← Sure 12

12:100

وَرَفَعَ أَبَوَيْهِ عَلَى ٱلْعَرْشِ وَخَرُّوا۟ لَهُۥ سُجَّدًا ۖ وَقَالَ يَـٰٓأَبَتِ هَـٰذَا تَأْوِيلُ رُءْيَـٰىَ مِن قَبْلُ قَدْ جَعَلَهَا رَبِّى حَقًّا ۖ وَقَدْ أَحْسَنَ بِىٓ إِذْ أَخْرَجَنِى مِنَ ٱلسِّجْنِ وَجَآءَ بِكُم مِّنَ ٱلْبَدْوِ مِنۢ بَعْدِ أَن نَّزَغَ ٱلشَّيْطَـٰنُ بَيْنِى وَبَيْنَ إِخْوَتِىٓ ۚ إِنَّ رَبِّى لَطِيفٌ لِّمَا يَشَآءُ ۚ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلْعَلِيمُ ٱلْحَكِيمُ

Kelime kelime

وَرَفَعَ
ve çıkardı
Fiil
Kök: رفع
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
رَفَعَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
أَبَوَيْهِ
ana-babasını
İsim
Kök: أبو
Dilbilgisi (i'rab)
أَبَوَيْİsimeril ikil، merfû (nominatif)
هِİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
عَلَى
üstüne
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَىEdatharf-i cer (edat)
ٱلْعَرْشِ
tahtın
İsim
Kök: عرش
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
عَرْشِİsimeril، mecrûr (genitif)
وَخَرُّوا۟
ve hepsi kapandılar
Fiil
Kök: خرر
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
خَرُّFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
لَهُۥ
onun için
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هُۥİsimzamir، 3. tekil eril
سُجَّدًا
secdeye
İsim
Kök: سجد
Dilbilgisi (i'rab)
سُجَّدًاİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
وَقَالَ
ve dedi
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
قَالَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
يَٰٓأَبَتِ
ey babacığım
İsim
Kök: أبو
Dilbilgisi (i'rab)
يَٰٓEdatnidâ، ön ek
أَبَتِİsimeril tekil، merfû (nominatif)
İsimzamir، son ek، 1. tekil
هَٰذَا
işte bu
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
هَٰEdatATT، ön ek
ذَاİsimism-i işaret، eril tekil
تَأْوِيلُ
yorumudur
İsim
Kök: أول
Dilbilgisi (i'rab)
تَأْوِيلُİsimmasdar (isim-fiil)، eril، merfû (nominatif)
رُءْيَٰىَ
rü'yanın
İsim
Kök: رأي
Dilbilgisi (i'rab)
رُءْيَٰİsimdişil، merfû (nominatif)
ىَİsimzamir، son ek، 1. tekil
مِن
önceki
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنEdatharf-i cer (edat)
قَبْلُ
daha önce
İsim
Kök: قبل
Dilbilgisi (i'rab)
قَبْلُİsimmecrûr (genitif)
قَدْ
muhakkak
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
قَدْEdattahkik (kad)
جَعَلَهَا
onu yaptı
Fiil
Kök: جعل
Dilbilgisi (i'rab)
جَعَلَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
رَبِّى
Rabbim
İsim
Kök: ربب
Dilbilgisi (i'rab)
رَبِّİsimeril، merfû (nominatif)
ىİsimzamir، son ek، 1. tekil
حَقًّا
gerçek
İsim
Kök: حقق
Dilbilgisi (i'rab)
حَقًّاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
وَقَدْ
ve gerçekten
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
قَدْEdattahkik (kad)
أَحْسَنَ
iyilik etti
Fiil
Kök: حسن
Dilbilgisi (i'rab)
أَحْسَنَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
بِىٓ
bana
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ىٓİsimzamir، 1. tekil
إِذْ
zira
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
إِذْİsimzaman zarfı
أَخْرَجَنِى
beni çıkardı
Fiil
Kök: خرج
Dilbilgisi (i'rab)
أَخْرَجَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
نِىİsimzamir، son ek، 1. tekil
مِنَ
zindandan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنَEdatharf-i cer (edat)
ٱلسِّجْنِ
zindan
İsim
Kök: سجن
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
سِّجْنِİsimeril، mecrûr (genitif)
وَجَآءَ
ve getirdi
Fiil
Kök: جيأ
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
جَآءَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
بِكُم
sizi de
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
كُمİsimzamir، 2. çoğul eril
مِّنَ
çölden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنَEdatharf-i cer (edat)
ٱلْبَدْوِ
çöl/bedevi hayatı
İsim
Kök: بدو
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
بَدْوِİsimeril، mecrûr (genitif)
مِنۢ
sonra
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنۢEdatharf-i cer (edat)
بَعْدِ
sonra
İsim
Kök: بعد
Dilbilgisi (i'rab)
بَعْدِİsimmecrûr (genitif)
أَن
fitne soktuktan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنEdatmasdar bağlacı
نَّزَغَ
girer
Fiil
Kök: نزغ
Dilbilgisi (i'rab)
نَّزَغَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
ٱلشَّيْطَٰنُ
şeytan
İsim
Kök: شطن
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
شَّيْطَٰنُİsimözel isim، eril، merfû (nominatif)
بَيْنِى
aramıza
İsim
Kök: بين
Dilbilgisi (i'rab)
بَيْنِİsimmekân zarfı
ىİsimzamir، son ek، 1. tekil
وَبَيْنَ
ve arasına
İsim
Kök: بين
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
بَيْنَİsimmekân zarfı، mansûb (akuzatif)
إِخْوَتِىٓ
kardeşlerim
İsim
Kök: أخو
Dilbilgisi (i'rab)
إِخْوَتِİsimharf-i cer (edat)، merfû (nominatif)
ىٓİsimzamir، son ek، 1. tekil
إِنَّ
gerçekten
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
رَبِّى
Rabbim
İsim
Kök: ربب
Dilbilgisi (i'rab)
رَبِّİsimeril، merfû (nominatif)
ىİsimzamir، son ek، 1. tekil
لَطِيفٌ
çok ince düzenler
İsim
Kök: لطف
Dilbilgisi (i'rab)
لَطِيفٌİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)، sıfat
لِّمَا
şeyi
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لِّEdatharf-i cer (edat)، ön ek
مَاİsimism-i mevsûl
يَشَآءُ
dilediği
Fiil
Kök: شيأ
Dilbilgisi (i'rab)
يَشَآءُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
إِنَّهُۥ
şüphesiz O
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
هُۥİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
هُوَ
O
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
هُوَİsimzamir، 3. tekil eril
ٱلْعَلِيمُ
bilendir
İsim
Kök: علم
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
عَلِيمُİsimeril tekil، merfû (nominatif)
ٱلْحَكِيمُ
her şeyi yerli yerince yapandır
İsim
Kök: حكم
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
حَكِيمُİsimeril tekil، merfû (nominatif)، sıfat

Meal

TR

Ana babasını tahtın üzerine oturttu, hepsi onun önünde (Allah'a secde edip) eğildiler. O zaman Yusuf: "Babacığım! İşte bu, vaktiyle gördüğüm rüyanın çıkışıdır; Rabbim onu gerçekleştirdi. Şeytan, benimle kardeşlerimin arasını bozduktan sonra, beni hapisten çıkaran, sizi çölden getiren Rabbim bana pek çok iyilikte bulundu. Doğrusu Rabbim dilediğine lütufkardır, O şüphesiz bilendir, Hakim'dir" dedi.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Anasıyla babasını yüksek bir taht üzerine oturttu ve hepsi birden Yusuf için secdeye kapandılar. Bunun üzerine Yusuf dedi ki: "İşte bu durum, o rüyamın çıkmasıdır. Gerçekten Rabbim onu hak rüya kıldı. Şeytan benimle kardeşlerimin arasını bozduktan sonra, beni zindandan çıkarmakla ve sizi çölden getirmekle Rabbim bana hakikaten ihsan buyurdu. Doğrusu Rabbim dilediğine lutfunu ihsan eder. Şüphesiz O, her şeyi bilir, hüküm ve hikmet sahibidir."

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Ana babasını tahtın(ın) üstüne çıkartıp oturtmuş ve hepsi onun için (ona kavuştukları için Allah’a) secde etmişlerdi. (Yusuf) şöyle demişti: “Ey babacığım! İşte bu, daha önce (gördüğüm) rüyamın yorumudur. Elbette Rabbim onu gerçekleştirdi. Doğrusu şeytan benimle kardeşlerimin arasını bozduktan sonra, Rabbim beni hapisten çıkararak ve sizi çölden getirerek bana (çok şey) lütfetti. Şüphesiz ki Rabbim dilediği şeyi çok ince düzenleyendir. Şüphesiz ki yalnızca O bilendir, doğru hüküm verendir.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

And he raised his parents high on the throne (of dignity), and they fell down in prostration, (all) before him. He said: "O my father! this is the fulfilment of my vision of old! Allah hath made it come true! He was indeed good to me when He took me out of prison and brought you (all here) out of the desert, (even) after Satan had sown enmity between me and my brothers. Verily my Lord understandeth best the mysteries of all that He planneth to do, for verily He is full of knowledge and wisdom.

A. Yusuf Alipublic-domain

and took them up to [his] throne. They all bowed down before him and he said, ‘Father, this is the fulfilment of that dream I had long ago. My Lord has made it come true and has been gracious to me- He released me from prison and He brought you here from the desert- after Satan sowed discord between me and my brothers. My Lord is most subtle in achieving what He will; He is the All Knowing, the Truly Wise.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And he placed his parents on the dais and they fell down before him prostrate, and he said: O my father! This is the interpretation of my dream of old. My Lord hath made it true, and He hath shown me kindness, since He took me out of the prison and hath brought you from the desert after Satan had made strife between me and my brethren. Lo! my Lord is tender unto whom He will. He is the Knower, the Wise.

M. Pickthallpublic-domain

And he raised his parents upon the throne, and they bowed to him in prostration. And he said, "O my father, this is the explanation of my vision of before. My Lord has made it reality. And He was certainly good to me when He took me out of prison and brought you [here] from bedouin life after Satan had induced [estrangement] between me and my brothers. Indeed, my Lord is Subtle in what He wills. Indeed, it is He who is the Knowing, the Wise.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

وأجْلَسَ أباه وأمه على سرير ملكه بجانبه؛ إكرامًا لهما، وحيَّاه أبواه وإخوته الأحد عشر بالسجود له تحية وتكريمًا، لا عبادة وخضوعًا، وكان ذلك جائزًا في شريعتهم، وقد حَرُم في شريعتنا؛ سدًا لذريعة الشرك بالله. وقال يوسف لأبيه: هذا السجود هو تفسير رؤياي التي قصصتها عليك من قبل في صغري، قد جعلها ربي صدقًا، وقد تفضَّل عليَّ حين أخرجني من السجن، وجاء بكم إليَّ من البادية، من بعد أن أفسد الشيطان رابطة الأخوة بيني وبين إخوتي. إن ربي لطيف التدبير لما يشاء، إنه هو العليم بمصالح عباده، الحكيم في أقواله وأفعاله.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?

Konular