← Sure 2

2:83

وَإِذْ أَخَذْنَا مِيثَـٰقَ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ لَا تَعْبُدُونَ إِلَّا ٱللَّهَ وَبِٱلْوَٰلِدَيْنِ إِحْسَانًا وَذِى ٱلْقُرْبَىٰ وَٱلْيَتَـٰمَىٰ وَٱلْمَسَـٰكِينِ وَقُولُوا۟ لِلنَّاسِ حُسْنًا وَأَقِيمُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتُوا۟ ٱلزَّكَوٰةَ ثُمَّ تَوَلَّيْتُمْ إِلَّا قَلِيلًا مِّنكُمْ وَأَنتُم مُّعْرِضُونَ

Kelime kelime

وَإِذْ
ve hani
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
إِذْİsimzaman zarfı
أَخَذْنَا
biz almıştık
Fiil
Kök: أخذ
Dilbilgisi (i'rab)
أَخَذْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
مِيثَٰقَ
bir söz
İsim
Kök: وثق
Dilbilgisi (i'rab)
مِيثَٰقَİsimeril، mansûb (akuzatif)
بَنِىٓ
oğullarından
İsim
Kök: بني
Dilbilgisi (i'rab)
بَنِىٓİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
إِسْرَٰٓءِيلَ
İsrail
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
إِسْرَٰٓءِيلَİsimözel isim، mecrûr (genitif)
لَا
kulluk etmeyeceksiniz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَاEdatolumsuzluk
تَعْبُدُونَ
sizin taptığınız
Fiil
Kök: عبد
Dilbilgisi (i'rab)
تَعْبُدُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
إِلَّا
başkasına
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَّاEdathasr (sınırlama)
ٱللَّهَ
Allah'tan
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهَİsimözel isim، mansûb (akuzatif)
وَبِٱلْوَٰلِدَيْنِ
ve anaya-babaya
İsim
Kök: ولد
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
وَٰلِدَيْنِİsimeril ikil، mecrûr (genitif)
إِحْسَانًا
iyilik edeceksiniz
İsim
Kök: حسن
Dilbilgisi (i'rab)
إِحْسَانًاİsimmasdar (isim-fiil)، eril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
وَذِى
ve
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ذِىİsimeril tekil، mecrûr (genitif)
ٱلْقُرْبَىٰ
yakınlara
İsim
Kök: قرب
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
قُرْبَىٰİsimdişil، mecrûr (genitif)
وَٱلْيَتَٰمَىٰ
ve yetimlere
İsim
Kök: يتم
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
يَتَٰمَىٰİsimharf-i cer (edat)، mecrûr (genitif)
وَٱلْمَسَٰكِينِ
ve yoksullara
İsim
Kök: سكن
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
مَسَٰكِينِİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
وَقُولُوا۟
ve söyleyin
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
قُولُFiilemir، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
لِلنَّاسِ
insanlara
İsim
Kök: أنس
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
لEdatmarife (belirli)، ön ek
نَّاسِİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
حُسْنًا
güzel söz
İsim
Kök: حسن
Dilbilgisi (i'rab)
حُسْنًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
وَأَقِيمُوا۟
ve kılın
Fiil
Kök: قوم
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
أَقِيمُFiilemir، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
ٱلصَّلَوٰةَ
namazı
İsim
Kök: صلو
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
صَّلَوٰةَİsimdişil، mansûb (akuzatif)
وَءَاتُوا۟
ve verin
Fiil
Kök: أتي
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ءَاتُFiilemir، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
ٱلزَّكَوٰةَ
zekatı
İsim
Kök: زكو
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
زَّكَوٰةَİsimdişil، mansûb (akuzatif)
ثُمَّ
sonra
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
ثُمَّEdatatıf bağlacı
تَوَلَّيْتُمْ
döndünüz
Fiil
Kök: ولي
Dilbilgisi (i'rab)
تَوَلَّيْFiilmâzî (geçmiş)، 2. çoğul eril
تُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
إِلَّا
hariç
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَّاEdatistisnâ (illâ)
قَلِيلًا
pek azınız
İsim
Kök: قلل
Dilbilgisi (i'rab)
قَلِيلًاİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
مِّنكُمْ
sizden olan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنEdatharf-i cer (edat)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
وَأَنتُم
ve siz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdathâl (durum) vâvı، ön ek
أَنتُمİsimzamir، 2. çoğul eril
مُّعْرِضُونَ
yüz çeviriyorsunuz
İsim
Kök: عرض
Dilbilgisi (i'rab)
مُّعْرِضُونَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، merfû (nominatif)

Meal

TR

İsrailoğullarından, "Allah'tan başkasına kulluk etmeyin, anne babaya, yakınlara, yetimlere, düşkünlere iyilik edin, insanlarla güzel güzel konuşun, namazı kılın, zekatı verin" diye söz almıştık. Sonra siz pek azınız müstesna, döndünüz; hala da yüz çevirip duruyorsunuz.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Hani bir vakitler İsrailoğulları'ndan şöylece mîsak (kesin bir söz) almıştık: Allah'dan başkasına tapmayacaksınız, anababaya iyilik, yakınlığı olanlara, öksüzlere, çaresizlere de iyilik yapacaksınız, insanlara güzellikle söz söyleyecek, namazı kılacak, zekatı vereceksiniz. Sonra çok azınız müstesna olmak üzere sözünüzden döndünüz, hâlâ da dönüyorsunuz.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Hani, İsrailoğulları’ndan “Allah’tan başkasına kulluk etmeyeceksiniz; ana babaya güzel davranacaksınız; yakınlara, yetimlere ve yoksullara (iyilik yapacaksınız)” diye söz almıştık. (Ayrıca) "insanlara güzel söz söyleyin; namazı kılın ve zekâtı verin!" Sonunda azınız hariç, yüz çevirerek dönüp gitmiştiniz.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

And remember We took a covenant from the Children of Israel (to this effect): Worship none but Allah; treat with kindness your parents and kindred, and orphans and those in need; speak fair to the people; be steadfast in prayer; and practise regular charity. Then did ye turn back, except a few among you, and ye backslide (even now).

A. Yusuf Alipublic-domain

Remember when We took a pledge from the Children of Israel: ‘Worship none but God; be good to your parents and kinsfolk, to orphans and the poor; speak good words to all people; keep up the prayer and pay the prescribed alms.’ Then all but a few of you turned away and paid no heed.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And (remember) when We made a covenant with the Children of Israel, (saying): Worship none save Allah (only), and be good to parents and to kindred and to orphans and the needy, and speak kindly to mankind; and establish worship and pay the poor-due. Then, after that, ye slid back, save a few of you, being averse.

M. Pickthallpublic-domain

And [recall] when We took the covenant from the Children of Israel, [enjoining upon them], "Do not worship except Allāh; and to parents do good and to relatives, orphans, and the needy. And speak to people good [words] and establish prayer and give zakāh." Then you turned away, except a few of you, and you were refusing.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

واذكروا يا بني إسرائيل حين أخَذْنا عليكم عهدًا مؤكدًا: بأن تعبدوا الله وحده لا شريك له، وأن تحسنوا للوالدين، وللأقربين، وللأولاد الذين مات آباؤهم وهم دون بلوغ الحلم، وللمساكين، وأن تقولوا للناس أطيب الكلام، مع أداء الصلاة وإيتاء الزكاة، ثم أَعْرَضْتم ونقضتم العهد -إلا قليلا منكم ثبت عليه- وأنتم مستمرون في إعراضكم.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

İlgili ayetler

Bu ayet nerede geçiyor?