← Sure 65

65:1

يَـٰٓأَيُّهَا ٱلنَّبِىُّ إِذَا طَلَّقْتُمُ ٱلنِّسَآءَ فَطَلِّقُوهُنَّ لِعِدَّتِهِنَّ وَأَحْصُوا۟ ٱلْعِدَّةَ ۖ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ رَبَّكُمْ ۖ لَا تُخْرِجُوهُنَّ مِنۢ بُيُوتِهِنَّ وَلَا يَخْرُجْنَ إِلَّآ أَن يَأْتِينَ بِفَـٰحِشَةٍ مُّبَيِّنَةٍ ۚ وَتِلْكَ حُدُودُ ٱللَّهِ ۚ وَمَن يَتَعَدَّ حُدُودَ ٱللَّهِ فَقَدْ ظَلَمَ نَفْسَهُۥ ۚ لَا تَدْرِى لَعَلَّ ٱللَّهَ يُحْدِثُ بَعْدَ ذَٰلِكَ أَمْرًا

Kelime kelime

يَٰٓأَيُّهَا
ey
İsim
Kök: أيي
Dilbilgisi (i'rab)
يَٰٓEdatnidâ، ön ek
أَيُّİsimmansûb (akuzatif)
هَاEdatATT، son ek
ٱلنَّبِىُّ
peygamber
İsim
Kök: نبأ
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
نَّبِىُّİsimeril، merfû (nominatif)
إِذَا
zaman
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
إِذَاİsimzaman zarfı
طَلَّقْتُمُ
boşa(mak iste)diğiniz
Fiil
Kök: طلق
Dilbilgisi (i'rab)
طَلَّقْFiilmâzî (geçmiş)، 2. çoğul eril
تُمُİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
ٱلنِّسَآءَ
kadınları
İsim
Kök: نسو
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
نِّسَآءَİsimdişil çoğul، mansûb (akuzatif)
فَطَلِّقُوهُنَّ
onları boşayın
Fiil
Kök: طلق
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatcevap (netice)، ön ek
طَلِّقُFiilemir، 2. çoğul eril
وİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
هُنَّİsimzamir، son ek، 3. çoğul dişil
لِعِدَّتِهِنَّ
iddetleri içinde
İsim
Kök: عدد
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
عِدَّتِİsimdişil، mecrûr (genitif)
هِنَّİsimzamir، son ek، 3. çoğul dişil
وَأَحْصُوا۟
ve sayın
Fiil
Kök: حصي
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
أَحْصُFiilemir، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
ٱلْعِدَّةَ
iddeti
İsim
Kök: عدد
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
عِدَّةَİsimdişil، mansûb (akuzatif)
وَٱتَّقُوا۟
ve korkun
Fiil
Kök: وقي
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱتَّقُFiilemir، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
ٱللَّهَ
Allah'tan
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهَİsimözel isim، mansûb (akuzatif)
رَبَّكُمْ
Rabbiniz
İsim
Kök: ربب
Dilbilgisi (i'rab)
رَبَّİsimeril، mansûb (akuzatif)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
لَا
onları çıkarmayın
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَاEdatnehiy (yasaklama)
تُخْرِجُوهُنَّ
çıkardı
Fiil
Kök: خرج
Dilbilgisi (i'rab)
تُخْرِجُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
وİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
هُنَّİsimzamir، son ek، 3. çoğul dişil
مِنۢ
evlerinden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنۢEdatharf-i cer (edat)
بُيُوتِهِنَّ
evlerinden
İsim
Kök: بيت
Dilbilgisi (i'rab)
بُيُوتِİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
هِنَّİsimzamir، son ek، 3. çoğul dişil
وَلَا
ve
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَاEdatnehiy (yasaklama)
يَخْرُجْنَ
kendileri de çıkmasınlar
Fiil
Kök: خرج
Dilbilgisi (i'rab)
يَخْرُجْFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul dişil
نَİsimzamir، son ek، 3. çoğul dişil
إِلَّآ
ancak başkadır
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَّآEdatistisnâ (illâ)
أَن
gelmeleri
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنEdatmasdar bağlacı
يَأْتِينَ
gelen
Fiil
Kök: أتي
Dilbilgisi (i'rab)
يَأْتِيFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul dişil
نَİsimzamir، son ek، 3. çoğul dişil
بِفَٰحِشَةٍ
bir edepsizlikle
İsim
Kök: فحش
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
فَٰحِشَةٍİsimdişil، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
مُّبَيِّنَةٍ
apaçık
İsim
Kök: بين
Dilbilgisi (i'rab)
مُّبَيِّنَةٍİsimism-i fâil (etken ortaç)، dişil، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)، sıfat
وَتِلْكَ
bunlar
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
تِİsimism-i işaret، dişil tekil
لْEdatuzaklık، son ek
كَEdatmuhâtab، son ek، eril
حُدُودُ
sınırlarıdır
İsim
Kök: حدد
Dilbilgisi (i'rab)
حُدُودُİsimeril çoğul، merfû (nominatif)
ٱللَّهِ
Allah'ın
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهِİsimözel isim، mecrûr (genitif)
وَمَن
ve kim
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
مَنİsimşart
يَتَعَدَّ
geçerse
Fiil
Kök: عدو
Dilbilgisi (i'rab)
يَتَعَدَّFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
حُدُودَ
sınırlarını
İsim
Kök: حدد
Dilbilgisi (i'rab)
حُدُودَİsimeril çoğul، mansûb (akuzatif)
ٱللَّهِ
Allah'ın
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهِİsimözel isim، mecrûr (genitif)
فَقَدْ
gerçekten
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatcevap (netice)، ön ek
قَدْEdattahkik (kad)
ظَلَمَ
yazık etmiştir
Fiil
Kök: ظلم
Dilbilgisi (i'rab)
ظَلَمَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
نَفْسَهُۥ
kendisine
İsim
Kök: نفس
Dilbilgisi (i'rab)
نَفْسَİsimdişil tekil، mansûb (akuzatif)
هُۥİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
لَا
bilmezsin
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَاEdatolumsuzluk
تَدْرِى
bilmez
Fiil
Kök: دري
Dilbilgisi (i'rab)
تَدْرِىFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. tekil eril
لَعَلَّ
belki
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَعَلَّEdatmansûb (akuzatif)
ٱللَّهَ
Allah'a
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهَİsimözel isim، mansûb (akuzatif)
يُحْدِثُ
ortaya çıkarır
Fiil
Kök: حدث
Dilbilgisi (i'rab)
يُحْدِثُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
بَعْدَ
sonra
İsim
Kök: بعد
Dilbilgisi (i'rab)
بَعْدَİsimzaman zarfı، mansûb (akuzatif)
ذَٰلِكَ
bundan
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ذَٰİsimism-i işaret، eril tekil
لِEdatuzaklık، son ek
كَEdatmuhâtab، son ek، eril
أَمْرًا
yeni bir iş
İsim
Kök: أمر
Dilbilgisi (i'rab)
أَمْرًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)

Meal

TR

Ey Peygamber! Kadınları boşayacağınızda, onları, iddetlerini gözeterek boşayın ve iddeti sayın; Rabbiniz olan Allah'tan sakının; onları, apaçık bir hayasızlık yapmaları hali bir yana evlerinden çıkarmayın, onlar da çıkmasınlar. Bunlar, Allah'ın sınırlarıdır. Allah'ın sınırlarını kim aşarsa, şüphesiz, kendine yazık etmiş olur. Bilmezsin, olur ki, Allah bunun ardından bir hal meydana getirir.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Ey Peygamber! Kadınları boşamak istediğiniz zaman onları iddetleri içinde boşayın ve iddeti de sayın. Rabbiniz Allah'tan korkun. Apaçık bir hayasızlık yapmaları hali bir yana, onları evlerinden çıkarmayın, kendileri de çıkmasınlar. Bunlar Allah'ın sınırlarıdır. Kim Allah'ın sınırlarını aşarsa, şüphesiz kendine zulmetmiş olur. Bilmezsin, olur ki Allah, bundan sonra bir durum ortaya çıkarıverir.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Ey Peygamber! Kadınları boşayacağınız zaman onları (bekleme) sürelerini gözeterek boşayın ve o süreyi sayın! Rabbiniz Allah’a karşı takvâlı (duyarlı) olun! Apaçık bir çirkinlik (fuhuş) yapmaları durumu hariç, onları (bulundukları) evlerinden çıkarmayın, kendileri de çıkmasınlar! Şu (hüküm)ler, Allah’ın (koyduğu) sınırlarıdır. Kim Allah’ın sınırlarını aşarsa, elbette kendine haksızlık etmiş olur. Bilemezsin, belki de Allah bundan sonra bir durum ortaya çıkarır.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

O Prophet! When ye do divorce women, divorce them at their prescribed periods, and count (accurately), their prescribed periods: And fear Allah your Lord: and turn them not out of their houses, nor shall they (themselves) leave, except in case they are guilty of some open lewdness, those are limits set by Allah: and any who transgresses the limits of Allah, does verily wrong his (own) soul: thou knowest not if perchance Allah will bring about thereafter some new situation.

A. Yusuf Alipublic-domain

Prophet, when any of you intend to divorce women, do so at a time when their prescribed waiting period can properly start, and calculate the period carefully: be mindful of God, your Lord. Do not drive them out of their homes––nor should they themselves leave––unless they commit a flagrant indecency. These are the limits set by God–– whoever oversteps God’s limits wrongs his own soul––for you cannot know what new situation God may perhaps bring about.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

O Prophet! When ye (men) put away women, put them away for their (legal) period and reckon the period, and keep your duty to Allah, your Lord. Expel them not from their houses nor let them go forth unless they commit open immorality. Such are the limits (imposed by) Allah; and whoso transgresseth Allah's limits, he verily wrongeth his soul. Thou knowest not: it may be that Allah will afterward bring some new thing to pass.

M. Pickthallpublic-domain

O Prophet, when you [Muslims] divorce women, divorce them for [the commencement of] their waiting period and keep count of the waiting period, and fear Allāh, your Lord. Do not turn them out of their [husbands'] houses, nor should they [themselves] leave [during that period] unless they are committing a clear immorality. And those are the limits [set by] Allāh. And whoever transgresses the limits of Allāh has certainly wronged himself. You know not; perhaps Allāh will bring about after that a [different] matter.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

يا أيها النبي إذا أردتم- أنت والمؤمنون- أن تطلِّقوا نساءكم فطلقوهن مستقبلات لعدتهن -أي في طهر لم يقع فيه جماع، أو في حَمْل ظاهر- واحفظوا العدة؛ لتعلموا وقت الرجعة إن أردتم أن تراجعوهن، وخافوا الله ربكم، لا تخرجوا المطلقات من البيوت التي يسكنَّ فيها إلى أن تنقضي عدتهن، وهي ثلاث حيضات لغير الصغيرة والآيسة والحامل، ولا يجوز لهن الخروج منها بأنفسهن، إلا إذا فعلن فعلة منكرة ظاهرة كالزنى، وتلك أحكام الله التي شرعها لعباده، ومن يتجاوز أحكام الله فقد ظلم نفسه، وأوردها مورد الهلاك. لا تدري- أيها المطلِّق-: لعل الله يحدث بعد ذلك الطلاق أمرًا لا تتوقعه فتراجعها.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

İlgili ayetler

Bu ayet nerede geçiyor?