← Sure 39

39:71

وَسِيقَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ إِلَىٰ جَهَنَّمَ زُمَرًا ۖ حَتَّىٰٓ إِذَا جَآءُوهَا فُتِحَتْ أَبْوَٰبُهَا وَقَالَ لَهُمْ خَزَنَتُهَآ أَلَمْ يَأْتِكُمْ رُسُلٌ مِّنكُمْ يَتْلُونَ عَلَيْكُمْ ءَايَـٰتِ رَبِّكُمْ وَيُنذِرُونَكُمْ لِقَآءَ يَوْمِكُمْ هَـٰذَا ۚ قَالُوا۟ بَلَىٰ وَلَـٰكِنْ حَقَّتْ كَلِمَةُ ٱلْعَذَابِ عَلَى ٱلْكَـٰفِرِينَ

Kelime kelime

وَسِيقَ
ve sürülürler
Fiil
Kök: سوق
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
سِيقَFiilmâzî (geçmiş)، meçhul (edilgen)، 3. tekil eril
ٱلَّذِينَ
kimseler
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
كَفَرُوٓا۟
inkar eden(ler)
Fiil
Kök: كفر
Dilbilgisi (i'rab)
كَفَرُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وٓا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
إِلَىٰ
cehenneme
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَىٰEdatharf-i cer (edat)
جَهَنَّمَ
cehennem
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
جَهَنَّمَİsimözel isim، mecrûr (genitif)
زُمَرًا
bölük bölük
İsim
Kök: زمر
Dilbilgisi (i'rab)
زُمَرًاİsimeril çoğul، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
حَتَّىٰٓ
nihayet
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
حَتَّىٰٓEdatibtidâ
إِذَا
zaman
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
إِذَاİsimzaman zarfı
جَآءُوهَا
oraya geldikleri
Fiil
Kök: جيأ
Dilbilgisi (i'rab)
جَآءُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
فُتِحَتْ
açılır
Fiil
Kök: فتح
Dilbilgisi (i'rab)
فُتِحَتْFiilmâzî (geçmiş)، meçhul (edilgen)، 3. tekil dişil
أَبْوَٰبُهَا
kapıları
İsim
Kök: بوب
Dilbilgisi (i'rab)
أَبْوَٰبُİsimeril çoğul، merfû (nominatif)
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
وَقَالَ
ve şöyle der
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
قَالَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
لَهُمْ
onlara
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هُمْİsimzamir، 3. çoğul eril
خَزَنَتُهَآ
onun bekçileri
İsim
Kök: خزن
Dilbilgisi (i'rab)
خَزَنَتُİsimeril çoğul، merfû (nominatif)
هَآİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
أَلَمْ
gelmedimi?
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
أَİsimsoru، ön ek
لَمْEdatolumsuzluk
يَأْتِكُمْ
gelmesini
Fiil
Kök: أتي
Dilbilgisi (i'rab)
يَأْتِFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
رُسُلٌ
elçiler
İsim
Kök: رسل
Dilbilgisi (i'rab)
رُسُلٌİsimeril çoğul، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
مِّنكُمْ
kendi aranızdan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنEdatharf-i cer (edat)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
يَتْلُونَ
okuyan
Fiil
Kök: تلو
Dilbilgisi (i'rab)
يَتْلُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
عَلَيْكُمْ
size
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
ءَايَٰتِ
ayetlerini
İsim
Kök: أيي
Dilbilgisi (i'rab)
ءَايَٰتِİsimdişil çoğul، mansûb (akuzatif)
رَبِّكُمْ
Rabbinizin
İsim
Kök: ربب
Dilbilgisi (i'rab)
رَبِّİsimeril، mecrûr (genitif)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
وَيُنذِرُونَكُمْ
ve sizi uyaran
Fiil
Kök: نذر
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
يُنذِرُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
لِقَآءَ
kavuşacağınıza
İsim
Kök: لقي
Dilbilgisi (i'rab)
لِقَآءَİsimmasdar (isim-fiil)، eril، mansûb (akuzatif)
يَوْمِكُمْ
gününüze
İsim
Kök: يوم
Dilbilgisi (i'rab)
يَوْمِİsimeril، mecrûr (genitif)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
هَٰذَا
bu
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
هَٰEdatATT، ön ek
ذَاİsimism-i işaret، eril tekil
قَالُوا۟
derler
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قَالُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
بَلَىٰ
evet
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بَلَىٰEdatcevap (evet)
وَلَٰكِنْ
ama
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَٰكِنْEdatAMD
حَقَّتْ
hak olmuştur
Fiil
Kök: حقق
Dilbilgisi (i'rab)
حَقَّتْFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil dişil
كَلِمَةُ
sözü
İsim
Kök: كلم
Dilbilgisi (i'rab)
كَلِمَةُİsimdişil، merfû (nominatif)
ٱلْعَذَابِ
azab
İsim
Kök: عذب
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
عَذَابِİsimeril، mecrûr (genitif)
عَلَى
üzerine
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَىEdatharf-i cer (edat)
ٱلْكَٰفِرِينَ
kafirler
İsim
Kök: كفر
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
كَٰفِرِينَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، mecrûr (genitif)

Meal

TR

İnkar edenler, bölük bölük cehenneme sürülür. Oraya vardıklarında kapıları açılır; bekçileri onlara: "Size içinizden Rabbinizin ayetlerini okuyan ve bugüne kavuşacağınızı ihtar eden peygamberler gelmedi mi" derler. "Evet geldi" derler. Lakin azap sözü inkarcıların aleyhine gerçekleşir.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

İnkâr edenler bölük bölük cehenneme sevkedilmektedir. Nihayet oraya vardıklarında kapıları açılır ve bekçileri onlara: "İçinizden size Rabbinizin âyetlerini okuyan, bu gününüzle karşılaşacağınıza dair sizi uyaran peygamberler gelmedi mi?" derler. Onlar da: "Evet geldi" derler. Fakat kâfirler üzerine azab kelimesi hak oldu.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Kâfir olanlar grup grup cehenneme sevk edilecektir. Sonunda oraya geldikleri zaman kapıları açılacak ve bekçileri onlara “Size, içinizden Rabbinizin ayetlerini tilavet eden (okuyup aktaran) ve bugününüzle karşılaşacağınız (konusunda sizi) uyaran elçiler gelmemiş miydi?” diyecektir. Onlar “Evet (gelmişti)!” diyeceklerdir; ancak azap sözü kâfirler üzerine (artık) hak olmuştur.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

The Unbelievers will be led to Hell in crowd: until, when they arrive, there, its gates will be opened. And its keepers will say, "Did not messengers come to you from among yourselves, rehearsing to you the Signs of your Lord, and warning you of the Meeting of This Day of yours?" The answer will be: "True: but the Decree of Punishment has been proved true against the Unbelievers!"

A. Yusuf Alipublic-domain

Those who rejected the Truth will be led to Hell in their throngs. When they arrive, its gates will open and its keepers will say to them, ‘Were you not sent your own messengers to recite the revelations of your Lord to you and warn you that you would meet this Day?’ and they will say, ‘Yes indeed we were.’ But the sentence of punishment will have been passed against those who rejected the truth.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And those who disbelieve are driven unto hell in troops till, when they reach it and the gates thereof are opened, and the warders thereof say unto them: Came there not unto you messengers of your own, reciting unto you the revelations of your Lord and warning you of the meeting of this your Day? they say: Yea, verily. But the word of doom of disbelievers is fulfilled.

M. Pickthallpublic-domain

And those who disbelieved will be driven to Hell in groups until, when they reach it, its gates are opened and its keepers will say, "Did there not come to you messengers from yourselves, reciting to you the verses of your Lord and warning you of the meeting of this Day of yours?" They will say, "Yes, but the word [i.e., decree] of punishment has come into effect upon the disbelievers."

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

وسيق الذين كفروا بالله ورسله إلى جهنم جماعات، حتى إذا جاؤوها فتح الخزنة الموكَّلون بها أبوابها السبعة، وزجروهم قائلين: كيف تعصون الله وتجحدون أنه الإله الحق وحده؟ ألم يرسل إليكم رسلا منكم يتلون عليكم آيات ربكم، ويحذِّرونكم أهوال هذا اليوم؟ قالوا مقرين بذنبهم: بلى قد جاءت رسل ربنا بالحق، وحذَّرونا هذا اليوم، ولكن وجبت كلمة الله أن عذابه لأهل الكفر به.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?