِيمًا

Kelime kelime

قُل
de ki
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قُلFiilemir، 2. tekil eril
لِّلْمُخَلَّفِينَ
geride kalanlara
İsim
Kök: خلف
Dilbilgisi (i'rab)
لِّEdatharf-i cer (edat)، ön ek
لْEdatmarife (belirli)، ön ek
مُخَلَّفِينَİsimism-i mef'ûl (edilgen ortaç)، eril çoğul، mecrûr (genitif)
مِنَ
dan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنَEdatharf-i cer (edat)
ٱلْأَعْرَابِ
Araplar
İsim
Kök: عرب
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
أَعْرَابِİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
سَتُدْعَوْنَ
siz yakında da'vet edileceksiniz
Fiil
Kök: دعو
Dilbilgisi (i'rab)
سَEdatgelecek (se/sevfe)، ön ek
تُدْعَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، meçhul (edilgen)، 2. çoğul eril
وْنَİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
إِلَىٰ
karşı
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَىٰEdatharf-i cer (edat)
قَوْمٍ
bir kavme
İsim
Kök: قوم
Dilbilgisi (i'rab)
قَوْمٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
أُو۟لِى
sahibi
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
أُو۟لِىİsimeril çoğul، merfû (nominatif)
بَأْسٍ
güç
İsim
Kök: بأس
Dilbilgisi (i'rab)
بَأْسٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
شَدِيدٍ
çok kuvvetli
İsim
Kök: شدد
Dilbilgisi (i'rab)
شَدِيدٍİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)، sıfat
تُقَٰتِلُونَهُمْ
onlarla savaşırsınız
Fiil
Kök: قتل
Dilbilgisi (i'rab)
تُقَٰتِلُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
أَوْ
yahut
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَوْEdatatıf bağlacı
يُسْلِمُونَ
(onlar) müslüman olurlar
Fiil
Kök: سلم
Dilbilgisi (i'rab)
يُسْلِمُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
فَإِن
eğer
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
إِنEdatşart
تُطِيعُوا۟
ita'at ederseniz
Fiil
Kök: طوع
Dilbilgisi (i'rab)
تُطِيعُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
يُؤْتِكُمُ
size verir
Fiil
Kök: أتي
Dilbilgisi (i'rab)
يُؤْتِFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
كُمُİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
ٱللَّهُ
Allah
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
أَجْرًا
bir mükafat
İsim
Kök: أجر
Dilbilgisi (i'rab)
أَجْرًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
حَسَنًا
güzel
İsim
Kök: حسن
Dilbilgisi (i'rab)
حَسَنًاİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)، sıfat
وَإِن
ve eğer
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
إِنEdatşart
تَتَوَلَّوْا۟
dönerseniz
Fiil
Kök: ولي
Dilbilgisi (i'rab)
تَتَوَلَّFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
وْا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
كَمَا
gibi
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
كَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
مَاEdatmasdar bağlacı
تَوَلَّيْتُم
döndüğünüz
Fiil
Kök: ولي
Dilbilgisi (i'rab)
تَوَلَّيْFiilmâzî (geçmiş)، 2. çoğul eril
تُمİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
مِّن
önceden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنEdatharf-i cer (edat)
قَبْلُ
daha önce
İsim
Kök: قبل
Dilbilgisi (i'rab)
قَبْلُİsimmecrûr (genitif)
يُعَذِّبْكُمْ
size azabeder
Fiil
Kök: عذب
Dilbilgisi (i'rab)
يُعَذِّبْFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
عَذَابًا
bir azapla
İsim
Kök: عذب
Dilbilgisi (i'rab)
عَذَابًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
أَلِيمًا
acıklı
İsim
Kök: ألم
Dilbilgisi (i'rab)
أَلِيمًاİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)، sıfat

Meal

TR

Bedevilerden geri kalmış olanlara de ki: "güçlü kuvvetli bir millete karşı, onlar müslüman olana kadar savaşmaya çağrılacaksanız; eğer itaat ederseniz Allah size güzel ecir verir, ama daha önce döndüğünüz gibi yine dönecek olursanız sizi can yakan bir azaba uğratır."

Diyanet İşleriall-rights-reserved

A'rabilerin geri bırakılmış olanlarına de ki: Siz yakında çok kuvvetli bir kavme karşı savaşmaya çağırılacaksınız. Onlarla savaşırsınız veya müslüman olurlar. Eğer itaat ederseniz, Allah size güzel bir mükâfat verir. Ama önceden döndüğünüz gibi yine dönecek olursanız sizi acıklı bir azaba uğratır.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Göçebelerden (Hudeybiye’den) geride kalmış olanlara de ki: “Siz ileride çok güçlü bir kavme karşı (savaşmaya) çağrılacaksınız. Onlarla ya savaşacaksınız ya da teslim olacaklar. İtaat ederseniz, Allah size güzel bir ödül verecektir. Önceden döndüğünüz gibi yine dönecek olursanız size elem verici bir şekilde azap eder."

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Say to the desert Arabs who lagged behind: "Ye shall be summoned (to fight) against a people given to vehement war: then shall ye fight, or they shall submit. Then if ye show obedience, Allah will grant you a goodly reward, but if ye turn back as ye did before, He will punish you with a grievous Penalty."

A. Yusuf Alipublic-domain

Tell the desert Arabs who stayed behind, ‘You will be called to face a people of great might in war and to fight them, unless they surrender: if you obey, God will reward you well, but if you turn away, as you have done before, He will punish you heavily-

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Say unto those of the wandering Arabs who were left behind: Ye will be called against a folk of mighty prowess, to fight them until they surrender; and if ye obey, Allah will give you a fair reward; but if ye turn away as ye did turn away before, He will punish you with a painful doom.

M. Pickthallpublic-domain

Say to those who remained behind of the bedouins, "You will be called to [face] a people of great military might; you may fight them, or they will submit. So if you obey, Allāh will give you a good reward; but if you turn away as you turned away before, He will punish you with a painful punishment."

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

قل للذين تخلَّفوا من الأعراب (وهم البدو) عن القتال: ستُدْعون إلى قتال قوم أصحاب بأس شديد في القتال، تقاتلونهم أو يسلمون من غير قتال، فإن تطيعوا الله فيما دعاكم إليه مِن قتال هؤلاء القوم يؤتكم الجنة، وإن تعصوه كما فعلتم حين تخلفتم عن السير مع رسول الله صلى الله عليه وسلم إلى "مكة"، يعذبكم عذابًا موجعًا.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?