← Sure 6

6:152

وَلَا تَقْرَبُوا۟ مَالَ ٱلْيَتِيمِ إِلَّا بِٱلَّتِى هِىَ أَحْسَنُ حَتَّىٰ يَبْلُغَ أَشُدَّهُۥ ۖ وَأَوْفُوا۟ ٱلْكَيْلَ وَٱلْمِيزَانَ بِٱلْقِسْطِ ۖ لَا نُكَلِّفُ نَفْسًا إِلَّا وُسْعَهَا ۖ وَإِذَا قُلْتُمْ فَٱعْدِلُوا۟ وَلَوْ كَانَ ذَا قُرْبَىٰ ۖ وَبِعَهْدِ ٱللَّهِ أَوْفُوا۟ ۚ ذَٰلِكُمْ وَصَّىٰكُم بِهِۦ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ

Kelime kelime

وَلَا
yaklaşmayın
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَاEdatnehiy (yasaklama)
تَقْرَبُوا۟
yaklaşmayın
Fiil
Kök: قرب
Dilbilgisi (i'rab)
تَقْرَبُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
مَالَ
malına
İsim
Kök: مول
Dilbilgisi (i'rab)
مَالَİsimeril، mansûb (akuzatif)
ٱلْيَتِيمِ
yetimin
İsim
Kök: يتم
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
يَتِيمِİsimeril tekil، mecrûr (genitif)
إِلَّا
müstesna
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَّاEdathasr (sınırlama)
بِٱلَّتِى
(olması)
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ٱلَّتِىİsimism-i mevsûl، dişil tekil
هِىَ
onun
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
هِىَİsimzamir، 3. tekil dişil
أَحْسَنُ
en güzel biçimde
İsim
Kök: حسن
Dilbilgisi (i'rab)
أَحْسَنُİsimeril tekil، merfû (nominatif)
حَتَّىٰ
kadar
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
حَتَّىٰEdatharf-i cer (edat)
يَبْلُغَ
erişinceye
Fiil
Kök: بلغ
Dilbilgisi (i'rab)
يَبْلُغَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
أَشُدَّهُۥ
erginlik çağına
İsim
Kök: شدد
Dilbilgisi (i'rab)
أَشُدَّİsimeril، mansûb (akuzatif)
هُۥİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
وَأَوْفُوا۟
ve tam yapın
Fiil
Kök: وفي
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
أَوْفُFiilemir، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
ٱلْكَيْلَ
ölçü
İsim
Kök: كيل
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
كَيْلَİsimeril، mansûb (akuzatif)
وَٱلْمِيزَانَ
ve tartıyı
İsim
Kök: وزن
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
مِيزَانَİsimeril، mansûb (akuzatif)
بِٱلْقِسْطِ
adaletle
İsim
Kök: قسط
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
قِسْطِİsimeril، mecrûr (genitif)
لَا
biz teklif etmeyiz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَاEdatolumsuzluk
نُكَلِّفُ
biz teklif etmeyiz
Fiil
Kök: كلف
Dilbilgisi (i'rab)
نُكَلِّفُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
نَفْسًا
kişiye
İsim
Kök: نفس
Dilbilgisi (i'rab)
نَفْسًاİsimdişil tekil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
إِلَّا
dışındakini
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَّاEdatistisnâ (illâ)
وُسْعَهَا
gücünün yettiğinden
İsim
Kök: وسع
Dilbilgisi (i'rab)
وُسْعَİsimeril، mansûb (akuzatif)
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
وَإِذَا
ve zaman
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
إِذَاİsimzaman zarfı
قُلْتُمْ
söylediğiniz
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قُلْFiilmâzî (geçmiş)، 2. çoğul eril
تُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
فَٱعْدِلُوا۟
adalet yapın
Fiil
Kök: عدل
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatcevap (netice)، ön ek
ٱعْدِلُFiilemir، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
وَلَوْ
eğer
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdathâl (durum) vâvı، ön ek
لَوْEdatşart
كَانَ
olsa da
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كَانَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
ذَا
akrabanız
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ذَاİsimeril tekil، mansûb (akuzatif)
قُرْبَىٰ
sonra
İsim
Kök: قرب
Dilbilgisi (i'rab)
قُرْبَىٰİsimdişil، mecrûr (genitif)
وَبِعَهْدِ
ve tutun
İsim
Kök: عهد
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
عَهْدِİsimeril، mecrûr (genitif)
ٱللَّهِ
Allah'a
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهِİsimözel isim، mecrûr (genitif)
أَوْفُوا۟
verdiğiniz sözü
Fiil
Kök: وفي
Dilbilgisi (i'rab)
أَوْفُFiilemir، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
ذَٰلِكُمْ
işte
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ذَٰİsimism-i işaret، eril tekil
لِEdatuzaklık، son ek
كُمْEdatmuhâtab، son ek، eril çoğul
وَصَّىٰكُم
size tavsiye etti.
Fiil
Kök: وصي
Dilbilgisi (i'rab)
وَصَّىٰFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
كُمİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
بِهِۦ
bunları
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هِۦİsimzamir، 3. tekil eril
لَعَلَّكُمْ
umulur ki
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَعَلَّEdatmansûb (akuzatif)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
تَذَكَّرُونَ
öğüt alırsınız
Fiil
Kök: ذكر
Dilbilgisi (i'rab)
تَذَكَّرُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril

Meal

TR

Yetim malına, erginlik çağına erişene kadar en iyi şeklin dışında yaklaşmayın; ölçüyü ve tartıyı doğru yapın. Biz kişiye ancak gücünün yeteceği kadar yükleriz. Konuştuğunuzda, akraba bile olsa sözünüzde adil olun. Allah'ın ahdini yerine getirin. Allah size bunları öğüt almanız için buyurmaktadır.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Yetimin malına yaklaşmayın; yalnız erginlik çağına erişinceye kadar (malına) en güzel biçimde (yaklaşabilir ve uygun şekilde harcayabilirsiniz). Ölçü ve tartıyı tam adaletle yapın. Biz kimseye gücünün yettiğinden fazlasını teklif etmeyiz. Söylediğiniz zaman da, yakınınız da olsa âdil olun ve Allah'a verdiğiniz sözü tutun. Öğüt alıp düşünesiniz diye Allah bunları size emretmiştir.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Yetişkinlik zamanına ulaşıncaya kadar en güzel olan (davranış)ın dışında (kötü niyetli olarak zarar vermek için) yetimin malına sakın yaklaşmayın! Ölçü ve tartıyı adaletle yapın! Biz kimseye gücünün yeteceğinden başkasını yüklemeyiz. Söz söylediğiniz zaman, akraba bile olsa adil olun! Allah’a (verdiğiniz) sözü tutun! İşte bunlar (O’nun) size emrettikleridir. Umulur ki (gerçeği) hatırlarsınız.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

And come not nigh to the orphan's property, except to improve it, until he attain the age of full strength; give measure and weight with (full) justice;- no burden do We place on any soul, but that which it can bear;- whenever ye speak, speak justly, even if a near relative is concerned; and fulfil the covenant of Allah: thus doth He command you, that ye may remember.

A. Yusuf Alipublic-domain

Stay well away from the property of orphans, except with the best [intentions], until they come of age; give full measure and weight, according to justice’- We do not burden any soul with more than it can bear- ‘ when you speak, be just, even if it concerns a relative; keep any promises you make in God’s name. This is what He commands you to do, so that you may take heed’-

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And approach not the wealth of the orphan save with that which is better, till he reach maturity. Give full measure and full weight, in justice. We task not any soul beyond its scope. And if ye give your word, do justice thereunto, even though it be (against) a kinsman; and fulfil the covenant of Allah. This He commandeth you that haply ye may remember.

M. Pickthallpublic-domain

And do not approach the orphan's property except in a way that is best [i.e., intending improvement] until he reaches maturity. And give full measure and weight in justice. We do not charge any soul except [with that within] its capacity. And when you speak [i.e., testify], be just, even if [it concerns] a near relative. And the covenant of Allāh fulfill. This has He instructed you that you may remember.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

ولا تقربوا أيها الأوصياء مال اليتيم إلا بالحال التي تصلح بها أمواله ويَنْتَفِع بها، حتى يصل إلى سن البلوغ ويكون راشدًا، فإذا بلغ ذلك فسلموا إليه ماله، وأوفوا الكيل والوزن بالعدل الذي يكون به تمام الوفاء. وإذا بذلتم جهدكم فلا حرج عليكم فيما قد يكون من نقص، لا نكلف نفسًا إلا وسعها. وإذا قلتم فتحرَّوا في قولكم العدل دون ميل عن الحق في خبر أو شهادة أو حكم أو شفاعة، ولو كان الذي تعلق به القول ذا قرابة منكم، فلا تميلوا معه بغير حق، وأوفوا بما عهد الله به إليكم من الالتزام بشريعته. ذلكم المتلوُّ عليكم من الأحكام، وصَّاكم به ربكم؛ رجاء أن تتذكروا عاقبة أمركم.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

İlgili ayetler

Bu ayet nerede geçiyor?