النطفة: الماء الصافي، ويعبر بها عن ماء الرجل. قال تعالى: ثم جعلناه نطفة في قرار مكين [المؤمنون/ 13]، وقال: من نطفة أمشاج [الإنسان/ 2]، ألم يك نطفة من مني يمنى [القيامة/ 37] ويكنى عن اللؤلؤة بالنطفة، ومنه: صبي منطف: إذا كان في أذنه لؤلؤة، والنطف: اللؤلؤ. الواحدة: نطفة، وليلة نطوف: يجيء فيها المطر حتى الصباح، والناطف: السائل من المائعات، ومنه: الناطف المعروف، وفلان منطف المعروف، وفلان ينطف بسوء كذلك كقولك: يندي به.
Exdore translation — not part of the source
en-Nutfe: Duru sudur; onunla erkeğin suyu (menisi) ifade edilir. Yüce Allah şöyle buyurmuştur: "Sonra onu sağlam bir karargâhta nutfe hâline getirdik" [23:13]. Yine: "Karışım hâlindeki bir nutfeden" [76:2], "O, akıtılan meniden bir nutfe değil miydi?" [75:37]. İnciden de "nutfe" diye kinaye edilir; "sabiyyün mantıf": Kulağında inci bulunan çocuk demektir. "en-Nutaf": İncilerdir; tekili "nutfe"dir. "Leyletün natûf": İçinde sabaha kadar yağmur yağan gece. "en-Nâtıf": Sıvılardan akan şeydir; bilinen "nâtıf" (bir tür helva/şekerleme) da bundandır. "Fülânün müntıfun bi'l-ma'rûf" (iyilik damlatan kimse) denir. "Fülânün yentifü bi-sûin" (falan kişi kötülük damlatıyor) da böyledir; "yendâ bihî" demen gibi.
Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân · OpenITI (CC BY-NC-SA 4.0)