← Sure 4

4:12

۞ وَلَكُمْ نِصْفُ مَا تَرَكَ أَزْوَٰجُكُمْ إِن لَّمْ يَكُن لَّهُنَّ وَلَدٌ ۚ فَإِن كَانَ لَهُنَّ وَلَدٌ فَلَكُمُ ٱلرُّبُعُ مِمَّا تَرَكْنَ ۚ مِنۢ بَعْدِ وَصِيَّةٍ يُوصِينَ بِهَآ أَوْ دَيْنٍ ۚ وَلَهُنَّ ٱلرُّبُعُ مِمَّا تَرَكْتُمْ إِن لَّمْ يَكُن لَّكُمْ وَلَدٌ ۚ فَإِن كَانَ لَكُمْ وَلَدٌ فَلَهُنَّ ٱلثُّمُنُ مِمَّا تَرَكْتُم ۚ مِّنۢ بَعْدِ وَصِيَّةٍ تُوصُونَ بِهَآ أَوْ دَيْنٍ ۗ وَإِن كَانَ رَجُلٌ يُورَثُ كَلَـٰلَةً أَوِ ٱمْرَأَةٌ وَلَهُۥٓ أَخٌ أَوْ أُخْتٌ فَلِكُلِّ وَٰحِدٍ مِّنْهُمَا ٱلسُّدُسُ ۚ فَإِن كَانُوٓا۟ أَكْثَرَ مِن ذَٰلِكَ فَهُمْ شُرَكَآءُ فِى ٱلثُّلُثِ ۚ مِنۢ بَعْدِ وَصِيَّةٍ يُوصَىٰ بِهَآ أَوْ دَيْنٍ غَيْرَ مُضَآرٍّ ۚ وَصِيَّةً مِّنَ ٱللَّهِ ۗ وَٱللَّهُ عَلِيمٌ حَلِيمٌ

Kelime kelime

وَلَكُمْ
sizindir
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
كُمْİsimzamir، 2. çoğul eril
نِصْفُ
yarısı
İsim
Kök: نصف
Dilbilgisi (i'rab)
نِصْفُİsimeril، merfû (nominatif)
مَا
bıraktıkları mirasın
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَاİsimism-i mevsûl
تَرَكَ
geriye bıraktıkları
Fiil
Kök: ترك
Dilbilgisi (i'rab)
تَرَكَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
أَزْوَٰجُكُمْ
eşlerinizin
İsim
Kök: زوج
Dilbilgisi (i'rab)
أَزْوَٰجُİsimeril çoğul، merfû (nominatif)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
إِن
eğer
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنEdatşart
لَّمْ
yoksa
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَّمْEdatolumsuzluk
يَكُن
olursa
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
يَكُنFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
لَّهُنَّ
onların
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَّEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هُنَّİsimzamir، 3. çoğul dişil
وَلَدٌ
çocukları
İsim
Kök: ولد
Dilbilgisi (i'rab)
وَلَدٌİsimeril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
فَإِن
eğer
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
إِنEdatşart
كَانَ
onların varsa
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كَانَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
لَهُنَّ
onlar için
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هُنَّİsimzamir، 3. çoğul dişil
وَلَدٌ
çocukları
İsim
Kök: ولد
Dilbilgisi (i'rab)
وَلَدٌİsimeril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
فَلَكُمُ
sizindir
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatcevap (netice)، ön ek
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
كُمُİsimzamir، 2. çoğul eril
ٱلرُّبُعُ
dörtte biri
İsim
Kök: ربع
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
رُّبُعُİsimeril، merfû (nominatif)
مِمَّا
bıraktıklarının
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِEdatharf-i cer (edat)
مَّاİsimism-i mevsûl
تَرَكْنَ
geriye bıraktıkları
Fiil
Kök: ترك
Dilbilgisi (i'rab)
تَرَكْFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul dişil
نَİsimzamir، son ek، 3. çoğul dişil
مِنۢ
sonra
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنۢEdatharf-i cer (edat)
بَعْدِ
sonra
İsim
Kök: بعد
Dilbilgisi (i'rab)
بَعْدِİsimmecrûr (genitif)
وَصِيَّةٍ
vasiyyetten
İsim
Kök: وصي
Dilbilgisi (i'rab)
وَصِيَّةٍİsimdişil، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
يُوصِينَ
yapacakları
Fiil
Kök: وصي
Dilbilgisi (i'rab)
يُوصِيFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul dişil
نَİsimzamir، son ek، 3. çoğul dişil
بِهَآ
ondan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هَآİsimzamir، 3. tekil dişil
أَوْ
veya
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَوْEdatatıf bağlacı
دَيْنٍ
borçtan
İsim
Kök: دين
Dilbilgisi (i'rab)
دَيْنٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
وَلَهُنَّ
onlarındır
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هُنَّİsimzamir، 3. çoğul dişil
ٱلرُّبُعُ
dörtte biri
İsim
Kök: ربع
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
رُّبُعُİsimeril، merfû (nominatif)
مِمَّا
bıraktığınızın
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِEdatharf-i cer (edat)
مَّاİsimism-i mevsûl
تَرَكْتُمْ
geriye bıraktıkları
Fiil
Kök: ترك
Dilbilgisi (i'rab)
تَرَكْFiilmâzî (geçmiş)، 2. çoğul eril
تُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
إِن
eğer
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنEdatşart
لَّمْ
yoksa
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَّمْEdatolumsuzluk
يَكُن
olursa
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
يَكُنFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
لَّكُمْ
sizin de
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَّEdatharf-i cer (edat)، ön ek
كُمْİsimzamir، 2. çoğul eril
وَلَدٌ
çocuğunuz
İsim
Kök: ولد
Dilbilgisi (i'rab)
وَلَدٌİsimeril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
فَإِن
eğer
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
إِنEdatşart
كَانَ
varsa
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كَانَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
لَكُمْ
sizin
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
كُمْİsimzamir، 2. çoğul eril
وَلَدٌ
çocuğunuz
İsim
Kök: ولد
Dilbilgisi (i'rab)
وَلَدٌİsimeril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
فَلَهُنَّ
onlarındır
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatcevap (netice)، ön ek
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هُنَّİsimzamir، 3. çoğul dişil
ٱلثُّمُنُ
sekizde biri
İsim
Kök: ثمن
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
ثُّمُنُİsimeril، merfû (nominatif)
مِمَّا
bıraktığınızın
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِEdatharf-i cer (edat)
مَّاİsimism-i mevsûl
تَرَكْتُم
geriye bıraktıkları
Fiil
Kök: ترك
Dilbilgisi (i'rab)
تَرَكْFiilmâzî (geçmiş)، 2. çoğul eril
تُمİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
مِّنۢ
sonra
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنۢEdatharf-i cer (edat)
بَعْدِ
sonra
İsim
Kök: بعد
Dilbilgisi (i'rab)
بَعْدِİsimmecrûr (genitif)
وَصِيَّةٍ
vasiyyet
İsim
Kök: وصي
Dilbilgisi (i'rab)
وَصِيَّةٍİsimdişil، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
تُوصُونَ
yapacağınız
Fiil
Kök: وصي
Dilbilgisi (i'rab)
تُوصُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
بِهَآ
ondan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هَآİsimzamir، 3. tekil dişil
أَوْ
veya
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَوْEdatatıf bağlacı
دَيْنٍ
borçtan
İsim
Kök: دين
Dilbilgisi (i'rab)
دَيْنٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
وَإِن
eğer
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
إِنEdatşart
كَانَ
ise
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كَانَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
رَجُلٌ
erkeğin
İsim
Kök: رجل
Dilbilgisi (i'rab)
رَجُلٌİsimeril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
يُورَثُ
miras bırakan
Fiil
Kök: ورث
Dilbilgisi (i'rab)
يُورَثُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، meçhul (edilgen)، 3. tekil eril
كَلَٰلَةً
evladı ve ana babası olmayıp
İsim
Kök: كلل
Dilbilgisi (i'rab)
كَلَٰلَةًİsimdişil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
أَوِ
veya
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَوِEdatatıf bağlacı
ٱمْرَأَةٌ
kadının
İsim
Kök: مرأ
Dilbilgisi (i'rab)
ٱمْرَأَةٌİsimdişil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
وَلَهُۥٓ
varsa
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هُۥٓİsimzamir، 3. tekil eril
أَخٌ
bir erkek
İsim
Kök: أخو
Dilbilgisi (i'rab)
أَخٌİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
أَوْ
veya
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَوْEdatatıf bağlacı
أُخْتٌ
bir kızkardeşi
İsim
Kök: أخو
Dilbilgisi (i'rab)
أُخْتٌİsimdişil tekil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
فَلِكُلِّ
her
İsim
Kök: كلل
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatcevap (netice)، ön ek
لِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
كُلِّİsimeril، mecrûr (genitif)
وَٰحِدٍ
birine
İsim
Kök: وحد
Dilbilgisi (i'rab)
وَٰحِدٍİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
مِّنْهُمَا
onlardan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنْEdatharf-i cer (edat)
هُمَاİsimzamir، son ek، 3. ikil
ٱلسُّدُسُ
altıda bir düşer
İsim
Kök: سدس
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
سُّدُسُİsimeril، merfû (nominatif)
فَإِن
eğer
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatatıf bağlacı، ön ek
إِنEdatşart
كَانُوٓا۟
iseler
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كَانُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وٓا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
أَكْثَرَ
fazla
İsim
Kök: كثر
Dilbilgisi (i'rab)
أَكْثَرَİsimeril tekil، mansûb (akuzatif)
مِن
bundan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنEdatharf-i cer (edat)
ذَٰلِكَ
bu
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ذَٰİsimism-i işaret، eril tekil
لِEdatuzaklık، son ek
كَEdatmuhâtab، son ek، eril
فَهُمْ
onlar
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatcevap (netice)، ön ek
هُمْİsimzamir، 3. çoğul eril
شُرَكَآءُ
ortaktırlar
İsim
Kök: شرك
Dilbilgisi (i'rab)
شُرَكَآءُİsimeril çoğul، merfû (nominatif)
فِى
üçte bire
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىEdatharf-i cer (edat)
ٱلثُّلُثِ
üçte ikisi
İsim
Kök: ثلث
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
ثُّلُثِİsimeril، mecrûr (genitif)
مِنۢ
sonradır
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنۢEdatharf-i cer (edat)
بَعْدِ
sonra
İsim
Kök: بعد
Dilbilgisi (i'rab)
بَعْدِİsimmecrûr (genitif)
وَصِيَّةٍ
vasiyyetten
İsim
Kök: وصي
Dilbilgisi (i'rab)
وَصِيَّةٍİsimdişil، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
يُوصَىٰ
yapılan
Fiil
Kök: وصي
Dilbilgisi (i'rab)
يُوصَىٰFiilmuzâri (şimdi/geniş)، meçhul (edilgen)، 3. tekil eril
بِهَآ
ondan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هَآİsimzamir، 3. tekil dişil
أَوْ
veya
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَوْEdatatıf bağlacı
دَيْنٍ
borçtan
İsim
Kök: دين
Dilbilgisi (i'rab)
دَيْنٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
غَيْرَ
olmayan
İsim
Kök: غير
Dilbilgisi (i'rab)
غَيْرَİsimeril، mansûb (akuzatif)
مُضَآرٍّ
zarar verici
İsim
Kök: ضرر
Dilbilgisi (i'rab)
مُضَآرٍّİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
وَصِيَّةً
vasiyyettir
İsim
Kök: وصي
Dilbilgisi (i'rab)
وَصِيَّةًİsimdişil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
مِّنَ
Allahtan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنَEdatharf-i cer (edat)
ٱللَّهِ
Allah'ın
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهِİsimözel isim، mecrûr (genitif)
وَٱللَّهُ
Allah
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
عَلِيمٌ
bilendir
İsim
Kök: علم
Dilbilgisi (i'rab)
عَلِيمٌİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
حَلِيمٌ
halimdir
İsim
Kök: حلم
Dilbilgisi (i'rab)
حَلِيمٌİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)، sıfat

Meal

TR

Kadınlarınızın çocukları yoksa bıraktıklarının yarısı sizindir, çocukları varsa, bıraktıklarının ettikleri vasiyetten veya borçtan arta kalanın dörtte biri sizindir. Sizin çocuğunuz yoksa ettiğiniz vasiyet veya borç çıktıktan sonra bıraktıklarınızın dörtte biri karılarınızındır; çocuğunuz varsa, bıraktıklarınızın sekizde biri onlarındır. Eğer bir erkek veya kadına kelale yollu (çocuğu ve babası olmadığı halde) varis olunuyor ve bunların ana-bir erkek veya bir kız kardeşi bulunuyorsa, her birine edilen vasiyetten veya borçtan arta kalanın altıda biri düşer; ikiden çoksalar, üçte birine, zarara uğratılmaksızın ortak olurlar. Bunlar Allah tarafından tavsiye edilmiştir. Allah bilendir. Halim'dir.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Eğer hanımlarınızın çocukları yoksa, bıraktıkları mirasın yarısı sizindir. Şâyet bir çocukları varsa o zaman mirasın dörtte biri sizindir. Bu paylar, ölenin vasiyeti yerine getirildikten ve varsa, borcu ödendikten sonra verilir. Eğer siz çocuk bırakmadan ölürseniz, geriye bıraktığınız mirasın dörtte biri hanımlarınızındır. Şâyet çocuklarınız varsa o zaman bıraktığınız mirasın sekizde biri hanımlarınızındır. Bu paylar, yaptığınız vasiyetler yerine getirilip ve varsa borcunuz ödendikten sonra verilir. Eğer ölen bir erkek veya kadının çocuğu ve babası bulunmadığı halde kelâle olarak (yan koldan) mirasına konuluyor ve kendisinin bir erkek veya kızkardeşi bulunuyorsa, bunlardan herbirinin miras payı terekenin altıda biridir. Eğer mevcut olan kardeşler bundan daha çok iseler, bu takdirde kardeşler mirasın üçte birini zarara uğratılmaksızın aralarında eşit olarak taksim ederler. Bu paylar ölenin vasiyeti yerine getirilip ve varsa borcu ödendikten sonra verilir. Bunlar, Allah tarafından bir emirdir. Allah her şeyi bilen ve yarattıklarına çok yumuşak davranandır.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Çocukları yoksa eşlerinizin (hanımlarınızın) bıraktıklarının yarısı sizindir. Yapacakları vasiyetten ve/veya borçtan sonra, onların (eşlerinizin) çocukları varsa bıraktıklarının dörtte biri sizindir. Çocuklarınız yoksa bıraktıklarınızın dörtte biri onların (hanımlarınızın)dır. Çocuğunuz varsa, yapacağınız vasiyetten ve/veya borçtan sonra, bıraktığınızın sekizde biri onlarındır. Bir erkek veya hanım bir kelâle (annesi, babası ve çocukları bulunmayan kişi)nin malı mirasçılara kalırsa ve (başka bir anneden) bir erkek kardeşi veya bir kız kardeşi varsa her birine altıda bir düşer. (Kelâle durumundakinin kardeşleri) bundan fazla iseler, yapılacak vasiyetten ve/veya borçtan sonra üçte bire ortaktırlar. (Bu vasiyetler ve/veya borçlar) kimse zarara uğratılmaksızın ve Allah’tan size bir vasiyet (farz bir görev) olarak (yapılacak)tır. Allah bilendir, hoşgörülüdür.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

In what your wives leave, your share is a half, if they leave no child; but if they leave a child, ye get a fourth; after payment of legacies and debts. In what ye leave, their share is a fourth, if ye leave no child; but if ye leave a child, they get an eighth; after payment of legacies and debts. If the man or woman whose inheritance is in question, has left neither ascendants nor descendants, but has left a brother or a sister, each one of the two gets a sixth; but if more than two, they share in a third; after payment of legacies and debts; so that no loss is caused (to any one). Thus is it ordained by Allah; and Allah is All-knowing, Most Forbearing.

A. Yusuf Alipublic-domain

You inherit half of what your wives leave, if they have no children; if they have children, you inherit a quarter. [In all cases, the distribution comes] after payment of any bequests or debts. If you have no children, your wives’ share is a quarter; if you have children, your wives get an eighth. [In all cases, the distribution comes] after payment of any bequests or debts. If a man or a woman dies leaving no children or parents, but a single brother or sister, he or she should take one-sixth of the inheritance; if there are more siblings, they share one-third between them. [In all cases, the distribution comes] after payment of any bequests or debts, with no harm done to anyone: this is a commandment from God: God is all knowing and benign to all.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And unto you belongeth a half of that which your wives leave, if they have no child; but if they have a child then unto you the fourth of that which they leave, after any legacy they may have bequeathed, or debt (they may have contracted, hath been paid). And unto them belongeth the fourth of that which ye leave if ye have no child, but if ye have a child then the eighth of that which ye leave, after any legacy ye may have bequeathed, or debt (ye may have contracted, hath been paid). And if a man or a woman have a distant heir (having left neither parent nor child), and he (or she) have a brother or a sister (only on the mother's side) then to each of them twain (the brother and the sister) the sixth, and if they be more than two, then they shall be sharers in the third, after any legacy that may have been bequeathed or debt (contracted) not injuring (the heirs by willing away more than a third of the heritage) hath been paid. A commandment from Allah. Allah is Knower, Indulgent.

M. Pickthallpublic-domain

And for you is half of what your wives leave if they have no child. But if they have a child, for you is one fourth of what they leave, after any bequest they [may have] made or debt. And for them [i.e., the wives] is one fourth if you leave no child. But if you leave a child, then for them is an eighth of what you leave, after any bequest you [may have] made or debt. And if a man or woman leaves neither ascendants nor descendants but has a brother or a sister, then for each one of them is a sixth. But if they are more than two, they share a third, after any bequest which was made or debt, as long as there is no detriment [caused]. [This is] an ordinance from Allāh, and Allāh is Knowing and Forbearing.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

ولكم -أيها الرجال- نصف ما ترك أزواجكم بعد وفاتهن إن لم يكن لهن ولد ذكرًا كان أو أنثى، فإن كان لهن ولد فلكم الربع مما تركن، ترثونه من بعد إنفاذ وصيتهن الجائزة، أو ما يكون عليهن من دَيْن لمستحقيه. ولأزواجكم - أيها الرجال - الربع مما تركتم، إن لم يكن لكم ابن أو ابنة منهن أو من غيرهن، فإن كان لكم ابن أو ابنة فلهن الثمن مما تركتم، يقسم الربع أو الثمن بينهن، فإن كانت زوجة واحدة كان هذا ميراثًا لها، من بعد إنفاذ ما كنتم أوصيتم به من الوصايا الجائزة، أو قضاء ما يكون عليكم من دَيْن. وإن مات رجل أو امراة وليس له أو لها ولد ولا والد، وله أو لها أخ أو أخت من أم فلكل واحد منهما السدس. فإن كان الإخوة أو الأخوات لأم أكثر من ذلك فهم شركاء في الثلث يقسم بينهم بالسوية لا فرق بين الذكر والأنثى، وهذا الذي فرضه الله للإخوة والأخوات لأم يأخذونه ميراثًا لهم من بعد قضاء ديون الميت، وإنفاذ وصيته إن كان قد أوصى بشيء لا ضرر فيه على الورثة. بهذا أوصاكم ربكم وصية نافعة لكم. والله عليم بما يصلح خلقه، حليم لا يعاجلهم بالعقوبة.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

İlgili ayetler

Bu ayet nerede geçiyor?