← Sure 6

6:65

قُلْ هُوَ ٱلْقَادِرُ عَلَىٰٓ أَن يَبْعَثَ عَلَيْكُمْ عَذَابًا مِّن فَوْقِكُمْ أَوْ مِن تَحْتِ أَرْجُلِكُمْ أَوْ يَلْبِسَكُمْ شِيَعًا وَيُذِيقَ بَعْضَكُم بَأْسَ بَعْضٍ ۗ ٱنظُرْ كَيْفَ نُصَرِّفُ ٱلْـَٔايَـٰتِ لَعَلَّهُمْ يَفْقَهُونَ

Kelime kelime

قُلْ
de ki
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قُلْFiilemir، 2. tekil eril
هُوَ
O
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
هُوَİsimzamir، 3. tekil eril
ٱلْقَادِرُ
kadirdir
İsim
Kök: قدر
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
قَادِرُİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril، merfû (nominatif)
عَلَىٰٓ
üzerine
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَىٰٓEdatharf-i cer (edat)
أَن
göndermeğe
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنEdatmasdar bağlacı
يَبْعَثَ
diriltmeyeceğini
Fiil
Kök: بعث
Dilbilgisi (i'rab)
يَبْعَثَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
عَلَيْكُمْ
sizin üzerinize
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
عَذَابًا
bir azab
İsim
Kök: عذب
Dilbilgisi (i'rab)
عَذَابًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
مِّن
üstünüzden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنEdatharf-i cer (edat)
فَوْقِكُمْ
üstlerinde de
İsim
Kök: فوق
Dilbilgisi (i'rab)
فَوْقِİsimeril، mecrûr (genitif)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
أَوْ
yahut
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَوْEdatatıf bağlacı
مِن
altından
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنEdatharf-i cer (edat)
تَحْتِ
altından
İsim
Kök: تحت
Dilbilgisi (i'rab)
تَحْتِİsimmecrûr (genitif)
أَرْجُلِكُمْ
ayaklarınızın
İsim
Kök: رجل
Dilbilgisi (i'rab)
أَرْجُلِİsimdişil çoğul، mecrûr (genitif)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
أَوْ
ya da
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَوْEdatatıf bağlacı
يَلْبِسَكُمْ
sizi birbirinize düşürüp
Fiil
Kök: لبس
Dilbilgisi (i'rab)
يَلْبِسَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
شِيَعًا
parti parti
İsim
Kök: شيع
Dilbilgisi (i'rab)
شِيَعًاİsimeril çoğul، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
وَيُذِيقَ
ve taddırmağa
Fiil
Kök: ذوق
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
يُذِيقَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
بَعْضَكُم
kiminize
İsim
Kök: بعض
Dilbilgisi (i'rab)
بَعْضَİsimeril، mansûb (akuzatif)
كُمİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
بَأْسَ
hıncını
İsim
Kök: بأس
Dilbilgisi (i'rab)
بَأْسَİsimeril، mansûb (akuzatif)
بَعْضٍ
kiminizin
İsim
Kök: بعض
Dilbilgisi (i'rab)
بَعْضٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
ٱنظُرْ
bak
Fiil
Kök: نظر
Dilbilgisi (i'rab)
ٱنظُرْFiilemir، 2. tekil eril
كَيْفَ
nasıl
İsim
Kök: كيف
نُصَرِّفُ
açıklıyoruz
Fiil
Kök: صرف
Dilbilgisi (i'rab)
نُصَرِّفُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
ٱلْءَايَٰتِ
ayetleri
İsim
Kök: أيي
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
ءَايَٰتِİsimdişil çoğul، mansûb (akuzatif)
لَعَلَّهُمْ
diye
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَعَلَّEdatmansûb (akuzatif)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
يَفْقَهُونَ
anlasınlar
Fiil
Kök: فقه
Dilbilgisi (i'rab)
يَفْقَهُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril

Meal

TR

De ki: "Üstünüzden ve altınızdan size azab göndermeğe, sizi fırka fırka yapıp kiminize kiminizin hıncını tattırmağa Kadir olan O'dur." Anlasınlar diye ayetleri nasıl yerli yerince açıkladığımıza bak.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

De ki: "O'nun üstünüzden ve ayaklarınızın altından azab göndermeye, yahut sizi fırkalara ayırıp kiminizin kiminize hıncını tattırmaya gücü yeter". Bak, âyetlerimizi nasıl inceden inceye açıklıyoruz ki, onlar iyice anlasınlar.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

De ki: “O’nun size üstünüzden (gökten) veya ayaklarınızın altından (yerden) bir azap göndermeye ya da birbirinize düşürüp birbirinizin öfkesini tattırmaya da gücü yeter.” Bak, anlasınlar diye ayetleri nasıl açıklıyoruz!

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Say: "He hath power to send calamities on you, from above and below, or to cover you with confusion in party strife, giving you a taste of mutual vengeance - each from the other." See how We explain the signs by various (symbols); that they may understand.

A. Yusuf Alipublic-domain

Say, ‘He has power to send punishment on you from above or from under your very feet, or to divide you into discordant factions and make some taste the violence of others.’ See how We explain Our revelation in various ways, so that they may understand,

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Say: He is able to send punishment upon you from above you or from beneath your feet, or to bewilder you with dissension and make you taste the tyranny one of another. See how We display the revelations so that they may understand.

M. Pickthallpublic-domain

Say, "He is the [one] Able to send upon you affliction from above you or from beneath your feet or to confuse you [so you become] sects and make you taste the violence of one another." Look how We diversify the signs that they might understand.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

قل -أيها الرسول-: الله عز وجل هو القادر وحده على أن يرسل عليكم عذابًا مِن فوقكم كالرَّجْم أو الطوفان، وما أشبه ذلك، أو من تحت أرجلكم كالزلازل والخسف، أو يخلط أمركم عليكم فتكونوا فرقًا متناحرة يقتل بعضكم بعضًا. انظر -أيها الرسول- كيف نُنوِّع حججنا الواضحات لهؤلاء المشركين لعلهم يفهمون فيعتبروا؟

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?