92.الليل
الليلمكية · 21 آية
- 1
وَٱلَّيْلِ إِذَا يَغْشَىٰ
92:1
By the Night as it conceals (the light);
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Kararıp ortalığı bürüdüğü zaman geceye and olsun.
Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved
Örttüğü zaman geceye,
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
By the enshrouding night,
M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved
Yemin olsun: (Karanlığı)yla kapladığı (bürüyüp örttüğü)
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
By the night enshrouding
M. Pickthall · EN · public-domain
By the night when it covers
Saheeh International · EN · all-rights-reserved
أقسم الله سبحانه بالليل عندما يغطي بظلامه الأرض وما عليها، وبالنهار إذا انكشف عن ظلام الليل بضيائه، وبخلق الزوجين: الذكر والأنثى. إن عملكم لمختلف بين عامل للدنيا وعامل للآخرة.
Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution
- 2
وَٱلنَّهَارِ إِذَا تَجَلَّىٰ
92:2
By the Day as it appears in glory;
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Açılıp aydınlattığı zaman gündüze and olsun.
Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved
Açıldığı zaman gündüze,
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
by the radiant day,
M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved
Ortaya çıktığı zaman gündüze,
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And the day resplendent
M. Pickthall · EN · public-domain
And [by] the day when it appears
Saheeh International · EN · all-rights-reserved
أقسم الله سبحانه بالليل عندما يغطي بظلامه الأرض وما عليها، وبالنهار إذا انكشف عن ظلام الليل بضيائه، وبخلق الزوجين: الذكر والأنثى. إن عملكم لمختلف بين عامل للدنيا وعامل للآخرة.
Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution
- 3
وَمَا خَلَقَ ٱلذَّكَرَ وَٱلْأُنثَىٰٓ
92:3
By (the mystery of) the creation of male and female;-
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Erkeği ve dişiyi yaratana and olsun ki:
Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved
Erkeği ve dişiyi yaratana and olsun ki,
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
by His creation of male and female!
M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved
Erkeği ve dişiyi yaratana ki
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And Him Who hath created male and female,
M. Pickthall · EN · public-domain
And [by] He who created the male and female,
Saheeh International · EN · all-rights-reserved
أقسم الله سبحانه بالليل عندما يغطي بظلامه الأرض وما عليها، وبالنهار إذا انكشف عن ظلام الليل بضيائه، وبخلق الزوجين: الذكر والأنثى. إن عملكم لمختلف بين عامل للدنيا وعامل للآخرة.
Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution
- 4
إِنَّ سَعْيَكُمْ لَشَتَّىٰ
92:4
Verily, (the ends) ye strive for are diverse.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Doğrusu sizin çalışmalarınız çeşitlidir.
Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved
Gerçekten sizin işiniz başka başkadır.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
The ways you take differ greatly.
M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved
Şüphesiz ki sizin işleriniz (çabalarınız) çeşit çeşittir.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Lo! your effort is dispersed (toward divers ends).
M. Pickthall · EN · public-domain
Indeed, your efforts are diverse.
Saheeh International · EN · all-rights-reserved
أقسم الله سبحانه بالليل عندما يغطي بظلامه الأرض وما عليها، وبالنهار إذا انكشف عن ظلام الليل بضيائه، وبخلق الزوجين: الذكر والأنثى. إن عملكم لمختلف بين عامل للدنيا وعامل للآخرة.
Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution
- 5
فَأَمَّا مَنْ أَعْطَىٰ وَٱتَّقَىٰ
92:5
So he who gives (in charity) and fears (Allah),
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Elinde bulunandan verenin, Allah'a karşı gelmekten sakınanın, en güzel söz olan Allah'ın birliğini doğrulayanın işlerini kolaylaştırırız.
Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved
Bundan böyle her kim malını hayır için verir ve korunursa,
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
There is the one who gives, who is mindful of God,
M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved
Kim (malını) verirse, takvâlı (duyarlı)
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
As for him who giveth and is dutiful (toward Allah)
M. Pickthall · EN · public-domain
As for he who gives and fears Allāh
Saheeh International · EN · all-rights-reserved
فأمَّا من بذل من ماله واتقى الله في ذلك، وصدَّق بـ"لا إله إلا الله" وما دلت عليه، وما ترتب عليها من الجزاء، فسنرشده ونوفقه إلى أسباب الخير والصلاح ونيسِّر له أموره.
Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution
- 6
وَصَدَّقَ بِٱلْحُسْنَىٰ
92:6
And (in all sincerity) testifies to the best,-
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Elinde bulunandan verenin, Allah'a karşı gelmekten sakınanın, en güzel söz olan Allah'ın birliğini doğrulayanın işlerini kolaylaştırırız.
Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved
Ve en güzel olanı doğrularsa,
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
who testifies to goodness––
M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved
En güzeli (Kur’an’ı)
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And believeth in goodness;
M. Pickthall · EN · public-domain
And believes in the best [reward],
Saheeh International · EN · all-rights-reserved
فأمَّا من بذل من ماله واتقى الله في ذلك، وصدَّق بـ"لا إله إلا الله" وما دلت عليه، وما ترتب عليها من الجزاء، فسنرشده ونوفقه إلى أسباب الخير والصلاح ونيسِّر له أموره.
Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution
- 7
فَسَنُيَسِّرُهُۥ لِلْيُسْرَىٰ
92:7
We will indeed make smooth for him the path to Bliss.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Elinde bulunandan verenin, Allah'a karşı gelmekten sakınanın, en güzel söz olan Allah'ın birliğini doğrulayanın işlerini kolaylaştırırız.
Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved
Biz onu en kolay yola muvaffak kılacağız.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
We shall smooth his way towards ease.
M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved
Kolay olanı (cennete gitmeyi) ona kolaylaştıracağız.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Surely We will ease his way unto the state of ease.
M. Pickthall · EN · public-domain
We will ease him toward ease.
Saheeh International · EN · all-rights-reserved
فأمَّا من بذل من ماله واتقى الله في ذلك، وصدَّق بـ"لا إله إلا الله" وما دلت عليه، وما ترتب عليها من الجزاء، فسنرشده ونوفقه إلى أسباب الخير والصلاح ونيسِّر له أموره.
Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution
- 8
وَأَمَّا مَنۢ بَخِلَ وَٱسْتَغْنَىٰ
92:8
But he who is a greedy miser and thinks himself self-sufficient,
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Ama, cimrilik eden, kendini Allah'tan müstağni sayan, en güzel sözü yalanlayan kimsenin güçlüğe uğramasını kolaylaştırırız.
Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved
Kim de cimrilik eder ve kendini hiçbir şeye ihtiyacı kalmamış görür.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
There is the one who is miserly, who is self-satisfied,
M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved
Kim de cimrilik ederse, (kendini) zengin (yeterli)
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
But as for him who hoardeth and deemeth himself independent,
M. Pickthall · EN · public-domain
But as for he who withholds and considers himself free of need
Saheeh International · EN · all-rights-reserved
وأما مَن بخل بماله واستغنى عن جزاء ربه، وكذَّب بـ"لا إله إلا الله" وما دلت عليه، وما ترتب عليها من الجزاء، فسنُيَسِّر له أسباب الشقاء، ولا ينفعه ماله الذي بخل به إذا وقع في النار.
Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution
- 9
وَكَذَّبَ بِٱلْحُسْنَىٰ
92:9
And gives the lie to the best,-
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Ama, cimrilik eden, kendini Allah'tan müstağni sayan, en güzel sözü yalanlayan kimsenin güçlüğe uğramasını kolaylaştırırız.
Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved
Ve en güzeli de yalanlarsa,
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
who denies goodness––
M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved
En güzeli (Kur’an’ı)
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And disbelieveth in goodness;
M. Pickthall · EN · public-domain
And denies the best [reward],
Saheeh International · EN · all-rights-reserved
وأما مَن بخل بماله واستغنى عن جزاء ربه، وكذَّب بـ"لا إله إلا الله" وما دلت عليه، وما ترتب عليها من الجزاء، فسنُيَسِّر له أسباب الشقاء، ولا ينفعه ماله الذي بخل به إذا وقع في النار.
Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution
- 10
فَسَنُيَسِّرُهُۥ لِلْعُسْرَىٰ
92:10
We will indeed make smooth for him the path to Misery;
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Ama, cimrilik eden, kendini Allah'tan müstağni sayan, en güzel sözü yalanlayan kimsenin güçlüğe uğramasını kolaylaştırırız.
Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved
Onu da en zor yola hazırlarız.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
We shall smooth his way towards hardship
M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved
Ona da zor olanı (cehenneme gitmeyi) kolaylaştıracağız.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Surely We will ease his way unto adversity.
M. Pickthall · EN · public-domain
We will ease him toward difficulty.
Saheeh International · EN · all-rights-reserved
وأما مَن بخل بماله واستغنى عن جزاء ربه، وكذَّب بـ"لا إله إلا الله" وما دلت عليه، وما ترتب عليها من الجزاء، فسنُيَسِّر له أسباب الشقاء، ولا ينفعه ماله الذي بخل به إذا وقع في النار.
Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution
- 11
وَمَا يُغْنِى عَنْهُ مَالُهُۥٓ إِذَا تَرَدَّىٰٓ
92:11
Nor will his wealth profit him when he falls headlong (into the Pit).
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
O kimse ölüp ateşe yuvarlandığı zaman, malı ona fayda vermez.
Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved
Çukura yuvarlandığı zaman malı onu kurtaramayacak.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
and his wealth will not help him as he falls.
M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved
Düştüğü zaman da malı kendisine yarar sağlamayacaktır.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
His riches will not save him when he perisheth.
M. Pickthall · EN · public-domain
And what will his wealth avail him when he falls?
Saheeh International · EN · all-rights-reserved
وأما مَن بخل بماله واستغنى عن جزاء ربه، وكذَّب بـ"لا إله إلا الله" وما دلت عليه، وما ترتب عليها من الجزاء، فسنُيَسِّر له أسباب الشقاء، ولا ينفعه ماله الذي بخل به إذا وقع في النار.
Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution
- 12
إِنَّ عَلَيْنَا لَلْهُدَىٰ
92:12
Verily We take upon Ourselves to guide,
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Bize düşen sadece doğru yolu göstermektir.
Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved
Doğru yolu göstermek muhakkak bize aittir.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
Our part is to provide guidance––
M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved
Şüphesiz ki doğru yola ulaştırmak yalnızca bize aittir.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Lo! Ours it is (to give) the guidance
M. Pickthall · EN · public-domain
Indeed, [incumbent] upon Us is guidance.
Saheeh International · EN · all-rights-reserved
إن علينا بفضلنا وحكمتنا أن نبيِّن طريق الهدى الموصل إلى الله وجنته من طريق الضلال، وإن لنا ملك الحياة الآخرة والحياة الدنيا.
Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution
- 13
وَإِنَّ لَنَا لَلْـَٔاخِرَةَ وَٱلْأُولَىٰ
92:13
And verily unto Us (belong) the End and the Beginning.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Şüphesiz ahiret de, dünya da Bizimdir.
Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved
Kuşkusuz ahiret de dünya da bizimdir.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
this world and the next belong to Us––
M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved
Şüphesiz ki ilk de son da (dünya da ahiret de) bizimdir.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And lo! unto Us belong the latter portion and the former.
M. Pickthall · EN · public-domain
And indeed, to us belongs the Hereafter and the first [life].
Saheeh International · EN · all-rights-reserved
إن علينا بفضلنا وحكمتنا أن نبيِّن طريق الهدى الموصل إلى الله وجنته من طريق الضلال، وإن لنا ملك الحياة الآخرة والحياة الدنيا.
Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution
- 14
فَأَنذَرْتُكُمْ نَارًا تَلَظَّىٰ
92:14
Therefore do I warn you of a Fire blazing fiercely;
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Sizi alevler saçan ateşle uyardım;
Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved
Ben sizi köpürdükçe köpüren bir ateşe karşı uyardım.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
so I warn you about the raging Fire,
M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved
Ben sizi alevli bir ateşe karşı uyardım.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Therefor have I warned you of the flaming Fire
M. Pickthall · EN · public-domain
So I have warned you of a Fire which is blazing.
Saheeh International · EN · all-rights-reserved
فحذَّرتكم- أيها الناس- وخوَّفتكم نارًا تتوهج، وهي نار جهنم.
Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution
- 15
لَا يَصْلَىٰهَآ إِلَّا ٱلْأَشْقَى
92:15
None shall reach it but those most unfortunate ones
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Oraya, yalanlayıp yüz çevirmiş olan o en azgından başkası yaslanmaz.
Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved
Ona ancak en azgın olan girer.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
in which none but the most wicked one will burn,
M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved
Ona en azgın olandan başkası girmeyecektir.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Which only the most wretched must endure,
M. Pickthall · EN · public-domain
None will [enter to] burn therein except the most wretched one
Saheeh International · EN · all-rights-reserved
لا يدخلها إلا مَن كان شديد الشقاء، الذي كذَّب نبي الله محمدًا صلى الله عليه وسلم، وأعرض عن الإيمان بالله ورسوله، وطاعتهما.
Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution
- 16
ٱلَّذِى كَذَّبَ وَتَوَلَّىٰ
92:16
Who give the lie to Truth and turn their backs.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Oraya, yalanlayıp yüz çevirmiş olan o en azgından başkası yaslanmaz.
Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved
Öyle azgın ki, yalanlamış ve sırtını dönmüştür.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
who denied [the truth], and turned away.
M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved
O ki yalanladı ve sırtını döndü.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
He who denieth and turneth away.
M. Pickthall · EN · public-domain
Who had denied and turned away.
Saheeh International · EN · all-rights-reserved
لا يدخلها إلا مَن كان شديد الشقاء، الذي كذَّب نبي الله محمدًا صلى الله عليه وسلم، وأعرض عن الإيمان بالله ورسوله، وطاعتهما.
Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution
- 17
وَسَيُجَنَّبُهَا ٱلْأَتْقَى
92:17
But those most devoted to Allah shall be removed far from it,-
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Arınmak için malını veren, en çok sakınan kimse ise ondan uzak tutulur.
Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved
En çok korunan ise ondan uzaklaştırılacaktır.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
The most pious one will be spared this––
M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved
En muttakî (duyarlı) olan ondan uzak tutulacaktır.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Far removed from it will be the righteous
M. Pickthall · EN · public-domain
But the righteous one will avoid it
Saheeh International · EN · all-rights-reserved
وسيُزحزَح عنها شديد التقوى، الذي يبذل ماله ابتغاء المزيد من الخير. وليس إنفاقه ذاك مكافأة لمن أسدى إليه معروفا، لكنه يبتغي بذلك وجه ربه الأعلى ورضاه، ولسوف يعطيه الله في الجنة ما يرضى به.
Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution
- 18
ٱلَّذِى يُؤْتِى مَالَهُۥ يَتَزَكَّىٰ
92:18
Those who spend their wealth for increase in self-purification,
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Arınmak için malını veren, en çok sakınan kimse ise ondan uzak tutulur.
Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved
O ki, Allah yolunda malını verir, temizlenir.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
who gives his wealth away as self-purification,
M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved
O ki (malını) vererek arınır.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Who giveth his wealth that he may grow (in goodness).
M. Pickthall · EN · public-domain
[He] who gives [from] his wealth to purify himself
Saheeh International · EN · all-rights-reserved
وسيُزحزَح عنها شديد التقوى، الذي يبذل ماله ابتغاء المزيد من الخير. وليس إنفاقه ذاك مكافأة لمن أسدى إليه معروفا، لكنه يبتغي بذلك وجه ربه الأعلى ورضاه، ولسوف يعطيه الله في الجنة ما يرضى به.
Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution
- 19
وَمَا لِأَحَدٍ عِندَهُۥ مِن نِّعْمَةٍ تُجْزَىٰٓ
92:19
And have in their minds no favour from anyone for which a reward is expected in return,
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
O yaptığı iyiliği birinden karşılık görmek için değil, ancak yüce Rabbinin hoşnudluğunu (rızasını) gözeterek yapmıştır.
Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved
Onun yanında, başka bir kimse için karşılığı verilecek hiçbir nimet yoktur.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
not to return a favour to anyone
M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved
(Çünkü onun) Yüce Rabbinin rızasını kazanmaktan başka, kimseden beklediği bir karşılık da yoktur.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
And none hath with him any favour for reward,
M. Pickthall · EN · public-domain
And not [giving] for anyone who has [done him] a favor to be rewarded
Saheeh International · EN · all-rights-reserved
وسيُزحزَح عنها شديد التقوى، الذي يبذل ماله ابتغاء المزيد من الخير. وليس إنفاقه ذاك مكافأة لمن أسدى إليه معروفا، لكنه يبتغي بذلك وجه ربه الأعلى ورضاه، ولسوف يعطيه الله في الجنة ما يرضى به.
Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution
- 20
إِلَّا ٱبْتِغَآءَ وَجْهِ رَبِّهِ ٱلْأَعْلَىٰ
92:20
But only the desire to seek for the Countenance of their Lord Most High;
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
O yaptığı iyiliği birinden karşılık görmek için değil, ancak yüce Rabbinin hoşnudluğunu (rızasını) gözeterek yapmıştır.
Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved
O ancak yüce Rabbinin rızasını aramak için verir.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
but for the sake of his Lord the Most High––
M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved
(Çünkü onun) Yüce Rabbinin rızasını kazanmaktan başka, kimseden beklediği bir karşılık da yoktur.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
Except as seeking (to fulfil) the purpose of his Lord Most High.
M. Pickthall · EN · public-domain
But only seeking the face [i.e., acceptance] of his Lord, Most High.
Saheeh International · EN · all-rights-reserved
وسيُزحزَح عنها شديد التقوى، الذي يبذل ماله ابتغاء المزيد من الخير. وليس إنفاقه ذاك مكافأة لمن أسدى إليه معروفا، لكنه يبتغي بذلك وجه ربه الأعلى ورضاه، ولسوف يعطيه الله في الجنة ما يرضى به.
Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution
- 21
وَلَسَوْفَ يَرْضَىٰ
92:21
And soon will they attain (complete) satisfaction.
A. Yusuf Ali · EN · public-domain
Elbette kendisi de hoşnut (razı) olacaktır.
Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved
Elbette yakında kendisi de hoşnut olacaktır.
Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain
and he will be well pleased.
M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved
Kendisi de ileride memnun olacaktır.
Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved
He verily will be content.
M. Pickthall · EN · public-domain
And he is going to be satisfied.
Saheeh International · EN · all-rights-reserved
وسيُزحزَح عنها شديد التقوى، الذي يبذل ماله ابتغاء المزيد من الخير. وليس إنفاقه ذاك مكافأة لمن أسدى إليه معروفا، لكنه يبتغي بذلك وجه ربه الأعلى ورضاه، ولسوف يعطيه الله في الجنة ما يرضى به.
Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution
مصدر النص العربي: Quran.com API v4 (public-domain)