← Sure 4

4:19

يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا يَحِلُّ لَكُمْ أَن تَرِثُوا۟ ٱلنِّسَآءَ كَرْهًا ۖ وَلَا تَعْضُلُوهُنَّ لِتَذْهَبُوا۟ بِبَعْضِ مَآ ءَاتَيْتُمُوهُنَّ إِلَّآ أَن يَأْتِينَ بِفَـٰحِشَةٍ مُّبَيِّنَةٍ ۚ وَعَاشِرُوهُنَّ بِٱلْمَعْرُوفِ ۚ فَإِن كَرِهْتُمُوهُنَّ فَعَسَىٰٓ أَن تَكْرَهُوا۟ شَيْـًٔا وَيَجْعَلَ ٱللَّهُ فِيهِ خَيْرًا كَثِيرًا

Kelime kelime

يَٰٓأَيُّهَا
Ey
İsim
Kök: أيي
Dilbilgisi (i'rab)
يَٰٓEdatnidâ، ön ek
أَيُّİsimmansûb (akuzatif)
هَاEdatATT، son ek
ٱلَّذِينَ
kimseler
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
ءَامَنُوا۟
inanan(lar)
Fiil
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
ءَامَنُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
لَا
helal değildir
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَاEdatolumsuzluk
يَحِلُّ
helal
Fiil
Kök: حلل
Dilbilgisi (i'rab)
يَحِلُّFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
لَكُمْ
size
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
كُمْİsimzamir، 2. çoğul eril
أَن
miras yoluyla almanız
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنEdatmasdar bağlacı
تَرِثُوا۟
bana mirasçı olsun
Fiil
Kök: ورث
Dilbilgisi (i'rab)
تَرِثُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
ٱلنِّسَآءَ
kadınları
İsim
Kök: نسو
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
نِّسَآءَİsimdişil çoğul، mansûb (akuzatif)
كَرْهًا
zorla
İsim
Kök: كره
Dilbilgisi (i'rab)
كَرْهًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
وَلَا
onları sıkıştırmayın
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَاEdatnehiy (yasaklama)
تَعْضُلُوهُنَّ
onları sıkıştırırsınız
Fiil
Kök: عضل
Dilbilgisi (i'rab)
تَعْضُلُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
وİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
هُنَّİsimzamir، son ek، 3. çoğul dişil
لِتَذْهَبُوا۟
alıp götürmek için
Fiil
Kök: ذهب
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatta'lil lâmı (amaç)، ön ek
تَذْهَبُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
بِبَعْضِ
bir kısmını
İsim
Kök: بعض
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
بَعْضِİsimeril، mecrûr (genitif)
مَآ
şeylerin
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَآİsimism-i mevsûl
ءَاتَيْتُمُوهُنَّ
onlara verdiğiniz
Fiil
Kök: أتي
Dilbilgisi (i'rab)
ءَاتَيْFiilmâzî (geçmiş)، 2. çoğul eril
تُمُوİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
هُنَّİsimzamir، son ek، 3. çoğul dişil
إِلَّآ
dışında
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَّآEdatistisnâ (illâ)
أَن
yapmaları
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنEdatmasdar bağlacı
يَأْتِينَ
gelen
Fiil
Kök: أتي
Dilbilgisi (i'rab)
يَأْتِيFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul dişil
نَİsimzamir، son ek، 3. çoğul dişil
بِفَٰحِشَةٍ
edepsizlik
İsim
Kök: فحش
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
فَٰحِشَةٍİsimdişil، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
مُّبَيِّنَةٍ
açık bir
İsim
Kök: بين
Dilbilgisi (i'rab)
مُّبَيِّنَةٍİsimism-i fâil (etken ortaç)، dişil، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)، sıfat
وَعَاشِرُوهُنَّ
ve onlarla geçinin
Fiil
Kök: عشر
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
عَاشِرُFiilemir، 2. çoğul eril
وİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
هُنَّİsimzamir، son ek، 3. çoğul dişil
بِٱلْمَعْرُوفِ
iyi
İsim
Kök: عرف
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
مَعْرُوفِİsimism-i mef'ûl (edilgen ortaç)، eril، mecrûr (genitif)
فَإِن
eğer
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
إِنEdatşart
كَرِهْتُمُوهُنَّ
onlardan hoşlanmazsanız
Fiil
Kök: كره
Dilbilgisi (i'rab)
كَرِهْFiilmâzî (geçmiş)، 2. çoğul eril
تُمُوİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
هُنَّİsimzamir، son ek، 3. çoğul dişil
فَعَسَىٰٓ
bilinki
Fiil
Kök: عسي
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatcevap (netice)، ön ek
عَسَىٰٓFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
أَن
sizin hoşlanmadığınız
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنEdatmasdar bağlacı
تَكْرَهُوا۟
hoşlanmasa da
Fiil
Kök: كره
Dilbilgisi (i'rab)
تَكْرَهُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
شَيْـًٔا
bir şeye
İsim
Kök: شيأ
Dilbilgisi (i'rab)
شَيْـًٔاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
وَيَجْعَلَ
koymuş olabilir
Fiil
Kök: جعل
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
يَجْعَلَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
ٱللَّهُ
Allah
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
فِيهِ
ona
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِيEdatharf-i cer (edat)
هِİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
خَيْرًا
hayır
İsim
Kök: خير
Dilbilgisi (i'rab)
خَيْرًاİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
كَثِيرًا
çok
İsim
Kök: كثر
Dilbilgisi (i'rab)
كَثِيرًاİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)، sıfat

Meal

TR

Ey İnananlar! Kadınlara zorla mirasçı olmaya kalkmanız size helal değildir. Apaçık hayasızlık etmedikçe onlara verdiğinizin bir kısmını alıp götürmeniz için onları sıkıştırmayın. Onlarla güzellikle geçinin. Eğer onlardan hoşlanmıyorsanız, sabredin, hoşlanmadığınız bir şeyi Allah çok hayırlı kılmış olabilir.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Ey iman edenler! Kadınlara zorla varis olmanız size helal değildir. Verdiğiniz mehrin bir kısmını kurtaracaksınız diye, onları sıkıştırmanız da helal değildir. Ancak açık bir hayasızlık yapmış olurlarsa başka. Onlarla iyi geçinin. Eğer kendilerinden hoşlanmadınızsa, olabilir ki, siz bir şeyden hoşlanmasanız da Allah onda bir çok hayır takdir etmiş bulunur.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Ey iman edenler! Kadınlara zorla mirasçı olmanız size helal değildir. Apaçık bir çirkinlik yapmaları hariç, onlara verdiğinizin (mehrinizin) bir kısmını gidermeniz (geri almanız) için de onları sıkıştırmayın! Onlarla iyi geçinin! Onlardan hoşlanmazsanız, (bilin ki) sizin hoşlanmadığınız bir şeye Allah çok hayır koymuş olabilir.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

O ye who believe! Ye are forbidden to inherit women against their will. Nor should ye treat them with harshness, that ye may Take away part of the dower ye have given them,-except where they have been guilty of open lewdness; on the contrary live with them on a footing of kindness and equity. If ye take a dislike to them it may be that ye dislike a thing, and Allah brings about through it a great deal of good.

A. Yusuf Alipublic-domain

You who believe, it is not lawful for you to inherit women against their will, nor should you treat your wives harshly, hoping to take back some of the bride-gift you gave them, unless they are guilty of something clearly outrageous. Live with them in accordance with what is fair and kind: if you dislike them, it may well be that you dislike something in which God has put much good.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

O ye who believe! It is not lawful for you forcibly to inherit the women (of your deceased kinsmen), nor (that) ye should put constraint upon them that ye may take away a part of that which ye have given them, unless they be guilty of flagrant lewdness. But consort with them in kindness, for if ye hate them it may happen that ye hate a thing wherein Allah hath placed much good.

M. Pickthallpublic-domain

O you who have believed, it is not lawful for you to inherit women by compulsion. And do not make difficulties for them in order to take [back] part of what you gave them unless they commit a clear immorality [i.e., adultery]. And live with them in kindness. For if you dislike them - perhaps you dislike a thing and Allāh makes therein much good.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

يا أيها الذين آمنوا لا يجوز لكم أن تجعلوا نساء آبائكم من جملة تَرِكتهم، تتصرفون فيهن بالزواج منهن، أو المنع لهن، أو تزويجهن للآخرين، وهن كارهات لذلك كله، ولا يجوز لكم أن تضارُّوا أزواجكم وأنتم كارهون لهن؛ ليتنازلن عن بعض ما آتيتموهن من مهر ونحوه، إلا أن يرتكبن أمرا فاحشا كالزنى، فلكم حينئذ إمساكهن حتى تأخذوا ما أعطيتموهن. ولتكن مصاحبتكم لنسائكم مبنية على التكريم والمحبة، وأداء ما لهن من حقوق. فإن كرهتموهن لسبب من الأسباب الدنيوية فاصبروا؛ فعسى أن تكرهوا أمرًا من الأمور ويكون فيه خير كثير.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

İlgili ayetler

Bu ayet nerede geçiyor?