← Sure 35

35:32

ثُمَّ أَوْرَثْنَا ٱلْكِتَـٰبَ ٱلَّذِينَ ٱصْطَفَيْنَا مِنْ عِبَادِنَا ۖ فَمِنْهُمْ ظَالِمٌ لِّنَفْسِهِۦ وَمِنْهُم مُّقْتَصِدٌ وَمِنْهُمْ سَابِقٌۢ بِٱلْخَيْرَٰتِ بِإِذْنِ ٱللَّهِ ۚ ذَٰلِكَ هُوَ ٱلْفَضْلُ ٱلْكَبِيرُ

Kelime kelime

ثُمَّ
sonra
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
ثُمَّEdatatıf bağlacı
أَوْرَثْنَا
miras verdik
Fiil
Kök: ورث
Dilbilgisi (i'rab)
أَوْرَثْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
ٱلْكِتَٰبَ
Kitabı
İsim
Kök: كتب
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
كِتَٰبَİsimeril، mansûb (akuzatif)
ٱلَّذِينَ
seçtiklerimize
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
ٱصْطَفَيْنَا
seçip üstün kıldı
Fiil
Kök: صفو
Dilbilgisi (i'rab)
ٱصْطَفَيْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
مِنْ
(arasın)dan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنْEdatharf-i cer (edat)
عِبَادِنَا
kullarımız
İsim
Kök: عبد
Dilbilgisi (i'rab)
عِبَادِİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
فَمِنْهُمْ
onlardan kimi
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatatıf bağlacı، ön ek
مِنْEdatharf-i cer (edat)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
ظَالِمٌ
zulmedendir
İsim
Kök: ظلم
Dilbilgisi (i'rab)
ظَالِمٌİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
لِّنَفْسِهِۦ
nefsine
İsim
Kök: نفس
Dilbilgisi (i'rab)
لِّEdatharf-i cer (edat)، ön ek
نَفْسِİsimdişil tekil، mecrûr (genitif)
هِۦİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
وَمِنْهُم
ve kimi
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
مِنْEdatharf-i cer (edat)
هُمİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
مُّقْتَصِدٌ
orta gidendir
İsim
Kök: قصد
Dilbilgisi (i'rab)
مُّقْتَصِدٌİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
وَمِنْهُمْ
ve kimi de
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
مِنْEdatharf-i cer (edat)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
سَابِقٌۢ
öne geçendir
İsim
Kök: سبق
Dilbilgisi (i'rab)
سَابِقٌۢİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
بِٱلْخَيْرَٰتِ
hayırlarda
İsim
Kök: خير
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
خَيْرَٰتِİsimdişil çoğul، mecrûr (genitif)
بِإِذْنِ
izniyle
İsim
Kök: أذن
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
إِذْنِİsimeril، mecrûr (genitif)
ٱللَّهِ
Allah'ın
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهِİsimözel isim، mecrûr (genitif)
ذَٰلِكَ
işte budur
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ذَٰİsimism-i işaret، eril tekil
لِEdatuzaklık، son ek
كَEdatmuhâtab، son ek، eril
هُوَ
O
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
هُوَİsimzamir، 3. tekil eril
ٱلْفَضْلُ
lutuf
İsim
Kök: فضل
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
فَضْلُİsimeril، merfû (nominatif)
ٱلْكَبِيرُ
büyük
İsim
Kök: كبر
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
كَبِيرُİsimeril tekil، merfû (nominatif)، sıfat

Meal

TR

Sonra bu Kitap'ı kullarımızdan seçtiğimiz kimselere miras bırakmışızdır. Onlardan kimi kendine yazık eder, kimi orta davranır, kimi de, Allah'ın izniyle, iyiliklere koşar. İşte büyük lütuf budur.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Sonra biz o kitabı kullarımızdan süzüp seçtiklerimize miras bıraktık. Onlardan da nefislerine zulmeden var, orta yolu tutan var, Allah'ın izniyle hayırlarda ileri geçenler var. İşte bu büyük lütuftur.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Sonra Kitabı kullarımızdan seçtiklerimize miras kıldık. Kimi kendisine haksızlık eder; kimi ortadadır; kimi de Allah’ın izniyle hayırlarda öndedir. Asıl büyük lütuf işte budur.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Then We have given the Book for inheritance to such of Our Servants as We have chosen: but there are among them some who wrong their own souls; some who follow a middle course; and some who are, by Allah's leave, foremost in good deeds; that is the highest Grace.

A. Yusuf Alipublic-domain

We gave the Scripture as a heritage to Our chosen servants: some of them wronged their own souls, some stayed between [right and wrong], and some, by God’s leave, were foremost in good deeds. That is the greatest favour:

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Then We gave the Scripture as inheritance unto those whom We elected of Our bondmen. But of them are some who wrong themselves and of them are some who are lukewarm, and of them are some who outstrip (others) through good deeds, by Allah's leave. That is the great favour!

M. Pickthallpublic-domain

Then We caused to inherit the Book those We have chosen of Our servants; and among them is he who wrongs himself [i.e., sins], and among them is he who is moderate, and among them is he who is foremost in good deeds by permission of Allāh. That [inheritance] is what is the great bounty.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

ثم أعطينا -بعد هلاك الأمم- القرآن مَن اخترناهم من أمة محمد صلى الله عليه وسلم: فمنهم ظالم لنفسه بفعل بعض المعاصي، ومنهم مقتصد، وهو المؤدي للواجبات المجتنب للمحرمات، ومنهم سابق بالخيرات بإذن الله، أي مسارع مجتهد في الأعمال الصالحة، فَرْضِها ونفلها، ذلك الإعطاء للكتاب واصطفاء هذه الأمة هو الفضل الكبير.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

İlgili ayetler

Bu ayet nerede geçiyor?