← Sure 48

48:15

سَيَقُولُ ٱلْمُخَلَّفُونَ إِذَا ٱنطَلَقْتُمْ إِلَىٰ مَغَانِمَ لِتَأْخُذُوهَا ذَرُونَا نَتَّبِعْكُمْ ۖ يُرِيدُونَ أَن يُبَدِّلُوا۟ كَلَـٰمَ ٱللَّهِ ۚ قُل لَّن تَتَّبِعُونَا كَذَٰلِكُمْ قَالَ ٱللَّهُ مِن قَبْلُ ۖ فَسَيَقُولُونَ بَلْ تَحْسُدُونَنَا ۚ بَلْ كَانُوا۟ لَا يَفْقَهُونَ إِلَّا قَلِيلًا

Kelime kelime

سَيَقُولُ
diyecekler
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
سَEdatgelecek (se/sevfe)، ön ek
يَقُولُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
ٱلْمُخَلَّفُونَ
geri bırakılanlar
İsim
Kök: خلف
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
مُخَلَّفُونَİsimism-i mef'ûl (edilgen ortaç)، eril çoğul، merfû (nominatif)
إِذَا
zaman
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
إِذَاİsimzaman zarfı
ٱنطَلَقْتُمْ
gittiğiniz
Fiil
Kök: طلق
Dilbilgisi (i'rab)
ٱنطَلَقْFiilmâzî (geçmiş)، 2. çoğul eril
تُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
إِلَىٰ
ganimetlere
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَىٰEdatharf-i cer (edat)
مَغَانِمَ
ganimetler
İsim
Kök: غنم
Dilbilgisi (i'rab)
مَغَانِمَİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
لِتَأْخُذُوهَا
onları almak için
Fiil
Kök: أخذ
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatta'lil lâmı (amaç)، ön ek
تَأْخُذُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
وİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
ذَرُونَا
bizi bırakın
Fiil
Kök: وذر
Dilbilgisi (i'rab)
ذَرُFiilemir، 2. çoğul eril
وİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
نَتَّبِعْكُمْ
sizinle beraber gelelim
Fiil
Kök: تبع
Dilbilgisi (i'rab)
نَتَّبِعْFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
يُرِيدُونَ
onlar istiyorlar
Fiil
Kök: رود
Dilbilgisi (i'rab)
يُرِيدُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
أَن
değiştirmek
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنEdatmasdar bağlacı
يُبَدِّلُوا۟
değiştirirse
Fiil
Kök: بدل
Dilbilgisi (i'rab)
يُبَدِّلُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
كَلَٰمَ
sözünü
İsim
Kök: كلم
Dilbilgisi (i'rab)
كَلَٰمَİsimeril، mansûb (akuzatif)
ٱللَّهِ
Allah'ın
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهِİsimözel isim، mecrûr (genitif)
قُل
de ki
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قُلFiilemir، 2. tekil eril
لَّن
asla
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَّنEdatolumsuzluk
تَتَّبِعُونَا
siz bizimle gelemezsiniz
Fiil
Kök: تبع
Dilbilgisi (i'rab)
تَتَّبِعُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
وİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
كَذَٰلِكُمْ
böyle
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
كَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ذَٰİsimism-i işaret، eril tekil
لِEdatuzaklık، son ek
كُمْEdatmuhâtab، son ek، eril çoğul
قَالَ
buyurdu
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قَالَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
ٱللَّهُ
Allah
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
مِن
önceden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنEdatharf-i cer (edat)
قَبْلُ
daha önce
İsim
Kök: قبل
Dilbilgisi (i'rab)
قَبْلُİsimmecrûr (genitif)
فَسَيَقُولُونَ
onlar diyecekler
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
سَEdatgelecek (se/sevfe)، ön ek
يَقُولُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
بَلْ
hayır
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بَلْEdatidrâb (bel)
تَحْسُدُونَنَا
bizi çekemiyorsunuz
Fiil
Kök: حسد
Dilbilgisi (i'rab)
تَحْسُدُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
بَلْ
hayır
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بَلْEdatidrâb (bel)
كَانُوا۟
onlar
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كَانُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
لَا
anlamazlar
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَاEdatolumsuzluk
يَفْقَهُونَ
anlamaya
Fiil
Kök: فقه
Dilbilgisi (i'rab)
يَفْقَهُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
إِلَّا
dışında
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَّاEdathasr (sınırlama)
قَلِيلًا
pek azı
İsim
Kök: قلل
Dilbilgisi (i'rab)
قَلِيلًاİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)

Meal

TR

Savaştan geri kalmış olanlar, siz ganimetleri almaya giderken: "Bırakın, biz de sizinle gelelim" diyeceklerdir. Onlar Allah'ın sözünü değiştirmek isterler. De ki: "Bize uymayacaksınız; Allah sizin için önceden böyle buyurmuştur." Size: "Hayır, bizi çekemiyorsunuz" diyecekler. Aksine, kendileri ancak pek az söz anlayan kimselerdir.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Siz ganimetleri almak için gittiğinizde geri kalanlar: "Bırakın biz de arkanıza düşelim." diyeceklerdir. Onlar, Allah'ın sözünü değiştirmek isterler. De ki: Siz bizimle gelemeyeceksiniz. Allah daha önce böyle buyurmuştur. Onlar size: "Bizi kıskanıyorsunuz." diyeceklerdir. Bilakis onlar, pek az anlayan kimselerdir.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Ganimetleri almak için gittiğinizde (Hudeybiye’den) geride kalanlar, Allah’ın sözünü değiştirmek isteyerek “Bırakın, biz de sizi takip edelim!” diyeceklerdir. De ki: “Siz asla bizi takip etmeyeceksiniz! Allah işte sizin için daha önce böyle buyurmuştur.” Onlar size “Hayır, bizi kıskanıyorsunuz!” diyeceklerdir. Aksine onlar az anlayanlardır.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Those who lagged behind (will say), when ye (are free to) march and take booty (in war): "Permit us to follow you." They wish to change Allah's decree: Say: "Not thus will ye follow us: Allah has already declared (this) beforehand": then they will say, "But ye are jealous of us." Nay, but little do they understand (such things).

A. Yusuf Alipublic-domain

When you [believers] set off for somewhere that promises war gains, those who [previously] stayed behind will say, ‘Let us come with you.’ They want to change God’s words, but tell them [Prophet], ‘You may not come with us: God has said this before.’ They will reply, ‘You begrudge us out of jealousy.’ How little they understand!

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Those who were left behind will say, when ye set forth to capture booty: Let us go with you. They fain would change the verdict of Allah. Say (unto them, O Muhammad): Ye shall not go with us. Thus hath Allah said beforehand. Then they will say: Ye are envious of us. Nay, but they understand not, save a little.

M. Pickthallpublic-domain

Those who remained behind will say when you set out toward the war booty to take it, "Let us follow you." They wish to change the words of Allāh. Say, "Never will you follow us. Thus did Allāh say before." So they will say, "Rather, you envy us." But [in fact] they were not understanding except a little.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

سيقول المخلَّفون، إذا انطلقت -أيها النبي- أنت وأصحابك إلى غنائم "خيبر" التي وعدكم الله بها، اتركونا نذهب معكم إلى "خيبر"، يريدون أن يغيِّروا بذلك وعد الله لكم. قل لهم: لن تخرجوا معنا إلى "خيبر"؛ لأن الله تعالى قال لنا من قبل رجوعنا إلى "المدينة": إن غنائم "خيبر" هي لمن شهد "الحديبية" معنا، فسيقولون: ليس الأمر كما تقولون، إن الله لم يأمركم بهذا، إنكم تمنعوننا من الخروج معكم حسدًا منكم؛ لئلا نصيب معكم الغنيمة، وليس الأمر كما زعموا، بل كانوا لا يفقهون عن الله ما لهم وما عليهم من أمر الدين إلا يسيرًا.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

İlgili ayetler

Bu ayet nerede geçiyor?