← Sure 7

7:179

وَلَقَدْ ذَرَأْنَا لِجَهَنَّمَ كَثِيرًا مِّنَ ٱلْجِنِّ وَٱلْإِنسِ ۖ لَهُمْ قُلُوبٌ لَّا يَفْقَهُونَ بِهَا وَلَهُمْ أَعْيُنٌ لَّا يُبْصِرُونَ بِهَا وَلَهُمْ ءَاذَانٌ لَّا يَسْمَعُونَ بِهَآ ۚ أُو۟لَـٰٓئِكَ كَٱلْأَنْعَـٰمِ بَلْ هُمْ أَضَلُّ ۚ أُو۟لَـٰٓئِكَ هُمُ ٱلْغَـٰفِلُونَ

Kelime kelime

وَلَقَدْ
ve andolsun
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لَEdattekit، ön ek
قَدْEdattahkik (kad)
ذَرَأْنَا
yarattık
Fiil
Kök: ذرأ
Dilbilgisi (i'rab)
ذَرَأْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
لِجَهَنَّمَ
cehennem için
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
جَهَنَّمَİsimözel isim، mecrûr (genitif)
كَثِيرًا
birçok
İsim
Kök: كثر
Dilbilgisi (i'rab)
كَثِيرًاİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
مِّنَ
cin
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنَEdatharf-i cer (edat)
ٱلْجِنِّ
cinler
İsim
Kök: جنن
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
جِنِّİsimeril، mecrûr (genitif)
وَٱلْإِنسِ
ve insan
İsim
Kök: أنس
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
إِنسِİsimeril، mecrûr (genitif)
لَهُمْ
vardır
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هُمْİsimzamir، 3. çoğul eril
قُلُوبٌ
kalbleri
İsim
Kök: قلب
Dilbilgisi (i'rab)
قُلُوبٌİsimdişil çoğul، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
لَّا
fakat anlamazlar
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَّاEdatolumsuzluk
يَفْقَهُونَ
anlamaya
Fiil
Kök: فقه
Dilbilgisi (i'rab)
يَفْقَهُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
بِهَا
onlarla
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هَاİsimzamir، 3. tekil dişil
وَلَهُمْ
vardır
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هُمْİsimzamir، 3. çoğul eril
أَعْيُنٌ
gözleri
İsim
Kök: عين
Dilbilgisi (i'rab)
أَعْيُنٌİsimdişil çoğul، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
لَّا
fakat görmezler
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَّاEdatolumsuzluk
يُبْصِرُونَ
görecekler
Fiil
Kök: بصر
Dilbilgisi (i'rab)
يُبْصِرُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
بِهَا
onlarla
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هَاİsimzamir، 3. tekil dişil
وَلَهُمْ
ve vardır
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هُمْİsimzamir، 3. çoğul eril
ءَاذَانٌ
kulakları
İsim
Kök: أذن
Dilbilgisi (i'rab)
ءَاذَانٌİsimdişil çoğul، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
لَّا
fakat işitmezler
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَّاEdatolumsuzluk
يَسْمَعُونَ
işitecekleri
Fiil
Kök: سمع
Dilbilgisi (i'rab)
يَسْمَعُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
بِهَآ
onlarla
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هَآİsimzamir، 3. tekil dişil
أُو۟لَٰٓئِكَ
işte onlar
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
أُو۟لَٰٓئِİsimism-i işaret، harf-i cer (edat)
كَEdatmuhâtab، son ek، eril
كَٱلْأَنْعَٰمِ
hayvanlar gibidir
İsim
Kök: نعم
Dilbilgisi (i'rab)
كَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
أَنْعَٰمِİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
بَلْ
hatta
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بَلْEdatidrâb (bel)
هُمْ
onlar
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
هُمْİsimzamir، 3. çoğul eril
أَضَلُّ
daha da sapıktır
İsim
Kök: ضلل
Dilbilgisi (i'rab)
أَضَلُّİsimeril tekil، merfû (nominatif)
أُو۟لَٰٓئِكَ
işte
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
أُو۟لَٰٓئِİsimism-i işaret، harf-i cer (edat)
كَEdatmuhâtab، son ek، eril
هُمُ
onlardır
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
هُمُİsimzamir، 3. çoğul eril
ٱلْغَٰفِلُونَ
gafiller
İsim
Kök: غفل
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
غَٰفِلُونَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، merfû (nominatif)

Meal

TR

And olsun ki, cehennem için de birçok cin ve insan yarattık; onların kalbleri vardır ama anlamazlar; gözleri vardır ama görmezler; kulakları vardır ama işitmezler. İşte bunlar hayvanlar gibi hatta daha sapıktırlar. İşte bunlar gafillerdir.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Andolsun ki, cinlerden ve insanlardan birçoğunu cehennem için yarattık. Onların kalbleri vardır, fakat onunla gerçeği anlamazlar. Gözleri vardır, fakat onlarla görmezler. Kulakları vardır, fakat onlarla işitmezler. İşte bunlar hayvanlar gibidirler. Hatta daha da aşağıdırlar. Bunlar da gafillerin ta kendileridir.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Yemin olsun ki (akıl eden) kalpleri olmasına rağmen onlarla anlamayan, gözleri olmasına rağmen onlarla görmeyen, kulakları olmasına rağmen onlarla duymayan, sadece hayvanlar (diğer canlılar) gibi, hatta daha da şaşkın bir hâlde bulunan ve sonunda habersizmiş gibi davranan pek çok cin ve insanı cehennem için hazırlamışızdır.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Many are the Jinns and men we have made for Hell: They have hearts wherewith they understand not, eyes wherewith they see not, and ears wherewith they hear not. They are like cattle,- nay more misguided: for they are heedless (of warning).

A. Yusuf Alipublic-domain

We have created many jinn and people who are destined for Hell, with hearts they do not use for comprehension, eyes they do not use for sight, ears they do not use for hearing. They are like cattle, no, even further astray: these are the ones who are entirely heedless.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Already have We urged unto hell many of the jinn and humankind, having hearts wherewith they understand not, and having eyes wherewith they see not, and having ears wherewith they hear not. These are as the cattle - nay, but they are worse! These are the neglectful.

M. Pickthallpublic-domain

And We have certainly created for Hell many of the jinn and mankind. They have hearts with which they do not understand, they have eyes with which they do not see, and they have ears with which they do not hear. Those are like livestock; rather, they are more astray. It is they who are the heedless.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

ولقد خلقنا للنار -التي يعذِّب الله فيها مَن يستحق العذاب في الآخرة - كثيرًا من الجن والإنس، لهم قلوب لا يعقلون بها، فلا يرجون ثوابًا ولا يخافون عقابًا، ولهم أعين لا ينظرون بها إلى آيات الله وأدلته، ولهم آذان لا يسمعون بها آيات كتاب الله فيتفكروا فيها، هؤلاء كالبهائم التي لا تَفْقَهُ ما يقال لها، ولا تفهم ما تبصره، ولا تعقل بقلوبها الخير والشر فتميز بينهما، بل هم أضل منها؛ لأن البهائم تبصر منافعها ومضارها وتتبع راعيها، وهم بخلاف ذلك، أولئك هم الغافلون عن الإيمان بالله وطاعته.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

İlgili ayetler

Bu ayet nerede geçiyor?