← Sure 5

5:33

إِنَّمَا جَزَٰٓؤُا۟ ٱلَّذِينَ يُحَارِبُونَ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ وَيَسْعَوْنَ فِى ٱلْأَرْضِ فَسَادًا أَن يُقَتَّلُوٓا۟ أَوْ يُصَلَّبُوٓا۟ أَوْ تُقَطَّعَ أَيْدِيهِمْ وَأَرْجُلُهُم مِّنْ خِلَـٰفٍ أَوْ يُنفَوْا۟ مِنَ ٱلْأَرْضِ ۚ ذَٰلِكَ لَهُمْ خِزْىٌ فِى ٱلدُّنْيَا ۖ وَلَهُمْ فِى ٱلْـَٔاخِرَةِ عَذَابٌ عَظِيمٌ

Kelime kelime

إِنَّمَا
şüphesiz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
مَاEdatkâffe (mâ)
جَزَٰٓؤُا۟
cezası
İsim
Kök: جزي
Dilbilgisi (i'rab)
جَزَٰٓؤُا۟İsimeril، merfû (nominatif)
ٱلَّذِينَ
kimselerin
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
يُحَارِبُونَ
savaşanların;
Fiil
Kök: حرب
Dilbilgisi (i'rab)
يُحَارِبُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
ٱللَّهَ
Allah
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهَİsimözel isim، mansûb (akuzatif)
وَرَسُولَهُۥ
ve elçisiyle
İsim
Kök: رسل
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
رَسُولَİsimeril، mansûb (akuzatif)
هُۥİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
وَيَسْعَوْنَ
ve çalışanların
Fiil
Kök: سعي
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
يَسْعَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
وْنَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
فِى
yeryüzünde
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىEdatharf-i cer (edat)
ٱلْأَرْضِ
yerin
İsim
Kök: أرض
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
أَرْضِİsimdişil، mecrûr (genitif)
فَسَادًا
bozgunculuk yapmağa
İsim
Kök: فسد
Dilbilgisi (i'rab)
فَسَادًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
أَن
öldürülmeleri
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنEdatmasdar bağlacı
يُقَتَّلُوٓا۟
biz öldüreceğiz
Fiil
Kök: قتل
Dilbilgisi (i'rab)
يُقَتَّلُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، meçhul (edilgen)، 3. çoğul eril
وٓا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
أَوْ
veya
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَوْEdatatıf bağlacı
يُصَلَّبُوٓا۟
asılmaları
Fiil
Kök: صلب
Dilbilgisi (i'rab)
يُصَلَّبُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، meçhul (edilgen)، 3. çoğul eril
وٓا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
أَوْ
yada
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَوْEdatatıf bağlacı
تُقَطَّعَ
kesilmesi
Fiil
Kök: قطع
Dilbilgisi (i'rab)
تُقَطَّعَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، meçhul (edilgen)، 3. tekil dişil
أَيْدِيهِمْ
ellerinin
İsim
Kök: يدي
Dilbilgisi (i'rab)
أَيْدِيİsimdişil çoğul، merfû (nominatif)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
وَأَرْجُلُهُم
ve ayaklarının
İsim
Kök: رجل
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
أَرْجُلُİsimdişil çoğul، merfû (nominatif)
هُمİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
مِّنْ
çapraz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنْEdatharf-i cer (edat)
خِلَٰفٍ
geride kalanlar
İsim
Kök: خلف
Dilbilgisi (i'rab)
خِلَٰفٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
أَوْ
veya
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَوْEdatatıf bağlacı
يُنفَوْا۟
sürülmeleridir
Fiil
Kök: نفي
Dilbilgisi (i'rab)
يُنفَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، meçhul (edilgen)، 3. çoğul eril
وْا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
مِنَ
bulundukları yerden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنَEdatharf-i cer (edat)
ٱلْأَرْضِ
yerin
İsim
Kök: أرض
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
أَرْضِİsimdişil، mecrûr (genitif)
ذَٰلِكَ
bu
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ذَٰİsimism-i işaret، eril tekil
لِEdatuzaklık، son ek
كَEdatmuhâtab، son ek، eril
لَهُمْ
onlar için
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هُمْİsimzamir، 3. çoğul eril
خِزْىٌ
bir rezilliktir
İsim
Kök: خزي
Dilbilgisi (i'rab)
خِزْىٌİsimeril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
فِى
dünyada
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىEdatharf-i cer (edat)
ٱلدُّنْيَا
dünya
İsim
Kök: دنو
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
دُّنْيَاİsimdişil tekil، mecrûr (genitif)
وَلَهُمْ
onlara vardır
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هُمْİsimzamir، 3. çoğul eril
فِى
Âhirette ise
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىEdatharf-i cer (edat)
ٱلْءَاخِرَةِ
ahiret
İsim
Kök: أخر
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
ءَاخِرَةِİsimdişil tekil، mecrûr (genitif)
عَذَابٌ
bir azab
İsim
Kök: عذب
Dilbilgisi (i'rab)
عَذَابٌİsimeril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
عَظِيمٌ
büyük
İsim
Kök: عظم
Dilbilgisi (i'rab)
عَظِيمٌİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)، sıfat

Meal

TR

Allah ve Peygamberiyle savaşanların ve yeryüzünde bozgunculuğa uğraşanların cezası öldürülmek veya asılmak yahut çapraz olarak el ve ayakları kesilmek ya da yerlerinden sürülmektir. Bu onlara dünyada bir rezilliktir. Onlara ahirette büyük azab vardır.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Allah ve Resulüne karşı savaşan ve yeryüzünde fesat çıkarmaya çalışanların cezası, ancak öldürülmeleri veya asılmaları yahut ayak ve ellerinin çaprazlama kesilmesi, ya da yeryüzünde başka bir yere sürgün edilmeleridir. Bu, dünyada onlar için bir zillettir. Ahirette ise onlar için büyük bir azab vardır.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Allah’a ve Elçisine karşı savaşanların ve yeryüzünde bozgunculuk için çalışanların cezası ancak ve ancak öldürülmeleri veya asılmaları veya ellerinin ve ayaklarının çaprazlama kesilmesi ya da (bulundukları) yerden sürülmeleridir. Bu, onlar için dünyadaki rezilliktir. Ahirette de onlara büyük bir azap vardır.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

The punishment of those who wage war against Allah and His Messenger, and strive with might and main for mischief through the land is: execution, or crucifixion, or the cutting off of hands and feet from opposite sides, or exile from the land: that is their disgrace in this world, and a heavy punishment is theirs in the Hereafter;

A. Yusuf Alipublic-domain

Those who wage war against God and His Messenger and strive to spread corruption in the land should be punished by death, crucifixion, the amputation of an alternate hand and foot, or banishment from the land: a disgrace for them in this world, and then a terrible punishment in the Hereafter,

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

The only reward of those who make war upon Allah and His messenger and strive after corruption in the land will be that they will be killed or crucified, or have their hands and feet on alternate sides cut off, or will be expelled out of the land. Such will be their degradation in the world, and in the Hereafter theirs will be an awful doom;

M. Pickthallpublic-domain

Indeed, the penalty for those who wage war against Allāh and His Messenger and strive upon earth [to cause] corruption is none but that they be killed or crucified or that their hands and feet be cut off from opposite sides or that they be exiled from the land. That is for them a disgrace in this world; and for them in the Hereafter is a great punishment,

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

إنما جزاء الذين يحاربون الله، ويبارزونه بالعداوة، ويعتدون على أحكامه، وعلى أحكام رسوله، ويفسدون في الأرض بقتل الأنفس، وسلب الأموال، أن يُقَتَّلوا، أو يُصَلَّبوا مع القتل (والصلب: أن يُشَدَّ الجاني على خشبة) أو تُقْطَع يدُ المحارب اليمنى ورجله اليسرى، فإن لم يَتُبْ تُقطعْ يدُه اليسرى ورجلُه اليمنى، أو يُنفَوا إلى بلد غير بلدهم، ويُحبسوا في سجن ذلك البلد حتى تَظهر توبتُهم. وهذا الجزاء الذي أعدَّه الله للمحاربين هو ذلّ في الدنيا، ولهم في الآخرة عذاب شديد إن لم يتوبوا.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?