← Sure 23

23:44

ثُمَّ أَرْسَلْنَا رُسُلَنَا تَتْرَا ۖ كُلَّ مَا جَآءَ أُمَّةً رَّسُولُهَا كَذَّبُوهُ ۚ فَأَتْبَعْنَا بَعْضَهُم بَعْضًا وَجَعَلْنَـٰهُمْ أَحَادِيثَ ۚ فَبُعْدًا لِّقَوْمٍ لَّا يُؤْمِنُونَ

Kelime kelime

ثُمَّ
sonra
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
ثُمَّEdatatıf bağlacı
أَرْسَلْنَا
gönderdik
Fiil
Kök: رسل
Dilbilgisi (i'rab)
أَرْسَلْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
رُسُلَنَا
elçilerimizi
İsim
Kök: رسل
Dilbilgisi (i'rab)
رُسُلَİsimeril çoğul، mansûb (akuzatif)
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
تَتْرَا
ardı ardına
İsim
Kök: وتر
Dilbilgisi (i'rab)
تَتْرَاİsimdişil، mansûb (akuzatif)
كُلَّ
ne zaman
İsim
Kök: كلل
Dilbilgisi (i'rab)
كُلَّİsimeril، mansûb (akuzatif)
مَا
şeyleri
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مَاEdatmasdar bağlacı
جَآءَ
geldiyse
Fiil
Kök: جيأ
Dilbilgisi (i'rab)
جَآءَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
أُمَّةً
bir ümmete
İsim
Kök: أمم
Dilbilgisi (i'rab)
أُمَّةًİsimdişil tekil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
رَّسُولُهَا
elçileri
İsim
Kök: رسل
Dilbilgisi (i'rab)
رَّسُولُİsimeril، merfû (nominatif)
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
كَذَّبُوهُ
onlar onu yalanladılar
Fiil
Kök: كذب
Dilbilgisi (i'rab)
كَذَّبُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
هُİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
فَأَتْبَعْنَا
biz de onları devirdik
Fiil
Kök: تبع
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
أَتْبَعْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
بَعْضَهُم
birbiri ardınca
İsim
Kök: بعض
Dilbilgisi (i'rab)
بَعْضَİsimeril، mansûb (akuzatif)
هُمİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
بَعْضًا
birbiri ardınca
İsim
Kök: بعض
Dilbilgisi (i'rab)
بَعْضًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
وَجَعَلْنَٰهُمْ
ve hepsini yaptık
Fiil
Kök: جعل
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
جَعَلْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَٰİsimzamir، son ek، 1. çoğul
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
أَحَادِيثَ
birer ibret hikayesi
İsim
Kök: حدث
Dilbilgisi (i'rab)
أَحَادِيثَİsimeril çoğul، mansûb (akuzatif)
فَبُعْدًا
uzak olsun
İsim
Kök: بعد
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
بُعْدًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
لِّقَوْمٍ
toplum
İsim
Kök: قوم
Dilbilgisi (i'rab)
لِّEdatharf-i cer (edat)، ön ek
قَوْمٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
لَّا
inanmayan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَّاEdatolumsuzluk
يُؤْمِنُونَ
inanan
Fiil
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
يُؤْمِنُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril

Meal

TR

Sonra birbiri peşinden peygamberlerimizi gönderdik. Her ümmete peygamberi geldikçe onu yalancı saydılar. Onları birbiri peşinden yok edip hepsini birer efsane yaptık. İnanmayan millet, rahmetden ırak olsun!

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Sonra biz peyderpey peygamberlerimizi gönderdik. Herhangi bir ümmete peygamberlerinin geldiği her defasında, onlar bu peygamberi yalanladılar; biz de onları birbiri ardından (yokluğa) yuvarladık ve onları efsâne yaptık. Artık iman etmeyen kavmin canı cehenneme!

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Sonra elçilerimizi peyderpey göndermiştik. Her toplum, kendilerine gelen elçiyi yalanlamıştı. Biz de onları (helak ederek) birbiri ardına takmış ve onları sözlere (ibretlik anılara) dönüştürmüştük. İman etmeyen kavim (merhametten) uzak olsun!

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Then sent We our messengers in succession: every time there came to a people their messenger, they accused him of falsehood: so We made them follow each other (in punishment): We made them as a tale (that is told): So away with a people that will not believe!

A. Yusuf Alipublic-domain

and We sent Our messengers in succession: whenever a messenger came to a community they invariably called him a liar, so We destroyed them one after the other and made them into cautionary tales. Away with the disbelievers!

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Then We sent our messengers one after another. Whenever its messenger came unto a nation they denied him; so We caused them to follow one another (to disaster) and We made them bywords. A far removal for folk who believe not!

M. Pickthallpublic-domain

Then We sent Our messengers in succession. Every time there came to a nation its messenger, they denied him, so We made them follow one another [to destruction], and We made them narrations. So away with a people who do not believe.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

ثم أرسلنا رسلنا إلى تلك الأمم يتبع بعضهم بعضًا، كلما دعا رسول أمته كذبوه، فأتبعنا بعضهم بعضًا بالهلاك والدمار، ولم يَبْقَ إلا أخبار هلاكهم، وجعلناها أحاديث لمن بعدهم، يتخذونها عبرة، فهلاكًا وسُحْقًا لقوم لا يصدقون الرسل ولا يطيعونهم.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?