كل السور

64.التغابن

التغابن

مدنية · 18 آية

وضع القراءة
  1. 1

    يُسَبِّحُ لِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ ۖ لَهُ ٱلْمُلْكُ وَلَهُ ٱلْحَمْدُ ۖ وَهُوَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ

    64:1

    Whatever is in the heavens and on earth, doth declare the Praises and Glory of Allah: to Him belongs dominion, and to Him belongs praise: and He has power over all things.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Göklerde olanlar ve yerde bulunanlar Allah'ı tesbih ederler. Hükümranlık O'nundur, Övülmek O'na mahsustur. O herşeye Kadir'dir.

    Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved

    Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'ı tesbih eder. Mülk O'nundur, hamd O'nadır. Her şeye gücü yeten O'dur.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Everything that is in the heavens and earth glorifies God; all control and all praise belong to Him; He has power over everything.

    M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved

    Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah’ı tesbih eder (yüceltir). Otorite yalnızca O’na aittir; hamd (övgü) de yalnızca O’nadır. O her şeye gücü yetendir.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    All that is in the heavens and all that is in the earth glorifieth Allah; unto Him belongeth Sovereignty and unto Him belongeth praise, and He is Able to do all things.

    M. Pickthall · EN · public-domain

    Whatever is in the heavens and whatever is on the earth is exalting Allāh. To Him belongs dominion, and to Him belongs [all] praise, and He is over all things competent.

    Saheeh International · EN · all-rights-reserved

    ينزِّه الله عما لا يليق به كل ما في السموات وما في الأرض، له سبحانه التصرف المطلق في كل شيء، وله الثناء الحسن الجميل، وهو على كل شيء قدير.

    Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution

  2. 2

    هُوَ ٱلَّذِى خَلَقَكُمْ فَمِنكُمْ كَافِرٌ وَمِنكُم مُّؤْمِنٌ ۚ وَٱللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ

    64:2

    It is He Who has created you; and of you are some that are Unbelievers, and some that are Believers: and Allah sees well all that ye do.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Sizi yaratan O'dur; kiminiz inkarcı kiminiz mümindir. Allah yaptıklarınızı gören'dir.

    Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved

    Sizi O yarattı. Kiminiz kâfirdir, kiminiz mümin. Allah yaptıklarınızı görmektedir.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    It is He who created you, yet some of you disbelieve and some believe: God sees everything you do.

    M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved

    Sizi yaratan O’dur. Kiminiz kâfir, kiminiz mümindir. Allah yaptıklarınızı görendir.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    He it is Who created you, but one of you is a disbeliever and one of you is a believer, and Allah is Seer of what ye do.

    M. Pickthall · EN · public-domain

    It is He who created you, and among you is the disbeliever, and among you is the believer. And Allāh, of what you do, is Seeing.

    Saheeh International · EN · all-rights-reserved

    الله هو الذي أوجدكم من العدم، فبعضكم جاحد لألوهيته، وبعضكم مصدِّق به عامل بشرعه، وهو سبحانه بصير بأعمالكم لا يخفى عليه شيء منها، وسيجازيكم بها.

    Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution

  3. 3

    خَلَقَ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ بِٱلْحَقِّ وَصَوَّرَكُمْ فَأَحْسَنَ صُوَرَكُمْ ۖ وَإِلَيْهِ ٱلْمَصِيرُ

    64:3

    He has created the heavens and the earth in just proportions, and has given you shape, and made your shapes beautiful: and to Him is the final Goal.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Gökleri ve yeri gerektiği gibi yaratmıştır. Size şekil vermiş ve şeklinizi güzel yapmıştır. Dönüş O'nadır.

    Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved

    Zira gökleri ve yeri hak ile yarattı. Sizi şekillendirdi ve şekillerinizi de güzel yaptı. Dönüş ancak O'nadır.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    He created the heavens and earth for a true purpose; He formed you and made your forms good: you will all return to Him.

    M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved

    (Allah) gökleri ve yeri bir amaç ile yaratmıştır. Sizi şekillendirdi ve şekillerinizi de güzel yaptı. Dönüş de yalnızca O’nadır.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    He created the heavens and the earth with truth, and He shaped you and made good your shapes, and unto Him is the journeying.

    M. Pickthall · EN · public-domain

    He created the heavens and earth in truth and formed you and perfected your forms; and to Him is the [final] destination.

    Saheeh International · EN · all-rights-reserved

    خلق الله السموات والأرض بالحكمة البالغة، وخلقكم في أحسن صورة، إليه المرجع يوم القيامة، فيجازي كلا بعمله.

    Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution

  4. 4

    يَعْلَمُ مَا فِى ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَيَعْلَمُ مَا تُسِرُّونَ وَمَا تُعْلِنُونَ ۚ وَٱللَّهُ عَلِيمٌۢ بِذَاتِ ٱلصُّدُورِ

    64:4

    He knows what is in the heavens and on earth; and He knows what ye conceal and what ye reveal: yea, Allah knows well the (secrets) of (all) hearts.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Göklerde ve yerde olanları bilir; gizlediklerinizi de açığa vurduklarınızı da bilir; Allah, kalblerde olanı da bilendir.

    Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved

    Göklerde ve yerde olanları, gizlediğiniz ve açığa vurduğunuz şeyleri bilir. Allah, göğüslerin özünü bilir.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    He knows what is in the heavens and earth; He knows what you conceal and what you reveal; God knows very well the secrets of every heart.

    M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved

    Göklerde ve yerde olanları bilir; gizlediğinizi de açıkladığınızı da bilir. Allah göğüslerin (kalplerin) özünü bilendir.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    He knoweth all that is in the heavens and the earth, and He knoweth what ye conceal and what ye publish. And Allah is Aware of what is in the breasts (of men).

    M. Pickthall · EN · public-domain

    He knows what is within the heavens and earth and knows what you conceal and what you declare. And Allāh is Knowing of that within the breasts.

    Saheeh International · EN · all-rights-reserved

    يعلم سبحانه وتعالى كل ما في السموات والأرض، ويعلم ما تخفونه -أيها الناس- فيما بينكم وما تظهرونه. والله عليم بما تضمره الصدور وما تخفيه النفوس.

    Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution

  5. 5

    أَلَمْ يَأْتِكُمْ نَبَؤُا۟ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِن قَبْلُ فَذَاقُوا۟ وَبَالَ أَمْرِهِمْ وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ

    64:5

    Has not the story reached you, of those who rejected Faith aforetime? So they tasted the evil result of their conduct; and they had a grievous Penalty.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Daha önce inkar edip de, inkarlarının karşılığını tadan kimselerin haberi size gelmedi mi? Onlara, can yakıcı azap vardır.

    Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved

    Önceden inkâr edenlerin haberi size gelmedi mi? (Onlar) işlerinin vebalini tattılar ve onlar için acı bir azap vardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    [Disbelievers], have you not heard about those who disbelieved before you? They tasted the evil consequences of their conduct, and a painful torment awaits them.

    M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved

    Daha önce kâfir olanların haberi size ulaşmamış mıydı! İşte onlar, yaptıklarının cezasını (dünyada) tatmışlardı. Onlar için (mahşerde de) elem verici bir azap vardır.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Hath not the story reached you of those who disbelieved of old and so did taste the ill-effects of their conduct, and theirs will be a painful doom.

    M. Pickthall · EN · public-domain

    Has there not come to you the news of those who disbelieved before? So they tasted the bad consequence of their affair, and they will have a painful punishment.

    Saheeh International · EN · all-rights-reserved

    ألم يأتكم- أيها المشركون- خبر الذين كفروا من الأمم الماضية قبلكم، إذ حلَّ بهم سوء عاقبة كفرهم وسوء أفعالهم في الدنيا، ولهم في الآخرة عذاب أليم موجع؟

    Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution

  6. 6

    ذَٰلِكَ بِأَنَّهُۥ كَانَت تَّأْتِيهِمْ رُسُلُهُم بِٱلْبَيِّنَـٰتِ فَقَالُوٓا۟ أَبَشَرٌ يَهْدُونَنَا فَكَفَرُوا۟ وَتَوَلَّوا۟ ۚ وَّٱسْتَغْنَى ٱللَّهُ ۚ وَٱللَّهُ غَنِىٌّ حَمِيدٌ

    64:6

    That was because there came to them messengers with Clear Signs, but they said: "Shall (mere) human beings direct us?" So they rejected (the Message) and turned away. But Allah can do without (them): and Allah is free of all needs, worthy of all praise.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Bu, kendilerine peygamberleri belgelerle geldiğinde: "Bizi doğru yola bir insan mı eriştirecek?" diyerek inkar edip gerçeğe yüz çevirmelerinden ötürüdür. Allah hiçbir şeye muhtaç olmadığını ortaya koymuştur. Allah müstağnidir, övülmeğe layık olandır.

    Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved

    Böyledir, çünkü onlara peygamberleri, açık deliller getirirlerdi, fakat onlar: "Bir insan mı bize yol gösterecek?" dediler ve yüz çevirdiler. Allah da muhtaç olmadığını gösterdi. Allah zengindir, övülmeye lâyıktır.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    That is because their messengers came to them with clear signs, yet they said, ‘Should we take guidance from mere mortals?’, rejected the message, and turned away. But God had no need for them: He is all sufficient, worthy of all praise.

    M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved

    (O azabın sebebi) onlara elçilerin apaçık deliller getirmeleri fakat onların “Bir insan mı bizi doğru yola ulaştıracakmış?” demeleriydi. İnkâr etmiş ve yüz çevirmişlerdi. Allah da zengin (ihtiyaçsız) olduğunu göstermişti. Allah zengindir, hamde (övgüye) layık olandır.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    That was because their messengers (from Allah) kept coming unto them with clear proofs (of Allah's Sovereignty), but they said: Shall mere mortals guide us? So they disbelieved and turned away, and Allah was independent (of them). Allah is Absolute, Owner of Praise.

    M. Pickthall · EN · public-domain

    That is because their messengers used to come to them with clear evidences, but they said, "Shall human beings guide us?" and disbelieved and turned away. And Allāh dispensed [with them]; and Allāh is Free of need and Praiseworthy.

    Saheeh International · EN · all-rights-reserved

    ذلك الذي أصابهم في الدنيا، وما يصيبهم في الآخرة؛ بسبب أنهم كانت تأتيهم رسل الله بالآيات البينات والمعجزات الواضحات، فقالوا منكرين: أبشر مثلنا يرشدوننا؟ فكفروا بالله وجحدوا رسالة رسله، وأعرضوا عن الحق فلم يقبلوه. واستغنى الله، والله غني، له الغنى التام المطلق، حميد في أقواله وأفعاله وصفاته لا يبالي بهم، ولا يضره ضلالهم شيئًا.

    Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution

  7. 7

    زَعَمَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ أَن لَّن يُبْعَثُوا۟ ۚ قُلْ بَلَىٰ وَرَبِّى لَتُبْعَثُنَّ ثُمَّ لَتُنَبَّؤُنَّ بِمَا عَمِلْتُمْ ۚ وَذَٰلِكَ عَلَى ٱللَّهِ يَسِيرٌ

    64:7

    The Unbelievers think that they will not be raised up (for Judgment). Say: "Yea, By my Lord, Ye shall surely be raised up: then shall ye be told (the truth) of all that ye did. And that is easy for Allah."

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    İnkar edenler, tekrar dirilmeyeceklerini ileri sürerler. De ki: "Evet; Rabbime and olsun ki, şüphesiz diriltileceksiniz ve sonra, yaptıklarınız size bildirilecektir. Bu, Allah'a kolaydır."

    Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved

    İnkâr edenler, katiyyen diriltilmeyeceklerini sandılar. De ki: "Hayır! Rabbim hakkı için mutlaka diriltileceksiniz, sonra yaptıklarınız size haber verilecektir. Bu, Allah'a göre kolaydır".

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    The disbelievers claim they will not be raised from the dead. Say [Prophet], ‘Yes indeed! I swear by my Lord! You will be raised and then you will be informed about everything you have done: an easy matter for God.’

    M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved

    Kâfir olanlar, asla ve asla diriltilmeyeceklerini sanmışlardı. De ki: “Hayır! Rabbime yemin olsun: Şüphesiz ki diriltileceksiniz; sonra (da) yaptıklarınız size mutlaka bildirilecektir. Bu, Allah’a kolaydır.”

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Those who disbelieve assert that they will not be raised again. Say (unto them, O Muhammad): Yea, verily, by my Lord! ye will be raised again and then ye will be informed of what ye did; and that is easy for Allah.

    M. Pickthall · EN · public-domain

    Those who disbelieve have claimed that they will never be resurrected. Say, "Yes, by my Lord, you will surely be resurrected; then you will surely be informed of what you did. And that, for Allāh, is easy."

    Saheeh International · EN · all-rights-reserved

    ادَّعى الذين كفروا بالله باطلا أنهم لن يُخْرَجوا من قبورهم بعد الموت، قل لهم -أيها الرسول-: بلى وربي لتُخْرَجُنَّ من قبوركم أحياء، ثم لتُخْبَرُنَّ بالذي عملتم في الدنيا، وذلك على الله يسير هيِّن.

    Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution

  8. 8

    فَـَٔامِنُوا۟ بِٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ وَٱلنُّورِ ٱلَّذِىٓ أَنزَلْنَا ۚ وَٱللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرٌ

    64:8

    Believe, therefore, in Allah and His Messenger, and in the Light which we have sent down. And Allah is well acquainted with all that ye do.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Öyleyse Allah'a, Peygamberine ve indirdiğimiz nura, Kuran'a inanın; Allah işlediklerinizden haberdardır.

    Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved

    Artık Allah'a, Resulüne ve indirdiğimiz nura (Kur'ân'a) inanın. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    So believe in God, in His Messenger, and in the light We have sent down: God is fully aware of what you do.

    M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved

    O yüzden Allah’a, Elçisine ve indirdiğimiz o nûra (Kur’an’a) inanıp güvenin! Allah yapmakta olduklarınızdan haberdardır.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    So believe in Allah and His messenger and the light which We have revealed. And Allah is Informed of what ye do.

    M. Pickthall · EN · public-domain

    So believe in Allāh and His Messenger and the light [i.e., the Qur’ān] which We have sent down. And Allāh is Aware of what you do.

    Saheeh International · EN · all-rights-reserved

    فآمنوا بالله ورسوله- أيها المشركون- واهتدوا بالقرآن الذي أنزله على رسوله، والله بما تفعلون خبير لا يخفى عليه شيء من أعمالكم وأقوالكم، وهو مجازيكم عليها يوم القيامة.

    Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution

  9. 9

    يَوْمَ يَجْمَعُكُمْ لِيَوْمِ ٱلْجَمْعِ ۖ ذَٰلِكَ يَوْمُ ٱلتَّغَابُنِ ۗ وَمَن يُؤْمِنۢ بِٱللَّهِ وَيَعْمَلْ صَـٰلِحًا يُكَفِّرْ عَنْهُ سَيِّـَٔاتِهِۦ وَيُدْخِلْهُ جَنَّـٰتٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَـٰرُ خَـٰلِدِينَ فِيهَآ أَبَدًا ۚ ذَٰلِكَ ٱلْفَوْزُ ٱلْعَظِيمُ

    64:9

    The Day that He assembles you (all) for a Day of Assembly,- that will be a Day of mutual loss and gain (among you), and those who believe in Allah and work righteousness,- He will remove from them their ills, and He will admit them to Gardens beneath which Rivers flow, to dwell therein for ever: that will be the Supreme Achievement.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Toplanma günü için, sizi bir araya getirdiği zaman, işte o, kimin aldandığının ortaya çıkacağı gündür; Allah'a kim inanmış ve yararlı iş işlemişse, Allah onun kötülüklerini örter, onu içinde temelli ve sonsuz kalacağı, içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyar; büyük kurtuluş işte budur.

    Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved

    Toplanma günü için sizi topladığı zaman var ya, işte o gün, kimin aldandığının açığa çıkacağı aldanma günüdür. Kim Allah'a inanır ve yararlı iş yaparsa, Allah onun kötülüklerini örter ve onu, içinde ebedi kalacakları, altlarından ırmaklar akan cennetlere sokar. İşte büyük kurtuluş budur.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    When He gathers you for the Day of Gathering, the Day of mutual neglect, He will cancel the sins of those who believed in Him and acted righteously: He will admit them into Gardens graced with flowing streams, there to remain for ever- the supreme triumph.

    M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved

    Toplanma gününde sizi toplayacağı gün, işte o teğâbun (karşılıklı aldanma) günüdür. Kim Allah’a inanır ve iyi iş(ler) yaparsa, (Allah) onun kötülüklerini örtecektir; onu içinde ebedî kalacakları, altlarından ırmaklar akan cennetlere yerleştirecektir. İşte büyük kurtuluş budur.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    The day when He shall gather you unto the Day of Assembling, that will be a day of mutual disillusion. And whoso believeth in Allah and doeth right, He will remit from him his evil deeds and will bring him unto Gardens underneath which rivers flow, therein to abide for ever. That is the supreme triumph.

    M. Pickthall · EN · public-domain

    The Day He will assemble you for the Day of Assembly - that is the Day of Deprivation. And whoever believes in Allāh and does righteousness - He will remove from him his misdeeds and admit him to gardens beneath which rivers flow, wherein they will abide forever. That is the great attainment.

    Saheeh International · EN · all-rights-reserved

    اذكروا يوم الحشر الذي يحشر الله فيه الأولين والآخرين، ذلك اليوم الذي يظهر فيه الغُبْن والتفاوت بين الخلق، فيغبن المؤمنون الكفار والفاسقين: فأهل الإيمان يدخلون الجنة برحمة الله، وأهل الكفر يدخلون النار بعدل الله. ومن يؤمن بالله ويعمل بطاعته، يمح عنه ذنوبه، ويدخله جنات تجري من تحت قصورها الأنهار، خالدين فيها أبدًا، ذلك الخلود في الجنات هو الفوز العظيم الذي لا فوز بعده.

    Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution

  10. 10

    وَٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَكَذَّبُوا۟ بِـَٔايَـٰتِنَآ أُو۟لَـٰٓئِكَ أَصْحَـٰبُ ٱلنَّارِ خَـٰلِدِينَ فِيهَا ۖ وَبِئْسَ ٱلْمَصِيرُ

    64:10

    But those who reject Faith and treat Our Signs as falsehoods, they will be Companions of the Fire, to dwell therein for aye: and evil is that Goal.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    İnkar edip, ayetlerimizi yalanlayanlar, işte onlar da ateşliklerdir, orada temellidirler. Ne kötü bir dönüştür!

    Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved

    İnkâr eden ve âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, işte onlar cehennem ehlidirler. Orada ebedi kalacaklardır. Ne kötü gidilecek yerdir orası!

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    But those who disbelieved and rejected Our signs will be the inhabitants of the Fire, there to remain- a miserable destination.

    M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved

    İnkâr edip ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, işte onlar ateş halkıdır. Orada ebedî kalacaklardır. Ne kötü varış yeridir (orası)!

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    But those who disbelieve and deny Our revelations, such are owners of the Fire; they will abide therein - a hapless journey's end!

    M. Pickthall · EN · public-domain

    But the ones who disbelieved and denied Our verses - those are the companions of the Fire, abiding eternally therein; and wretched is the destination.

    Saheeh International · EN · all-rights-reserved

    والذين جحدوا أن الله هو الإله الحق وكذَّبوا بدلائل ربوبيته وبراهين ألوهيته التي أرسل بها رسله، أولئك أهل النار ماكثين فيها أبدًا، وساء المرجع الذي صاروا إليه، وهو جهنم.

    Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution

  11. 11

    مَآ أَصَابَ مِن مُّصِيبَةٍ إِلَّا بِإِذْنِ ٱللَّهِ ۗ وَمَن يُؤْمِنۢ بِٱللَّهِ يَهْدِ قَلْبَهُۥ ۚ وَٱللَّهُ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمٌ

    64:11

    No kind of calamity can occur, except by the leave of Allah: and if any one believes in Allah, (Allah) guides his heart (aright): for Allah knows all things.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Başa gelen hiçbir musibet Allah'ın izni olmaksızın olamaz; Allah'a kim inanırsa onun gönlünü doğruya yöneltir. Allah herşeyi bilendir.

    Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved

    Allah'ın izni olmayınca hiç bir musibet isabet etmez. Kim Allah'a inanırsa, Allah onun kalbini doğruya götürür. Allah her şeyi bilendir.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Misfortunes can only happen with God’s permission––He will guide the heart of anyone who believes in Him: God knows all things––

    M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved

    Allah’ın izni olmaksızın (hiç kimseye) hiçbir musibet isabet etmez. Kim Allah’a inanırsa (Allah) onun kalbini doğru yola ulaştırır. Allah her şeyi bilendir.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    No calamity befalleth save by Allah's leave. And whosoever believeth in Allah, He guideth his heart. And Allah is Knower of all things.

    M. Pickthall · EN · public-domain

    No disaster strikes except by permission of Allāh. And whoever believes in Allāh - He will guide his heart. And Allāh is Knowing of all things.

    Saheeh International · EN · all-rights-reserved

    ما أصاب أحدًا شيءٌ من مكروه يَحُلُّ به إلا بإذن الله وقضائه وقدره. ومَن يؤمن بالله يهد قلبه للتسليم بأمره والرضا بقضائه، ويهده لأحسن الأقوال والأفعال والأحوال؛ لأن أصل الهداية للقلب، والجوارح تبع. والله بكل شيء عليم، لا يخفى عليه شيء من ذلك.

    Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution

  12. 12

    وَأَطِيعُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِيعُوا۟ ٱلرَّسُولَ ۚ فَإِن تَوَلَّيْتُمْ فَإِنَّمَا عَلَىٰ رَسُولِنَا ٱلْبَلَـٰغُ ٱلْمُبِينُ

    64:12

    So obey Allah, and obey His Messenger: but if ye turn back, the duty of Our Messenger is but to proclaim (the Message) clearly and openly.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Allah'a itaat edin; eğer bundan yüz çevirirseniz bilin ki Peygamberimize düşen apaçık tebliğdir.

    Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved

    Allah'a itaat edin, Peygamber'e de itaat edin. Yüz çevirirseniz bilin ki, elçimize düşen apaçık bir duyurmadır.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    so obey God and the Messenger. If you turn away, remember that Our Messenger’s duty is only to make plain his message.

    M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved

    Allah’a itaat edin; Elçi'ye de itaat edin! Yüz çevirirseniz (bilin ki) Elçimize düşen görev, sadece apaçık tebliğdir.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Obey Allah and obey His messenger; but if ye turn away, then the duty of Our messenger is only to convey (the message) plainly.

    M. Pickthall · EN · public-domain

    And obey Allāh and obey the Messenger; but if you turn away - then upon Our Messenger is only [the duty of] clear notification.

    Saheeh International · EN · all-rights-reserved

    وأطيعوا الله -أيها الناس- وانقادوا إليه فيما أمر به ونهى عنه، وأطيعوا الرسول صلى الله عليه وسلم، فيما بلَّغكم به عن ربه، فإن أعرضتم عن طاعة الله ورسوله، فليس على رسولنا ضرر في إعراضكم، وإنما عليه أن يبلغكم ما أرسل به بلاغًا واضح البيان.

    Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution

  13. 13

    ٱللَّهُ لَآ إِلَـٰهَ إِلَّا هُوَ ۚ وَعَلَى ٱللَّهِ فَلْيَتَوَكَّلِ ٱلْمُؤْمِنُونَ

    64:13

    Allah! There is no god but He: and on Allah, therefore, let the Believers put their trust.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Allah vardır, O'ndan başka tanrı yoktur. İnananlar yalnız Allah 'a güvensinler.

    Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved

    Allah ki O'ndan başka tanrı yoktur. Müminler Allah'a dayansınlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    God! There is no god but Him, so let the faithful put their trust in Him.

    M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved

    Allah kendisinden başka ilah olmayandır. Müminler yalnızca Allah’a güvensinler!

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Allah! There is no god except Him. In Allah, therefore, let believers put their trust.

    M. Pickthall · EN · public-domain

    Allāh - there is no deity except Him. And upon Allāh let the believers rely.

    Saheeh International · EN · all-rights-reserved

    الله وحده لا معبود بحق سواه، وعلى الله فليعتمد المؤمنون بوحدانيته في كل أمورهم.

    Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution

  14. 14

    يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِنَّ مِنْ أَزْوَٰجِكُمْ وَأَوْلَـٰدِكُمْ عَدُوًّا لَّكُمْ فَٱحْذَرُوهُمْ ۚ وَإِن تَعْفُوا۟ وَتَصْفَحُوا۟ وَتَغْفِرُوا۟ فَإِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

    64:14

    O ye who believe! Truly, among your wives and your children are (some that are) enemies to yourselves: so beware of them! But if ye forgive and overlook, and cover up (their faults), verily Allah is Oft-Forgiving, Most Merciful.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Ey inananlar! Eşleriniz ve çocuklarınızdan size düşmanlık edenler olur, onlardan sakının; ama, siz affeder, suçlarını örter ve bağışlarsanız bilin ki Allah da bağışlar ve acır.

    Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved

    Ey iman edenler! Eşlerinizden ve çocuklarınızdan size düşman olanlar da vardır. Onlardan sakının. Ama affeder, kusurlarını başlarına kakmaz, hoş görür ve bağışlarsanız, bilin ki Allah çok bağışlayan çok merhamet edendir.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Believers, even among your spouses and your children you have some enemies- beware of them- but if you overlook their offences, forgive them, pardon them, then God is all forgiving, all merciful.

    M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved

    Ey iman edenler! Eşlerinizden ve çocuklarınızdan size düşman olanlar da vardır. Onlardan sakının (onlara karşı dikkatli olun)! Affeder, hoşgörür ve (suçlarını) bağışlarsanız, (bilin ki) Allah da çok bağışlayandır, çok merhametlidir.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    O ye who believe! Lo! among your wives and your children there are enemies for you, therefor beware of them. And if ye efface and overlook and forgive, then lo! Allah is Forgiving, Merciful.

    M. Pickthall · EN · public-domain

    O you who have believed, indeed, among your spouses and your children are enemies to you, so beware of them. But if you pardon and overlook and forgive - then indeed, Allāh is Forgiving and Merciful.

    Saheeh International · EN · all-rights-reserved

    يا أيها الذين آمنوا بالله ورسوله، إنَّ مِن أزواجكم وأولادكم أعداء لكم يصدونكم عن سبيل الله، ويثبطونكم عن طاعته، فكونوا منهم على حذر، ولا تطيعوهم، وإن تتجاوزوا عن سيئاتهم وتعرضوا عنها، وتستروها عليهم، فإن الله غفور رحيم، يغفر لكم ذنوبكم؛ لأنه سبحانه عظيم الغفران واسع الرحمة.

    Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution

  15. 15

    إِنَّمَآ أَمْوَٰلُكُمْ وَأَوْلَـٰدُكُمْ فِتْنَةٌ ۚ وَٱللَّهُ عِندَهُۥٓ أَجْرٌ عَظِيمٌ

    64:15

    Your riches and your children may be but a trial: but in the Presence of Allah, is the highest, Reward.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Doğrusu mallarınız ve çocuklarınız bir imtihandır. Büyük ecir ise Allah katındadır.

    Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved

    Doğrusu mallarınız ve çocuklarınız sizin için bir imtihandır. Büyük mükafat ise Allah'ın yanındadır.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    Your wealth and your children are only a test for you. There is great reward with God:

    M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved

    Mallarınız ve çocuklarınız sadece bir imtihandır. Büyük ödül ise yalnızca Allah’ın katındadır.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Your wealth and your children are only a temptation, whereas Allah! with Him is an immense reward.

    M. Pickthall · EN · public-domain

    Your wealth and your children are but a trial, and Allāh has with Him a great reward.

    Saheeh International · EN · all-rights-reserved

    ما أموالكم ولا أولادكم إلا بلاء واختبار لكم. والله عنده ثواب عظيم لمن آثر طاعته على طاعة غيره، وأدَّى حق الله في ماله.

    Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution

  16. 16

    فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ مَا ٱسْتَطَعْتُمْ وَٱسْمَعُوا۟ وَأَطِيعُوا۟ وَأَنفِقُوا۟ خَيْرًا لِّأَنفُسِكُمْ ۗ وَمَن يُوقَ شُحَّ نَفْسِهِۦ فَأُو۟لَـٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُفْلِحُونَ

    64:16

    So fear Allah as much as ye can; listen and obey and spend in charity for the benefit of your own soul and those saved from the covetousness of their own souls,- they are the ones that achieve prosperity.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Allah'a karşı gelmekten gücünüzün yettiği kadar sakının, buyruklarını dinleyin, itaat edin; kendinizin iyiliğine olarak mallarınızdan sarfedin; nefsinin tamahkarlığından korunan kimseler, işte onlar saadete erenlerdir.

    Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved

    O halde gücünüzün yettiği kadar Allah'tan korkun, dinleyin, itaat edin, kendi iyiliğinize olarak harcayın. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa işte onlar kurtuluşa erenlerdir.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    be mindful of God as much as you can; hear and obey; be charitable- it is for your own good. Those who are saved from their own meanness will be the prosperous ones:

    M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved

    Gücünüz yettiğince Allah’a karşı takvâlı (duyarlı) olun! Dinleyin, itaat edin, kendi iyiliğiniz için infak edin (verin)! Kim nefsinin cimriliğinden korunursa, işte onlar kurtulanların ta kendileridir.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    So keep your duty to Allah as best ye can, and listen, and obey, and spend; that is better for your souls. And whoso is saved from his own greed, such are the successful.

    M. Pickthall · EN · public-domain

    So fear Allāh as much as you are able and listen and obey and spend [in the way of Allāh]; it is better for your selves. And whoever is protected from the stinginess of his soul - it is those who will be the successful.

    Saheeh International · EN · all-rights-reserved

    فابذلوا- أيها المؤمنون- في تقوى الله جهدكم وطاقتكم، واسمعوا لرسول الله صلى الله عليه وسلم سماع تدبُّر وتفكر، وأطيعوا أوامره واجتنبوا نواهيه، وأنفقوا مما رزقكم الله يكن خيرًا لكم. ومن سَلِم من البخل ومَنْعِ الفضل من المال، فأولئك هم الظافرون بكل خير، الفائزون بكل مطلب.

    Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution

  17. 17

    إِن تُقْرِضُوا۟ ٱللَّهَ قَرْضًا حَسَنًا يُضَـٰعِفْهُ لَكُمْ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ۚ وَٱللَّهُ شَكُورٌ حَلِيمٌ

    64:17

    If ye loan to Allah, a beautiful loan, He will double it to your (credit), and He will grant you Forgiveness: for Allah is most Ready to appreciate (service), Most Forbearing,-

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Eğer Allah'a güzel bir ödünç takdiminde bulunursanız, onu sizin için kat kat yapar ve sizi bağışlar; Allah, şükrün karşılığını verendir; Halim'dir.

    Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved

    Eğer Allah'a güzel bir borç verirseniz, Allah onu sizin için kat kat yapar ve sizi bağışlar. Allah çok mükafat verendir, halimdir.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    if you make a generous loan to God He will multiply it for you and forgive you. God is ever thankful and forbearing;

    M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved

    Allah’a güzel bir borç verirseniz, (Allah) onu sizin için kat kat artırır ve sizi bağışlar. Allah şükre çok karşılık verendir, hoşgörülüdür.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    If ye lend unto Allah a goodly loan, He will double it for you and will forgive you, for Allah is Responsive, Clement,

    M. Pickthall · EN · public-domain

    If you loan Allāh a goodly loan, He will multiply it for you and forgive you. And Allāh is [most] Appreciative and Forbearing,

    Saheeh International · EN · all-rights-reserved

    إن تنفقوا أموالكم في سبيل الله بإخلاص وطيب نفس، يضاعف الله ثواب ما أنفقتم، ويغفر لكم ذنوبكم. والله شكور لأهل الإنفاق بحسن الجزاء على ما أنفقوا، حليم لا يعجل بالعقوبة على مَن عصاه.

    Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution

  18. 18

    عَـٰلِمُ ٱلْغَيْبِ وَٱلشَّهَـٰدَةِ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ

    64:18

    Knower of what is hidden and what is open, Exalted in Might, Full of Wisdom.

    A. Yusuf Ali · EN · public-domain

    Görüleni görülmeyeni bilendir, güçlüdür. Hakim'dir.

    Diyanet İşleri · TR · all-rights-reserved

    Görünmeyeni ve görüneni bilendir. Üstündür, hikmet sahibidir.

    Elmalılı Hamdi Yazır · TR · public-domain

    He knows the unseen, as well as the seen; He is the Almighty, the Wise.

    M.A.S. Abdel Haleem · EN · all-rights-reserved

    Görünmeyeni de görüneni de bilendir; güçlüdür, doğru hüküm verendir.

    Mehmet Okuyan · TR · all-rights-reserved

    Knower of the Invisible and the Visible, the Mighty, the Wise.

    M. Pickthall · EN · public-domain

    Knower of the unseen and the witnessed, the Exalted in Might, the Wise.

    Saheeh International · EN · all-rights-reserved

    وهو سبحانه العالم بكل ما غاب وما حضر، العزيز الذي لا يغالَب، الحكيم في أقواله وأفعاله.

    Tafsir al-Muyassar · AR · free-distribution

مصدر النص العربي: Quran.com API v4 (public-domain)