← Sure 4

4:176

يَسْتَفْتُونَكَ قُلِ ٱللَّهُ يُفْتِيكُمْ فِى ٱلْكَلَـٰلَةِ ۚ إِنِ ٱمْرُؤٌا۟ هَلَكَ لَيْسَ لَهُۥ وَلَدٌ وَلَهُۥٓ أُخْتٌ فَلَهَا نِصْفُ مَا تَرَكَ ۚ وَهُوَ يَرِثُهَآ إِن لَّمْ يَكُن لَّهَا وَلَدٌ ۚ فَإِن كَانَتَا ٱثْنَتَيْنِ فَلَهُمَا ٱلثُّلُثَانِ مِمَّا تَرَكَ ۚ وَإِن كَانُوٓا۟ إِخْوَةً رِّجَالًا وَنِسَآءً فَلِلذَّكَرِ مِثْلُ حَظِّ ٱلْأُنثَيَيْنِ ۗ يُبَيِّنُ ٱللَّهُ لَكُمْ أَن تَضِلُّوا۟ ۗ وَٱللَّهُ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمٌۢ

Kelime kelime

يَسْتَفْتُونَكَ
senden fetva istiyorlar
Fiil
Kök: فتي
Dilbilgisi (i'rab)
يَسْتَفْتُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
قُلِ
de ki
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قُلِFiilemir، 2. tekil eril
ٱللَّهُ
Allah
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
يُفْتِيكُمْ
size şöyle açıklıyor
Fiil
Kök: فتي
Dilbilgisi (i'rab)
يُفْتِيFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
فِى
hakkında
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىEdatharf-i cer (edat)
ٱلْكَلَٰلَةِ
kelale
İsim
Kök: كلل
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
كَلَٰلَةِİsimdişil، mecrûr (genitif)
إِنِ
eğer
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنِEdatşart
ٱمْرُؤٌا۟
kişinin
İsim
Kök: مرأ
Dilbilgisi (i'rab)
ٱمْرُؤٌا۟İsimeril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
هَلَكَ
ölen
Fiil
Kök: هلك
Dilbilgisi (i'rab)
هَلَكَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
لَيْسَ
yoksa
Fiil
Kök: ليس
Dilbilgisi (i'rab)
لَيْسَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
لَهُۥ
onun
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هُۥİsimzamir، 3. tekil eril
وَلَدٌ
çocuğu
İsim
Kök: ولد
Dilbilgisi (i'rab)
وَلَدٌİsimeril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
وَلَهُۥٓ
ve varsa
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هُۥٓİsimzamir، 3. tekil eril
أُخْتٌ
bir kızkardeşi
İsim
Kök: أخو
Dilbilgisi (i'rab)
أُخْتٌİsimdişil tekil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
فَلَهَا
o(kızkardeşi)nindir
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatcevap (netice)، ön ek
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هَاİsimzamir، 3. tekil dişil
نِصْفُ
yarısı
İsim
Kök: نصف
Dilbilgisi (i'rab)
نِصْفُİsimeril، merfû (nominatif)
مَا
ne ki
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَاİsimism-i mevsûl
تَرَكَ
miras bıraktı
Fiil
Kök: ترك
Dilbilgisi (i'rab)
تَرَكَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
وَهُوَ
fakat kendisi
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
هُوَİsimzamir، 3. tekil eril
يَرِثُهَآ
onun mirasını alır
Fiil
Kök: ورث
Dilbilgisi (i'rab)
يَرِثُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
هَآİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
إِن
eğer
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنEdatşart
لَّمْ
yoksa (kızkardeşinin)
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَّمْEdatolumsuzluk
يَكُن
olursa
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
يَكُنFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
لَّهَا
kendi
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَّEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هَاİsimzamir، 3. tekil dişil
وَلَدٌ
çocuğu
İsim
Kök: ولد
Dilbilgisi (i'rab)
وَلَدٌİsimeril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
فَإِن
eğer
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
إِنEdatşart
كَانَتَا
varsa
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كَانَFiilmâzî (geçmiş)، 3. ikil dişil
تَاİsimzamir، son ek، 3. ikil dişil
ٱثْنَتَيْنِ
iki kızkardeşi
İsim
Kök: ثني
Dilbilgisi (i'rab)
ٱثْنَتَيْنِİsimdişil ikil، mansûb (akuzatif)
فَلَهُمَا
onlarındır
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatcevap (netice)، ön ek
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هُمَاİsimzamir، 3. ikil
ٱلثُّلُثَانِ
üçte ikisi
İsim
Kök: ثلث
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
ثُّلُثَانِİsimeril ikil، merfû (nominatif)
مِمَّا
bıraktığı mirasın
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِEdatharf-i cer (edat)
مَّاİsimism-i mevsûl
تَرَكَ
geriye bıraktıkları
Fiil
Kök: ترك
Dilbilgisi (i'rab)
تَرَكَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
وَإِن
ve eğer
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
إِنEdatşart
كَانُوٓا۟
olursa (birçok)
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كَانُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وٓا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
إِخْوَةً
kardeşler
İsim
Kök: أخو
Dilbilgisi (i'rab)
إِخْوَةًİsimharf-i cer (edat)، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
رِّجَالًا
erkek
İsim
Kök: رجل
Dilbilgisi (i'rab)
رِّجَالًاİsimeril çoğul، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
وَنِسَآءً
ve kadın
İsim
Kök: نسو
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
نِسَآءًİsimdişil çoğul، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
فَلِلذَّكَرِ
erkeğe
İsim
Kök: ذكر
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatcevap (netice)، ön ek
لِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
لEdatmarife (belirli)، ön ek
ذَّكَرِİsimeril، mecrûr (genitif)
مِثْلُ
kadar (verilir)
İsim
Kök: مثل
Dilbilgisi (i'rab)
مِثْلُİsimeril، merfû (nominatif)
حَظِّ
payı
İsim
Kök: حظظ
Dilbilgisi (i'rab)
حَظِّİsimeril، mecrûr (genitif)
ٱلْأُنثَيَيْنِ
iki kadının
İsim
Kök: أنث
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
أُنثَيَيْنِİsimdişil ikil، mecrûr (genitif)
يُبَيِّنُ
açıklıyor
Fiil
Kök: بين
Dilbilgisi (i'rab)
يُبَيِّنُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
ٱللَّهُ
Allah
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
لَكُمْ
size
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
كُمْİsimzamir، 2. çoğul eril
أَن
diye
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنEdatmasdar bağlacı
تَضِلُّوا۟
şaşırırsınız
Fiil
Kök: ضلل
Dilbilgisi (i'rab)
تَضِلُّFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
وَٱللَّهُ
Allah
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
بِكُلِّ
he
İsim
Kök: كلل
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
كُلِّİsimeril، mecrûr (genitif)
شَىْءٍ
şeyi
İsim
Kök: شيأ
Dilbilgisi (i'rab)
شَىْءٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
عَلِيمٌۢ
bilir
İsim
Kök: علم
Dilbilgisi (i'rab)
عَلِيمٌۢİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)

Meal

TR

Senden fetva isterler, de ki: "Allah size ikinci dereceden mirasçılar hakkında fetva veriyor: "Şayet çocuğu olmayıp bir kızkardeşi bulunan kimse ölürse, bıraktığının yarısı kızkardeşe kalır. Fakat kızkardeşinin çocuğu yoksa kendisi, ona tamamen varis olur. Eğer iki kızkardeş kalmışsa, bıraktığının üçte ikisi onlaradır. Eğer mirasçılar erkek ve kadın kardeşlerse, erkeğe, iki dişinin hissesi kadar vardır. Doğru yoldan saparsınız diye Allah size açıklıyor." Allah her şeyi bilir.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Senden fetva istiyorlar. Deki: "Allah size kelâle (babasız ve çocuksuz kimse) nin mirası hakkında hükmünü açıklıyor: Çocuğu olmayan, fakat kız kardeşi bulunan bir kişi ölürse, bıraktığı malın yarısı o (kız kardeşi)nundur. Çocuğu olmayan kız kardeş ölürse, erkek kardeş ona varis olur. Eğer (ölenin) iki kız kardeşi varsa, bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Eğer kardeşler erkek ve kız olurlarsa, erkeğin hissesi, iki kızın hissesi kadardır. Şaşırmamanız için Allah size (hükümlerini) açıklıyor. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Senden fetva istiyorlar. De ki: Kelâle(nin mirası hakkında) Allah size fetvayı (şöyle) vermektedir: Çocuksuz bir kişi ölürse ve onun bir kız kardeşi varsa, bıraktığının yarısı onundur (kız kardeşindir). Çocuksuz bir kadın (ölür ve onun bir erkek kardeşi olursa) o (erkek kardeş) ona mirasçı olur. Kız kardeşler iki tane olursa (erkek kardeşlerinin) geride bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Şayet erkek ve kadın daha fazla kardeş var ise bir erkeğin payı iki kadının payı gibidir. Şaşırırsınız diye Allah size açıklıyor. Allah her şeyi bilendir.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

They ask thee for a legal decision. Say: Allah directs (thus) about those who leave no descendants or ascendants as heirs. If it is a man that dies, leaving a sister but no child, she shall have half the inheritance: If (such a deceased was) a woman, who left no child, Her brother takes her inheritance: If there are two sisters, they shall have two-thirds of the inheritance (between them): if there are brothers and sisters, (they share), the male having twice the share of the female. Thus doth Allah make clear to you (His law), lest ye err. And Allah hath knowledge of all things.

A. Yusuf Alipublic-domain

They ask you [Prophet] for a ruling. Say, ‘God gives you a ruling about inheritance from someone who dies childless with no surviving parents. If a man leaves a sister, she is entitled to half of the inheritance; if she has no child her brother is her sole heir; if there are two sisters, they are entitled to two-thirds of the inheritance between them, but if there are surviving brothers and sisters, the male is entitled to twice the share of the female. God makes this clear to you so that you do not make mistakes: He has full knowledge of everything.’

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

They ask thee for a pronouncement. Say: Allah hath pronounced for you concerning distant kindred. If a man die childless and he have a sister, hers is half the heritage, and he would have inherited from her had she died childless. And if there be two sisters, then theirs are two-thirds of the heritage, and if they be brethren, men and women, unto the male is the equivalent of the share of two females. Allah expoundeth unto you, so that ye err not. Allah is Knower of all things.

M. Pickthallpublic-domain

They request from you a [legal] ruling. Say, "Allāh gives you a ruling concerning one having neither descendants nor ascendants [as heirs]." If a man dies, leaving no child but [only] a sister, she will have half of what he left. And he inherits from her if she [dies and] has no child. But if there are two sisters [or more], they will have two thirds of what he left. If there are both brothers and sisters, the male will have the share of two females. Allāh makes clear to you [His law], lest you go astray. And Allāh is Knowing of all things.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

يسألونك -أيها الرسول- عن حكم ميراث الكلالة، وهو من مات وليس له ولدٌ ولا والد، قل: الله يُبيِّن لكم الحكم فيها: إن مات امرؤ ليس له ولد ولا والد، وله أخت لأبيه وأمه، أو لأبيه فقط، فلها نصف تركته، ويرث أخوها شقيقًا كان أو لأب جميع مالها إذا ماتت وليس لها ولد ولا والد. فإن كان لمن مات كلالةً أختان فلهما الثلثان مما ترك. وإذا اجتمع الذكور من الإخوة لغير أم مع الإناث فللذكر مثل نصيب الأنثيين من أخواته. يُبيِّن الله لكم قسمة المواريث وحكم الكلالة، لئلا تضلوا عن الحقِّ في أمر المواريث. والله عالم بعواقب الأمور، وما فيها من الخير لعباده.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

İlgili ayetler

Bu ayet nerede geçiyor?