← Sure 65

65:6

أَسْكِنُوهُنَّ مِنْ حَيْثُ سَكَنتُم مِّن وُجْدِكُمْ وَلَا تُضَآرُّوهُنَّ لِتُضَيِّقُوا۟ عَلَيْهِنَّ ۚ وَإِن كُنَّ أُو۟لَـٰتِ حَمْلٍ فَأَنفِقُوا۟ عَلَيْهِنَّ حَتَّىٰ يَضَعْنَ حَمْلَهُنَّ ۚ فَإِنْ أَرْضَعْنَ لَكُمْ فَـَٔاتُوهُنَّ أُجُورَهُنَّ ۖ وَأْتَمِرُوا۟ بَيْنَكُم بِمَعْرُوفٍ ۖ وَإِن تَعَاسَرْتُمْ فَسَتُرْضِعُ لَهُۥٓ أُخْرَىٰ

Kelime kelime

أَسْكِنُوهُنَّ
onları oturtun
Fiil
Kök: سكن
Dilbilgisi (i'rab)
أَسْكِنُFiilemir، 2. çoğul eril
وİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
هُنَّİsimzamir، son ek، 3. çoğul dişil
مِنْ
yerde
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنْEdatharf-i cer (edat)
حَيْثُ
nerede
İsim
Kök: حيث
Dilbilgisi (i'rab)
حَيْثُİsimmekân zarfı، mecrûr (genitif)
سَكَنتُم
oturduğunuz
Fiil
Kök: سكن
Dilbilgisi (i'rab)
سَكَنFiilmâzî (geçmiş)، 2. çoğul eril
تُمİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
مِّن
gücünüz ölçüsünde
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنEdatharf-i cer (edat)
وُجْدِكُمْ
imkânlarınız
İsim
Kök: وجد
Dilbilgisi (i'rab)
وُجْدِİsimeril، mecrûr (genitif)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
وَلَا
ve
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَاEdatnehiy (yasaklama)
تُضَآرُّوهُنَّ
onlara zarar vermeyin
Fiil
Kök: ضرر
Dilbilgisi (i'rab)
تُضَآرُّFiilmuzâri (şimdi/geniş)، meçhul (edilgen)، 2. çoğul eril
وİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
هُنَّİsimzamir، son ek، 3. çoğul dişil
لِتُضَيِّقُوا۟
sıkıntıya sokmak için
Fiil
Kök: ضيق
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatta'lil lâmı (amaç)، ön ek
تُضَيِّقُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
عَلَيْهِنَّ
onları
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
هِنَّİsimzamir، son ek، 3. çoğul dişil
وَإِن
ve şayet
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
إِنEdatşart
كُنَّ
iseler
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul dişil
نَّİsimzamir، son ek، 3. çoğul dişil
أُو۟لَٰتِ
onlar
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
أُو۟لَٰتِİsimdişil çoğul، mansûb (akuzatif)
حَمْلٍ
gebe
İsim
Kök: حمل
Dilbilgisi (i'rab)
حَمْلٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
فَأَنفِقُوا۟
geçimini sağlayın
Fiil
Kök: نفق
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatcevap (netice)، ön ek
أَنفِقُFiilemir، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
عَلَيْهِنَّ
onların
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
هِنَّİsimzamir، son ek، 3. çoğul dişil
حَتَّىٰ
kadar
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
حَتَّىٰEdatharf-i cer (edat)
يَضَعْنَ
bırakıncaya
Fiil
Kök: وضع
Dilbilgisi (i'rab)
يَضَعْFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul dişil
نَİsimzamir، son ek، 3. çoğul dişil
حَمْلَهُنَّ
yüklerini
İsim
Kök: حمل
Dilbilgisi (i'rab)
حَمْلَİsimeril، mansûb (akuzatif)
هُنَّİsimzamir، son ek، 3. çoğul dişil
فَإِنْ
eğer
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatatıf bağlacı، ön ek
إِنْEdatşart
أَرْضَعْنَ
(çocuğunuzu) emzirirlerse
Fiil
Kök: رضع
Dilbilgisi (i'rab)
أَرْضَعْFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul dişil
نَİsimzamir، son ek، 3. çoğul dişil
لَكُمْ
sizin için
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
كُمْİsimzamir، 2. çoğul eril
فَـَٔاتُوهُنَّ
onlara verin
Fiil
Kök: أتي
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatcevap (netice)، ön ek
ـَٔاتُFiilemir، 2. çoğul eril
وİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
هُنَّİsimzamir، son ek، 3. çoğul dişil
أُجُورَهُنَّ
ücretlerini
İsim
Kök: أجر
Dilbilgisi (i'rab)
أُجُورَİsimeril çoğul، mansûb (akuzatif)
هُنَّİsimzamir، son ek، 3. çoğul dişil
وَأْتَمِرُوا۟
ve konuşup anlaşın
Fiil
Kök: أمر
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
أْتَمِرُFiilemir، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
بَيْنَكُم
aranızda
İsim
Kök: بين
Dilbilgisi (i'rab)
بَيْنَİsimmekân zarfı، mansûb (akuzatif)
كُمİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
بِمَعْرُوفٍ
güzellikle
İsim
Kök: عرف
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
مَعْرُوفٍİsimism-i mef'ûl (edilgen ortaç)، eril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
وَإِن
eğer
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
إِنEdatşart
تَعَاسَرْتُمْ
güçlük çekerseniz
Fiil
Kök: عسر
Dilbilgisi (i'rab)
تَعَاسَرْFiilmâzî (geçmiş)، 2. çoğul eril
تُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
فَسَتُرْضِعُ
o zaman emzirecektir
Fiil
Kök: رضع
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatcevap (netice)، ön ek
سَEdatgelecek (se/sevfe)، ön ek
تُرْضِعُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil dişil
لَهُۥٓ
onu
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هُۥٓİsimzamir، 3. tekil eril
أُخْرَىٰ
başka biri
İsim
Kök: أخر
Dilbilgisi (i'rab)
أُخْرَىٰİsimdişil tekil، merfû (nominatif)

Meal

TR

Boşadığınız, fakat iddeti dolmamış kadınları gücünüz nispetinde, kendi oturduğunuz yerde oturtun. Onları sıkıntıya sokmak için zarar vermeye kalkışmayın. Eğer hamile iseler, doğurmalarına kadar nafakalarını verin. Çocuğu sizin için emzirirlerse, onlara ücretlerini ödeyin; aranızda uygun bir şekilde anlaşın; eğer güçlükle karşılaşırsanız çocuğu başka bir kadın emzirebilir.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

O kadınları, gücünüz ölçüsünde oturduğunuz yerin bir bölümünde oturtun ve onları sıkıştırmak için kendilerine zarar vermeye kalkışmayın. Şayet gebe iseler, yüklerini bırakıncaya kadar onları besleyin. Sonra sizin için emzirirlerse ücretlerini verin ve aranızda güzellikle konuşup danışın. Güçlük çekerseniz çocuğu, başka bir kadın emzirecektir.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Gücünüz ölçüsünde oturduğunuz yerin (evinizin) bir bölümünde onları (da) oturtun! Onları (gitmeleri için) sıkıştırıp kendilerine zarar vermeyin! (Boşandığınız kadınlar) hamile iseler, doğum yapıncaya kadar nafakalarını verin! Sizin için (çocuğunuzu) emzirirlerse onlara ücretlerini verin; aranızda uygun bir şekilde istişare edin! (Emzirtme konusunda) zorluk çekerseniz, onu başka bir (kadın) emzirecektir.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Let the women live (in 'iddat) in the same style as ye live, according to your means: Annoy them not, so as to restrict them. And if they carry (life in their wombs), then spend (your substance) on them until they deliver their burden: and if they suckle your (offspring), give them their recompense: and take mutual counsel together, according to what is just and reasonable. And if ye find yourselves in difficulties, let another woman suckle (the child) on the (father's) behalf.

A. Yusuf Alipublic-domain

House the wives you are divorcing according to your means, wherever you house yourselves, and do not harass them so as to make their lives difficult. If they are pregnant, maintain them until they are delivered of their burdens; if they suckle your infants, pay them for it. Consult together in a good way- if you make difficulties for one another, another woman may suckle the child for the father––

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Lodge them where ye dwell, according to your wealth, and harass them not so as to straiten life for them. And if they are with child, then spend for them till they bring forth their burden. Then, if they give suck for you, give them their due payment and consult together in kindness; but if ye make difficulties for one another, then let some other woman give suck for him (the father of the child).

M. Pickthallpublic-domain

Lodge them [in a section] of where you dwell out of your means and do not harm them in order to oppress them. And if they should be pregnant, then spend on them until they give birth. And if they breastfeed for you, then give them their payment and confer among yourselves in the acceptable way; but if you are in discord, then there may breastfeed for him [i.e., the father] another woman.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

أسكنوا المطلقات من نسائكم في أثناء عدتهن مثل سكناكم على قدر سَعَتكم وطاقتكم، ولا تلحقوا بهن ضررًا؛ لتضيِّقوا عليهن في المسكن، إن كان نساؤكم المطلقات ذوات حَمْل، فأنفقوا عليهن في عدتهن حتى يضعن حَمْلهن، فإن أرضعن لكم أولادهن منكم بأجرة، فوفوهن أجورهن، وليأمر بعضكم بعضًا بما عرف من سماحة وطيب نفس، وإن لم تتفقوا على إرضاع الأم، فستُرضع للأب مرضعة أخرى غير الأم المطلقة.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?