← Sure 37

37:102

فَلَمَّا بَلَغَ مَعَهُ ٱلسَّعْىَ قَالَ يَـٰبُنَىَّ إِنِّىٓ أَرَىٰ فِى ٱلْمَنَامِ أَنِّىٓ أَذْبَحُكَ فَٱنظُرْ مَاذَا تَرَىٰ ۚ قَالَ يَـٰٓأَبَتِ ٱفْعَلْ مَا تُؤْمَرُ ۖ سَتَجِدُنِىٓ إِن شَآءَ ٱللَّهُ مِنَ ٱلصَّـٰبِرِينَ

Kelime kelime

فَلَمَّا
ne zaman ki
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لَمَّاİsimzaman zarfı
بَلَغَ
(çocuk) erişince;
Fiil
Kök: بلغ
Dilbilgisi (i'rab)
بَلَغَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
مَعَهُ
onun yanında
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَعَİsimmekân zarfı، mansûb (akuzatif)
هُİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
ٱلسَّعْىَ
koşma çağına
İsim
Kök: سعي
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
سَّعْىَİsimeril، mansûb (akuzatif)
قَالَ
(İbrahim ona) dedi
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قَالَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
يَٰبُنَىَّ
ey yavrum
İsim
Kök: بني
Dilbilgisi (i'rab)
يَٰEdatnidâ، ön ek
بُنَىَّİsimeril، merfû (nominatif)
İsimzamir، son ek، 1. tekil
إِنِّىٓ
şüphesiz ki ben
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنِّEdatmansûb (akuzatif)
ىٓİsimzamir، son ek، 1. tekil
أَرَىٰ
görüyorum
Fiil
Kök: رأي
Dilbilgisi (i'rab)
أَرَىٰFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. tekil
فِى
uykuda
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىEdatharf-i cer (edat)
ٱلْمَنَامِ
uyumanızdır
İsim
Kök: نوم
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
مَنَامِİsimeril، mecrûr (genitif)
أَنِّىٓ
ben
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنِّEdatmansûb (akuzatif)
ىٓİsimzamir، son ek، 1. tekil
أَذْبَحُكَ
seni kesiyorum
Fiil
Kök: ذبح
Dilbilgisi (i'rab)
أَذْبَحُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. tekil
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
فَٱنظُرْ
(düşün) bak
Fiil
Kök: نظر
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
ٱنظُرْFiilemir، 2. tekil eril
مَاذَا
ne?
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَاذَاİsimsoru
تَرَىٰ
görüyorsun (dersin)
Fiil
Kök: رأي
Dilbilgisi (i'rab)
تَرَىٰFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. tekil eril
قَالَ
dedi
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قَالَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
يَٰٓأَبَتِ
ey babacığım
İsim
Kök: أبو
Dilbilgisi (i'rab)
يَٰٓEdatnidâ، ön ek
أَبَتِİsimeril tekil، merfû (nominatif)
İsimzamir، son ek، 1. tekil
ٱفْعَلْ
yap
Fiil
Kök: فعل
Dilbilgisi (i'rab)
ٱفْعَلْFiilemir، 2. tekil eril
مَا
şeyi
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَاİsimism-i mevsûl
تُؤْمَرُ
sana emredilen
Fiil
Kök: أمر
Dilbilgisi (i'rab)
تُؤْمَرُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، meçhul (edilgen)، 2. tekil eril
سَتَجِدُنِىٓ
beni bulacaksın
Fiil
Kök: وجد
Dilbilgisi (i'rab)
سَEdatgelecek (se/sevfe)، ön ek
تَجِدُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. tekil eril
نِىٓİsimzamir، son ek، 1. tekil
إِن
eğer
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنEdatşart
شَآءَ
dilerse
Fiil
Kök: شيأ
Dilbilgisi (i'rab)
شَآءَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
ٱللَّهُ
Allah
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
مِنَ
sabredenlerden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنَEdatharf-i cer (edat)
ٱلصَّٰبِرِينَ
sabredenlerle
İsim
Kök: صبر
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
صَّٰبِرِينَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، mecrûr (genitif)

Meal

TR

Çocuk kendisinin yanısıra yürümeye başlayınca: "Ey oğulcuğum! Doğrusu ben uykuda iken seni boğazladığımı görüyorum, bir düşün, ne dersin?" dedi. "Ey babacığım! Ne ile emrolundunsa yap, Allah dilerse, sabredenlerden olduğumu göreceksin" dedi.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Oğlu, yanında koşacak çağa gelince: "Ey oğlum! Ben seni rüyamda boğazladığımı görüyorum. Artık bak, ne düşünürsün?" dedi. Çocuk da: "Babacığım sana ne emrediliyorsa yap, inşaallah beni sabredenlerden bulacaksın" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

(Oğlu) onunla birlikte koşmaya (çalışıp çabalama çağına) ulaşınca, (İbrahim) “Ey yavrucuğum! Rüyada seni kesmekte olduğumu görüyorum; bir düşün, ne dersin?” demişti. (O da) “Ey babacığım! Emrolunduğun şeyi yap! İnşallah beni sabredenlerden bulacaksın.” demişti.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Then, when (the son) reached (the age of) (serious) work with him, he said: "O my son! I see in vision that I offer thee in sacrifice: Now see what is thy view!" (The son) said: "O my father! Do as thou art commanded: thou will find me, if Allah so wills one practising Patience and Constancy!"

A. Yusuf Alipublic-domain

When the boy was old enough to work with his father, Abraham said, ‘My son, I have seen myself sacrificing you in a dream. What do you think?’ He said, ‘Father, do as you are commanded and, God willing, you will find me steadfast.’

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And when (his son) was old enough to walk with him, (Abraham) said: O my dear son, I have seen in a dream that I must sacrifice thee. So look, what thinkest thou? He said: O my father! Do that which thou art commanded. Allah willing, thou shalt find me of the steadfast.

M. Pickthallpublic-domain

And when he reached with him [the age of] exertion, he said, "O my son, indeed I have seen in a dream that I [must] sacrifice you, so see what you think." He said, "O my father, do as you are commanded. You will find me, if Allāh wills, of the steadfast."

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

فلما كَبِر إسماعيل ومشى مع أبيه قال له أبوه: إني أرى في المنام أني أذبحك، فما رأيك؟ (ورؤيا الأنبياء حق) فقال إسماعيل مُرْضيًا ربه، بارًّا بوالده، معينًا له على طاعة الله: أمض ما أمرك الله به مِن ذبحي، ستجدني -إن شاء الله- صابرًا طائعًا محتسبًا.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

İlgili ayetler

Bu ayet nerede geçiyor?