الفؤاد كالقلب لكن يقال له: فؤاد إذا اعتبر فيه معنى التفؤد، أي: التوقد، يقال: فأدت اللحم: شويته، ولحم فئيد: مشوي. قال تعالى: ما كذب الفؤاد ما رأى [النجم/ 11]، إن السمع والبصر والفؤاد [الإسراء/ 36]، وجمع الفؤاد: أفئدة. قال: فاجعل أفئدة من الناس تهوي إليهم [إبراهيم/ 37]، وجعل لكم السمع والأبصار والأفئدة [الملك/ 23]، وأفئدتهم هواء [إبراهيم/ 43]، نار الله الموقدة التي تطلع على الأفئدة [الهمزة/ 6- 7]. وتخصيص الأفئدة تنبيه على فرط تأثير له ، وما بعد هذا الكتاب من الكتب في علم القرآن موضع ذكره.
Exdore translation — not part of the source
el-Fuâd (yürek, gönül) kalp gibidir; ancak içinde "tefe'ud", yani tutuşma/alevlenme (tevakkud) anlamı göz önüne alındığında ona "fuâd" denir. "Fe'edtü'l-lahme": Eti kızarttım/közledim, denir; "lahmün fe'îd": Közlenmiş/kızartılmış et demektir. Allah Teâlâ şöyle buyurdu: "Gönül (fuâd) gördüğünü yalanlamadı" [53:11], "Şüphesiz kulak, göz ve gönül (fuâd)..." [17:36]. Fuâd'ın çoğulu: ef'ide'dir. Şöyle buyurdu: "İnsanlardan bir kısmının gönüllerini (ef'ide) onlara meylettir" [14:37], "Size kulak, gözler ve gönüller (ef'ide) verdi" [67:23], "Gönülleri (ef'ide) bomboştur (hava gibidir)" [14:43], "Allah'ın, tutuşturulmuş, gönüllerin (ef'ide) üzerine yükselen ateşi" [104:6, 104:7]. Gönüllerin (ef'ide) özellikle anılması, (ateşin) ona olan etkisinin şiddetine bir işarettir. Bu kitaptan sonra Kur'an ilmine dair (yazacağım) kitaplar, bunun (ayrıntılı olarak) zikredileceği yerdir.
Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân · OpenITI (CC BY-NC-SA 4.0)