Tüm sureler

92.Leyl

الليل

Mekke · 21 ayet

Okuma modu
  1. 1

    وَٱلَّيْلِ إِذَا يَغْشَىٰ

    92:1

    By the Night as it conceals (the light);

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Kararıp ortalığı bürüdüğü zaman geceye and olsun.

    Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved

    Örttüğü zaman geceye,

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    By the enshrouding night,

    M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved

    Yemin olsun: (Karanlığı)yla kapladığı (bürüyüp örttüğü)

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    By the night enshrouding

    M. Pickthall · EN · public-domain

    By the night when it covers

    Saheeh International · EN · all-rights-reserved

    أقسم الله سبحانه بالليل عندما يغطي بظلامه الأرض وما عليها، وبالنهار إذا انكشف عن ظلام الليل بضيائه، وبخلق الزوجين: الذكر والأنثى. إن عملكم لمختلف بين عامل للدنيا وعامل للآخرة.

    Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution

  2. 2

    وَٱلنَّهَارِ إِذَا تَجَلَّىٰ

    92:2

    By the Day as it appears in glory;

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Açılıp aydınlattığı zaman gündüze and olsun.

    Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved

    Açıldığı zaman gündüze,

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    by the radiant day,

    M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved

    Ortaya çıktığı zaman gündüze,

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    And the day resplendent

    M. Pickthall · EN · public-domain

    And [by] the day when it appears

    Saheeh International · EN · all-rights-reserved

    أقسم الله سبحانه بالليل عندما يغطي بظلامه الأرض وما عليها، وبالنهار إذا انكشف عن ظلام الليل بضيائه، وبخلق الزوجين: الذكر والأنثى. إن عملكم لمختلف بين عامل للدنيا وعامل للآخرة.

    Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution

  3. 3

    وَمَا خَلَقَ ٱلذَّكَرَ وَٱلْأُنثَىٰٓ

    92:3

    By (the mystery of) the creation of male and female;-

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Erkeği ve dişiyi yaratana and olsun ki:

    Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved

    Erkeği ve dişiyi yaratana and olsun ki,

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    by His creation of male and female!

    M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved

    Erkeği ve dişiyi yaratana ki

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    And Him Who hath created male and female,

    M. Pickthall · EN · public-domain

    And [by] He who created the male and female,

    Saheeh International · EN · all-rights-reserved

    أقسم الله سبحانه بالليل عندما يغطي بظلامه الأرض وما عليها، وبالنهار إذا انكشف عن ظلام الليل بضيائه، وبخلق الزوجين: الذكر والأنثى. إن عملكم لمختلف بين عامل للدنيا وعامل للآخرة.

    Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution

  4. 4

    إِنَّ سَعْيَكُمْ لَشَتَّىٰ

    92:4

    Verily, (the ends) ye strive for are diverse.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Doğrusu sizin çalışmalarınız çeşitlidir.

    Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved

    Gerçekten sizin işiniz başka başkadır.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    The ways you take differ greatly.

    M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved

    Şüphesiz ki sizin işleriniz (çabalarınız) çeşit çeşittir.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Lo! your effort is dispersed (toward divers ends).

    M. Pickthall · EN · public-domain

    Indeed, your efforts are diverse.

    Saheeh International · EN · all-rights-reserved

    أقسم الله سبحانه بالليل عندما يغطي بظلامه الأرض وما عليها، وبالنهار إذا انكشف عن ظلام الليل بضيائه، وبخلق الزوجين: الذكر والأنثى. إن عملكم لمختلف بين عامل للدنيا وعامل للآخرة.

    Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution

  5. 5

    فَأَمَّا مَنْ أَعْطَىٰ وَٱتَّقَىٰ

    92:5

    So he who gives (in charity) and fears (Allah),

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Elinde bulunandan verenin, Allah'a karşı gelmekten sakınanın, en güzel söz olan Allah'ın birliğini doğrulayanın işlerini kolaylaştırırız.

    Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved

    Bundan böyle her kim malını hayır için verir ve korunursa,

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    There is the one who gives, who is mindful of God,

    M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved

    Kim (malını) verirse, takvâlı (duyarlı)

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    As for him who giveth and is dutiful (toward Allah)

    M. Pickthall · EN · public-domain

    As for he who gives and fears Allāh

    Saheeh International · EN · all-rights-reserved

    فأمَّا من بذل من ماله واتقى الله في ذلك، وصدَّق بـ"لا إله إلا الله" وما دلت عليه، وما ترتب عليها من الجزاء، فسنرشده ونوفقه إلى أسباب الخير والصلاح ونيسِّر له أموره.

    Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution

  6. 6

    وَصَدَّقَ بِٱلْحُسْنَىٰ

    92:6

    And (in all sincerity) testifies to the best,-

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Elinde bulunandan verenin, Allah'a karşı gelmekten sakınanın, en güzel söz olan Allah'ın birliğini doğrulayanın işlerini kolaylaştırırız.

    Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved

    Ve en güzel olanı doğrularsa,

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    who testifies to goodness––

    M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved

    En güzeli (Kur’an’ı)

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    And believeth in goodness;

    M. Pickthall · EN · public-domain

    And believes in the best [reward],

    Saheeh International · EN · all-rights-reserved

    فأمَّا من بذل من ماله واتقى الله في ذلك، وصدَّق بـ"لا إله إلا الله" وما دلت عليه، وما ترتب عليها من الجزاء، فسنرشده ونوفقه إلى أسباب الخير والصلاح ونيسِّر له أموره.

    Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution

  7. 7

    فَسَنُيَسِّرُهُۥ لِلْيُسْرَىٰ

    92:7

    We will indeed make smooth for him the path to Bliss.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Elinde bulunandan verenin, Allah'a karşı gelmekten sakınanın, en güzel söz olan Allah'ın birliğini doğrulayanın işlerini kolaylaştırırız.

    Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved

    Biz onu en kolay yola muvaffak kılacağız.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    We shall smooth his way towards ease.

    M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved

    Kolay olanı (cennete gitmeyi) ona kolaylaştıracağız.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Surely We will ease his way unto the state of ease.

    M. Pickthall · EN · public-domain

    We will ease him toward ease.

    Saheeh International · EN · all-rights-reserved

    فأمَّا من بذل من ماله واتقى الله في ذلك، وصدَّق بـ"لا إله إلا الله" وما دلت عليه، وما ترتب عليها من الجزاء، فسنرشده ونوفقه إلى أسباب الخير والصلاح ونيسِّر له أموره.

    Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution

  8. 8

    وَأَمَّا مَنۢ بَخِلَ وَٱسْتَغْنَىٰ

    92:8

    But he who is a greedy miser and thinks himself self-sufficient,

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Ama, cimrilik eden, kendini Allah'tan müstağni sayan, en güzel sözü yalanlayan kimsenin güçlüğe uğramasını kolaylaştırırız.

    Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved

    Kim de cimrilik eder ve kendini hiçbir şeye ihtiyacı kalmamış görür.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    There is the one who is miserly, who is self-satisfied,

    M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved

    Kim de cimrilik ederse, (kendini) zengin (yeterli)

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    But as for him who hoardeth and deemeth himself independent,

    M. Pickthall · EN · public-domain

    But as for he who withholds and considers himself free of need

    Saheeh International · EN · all-rights-reserved

    وأما مَن بخل بماله واستغنى عن جزاء ربه، وكذَّب بـ"لا إله إلا الله" وما دلت عليه، وما ترتب عليها من الجزاء، فسنُيَسِّر له أسباب الشقاء، ولا ينفعه ماله الذي بخل به إذا وقع في النار.

    Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution

  9. 9

    وَكَذَّبَ بِٱلْحُسْنَىٰ

    92:9

    And gives the lie to the best,-

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Ama, cimrilik eden, kendini Allah'tan müstağni sayan, en güzel sözü yalanlayan kimsenin güçlüğe uğramasını kolaylaştırırız.

    Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved

    Ve en güzeli de yalanlarsa,

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    who denies goodness––

    M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved

    En güzeli (Kur’an’ı)

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    And disbelieveth in goodness;

    M. Pickthall · EN · public-domain

    And denies the best [reward],

    Saheeh International · EN · all-rights-reserved

    وأما مَن بخل بماله واستغنى عن جزاء ربه، وكذَّب بـ"لا إله إلا الله" وما دلت عليه، وما ترتب عليها من الجزاء، فسنُيَسِّر له أسباب الشقاء، ولا ينفعه ماله الذي بخل به إذا وقع في النار.

    Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution

  10. 10

    فَسَنُيَسِّرُهُۥ لِلْعُسْرَىٰ

    92:10

    We will indeed make smooth for him the path to Misery;

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Ama, cimrilik eden, kendini Allah'tan müstağni sayan, en güzel sözü yalanlayan kimsenin güçlüğe uğramasını kolaylaştırırız.

    Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved

    Onu da en zor yola hazırlarız.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    We shall smooth his way towards hardship

    M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved

    Ona da zor olanı (cehenneme gitmeyi) kolaylaştıracağız.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Surely We will ease his way unto adversity.

    M. Pickthall · EN · public-domain

    We will ease him toward difficulty.

    Saheeh International · EN · all-rights-reserved

    وأما مَن بخل بماله واستغنى عن جزاء ربه، وكذَّب بـ"لا إله إلا الله" وما دلت عليه، وما ترتب عليها من الجزاء، فسنُيَسِّر له أسباب الشقاء، ولا ينفعه ماله الذي بخل به إذا وقع في النار.

    Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution

  11. 11

    وَمَا يُغْنِى عَنْهُ مَالُهُۥٓ إِذَا تَرَدَّىٰٓ

    92:11

    Nor will his wealth profit him when he falls headlong (into the Pit).

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    O kimse ölüp ateşe yuvarlandığı zaman, malı ona fayda vermez.

    Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved

    Çukura yuvarlandığı zaman malı onu kurtaramayacak.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    and his wealth will not help him as he falls.

    M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved

    Düştüğü zaman da malı kendisine yarar sağlamayacaktır.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    His riches will not save him when he perisheth.

    M. Pickthall · EN · public-domain

    And what will his wealth avail him when he falls?

    Saheeh International · EN · all-rights-reserved

    وأما مَن بخل بماله واستغنى عن جزاء ربه، وكذَّب بـ"لا إله إلا الله" وما دلت عليه، وما ترتب عليها من الجزاء، فسنُيَسِّر له أسباب الشقاء، ولا ينفعه ماله الذي بخل به إذا وقع في النار.

    Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution

  12. 12

    إِنَّ عَلَيْنَا لَلْهُدَىٰ

    92:12

    Verily We take upon Ourselves to guide,

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Bize düşen sadece doğru yolu göstermektir.

    Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved

    Doğru yolu göstermek muhakkak bize aittir.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Our part is to provide guidance––

    M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved

    Şüphesiz ki doğru yola ulaştırmak yalnızca bize aittir.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Lo! Ours it is (to give) the guidance

    M. Pickthall · EN · public-domain

    Indeed, [incumbent] upon Us is guidance.

    Saheeh International · EN · all-rights-reserved

    إن علينا بفضلنا وحكمتنا أن نبيِّن طريق الهدى الموصل إلى الله وجنته من طريق الضلال، وإن لنا ملك الحياة الآخرة والحياة الدنيا.

    Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution

  13. 13

    وَإِنَّ لَنَا لَلْـَٔاخِرَةَ وَٱلْأُولَىٰ

    92:13

    And verily unto Us (belong) the End and the Beginning.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Şüphesiz ahiret de, dünya da Bizimdir.

    Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved

    Kuşkusuz ahiret de dünya da bizimdir.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    this world and the next belong to Us––

    M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved

    Şüphesiz ki ilk de son da (dünya da ahiret de) bizimdir.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    And lo! unto Us belong the latter portion and the former.

    M. Pickthall · EN · public-domain

    And indeed, to us belongs the Hereafter and the first [life].

    Saheeh International · EN · all-rights-reserved

    إن علينا بفضلنا وحكمتنا أن نبيِّن طريق الهدى الموصل إلى الله وجنته من طريق الضلال، وإن لنا ملك الحياة الآخرة والحياة الدنيا.

    Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution

  14. 14

    فَأَنذَرْتُكُمْ نَارًا تَلَظَّىٰ

    92:14

    Therefore do I warn you of a Fire blazing fiercely;

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Sizi alevler saçan ateşle uyardım;

    Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved

    Ben sizi köpürdükçe köpüren bir ateşe karşı uyardım.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    so I warn you about the raging Fire,

    M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved

    Ben sizi alevli bir ateşe karşı uyardım.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Therefor have I warned you of the flaming Fire

    M. Pickthall · EN · public-domain

    So I have warned you of a Fire which is blazing.

    Saheeh International · EN · all-rights-reserved

    فحذَّرتكم- أيها الناس- وخوَّفتكم نارًا تتوهج، وهي نار جهنم.

    Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution

  15. 15

    لَا يَصْلَىٰهَآ إِلَّا ٱلْأَشْقَى

    92:15

    None shall reach it but those most unfortunate ones

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Oraya, yalanlayıp yüz çevirmiş olan o en azgından başkası yaslanmaz.

    Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved

    Ona ancak en azgın olan girer.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    in which none but the most wicked one will burn,

    M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved

    Ona en azgın olandan başkası girmeyecektir.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Which only the most wretched must endure,

    M. Pickthall · EN · public-domain

    None will [enter to] burn therein except the most wretched one

    Saheeh International · EN · all-rights-reserved

    لا يدخلها إلا مَن كان شديد الشقاء، الذي كذَّب نبي الله محمدًا صلى الله عليه وسلم، وأعرض عن الإيمان بالله ورسوله، وطاعتهما.

    Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution

  16. 16

    ٱلَّذِى كَذَّبَ وَتَوَلَّىٰ

    92:16

    Who give the lie to Truth and turn their backs.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Oraya, yalanlayıp yüz çevirmiş olan o en azgından başkası yaslanmaz.

    Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved

    Öyle azgın ki, yalanlamış ve sırtını dönmüştür.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    who denied [the truth], and turned away.

    M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved

    O ki yalanladı ve sırtını döndü.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    He who denieth and turneth away.

    M. Pickthall · EN · public-domain

    Who had denied and turned away.

    Saheeh International · EN · all-rights-reserved

    لا يدخلها إلا مَن كان شديد الشقاء، الذي كذَّب نبي الله محمدًا صلى الله عليه وسلم، وأعرض عن الإيمان بالله ورسوله، وطاعتهما.

    Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution

  17. 17

    وَسَيُجَنَّبُهَا ٱلْأَتْقَى

    92:17

    But those most devoted to Allah shall be removed far from it,-

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Arınmak için malını veren, en çok sakınan kimse ise ondan uzak tutulur.

    Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved

    En çok korunan ise ondan uzaklaştırılacaktır.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    The most pious one will be spared this––

    M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved

    En muttakî (duyarlı) olan ondan uzak tutulacaktır.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Far removed from it will be the righteous

    M. Pickthall · EN · public-domain

    But the righteous one will avoid it

    Saheeh International · EN · all-rights-reserved

    وسيُزحزَح عنها شديد التقوى، الذي يبذل ماله ابتغاء المزيد من الخير. وليس إنفاقه ذاك مكافأة لمن أسدى إليه معروفا، لكنه يبتغي بذلك وجه ربه الأعلى ورضاه، ولسوف يعطيه الله في الجنة ما يرضى به.

    Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution

  18. 18

    ٱلَّذِى يُؤْتِى مَالَهُۥ يَتَزَكَّىٰ

    92:18

    Those who spend their wealth for increase in self-purification,

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Arınmak için malını veren, en çok sakınan kimse ise ondan uzak tutulur.

    Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved

    O ki, Allah yolunda malını verir, temizlenir.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    who gives his wealth away as self-purification,

    M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved

    O ki (malını) vererek arınır.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Who giveth his wealth that he may grow (in goodness).

    M. Pickthall · EN · public-domain

    [He] who gives [from] his wealth to purify himself

    Saheeh International · EN · all-rights-reserved

    وسيُزحزَح عنها شديد التقوى، الذي يبذل ماله ابتغاء المزيد من الخير. وليس إنفاقه ذاك مكافأة لمن أسدى إليه معروفا، لكنه يبتغي بذلك وجه ربه الأعلى ورضاه، ولسوف يعطيه الله في الجنة ما يرضى به.

    Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution

  19. 19

    وَمَا لِأَحَدٍ عِندَهُۥ مِن نِّعْمَةٍ تُجْزَىٰٓ

    92:19

    And have in their minds no favour from anyone for which a reward is expected in return,

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    O yaptığı iyiliği birinden karşılık görmek için değil, ancak yüce Rabbinin hoşnudluğunu (rızasını) gözeterek yapmıştır.

    Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved

    Onun yanında, başka bir kimse için karşılığı verilecek hiçbir nimet yoktur.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    not to return a favour to anyone

    M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved

    (Çünkü onun) Yüce Rabbinin rızasını kazanmaktan başka, kimseden beklediği bir karşılık da yoktur.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    And none hath with him any favour for reward,

    M. Pickthall · EN · public-domain

    And not [giving] for anyone who has [done him] a favor to be rewarded

    Saheeh International · EN · all-rights-reserved

    وسيُزحزَح عنها شديد التقوى، الذي يبذل ماله ابتغاء المزيد من الخير. وليس إنفاقه ذاك مكافأة لمن أسدى إليه معروفا، لكنه يبتغي بذلك وجه ربه الأعلى ورضاه، ولسوف يعطيه الله في الجنة ما يرضى به.

    Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution

  20. 20

    إِلَّا ٱبْتِغَآءَ وَجْهِ رَبِّهِ ٱلْأَعْلَىٰ

    92:20

    But only the desire to seek for the Countenance of their Lord Most High;

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    O yaptığı iyiliği birinden karşılık görmek için değil, ancak yüce Rabbinin hoşnudluğunu (rızasını) gözeterek yapmıştır.

    Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved

    O ancak yüce Rabbinin rızasını aramak için verir.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    but for the sake of his Lord the Most High––

    M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved

    (Çünkü onun) Yüce Rabbinin rızasını kazanmaktan başka, kimseden beklediği bir karşılık da yoktur.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Except as seeking (to fulfil) the purpose of his Lord Most High.

    M. Pickthall · EN · public-domain

    But only seeking the face [i.e., acceptance] of his Lord, Most High.

    Saheeh International · EN · all-rights-reserved

    وسيُزحزَح عنها شديد التقوى، الذي يبذل ماله ابتغاء المزيد من الخير. وليس إنفاقه ذاك مكافأة لمن أسدى إليه معروفا، لكنه يبتغي بذلك وجه ربه الأعلى ورضاه، ولسوف يعطيه الله في الجنة ما يرضى به.

    Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution

  21. 21

    وَلَسَوْفَ يَرْضَىٰ

    92:21

    And soon will they attain (complete) satisfaction.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Elbette kendisi de hoşnut (razı) olacaktır.

    Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved

    Elbette yakında kendisi de hoşnut olacaktır.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    and he will be well pleased.

    M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved

    Kendisi de ileride memnun olacaktır.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    He verily will be content.

    M. Pickthall · EN · public-domain

    And he is going to be satisfied.

    Saheeh International · EN · all-rights-reserved

    وسيُزحزَح عنها شديد التقوى، الذي يبذل ماله ابتغاء المزيد من الخير. وليس إنفاقه ذاك مكافأة لمن أسدى إليه معروفا، لكنه يبتغي بذلك وجه ربه الأعلى ورضاه، ولسوف يعطيه الله في الجنة ما يرضى به.

    Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution

Arapça metin kaynağı: Quran.com API v4 (public-domain)