← Sure 20

20:86

فَرَجَعَ مُوسَىٰٓ إِلَىٰ قَوْمِهِۦ غَضْبَـٰنَ أَسِفًا ۚ قَالَ يَـٰقَوْمِ أَلَمْ يَعِدْكُمْ رَبُّكُمْ وَعْدًا حَسَنًا ۚ أَفَطَالَ عَلَيْكُمُ ٱلْعَهْدُ أَمْ أَرَدتُّمْ أَن يَحِلَّ عَلَيْكُمْ غَضَبٌ مِّن رَّبِّكُمْ فَأَخْلَفْتُم مَّوْعِدِى

Kelime kelime

فَرَجَعَ
bunun üzerine döndü
Fiil
Kök: رجع
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
رَجَعَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
مُوسَىٰٓ
Musa
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مُوسَىٰٓİsimözel isim، eril، merfû (nominatif)
إِلَىٰ
kavmine
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَىٰEdatharf-i cer (edat)
قَوْمِهِۦ
kavminin
İsim
Kök: قوم
Dilbilgisi (i'rab)
قَوْمِİsimeril، mecrûr (genitif)
هِۦİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
غَضْبَٰنَ
çok kızgın bir halde
İsim
Kök: غضب
Dilbilgisi (i'rab)
غَضْبَٰنَİsimeril، mansûb (akuzatif)
أَسِفًا
üzüntülü
İsim
Kök: أسف
Dilbilgisi (i'rab)
أَسِفًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
قَالَ
dedi
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قَالَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
يَٰقَوْمِ
ey Kavmim
İsim
Kök: قوم
Dilbilgisi (i'rab)
يَٰEdatnidâ، ön ek
قَوْمِİsimeril، mansûb (akuzatif)
İsimzamir، son ek، 1. tekil
أَلَمْ
size va'detmemiş miydi?
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
أَİsimsoru، ön ek
لَمْEdatolumsuzluk
يَعِدْكُمْ
va'detmiştir
Fiil
Kök: وعد
Dilbilgisi (i'rab)
يَعِدْFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
رَبُّكُمْ
Rabbiniz
İsim
Kök: ربب
Dilbilgisi (i'rab)
رَبُّİsimeril، merfû (nominatif)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
وَعْدًا
bir va'adle
İsim
Kök: وعد
Dilbilgisi (i'rab)
وَعْدًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
حَسَنًا
güzel
İsim
Kök: حسن
Dilbilgisi (i'rab)
حَسَنًاİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)، sıfat
أَفَطَالَ
uzun mu geldi?
Fiil
Kök: طول
Dilbilgisi (i'rab)
أَİsimsoru، ön ek
فَEdatek bağlaç، ön ek
طَالَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
عَلَيْكُمُ
size
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
كُمُİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
ٱلْعَهْدُ
süre
İsim
Kök: عهد
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
عَهْدُİsimeril، merfû (nominatif)
أَمْ
yoksa
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَمْEdatatıf bağlacı
أَرَدتُّمْ
mi istediniz?
Fiil
Kök: رود
Dilbilgisi (i'rab)
أَرَدFiilmâzî (geçmiş)، 2. çoğul eril
تُّمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
أَن
diye
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنEdatmasdar bağlacı
يَحِلَّ
insin
Fiil
Kök: حلل
Dilbilgisi (i'rab)
يَحِلَّFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
عَلَيْكُمْ
üstünüze
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
غَضَبٌ
bir gazabın
İsim
Kök: غضب
Dilbilgisi (i'rab)
غَضَبٌİsimeril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
مِّن
Rabbinizden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنEdatharf-i cer (edat)
رَّبِّكُمْ
Rabbiniz
İsim
Kök: ربب
Dilbilgisi (i'rab)
رَّبِّİsimeril، mecrûr (genitif)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
فَأَخْلَفْتُم
bu yüzden caydınız
Fiil
Kök: خلف
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatsebebiyet، ön ek
أَخْلَفْFiilmâzî (geçmiş)، 2. çoğul eril
تُمİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
مَّوْعِدِى
bana verdiğiniz sözden
İsim
Kök: وعد
Dilbilgisi (i'rab)
مَّوْعِدِİsimeril، mansûb (akuzatif)
ىİsimzamir، son ek، 1. tekil

Meal

TR

Musa, milletine kızgın ve üzgün olarak döndü. "Ey milletim! Rabbiniz size güzel bir vaadde bulunmadı mı? Uzun bir zaman mı geçti, yoksa Rabbinizin gazabına mı uğramak istediniz de bana verdiğiniz sözden caydınız?" dedi.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Hemen Musa öfkeli ve üzgün olarak kavmine döndü (onlara şöyle) dedi: "Ey kavmim! Rabbiniz size güzel bir vaad ile söz vermedi mi? Size bu süre mi çok uzun geldi, yoksa Rabbinizden size bir gazab inmesini arzu ettiniz de mi, bana olan vaadinizden caydınız?"

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

(Bunun üzerine) Musa, öfkeli ve üzüntülü olarak kavmine dönmüş ve onlara şöyle demişti: “Ey kavmim! Rabbiniz size güzel bir vaatte bulunmamış mıydı? Size zaman mı çok uzun geldi; yoksa Rabbinizin gazabının size gelmesini mi istediniz ve bana verdiğiniz sözden döndünüz?”

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

So Moses returned to his people in a state of indignation and sorrow. He said: "O my people! did not your Lord make a handsome promise to you? Did then the promise seem to you long (in coming)? Or did ye desire that Wrath should descend from your Lord on you, and so ye broke your promise to me?"

A. Yusuf Alipublic-domain

Moses returned to his people, angry and aggrieved. He said, ‘My people, did your Lord not make you a gracious promise? Was my absence too long for you? Did you want anger to fall on you from your Lord and so broke your word to me?’

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Then Moses went back unto his folk, angry and sad. He said: O my people! Hath not your Lord promised you a fair promise? Did the time appointed then appear too long for you, or did ye wish that wrath from your Lord should come upon you, that ye broke tryst with me?

M. Pickthallpublic-domain

So Moses returned to his people, angry and grieved. He said, "O my people, did your Lord not make you a good promise? Then, was the time [of its fulfillment] too long for you, or did you wish that wrath from your Lord descend upon you, so you broke your promise [of obedience] to me?"

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

فرجع موسى إلى قومه غضبان عليهم حزينًا، وقال لهم: يا قوم ألم يَعِدْكم ربكم وعدًا حسنًا بإنزال التوراة؟ أفطال عليكم العهد واستبطأتم الوعد، أم أردتم أن تفعلوا فعلا يحل عليكم بسببه غضب من ربكم، فأخلفتم موعدي وعبدتم العجل، وتركتم الالتزام بأوامري؟

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?