← Sure 9

9:83

فَإِن رَّجَعَكَ ٱللَّهُ إِلَىٰ طَآئِفَةٍ مِّنْهُمْ فَٱسْتَـْٔذَنُوكَ لِلْخُرُوجِ فَقُل لَّن تَخْرُجُوا۟ مَعِىَ أَبَدًا وَلَن تُقَـٰتِلُوا۟ مَعِىَ عَدُوًّا ۖ إِنَّكُمْ رَضِيتُم بِٱلْقُعُودِ أَوَّلَ مَرَّةٍ فَٱقْعُدُوا۟ مَعَ ٱلْخَـٰلِفِينَ

Kelime kelime

فَإِن
eğer
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
إِنEdatşart
رَّجَعَكَ
seni döndürürse
Fiil
Kök: رجع
Dilbilgisi (i'rab)
رَّجَعَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
ٱللَّهُ
Allah
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
إِلَىٰ
bir topluluğa
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَىٰEdatharf-i cer (edat)
طَآئِفَةٍ
bir grup
İsim
Kök: طوف
Dilbilgisi (i'rab)
طَآئِفَةٍİsimdişil، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
مِّنْهُمْ
onlardan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنْEdatharf-i cer (edat)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
فَٱسْتَـْٔذَنُوكَ
senden izin isterlerse
Fiil
Kök: أذن
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱسْتَـْٔذَنُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
لِلْخُرُوجِ
çıkmak için
İsim
Kök: خرج
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
لْEdatmarife (belirli)، ön ek
خُرُوجِİsimeril، mecrûr (genitif)
فَقُل
de ki
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
قُلFiilemir، 2. tekil eril
لَّن
çıkmayacaksınız
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَّنEdatolumsuzluk
تَخْرُجُوا۟
çıkar
Fiil
Kök: خرج
Dilbilgisi (i'rab)
تَخْرُجُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
مَعِىَ
benimle
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَعِİsimmekân zarfı، mansûb (akuzatif)
ىَİsimzamir، son ek، 1. tekil
أَبَدًا
asla
İsim
Kök: أبد
Dilbilgisi (i'rab)
أَبَدًاİsimzaman zarfı، eril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
وَلَن
ve asla
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَنEdatolumsuzluk
تُقَٰتِلُوا۟
savaşmayacaksınız
Fiil
Kök: قتل
Dilbilgisi (i'rab)
تُقَٰتِلُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
مَعِىَ
benimle beraber
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَعِİsimmekân zarfı، mansûb (akuzatif)
ىَİsimzamir، son ek، 1. tekil
عَدُوًّا
düşmanla
İsim
Kök: عدو
Dilbilgisi (i'rab)
عَدُوًّاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
إِنَّكُمْ
şüphesiz siz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
رَضِيتُم
razı olmuştunuz
Fiil
Kök: رضو
Dilbilgisi (i'rab)
رَضِيFiilmâzî (geçmiş)، 2. çoğul eril
تُمİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
بِٱلْقُعُودِ
oturmağa
İsim
Kök: قعد
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
قُعُودِİsimmasdar (isim-fiil)، mecrûr (genitif)
أَوَّلَ
ilk
İsim
Kök: أول
Dilbilgisi (i'rab)
أَوَّلَİsimeril tekil، mansûb (akuzatif)، sıfat
مَرَّةٍ
önce
İsim
Kök: مرر
Dilbilgisi (i'rab)
مَرَّةٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
فَٱقْعُدُوا۟
öyle ise oturun
Fiil
Kök: قعد
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
ٱقْعُدُFiilemir، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
مَعَ
beraber
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَعَİsimmekân zarfı، mansûb (akuzatif)
ٱلْخَٰلِفِينَ
geri kalanlarla
İsim
Kök: خلف
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
خَٰلِفِينَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، mecrûr (genitif)

Meal

TR

Allah seni geri döndürüp, onlardan bir toplulukla karşılaştırdığı zaman, senden savaşa çıkmak için izin isterlerse, de ki: "Benimle asla çıkamayacaksınız, benim yanımda hiçbir düşmanla savaşmıyacaksınız; çünkü baştan, oturup kalmaya razı oldunuz. Artık geri kalanlarla beraber oturun."

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Eğer Allah, seni onlardan bir kısmının yanına döndürür de onlar başka bir cihada seninle birlikte çıkmak için senden izin isterlerse, de ki; "Artık siz hiçbir zaman benimle çıkamayacaksınız. Daha önce oturup kalmaktan hoşlanıyordunuz. Bundan böyle artık geride kalanlarla beraber oturup kalın."

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Allah seni onlardan bir grubun yanına döndürür de (başka bir savaşa seninle birlikte) çıkmak için senden izin isterlerse, (onlara) de ki: “Benimle birlikte asla (savaşa) çıkmayacaksınız ve düşmana karşı benimle birlikte asla savaşmayacaksınız! Şüphesiz ki siz birinci kez (Tebük seferinde) yerinizde kalmaya razı oldunuz. Şimdi de geri kalanlarla (kadınlarla ve çocuklarla) birlikte oturun!”

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

If, then, Allah bring thee back to any of them, and they ask thy permission to come out (with thee), say: "Never shall ye come out with me, nor fight an enemy with me: for ye preferred to sit inactive on the first occasion: Then sit ye (now) with those who lag behind."

A. Yusuf Alipublic-domain

So [Prophet], if God brings you back to a group of them, who ask you for permission to go out [to battle], say, ‘You will never go out and fight an enemy with me: you chose to sit at home the first time, so remain with those who stay behind now.’

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

If Allah bring thee back (from the campaign) unto a party of them and they ask of thee leave to go out (to fight), then say unto them: Ye shall never more go out with me nor fight with me against a foe. Ye were content with sitting still the first time. So sit still, with the useless.

M. Pickthallpublic-domain

If Allāh should return you to a faction of them [after the expedition] and then they ask your permission to go out [to battle], say, "You will not go out with me, ever, and you will never fight with me an enemy. Indeed, you were satisfied with sitting [at home] the first time, so sit [now] with those who stay behind."

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

فإنْ رَدَّك الله -أيها الرسول- مِن غزوتك إلى جماعة من المنافقين الثابتين على النفاق، فاستأذنوك للخروج معك إلى غزوة أخرى بعد غزوة (تبوك) فقل لهم: لن تخرجوا معي أبدًا في غزوة من الغزوات، ولن تقاتلوا معي عدوًا من الأعداء؛ إنكم رضيتم بالقعود أول مرة، فاقعدوا مع الذين تخلفوا عن الجهاد مع رسول الله صلى الله عليه وسلم.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?

Konular