← Sure 33

33:19

أَشِحَّةً عَلَيْكُمْ ۖ فَإِذَا جَآءَ ٱلْخَوْفُ رَأَيْتَهُمْ يَنظُرُونَ إِلَيْكَ تَدُورُ أَعْيُنُهُمْ كَٱلَّذِى يُغْشَىٰ عَلَيْهِ مِنَ ٱلْمَوْتِ ۖ فَإِذَا ذَهَبَ ٱلْخَوْفُ سَلَقُوكُم بِأَلْسِنَةٍ حِدَادٍ أَشِحَّةً عَلَى ٱلْخَيْرِ ۚ أُو۟لَـٰٓئِكَ لَمْ يُؤْمِنُوا۟ فَأَحْبَطَ ٱللَّهُ أَعْمَـٰلَهُمْ ۚ وَكَانَ ذَٰلِكَ عَلَى ٱللَّهِ يَسِيرًا

Kelime kelime

أَشِحَّةً
cimriler olarak
İsim
Kök: شحح
Dilbilgisi (i'rab)
أَشِحَّةًİsimeril çoğul، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)، sıfat
عَلَيْكُمْ
size karşı
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
فَإِذَا
ne zaman ki
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
إِذَاİsimzaman zarfı
جَآءَ
gelince
Fiil
Kök: جيأ
Dilbilgisi (i'rab)
جَآءَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
ٱلْخَوْفُ
korku
İsim
Kök: خوف
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
خَوْفُİsimeril، merfû (nominatif)
رَأَيْتَهُمْ
görürsün
Fiil
Kök: رأي
Dilbilgisi (i'rab)
رَأَيْFiilmâzî (geçmiş)، 2. tekil eril
تَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
يَنظُرُونَ
baktıklarını
Fiil
Kök: نظر
Dilbilgisi (i'rab)
يَنظُرُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
إِلَيْكَ
sana
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَيْEdatharf-i cer (edat)
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
تَدُورُ
dönerek
Fiil
Kök: دور
Dilbilgisi (i'rab)
تَدُورُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil dişil
أَعْيُنُهُمْ
gözleri
İsim
Kök: عين
Dilbilgisi (i'rab)
أَعْيُنُİsimdişil çoğul، merfû (nominatif)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
كَٱلَّذِى
gibi
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
كَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ٱلَّذِىİsimism-i mevsûl، eril tekil
يُغْشَىٰ
baygınlığı
Fiil
Kök: غشو
Dilbilgisi (i'rab)
يُغْشَىٰFiilmuzâri (şimdi/geniş)، meçhul (edilgen)، 3. tekil eril
عَلَيْهِ
onların üstüne
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
هِİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
مِنَ
ölüm
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنَEdatharf-i cer (edat)
ٱلْمَوْتِ
ölüm
İsim
Kök: موت
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
مَوْتِİsimeril، mecrûr (genitif)
فَإِذَا
ne zaman ki
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
إِذَاİsimzaman zarfı
ذَهَبَ
gidince
Fiil
Kök: ذهب
Dilbilgisi (i'rab)
ذَهَبَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
ٱلْخَوْفُ
korku
İsim
Kök: خوف
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
خَوْفُİsimeril، merfû (nominatif)
سَلَقُوكُم
sizi incitirler
Fiil
Kök: سلق
Dilbilgisi (i'rab)
سَلَقُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
كُمİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
بِأَلْسِنَةٍ
dillerle
İsim
Kök: لسن
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
أَلْسِنَةٍİsimeril çoğul، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
حِدَادٍ
sivri
İsim
Kök: حدد
Dilbilgisi (i'rab)
حِدَادٍİsimmasdar (isim-fiil)، eril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
أَشِحَّةً
düşkünlük göstererek
İsim
Kök: شحح
Dilbilgisi (i'rab)
أَشِحَّةًİsimeril çoğul، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)، sıfat
عَلَى
karşı
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَىEdatharf-i cer (edat)
ٱلْخَيْرِ
hayra
İsim
Kök: خير
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
خَيْرِİsimeril tekil، mecrûr (genitif)
أُو۟لَٰٓئِكَ
onlar
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
أُو۟لَٰٓئِİsimism-i işaret، harf-i cer (edat)
كَEdatmuhâtab، son ek، eril
لَمْ
inanmamışlar
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَمْEdatolumsuzluk
يُؤْمِنُوا۟
iman edinceye
Fiil
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
يُؤْمِنُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
فَأَحْبَطَ
bu yüzden boşa çıkarmıştır
Fiil
Kök: حبط
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
أَحْبَطَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
ٱللَّهُ
Allah
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
أَعْمَٰلَهُمْ
onların işlerini
İsim
Kök: عمل
Dilbilgisi (i'rab)
أَعْمَٰلَİsimeril çoğul، mansûb (akuzatif)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
وَكَانَ
ve
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
كَانَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
ذَٰلِكَ
bu
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ذَٰİsimism-i işaret، eril tekil
لِEdatuzaklık، son ek
كَEdatmuhâtab، son ek، eril
عَلَى
göre
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَىEdatharf-i cer (edat)
ٱللَّهِ
Allah'a
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهِİsimözel isim، mecrûr (genitif)
يَسِيرًا
kolaydır
İsim
Kök: يسر
Dilbilgisi (i'rab)
يَسِيرًاİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)، sıfat

Meal

TR

Allah, içinizden sizi alıkoyanları, size Allah'ın yardımını kıskanarak, kardeşlerine "Bize gelin, zorlanmadıkça savaşa gitmeyin" diyenleri bilir. Kalblerine korku gelince ölüm baygınlığı geçiren kimse gibi gözleri dönerek, sana baktıklarını görürsün. Korkuları gidince iyiliğinize olanı çekemeyip sivri dilleriyle sizi incitirler. Bunlar inanmamışlardır, Allah, bu sebeple işlerini boşa çıkarmıştır; bu, Allah için kolaydır.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Size karşı kıskançlık ediyorlardı. Derken o korku hali gelince, gördün onları ki, ölümden baygınlık sarmış kimse gibi gözleri dönerek sana bakıyorlardı. O korku gidince, size keskin keskin diller sıyırdılar. Onlar hayra karşı kıskançlık ediyorlardı. İşte bunlar iman etmediler de Allah amellerini boşa çıkardı. Bu Allah'a göre önemsizdir.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

(Gelseler de) size karşı cimri olarak (gelirler). Korku geldiğinde, üzer(ler)ine ölüm baygınlığı çökmüş gibi gözleri dönerek sana bakmakta olduklarını görürsün. Korku gidince, iyiliği kıskanarak sizi sivri dilleriyle incitirler. Onlar iman etmiş değillerdir; (bu yüzden) Allah onların yaptıklarını boşa çıkarmıştır. Bu, Allah’a çok kolaydır.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Covetous over you. Then when fear comes, thou wilt see them looking to thee, their eyes revolving, like (those of) one over whom hovers death: but when the fear is past, they will smite you with sharp tongues, covetous of goods. Such men have no faith, and so Allah has made their deeds of none effect: and that is easy for Allah.

A. Yusuf Alipublic-domain

who begrudge you [believers] any help. When fear comes, you [Prophet] see them looking at you with eyes rolling like someone in their death throes; when fear has passed, they attack you with sharp tongues and begrudge you any good. Such men do not believe, and God brings their deeds to nothing- that is all too easy for God.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Being sparing of their help to you (believers). But when the fear cometh, then thou (Muhammad) seest them regarding thee with rolling eyes like one who fainteth unto death. Then, when the fear departeth, they scald you with sharp tongues in their greed for wealth (from the spoil). Such have not believed. Therefor Allah maketh their deeds fruitless. And that is easy for Allah.

M. Pickthallpublic-domain

Indisposed toward you. And when fear comes, you see them looking at you, their eyes revolving like one being overcome by death. But when fear departs, they lash you with sharp tongues, indisposed toward [any] good. Those have not believed, so Allāh has rendered their deeds worthless, and ever is that, for Allāh, easy.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

بُخَلاء عليكم -أيها المؤمنون- بالمال والنفس والجهد والمودة لما في نفوسهم من العداوة والحقد؛ حبًا في الحياة وكراهة للموت، فإذا حضر القتال خافوا الهلاك ورأيتهم ينظرون إليك، تدور أعينهم لذهاب عقولهم؛ خوفًا من القتل وفرارًا منه كدوران عين مَن حضره الموت، فإذا انتهت الحرب وذهب الرعب رموكم بألسنة حداد مؤذية، وتراهم عند قسمة الغنائم بخلاء وحسدة، أولئك لم يؤمنوا بقلوبهم، فأذهب الله ثواب أعمالهم، وكان ذلك على الله يسيرًا.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?