← Sure 34

34:12

وَلِسُلَيْمَـٰنَ ٱلرِّيحَ غُدُوُّهَا شَهْرٌ وَرَوَاحُهَا شَهْرٌ ۖ وَأَسَلْنَا لَهُۥ عَيْنَ ٱلْقِطْرِ ۖ وَمِنَ ٱلْجِنِّ مَن يَعْمَلُ بَيْنَ يَدَيْهِ بِإِذْنِ رَبِّهِۦ ۖ وَمَن يَزِغْ مِنْهُمْ عَنْ أَمْرِنَا نُذِقْهُ مِنْ عَذَابِ ٱلسَّعِيرِ

Kelime kelime

وَلِسُلَيْمَٰنَ
ve Süleyman'a
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
سُلَيْمَٰنَİsimözel isim، mecrûr (genitif)
ٱلرِّيحَ
rüzgarı
İsim
Kök: روح
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
رِّيحَİsimdişil، mansûb (akuzatif)
غُدُوُّهَا
sabah gidişi
İsim
Kök: غدو
Dilbilgisi (i'rab)
غُدُوُّİsimeril، merfû (nominatif)
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
شَهْرٌ
bir ay(lık mesafe)
İsim
Kök: شهر
Dilbilgisi (i'rab)
شَهْرٌİsimeril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
وَرَوَاحُهَا
ve akşam dönüşü
İsim
Kök: روح
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
رَوَاحُİsimeril، merfû (nominatif)
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
شَهْرٌ
bir ay(lık mesafe)
İsim
Kök: شهر
Dilbilgisi (i'rab)
شَهْرٌİsimeril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
وَأَسَلْنَا
ve akıttık
Fiil
Kök: سيل
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
أَسَلْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
لَهُۥ
onun için
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هُۥİsimzamir، 3. tekil eril
عَيْنَ
kaynağını
İsim
Kök: عين
Dilbilgisi (i'rab)
عَيْنَİsimdişil، mansûb (akuzatif)
ٱلْقِطْرِ
katran
İsim
Kök: قطر
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
قِطْرِİsimeril، mecrûr (genitif)
وَمِنَ
ve bir kısmı
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
مِنَEdatharf-i cer (edat)
ٱلْجِنِّ
cinlerin
İsim
Kök: جنن
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
جِنِّİsimeril، mecrûr (genitif)
مَن
ki
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَنİsimism-i mevsûl
يَعْمَلُ
çalışırdı
Fiil
Kök: عمل
Dilbilgisi (i'rab)
يَعْمَلُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
بَيْنَ
onun önünde
İsim
Kök: بين
Dilbilgisi (i'rab)
بَيْنَİsimmekân zarfı، mansûb (akuzatif)
يَدَيْهِ
onun önünde
İsim
Kök: يدي
Dilbilgisi (i'rab)
يَدَيْİsimdişil ikil، merfû (nominatif)
هِİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
بِإِذْنِ
izniyle
İsim
Kök: أذن
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
إِذْنِİsimeril، mecrûr (genitif)
رَبِّهِۦ
Rabbinin
İsim
Kök: ربب
Dilbilgisi (i'rab)
رَبِّİsimeril، mecrûr (genitif)
هِۦİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
وَمَن
ve kim
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
مَنİsimism-i mevsûl
يَزِغْ
sapsa
Fiil
Kök: زيغ
Dilbilgisi (i'rab)
يَزِغْFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
مِنْهُمْ
onlardan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنْEdatharf-i cer (edat)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
عَنْ
buyruğumuzdan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَنْEdatharf-i cer (edat)
أَمْرِنَا
buyruğuna
İsim
Kök: أمر
Dilbilgisi (i'rab)
أَمْرِİsimeril، mecrûr (genitif)
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
نُذِقْهُ
ona taddırırdık
Fiil
Kök: ذوق
Dilbilgisi (i'rab)
نُذِقْFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
هُİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
مِنْ
azabı
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنْEdatharf-i cer (edat)
عَذَابِ
azabımı
İsim
Kök: عذب
Dilbilgisi (i'rab)
عَذَابِİsimeril، mecrûr (genitif)
ٱلسَّعِيرِ
alevli
İsim
Kök: سعر
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
سَّعِيرِİsimeril، mecrûr (genitif)

Meal

TR

Gündüz estiğinde bir aylık mesafeye gidip, akşam da bir aylık mesafeden gelen rüzgarı Süleyman'ın buyruğu altına verdik. Onun için su gibi erimiş bakır akıttık. Rabbinin izniyle, yanında iş gören cinleri onun buyruğu altına verdik ki, bunlar içinde buyruğumuzdan çıkan olursa ona alevli ateşin azabını tattırırdık.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Süleyman'ın emrine de rüzgarı verdik. Sabah gidişi bir aylık, akşam dönüşü bir aylık yol idi. Erimiş bakır menbaını da ona sel gibi akıttık. Hem Rabbi'nin izniyle elinin altında cinlerden de çalışan vardı. Onlardan da kim emrimizden dışarı çıkarsa ona ateş azabından tattırırdık.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Sabah (gidişi) bir ay(lık mesafe), (akşam) dönüşü bir ay(lık mesafe) olan rüzgârı da Süleyman’a (onun hizmetine) vermiştik ve onun için erimiş bakırı, kaynağından sel gibi akıtmıştık. Rabbinin izniyle cinlerden bir kısmı onun (gözünün) önünde çalışırdı. Onlardan kim emrimizden sapsa ona alevli azabı tattırırdık. Sebe'

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

And to Solomon (We made) the Wind (obedient): Its early morning (stride) was a month's (journey), and its evening (stride) was a month's (journey); and We made a Font of molten brass to flow for him; and there were Jinns that worked in front of him, by the leave of his Lord, and if any of them turned aside from our command, We made him taste of the Penalty of the Blazing Fire.

A. Yusuf Alipublic-domain

And [We subjected] the wind for Solomon. Its outward journey took a month, and its return journey likewise. We made a fountain of molten brass flow for him, and some of the jinn worked under his control with his Lord’s permission. If one of them deviated from Our command, We let him taste the suffering of the blazing flame.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And unto Solomon (We gave) the wind, whereof the morning course was a month's journey and the evening course a month's journey, and We caused the fount of copper to gush forth for him, and (We gave him) certain of the jinn who worked before him by permission of his Lord. And such of them as deviated from Our command, them We caused to taste the punishment of flaming Fire.

M. Pickthallpublic-domain

And to Solomon [We subjected] the wind - its morning [journey was that of] a month - and its afternoon [journey was that of] a month, and We made flow for him a spring of [liquid] copper. And among the jinn were those who worked for him by the permission of his Lord. And whoever deviated among them from Our command - We will make him taste of the punishment of the Blaze.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

وسخَّرنا لسليمان الريح تجري من أول النهار إلى انتصافه مسيرة شهر، ومن منتصف النهار إلى الليل مسيرة شهر بالسير المعتاد، وأسلنا له النحاس كما يسيل الماء، يعمل به ما يشاء، وسخَّرنا له من الجن من يعمل بين يديه بإذن ربه، ومن يعدل منهم عن أمرنا الذي أمرناه به من طاعة سليمان نذقه من عذاب النار المستعرة.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?