← Sure 5

5:89

لَا يُؤَاخِذُكُمُ ٱللَّهُ بِٱللَّغْوِ فِىٓ أَيْمَـٰنِكُمْ وَلَـٰكِن يُؤَاخِذُكُم بِمَا عَقَّدتُّمُ ٱلْأَيْمَـٰنَ ۖ فَكَفَّـٰرَتُهُۥٓ إِطْعَامُ عَشَرَةِ مَسَـٰكِينَ مِنْ أَوْسَطِ مَا تُطْعِمُونَ أَهْلِيكُمْ أَوْ كِسْوَتُهُمْ أَوْ تَحْرِيرُ رَقَبَةٍ ۖ فَمَن لَّمْ يَجِدْ فَصِيَامُ ثَلَـٰثَةِ أَيَّامٍ ۚ ذَٰلِكَ كَفَّـٰرَةُ أَيْمَـٰنِكُمْ إِذَا حَلَفْتُمْ ۚ وَٱحْفَظُوٓا۟ أَيْمَـٰنَكُمْ ۚ كَذَٰلِكَ يُبَيِّنُ ٱللَّهُ لَكُمْ ءَايَـٰتِهِۦ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ

Kelime kelime

لَا
sizi sorumlu tutmaz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَاEdatolumsuzluk
يُؤَاخِذُكُمُ
cezalandıracak olsaydı
Fiil
Kök: أخذ
Dilbilgisi (i'rab)
يُؤَاخِذُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
كُمُİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
ٱللَّهُ
Allah
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
بِٱللَّغْوِ
lağvdan ötürü
İsim
Kök: لغو
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
لَّغْوِİsimeril، mecrûr (genitif)
فِىٓ
yeminlerinizdeki
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىٓEdatharf-i cer (edat)
أَيْمَٰنِكُمْ
yeminlerinizden
İsim
Kök: يمن
Dilbilgisi (i'rab)
أَيْمَٰنِİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
وَلَٰكِن
fakat
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لَٰكِنEdatAMD
يُؤَاخِذُكُم
sizi sorumlu tutar
Fiil
Kök: أخذ
Dilbilgisi (i'rab)
يُؤَاخِذُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
كُمİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
بِمَا
ötürü
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
مَاİsimism-i mevsûl
عَقَّدتُّمُ
bilerek yaptığınız
Fiil
Kök: عقد
Dilbilgisi (i'rab)
عَقَّدFiilmâzî (geçmiş)، 2. çoğul eril
تُّمُİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
ٱلْأَيْمَٰنَ
yeminlerden
İsim
Kök: يمن
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
أَيْمَٰنَİsimeril çoğul، mansûb (akuzatif)
فَكَفَّٰرَتُهُۥٓ
bunun keffareti
İsim
Kök: كفر
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
كَفَّٰرَتُİsimdişil، merfû (nominatif)
هُۥٓİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
إِطْعَامُ
yedirmektir
İsim
Kök: طعم
Dilbilgisi (i'rab)
إِطْعَامُİsimmasdar (isim-fiil)، eril، merfû (nominatif)
عَشَرَةِ
on
İsim
Kök: عشر
Dilbilgisi (i'rab)
عَشَرَةِİsimdişil، mecrûr (genitif)
مَسَٰكِينَ
fakiri
İsim
Kök: سكن
Dilbilgisi (i'rab)
مَسَٰكِينَİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
مِنْ
orta derecesinden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنْEdatharf-i cer (edat)
أَوْسَطِ
orta yol üzere olanları
İsim
Kök: وسط
Dilbilgisi (i'rab)
أَوْسَطِİsimeril tekil، mecrûr (genitif)
مَا
ne ki
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَاİsimism-i mevsûl
تُطْعِمُونَ
yediriyorsunuz
Fiil
Kök: طعم
Dilbilgisi (i'rab)
تُطْعِمُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
أَهْلِيكُمْ
ailenize
İsim
Kök: أهل
Dilbilgisi (i'rab)
أَهْلِيİsimharf-i cer (edat)، mansûb (akuzatif)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
أَوْ
yahut
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَوْEdatatıf bağlacı
كِسْوَتُهُمْ
onları giydirmektir
İsim
Kök: كسو
Dilbilgisi (i'rab)
كِسْوَتُİsimdişil، merfû (nominatif)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
أَوْ
ya da
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَوْEdatatıf bağlacı
تَحْرِيرُ
hürriyete kavuşturmaktır
İsim
Kök: حرر
Dilbilgisi (i'rab)
تَحْرِيرُİsimmasdar (isim-fiil)، eril، merfû (nominatif)
رَقَبَةٍ
bir köleyi
İsim
Kök: رقب
Dilbilgisi (i'rab)
رَقَبَةٍİsimdişil، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
فَمَن
kimse ise
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
مَنİsimşart
لَّمْ
bulamayan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَّمْEdatolumsuzluk
يَجِدْ
bulur
Fiil
Kök: وجد
Dilbilgisi (i'rab)
يَجِدْFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
فَصِيَامُ
oruç tutsun
İsim
Kök: صوم
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatcevap (netice)، ön ek
صِيَامُİsimeril، merfû (nominatif)
ثَلَٰثَةِ
üç
İsim
Kök: ثلث
Dilbilgisi (i'rab)
ثَلَٰثَةِİsimdişil، mecrûr (genitif)
أَيَّامٍ
gün
İsim
Kök: يوم
Dilbilgisi (i'rab)
أَيَّامٍİsimeril çoğul، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
ذَٰلِكَ
işte budur
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ذَٰİsimism-i işaret، eril tekil
لِEdatuzaklık، son ek
كَEdatmuhâtab، son ek، eril
كَفَّٰرَةُ
keffareti
İsim
Kök: كفر
Dilbilgisi (i'rab)
كَفَّٰرَةُİsimdişil، merfû (nominatif)
أَيْمَٰنِكُمْ
yeminlerinizin
İsim
Kök: يمن
Dilbilgisi (i'rab)
أَيْمَٰنِİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
إِذَا
zaman
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
إِذَاİsimzaman zarfı
حَلَفْتُمْ
(yemini) bozduğunuz
Fiil
Kök: حلف
Dilbilgisi (i'rab)
حَلَفْFiilmâzî (geçmiş)، 2. çoğul eril
تُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
وَٱحْفَظُوٓا۟
ve koruyun
Fiil
Kök: حفظ
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
ٱحْفَظُFiilemir، 2. çoğul eril
وٓا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
أَيْمَٰنَكُمْ
yeminlerinizi
İsim
Kök: يمن
Dilbilgisi (i'rab)
أَيْمَٰنَİsimeril çoğul، mansûb (akuzatif)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
كَذَٰلِكَ
böylece
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
كَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ذَٰİsimism-i işaret، eril tekil
لِEdatuzaklık، son ek
كَEdatmuhâtab، son ek، eril
يُبَيِّنُ
açıklıyor
Fiil
Kök: بين
Dilbilgisi (i'rab)
يُبَيِّنُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
ٱللَّهُ
Allah
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
لَكُمْ
size
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
كُمْİsimzamir، 2. çoğul eril
ءَايَٰتِهِۦ
ayetlerini
İsim
Kök: أيي
Dilbilgisi (i'rab)
ءَايَٰتِİsimdişil çoğul، mansûb (akuzatif)
هِۦİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
لَعَلَّكُمْ
umulur ki
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَعَلَّEdatmansûb (akuzatif)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
تَشْكُرُونَ
şükredersiniz
Fiil
Kök: شكر
Dilbilgisi (i'rab)
تَشْكُرُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril

Meal

TR

Allah size rasgele yeminlerinizden dolayı değil, bile bile ettiğiniz yeminlerden ötürü hesap sorar. Yeminin keffareti, ailenize yedirdiğinizin ortalamasından on düşkünü yedirmek yahut giydirmek ya da bir köle azad etmektir. Bulamayan üç gün oruç tutmalıdır; yeminlerinizin keffareti budur. Yemin ettiğinizde yeminlerinizi tutun. Şükredesiniz diye Allah size böylece ayetlerini açıklıyor.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Allah sizi, kasıtsız olarak yaptığınız yeminlerinizden sorumlu tutmaz. Fakat kasıtlı yaptığınız yeminlerinizden sizi sorumlu tutar. Bozulan yeminin keffareti (cezası), ailenize yedirdiğinizin ortalamasından on yoksulu yedirmek veya giydirmek yahut da bir köle azad etmektir. Verecek bir şey bulamayan kimse için de üç gün oruç tutmaktır. İşte yemin ettiğiniz zaman yeminlerinizi bozmanın cezası budur. Yeminlerinizi koruyun. İşte Allah âyetlerini size böyle açıklar ki, şükredesiniz.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Allah sizi (kasıtsız) yeminlerinizdeki boş sözlerle ilgili sorumlu tutmaz fakat bir şeye bağladığınız (kasıtlı) yeminlerden sorumlu tutar. (Bozduğunuz zaman) kefareti, ailenize yedirdiğiniz yemeğin orta hallisinden on fakire yedirmek veya onları giydirmek ya da bir köle azat etmektir. (Bunları) bulamayan kişinin üç gün oruç tutması (gerekir). Yemin ettiğiniz zaman (yemini bozduğunuz zaman) yeminlerinizin kefareti işte budur. Yeminlerinizi koruyun (bozmayın)! Allah şükredesiniz diye ayetlerini size işte böyle açıklıyor.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Allah will not call you to account for what is futile in your oaths, but He will call you to account for your deliberate oaths: for expiation, feed ten indigent persons, on a scale of the average for the food of your families; or clothe them; or give a slave his freedom. If that is beyond your means, fast for three days. That is the expiation for the oaths ye have sworn. But keep to your oaths. Thus doth Allah make clear to you His signs, that ye may be grateful.

A. Yusuf Alipublic-domain

God does not take you [to task] for what is thoughtless in your oaths, only for your binding oaths: the atonement for breaking an oath is to feed ten poor people with food equivalent to what you would normally give your own families, or to clothe them, or to set free a slave- if a person cannot find the means, he should fast for three days. This is the atonement for breaking your oaths- keep your oaths. In this way God makes clear His revelations to you, so that you may be thankful.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Allah will not take you to task for that which is unintentional in your oaths, but He will take you to task for the oaths which ye swear in earnest. The expiation thereof is the feeding of ten of the needy with the average of that wherewith ye feed your own folk, or the clothing of them, or the liberation of a slave, and for him who findeth not (the wherewithal to do so) then a three days' fast. This is the expiation of your oaths when ye have sworn; and keep your oaths. Thus Allah expoundeth unto you His revelations in order that ye may give thanks.

M. Pickthallpublic-domain

Allāh will not impose blame upon you for what is meaningless in your oaths, but He will impose blame upon you for [breaking] what you intended of oaths. So its expiation is the feeding of ten needy people from the average of that which you feed your [own] families or clothing them or the freeing of a slave. But whoever cannot find [or afford it] - then a fast of three days [is required]. That is the expiation for oaths when you have sworn. But guard your oaths. Thus does Allāh make clear to you His verses [i.e., revealed law] that you may be grateful.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

لا يعاقبكم الله -أيها المسلمون- فيما لا تقصدون عَقْدَه من الأيمان، مثل قول بعضكم: لا والله، وبلى والله، ولكن يعاقبكم فيما قصدتم عقده بقلوبكم، فإذا لم تَفُوا باليمين فإثم ذلك يمحوه الله بما تقدِّمونه مما شرعه الله لكم كفارة من إطعام عشرة مساكين، لكل مسكين نصف صاع من أوسط طعام أهل البلد، أو كسوتهم، لكل مسكين ما يكفي في الكسوة عُرفًا، أو إعتاق مملوك من الرق، فالحالف الذي لم يف بيمينه مخير بين هنا الأمور الثلاثة، فمن لم يجد شيئًا من ذلك فعليه صيام ثلاثة أيام. تلك مكفرات عدم الوفاء بأيمانكم، واحفظوا -أيها المسلمون- أيمانكم: باجتناب الحلف، أو الوفاء إن حلفتم، أو الكفارة إذا لم تفوا بها. وكما بيَّن الله لكم حكم الأيمان والتحلل منها يُبيِّن لكم أحكام دينه؛ لتشكروا له على هدايته إياكم إلى الطريق المستقيم.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

İlgili ayetler

Bu ayet nerede geçiyor?

İçerik