← Sure 21

21:47

وَنَضَعُ ٱلْمَوَٰزِينَ ٱلْقِسْطَ لِيَوْمِ ٱلْقِيَـٰمَةِ فَلَا تُظْلَمُ نَفْسٌ شَيْـًٔا ۖ وَإِن كَانَ مِثْقَالَ حَبَّةٍ مِّنْ خَرْدَلٍ أَتَيْنَا بِهَا ۗ وَكَفَىٰ بِنَا حَـٰسِبِينَ

Kelime kelime

وَنَضَعُ
kurarız
Fiil
Kök: وضع
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
نَضَعُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
ٱلْمَوَٰزِينَ
terazileri
İsim
Kök: وزن
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
مَوَٰزِينَİsimeril çoğul، mansûb (akuzatif)
ٱلْقِسْطَ
adalet
İsim
Kök: قسط
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
قِسْطَİsimeril، mansûb (akuzatif)
لِيَوْمِ
günü için
İsim
Kök: يوم
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
يَوْمِİsimeril، mecrûr (genitif)
ٱلْقِيَٰمَةِ
kıyamet
İsim
Kök: قوم
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
قِيَٰمَةِİsimdişil، mecrûr (genitif)
فَلَا
asla
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لَاEdatolumsuzluk
تُظْلَمُ
haksızlık edilmez
Fiil
Kök: ظلم
Dilbilgisi (i'rab)
تُظْلَمُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil dişil
نَفْسٌ
kimseye
İsim
Kök: نفس
Dilbilgisi (i'rab)
نَفْسٌİsimdişil tekil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
شَيْـًٔا
hiçbir
İsim
Kök: شيأ
Dilbilgisi (i'rab)
شَيْـًٔاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
وَإِن
ve eğer
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
إِنEdatşart
كَانَ
olsa
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كَانَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
مِثْقَالَ
ağırlığınca
İsim
Kök: ثقل
Dilbilgisi (i'rab)
مِثْقَالَİsimeril، mansûb (akuzatif)
حَبَّةٍ
danesi
İsim
Kök: حبب
Dilbilgisi (i'rab)
حَبَّةٍİsimdişil، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
مِّنْ
bir hardal
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنْEdatharf-i cer (edat)
خَرْدَلٍ
bir hardal
İsim
Kök: خردل
Dilbilgisi (i'rab)
خَرْدَلٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
أَتَيْنَا
getiririz
Fiil
Kök: أتي
Dilbilgisi (i'rab)
أَتَيْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
بِهَا
onu
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هَاİsimzamir، 3. tekil dişil
وَكَفَىٰ
ve biz yeteriz
Fiil
Kök: كفي
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
كَفَىٰFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
بِنَا
olarak
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
نَاİsimzamir، 1. çoğul
حَٰسِبِينَ
hesab gören
İsim
Kök: حسب
Dilbilgisi (i'rab)
حَٰسِبِينَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، mansûb (akuzatif)

Meal

TR

Kıyamet günü doğru teraziler kurarız; hiçbir kimse hiçbir haksızlığa uğratılmaz. Hardal tanesi kadar olsa bile yapılanı ortaya koyarız. Hesap gören olarak Biz yeteriz.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Biz kıyamet günü için doğru teraziler kurarız; hiçbir kimse hiçbir haksızlığa uğratılmaz. Yapılan amel, bir hardal tanesi ağırlığınca da olsa, onu getirir (tartıya koyarız.). Hesap görenler olarak da biz kâfiyiz.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Biz kıyamet günü için adalet terazileri kuracağız. Kimseye hiçbir şekilde haksızlık edilmeyecektir. (Yapılan iş) bir hardal tanesi kadar bile olsa, onu (teraziye) getirmiş (olacağ)ız. Hesap görenler olarak biz yeteriz.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

We shall set up scales of justice for the Day of Judgment, so that not a soul will be dealt with unjustly in the least, and if there be (no more than) the weight of a mustard seed, We will bring it (to account): and enough are We to take account.

A. Yusuf Alipublic-domain

We will set up scales of justice for the Day of Resurrection so that no one can be wronged in the least, and if there should be even the weight of a mustard seed, We shall bring it out- We take excellent account.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And We set a just balance for the Day of Resurrection so that no soul is wronged in aught. Though it be of the weight of a grain of mustard seed, We bring it. And We suffice for reckoners.

M. Pickthallpublic-domain

And We place the scales of justice for the Day of Resurrection, so no soul will be treated unjustly at all. And if there is [even] the weight of a mustard seed, We will bring it forth. And sufficient are We as accountant.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

ويضع الله تعالى الميزان العادل للحساب في يوم القيامة، ولا يظلم هؤلاء ولا غيرهم شيئًا، وإن كان هذا العمل قدْرَ ذرة مِن خير أو شر اعتبرت في حساب صاحبها. وكفى بالله محصيًا أعمال عباده، ومجازيًا لهم عليها.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

İlgili ayetler

Bu ayet nerede geçiyor?