← Sure 2

2:184

أَيَّامًا مَّعْدُودَٰتٍ ۚ فَمَن كَانَ مِنكُم مَّرِيضًا أَوْ عَلَىٰ سَفَرٍ فَعِدَّةٌ مِّنْ أَيَّامٍ أُخَرَ ۚ وَعَلَى ٱلَّذِينَ يُطِيقُونَهُۥ فِدْيَةٌ طَعَامُ مِسْكِينٍ ۖ فَمَن تَطَوَّعَ خَيْرًا فَهُوَ خَيْرٌ لَّهُۥ ۚ وَأَن تَصُومُوا۟ خَيْرٌ لَّكُمْ ۖ إِن كُنتُمْ تَعْلَمُونَ

Kelime kelime

أَيَّامًا
günlerdir
İsim
Kök: يوم
Dilbilgisi (i'rab)
أَيَّامًاİsimzaman zarfı، eril çoğul، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
مَّعْدُودَٰتٍ
sayılı
İsim
Kök: عدد
Dilbilgisi (i'rab)
مَّعْدُودَٰتٍİsimism-i mef'ûl (edilgen ortaç)، dişil çoğul، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)، sıfat
فَمَن
kim
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
مَنİsimşart
كَانَ
olursa
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كَانَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
مِنكُم
sizden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنEdatharf-i cer (edat)
كُمİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
مَّرِيضًا
hasta
İsim
Kök: مرض
Dilbilgisi (i'rab)
مَّرِيضًاİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
أَوْ
veya
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَوْEdatatıf bağlacı
عَلَىٰ
seferde
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَىٰEdatharf-i cer (edat)
سَفَرٍ
sefer
İsim
Kök: سفر
Dilbilgisi (i'rab)
سَفَرٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
فَعِدَّةٌ
sayısınca tutar
İsim
Kök: عدد
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
عِدَّةٌİsimdişil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
مِّنْ
günlerde
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنْEdatharf-i cer (edat)
أَيَّامٍ
gün
İsim
Kök: يوم
Dilbilgisi (i'rab)
أَيَّامٍİsimeril çoğul، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
أُخَرَ
başka
İsim
Kök: أخر
Dilbilgisi (i'rab)
أُخَرَİsimdişil çoğul، mecrûr (genitif)، sıfat
وَعَلَى
ve (lazımdır)
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
عَلَىEdatharf-i cer (edat)
ٱلَّذِينَ
kimselerin
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
يُطِيقُونَهُۥ
ona (güç) dayanan(lar)
Fiil
Kök: طوق
Dilbilgisi (i'rab)
يُطِيقُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
هُۥİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
فِدْيَةٌ
fidye vermesi
İsim
Kök: فدي
Dilbilgisi (i'rab)
فِدْيَةٌİsimdişil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
طَعَامُ
doyuracak
İsim
Kök: طعم
Dilbilgisi (i'rab)
طَعَامُİsimeril، merfû (nominatif)
مِسْكِينٍ
bir yoksulu
İsim
Kök: سكن
Dilbilgisi (i'rab)
مِسْكِينٍİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
فَمَن
artık kim
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
مَنİsimşart
تَطَوَّعَ
gönülden
Fiil
Kök: طوع
Dilbilgisi (i'rab)
تَطَوَّعَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
خَيْرًا
bir iyilik yaparsa
İsim
Kök: خير
Dilbilgisi (i'rab)
خَيْرًاİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
فَهُوَ
o
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatcevap (netice)، ön ek
هُوَİsimzamir، 3. tekil eril
خَيْرٌ
hayırlıdır
İsim
Kök: خير
Dilbilgisi (i'rab)
خَيْرٌİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
لَّهُۥ
kendisi için
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَّEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هُۥİsimzamir، 3. tekil eril
وَأَن
ve
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
أَنEdatmasdar bağlacı
تَصُومُوا۟
oruç tutmanız
Fiil
Kök: صوم
Dilbilgisi (i'rab)
تَصُومُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
خَيْرٌ
daha hayırlıdır
İsim
Kök: خير
Dilbilgisi (i'rab)
خَيْرٌİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
لَّكُمْ
sizin için
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَّEdatharf-i cer (edat)، ön ek
كُمْİsimzamir، 2. çoğul eril
إِن
eğer
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنEdatşart
كُنتُمْ
siz
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كُنFiilmâzî (geçmiş)، 2. çoğul eril
تُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
تَعْلَمُونَ
bilirseniz
Fiil
Kök: علم
Dilbilgisi (i'rab)
تَعْلَمُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril

Meal

TR

Ey İnananlar! Oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, Allah'a karşı gelmekten sakınasınız diye, size sayılı günlerde farz kılındı. İçinizden hasta olan veya yolculukta bulunan, tutamadığı günlerin sayısınca diğer günlerde tutar. Oruca dayanamıyanlar, bir düşkünü doyuracak kadar fidye verir. Kim gönülden iyilik yaparsa o iyilik kendisinedir. Oruç tutmanız eğer bilirseniz sizin için hayırlıdır.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

(Size farz kılınan oruç), sayılı günlerdedir. İçinizden hasta olan veya yolculukta bulunan ise, diğer günlerde, tutamadığı günler sayısınca tutar. Ona dayanıp kalacaklar üzerine de bir yoksulu doyuracak kadar fidye gerekir. Her kim de hayrına fidyeyi artırırsa, hakkında daha hayırlıdır. Bununla beraber, eğer bilirseniz, oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

(Oruç size) sayılı günlerde olmak üzere (farz kılındı). İçinizden kim hasta veya yolcu olursa, (tutamadığı gün sayısı kadar) diğer günlerden o sayı(yı tamamlasın). Oruç tutmaya çok zor güç yetirenlerin ise bir fakiri doyuracak kadar fidye (vermesi) gerekir. Kim gönüllü olarak iyilik yaparsa, bu kendisi için daha hayırlıdır. Bilirseniz (zorluğa rağmen) oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

(Fasting) for a fixed number of days; but if any of you is ill, or on a journey, the prescribed number (Should be made up) from days later. For those who can do it (With hardship), is a ransom, the feeding of one that is indigent. But he that will give more, of his own free will,- it is better for him. And it is better for you that ye fast, if ye only knew.

A. Yusuf Alipublic-domain

Fast for a specific number of days, but if one of you is ill, or on a journey, on other days later. For those who can fast only with extreme difficulty, there is a way to compensate- feed a needy person. But if anyone does good of his own accord, it is better for him, and fasting is better for you, if only you knew.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

(Fast) a certain number of days; and (for) him who is sick among you, or on a journey, (the same) number of other days; and for those who can afford it there is a ransom: the feeding of a man in need - but whoso doeth good of his own accord, it is better for him: and that ye fast is better for you if ye did but know -

M. Pickthallpublic-domain

[Fasting for] a limited number of days. So whoever among you is ill or on a journey [during them] - then an equal number of other days [are to be made up]. And upon those who are able [to fast, but with hardship] - a ransom [as substitute] of feeding a poor person [each day]. And whoever volunteers good [i.e., excess] - it is better for him. But to fast is best for you, if you only knew.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

فرض الله عليكم صيام أيام معلومة العدد وهي أيام شهر رمضان. فمن كان منكم مريضًا يشق عليه الصوم، أو مسافرًا فله أن يفطر، وعليه صيام عدد من أيام أُخَر بقدر التي أفطر فيها. وعلى الذين يتكلفون الصيام ويشقُّ عليهم مشقة غير محتملة كالشيخ الكبير، والمريض الذي لا يُرْجَى شفاؤه، فدية عن كل يوم يفطره، وهي طعام مسكين، فمن زاد في قدر الفدية تبرعًا منه فهو خير له، وصيامكم خير لكم -مع تحمُّل المشقة- من إعطاء الفدية، إن كنتم تعلمون الفضل العظيم للصوم عند الله تعالى.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

İlgili ayetler

Bu ayet nerede geçiyor?

Konular
İçerik