← Sure 4

4:25

وَمَن لَّمْ يَسْتَطِعْ مِنكُمْ طَوْلًا أَن يَنكِحَ ٱلْمُحْصَنَـٰتِ ٱلْمُؤْمِنَـٰتِ فَمِن مَّا مَلَكَتْ أَيْمَـٰنُكُم مِّن فَتَيَـٰتِكُمُ ٱلْمُؤْمِنَـٰتِ ۚ وَٱللَّهُ أَعْلَمُ بِإِيمَـٰنِكُم ۚ بَعْضُكُم مِّنۢ بَعْضٍ ۚ فَٱنكِحُوهُنَّ بِإِذْنِ أَهْلِهِنَّ وَءَاتُوهُنَّ أُجُورَهُنَّ بِٱلْمَعْرُوفِ مُحْصَنَـٰتٍ غَيْرَ مُسَـٰفِحَـٰتٍ وَلَا مُتَّخِذَٰتِ أَخْدَانٍ ۚ فَإِذَآ أُحْصِنَّ فَإِنْ أَتَيْنَ بِفَـٰحِشَةٍ فَعَلَيْهِنَّ نِصْفُ مَا عَلَى ٱلْمُحْصَنَـٰتِ مِنَ ٱلْعَذَابِ ۚ ذَٰلِكَ لِمَنْ خَشِىَ ٱلْعَنَتَ مِنكُمْ ۚ وَأَن تَصْبِرُوا۟ خَيْرٌ لَّكُمْ ۗ وَٱللَّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

Kelime kelime

وَمَن
ve kimse
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
مَنİsimşart
لَّمْ
gücü yetmeyen
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَّمْEdatolumsuzluk
يَسْتَطِعْ
bulamazlar
Fiil
Kök: طوع
Dilbilgisi (i'rab)
يَسْتَطِعْFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
مِنكُمْ
içinizden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنEdatharf-i cer (edat)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
طَوْلًا
mali güce
İsim
Kök: طول
Dilbilgisi (i'rab)
طَوْلًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
أَن
evlenmek için
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنEdatmasdar bağlacı
يَنكِحَ
alın
Fiil
Kök: نكح
Dilbilgisi (i'rab)
يَنكِحَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
ٱلْمُحْصَنَٰتِ
hür kadınlarla
İsim
Kök: حصن
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
مُحْصَنَٰتِİsimism-i mef'ûl (edilgen ortaç)، dişil çoğul، mansûb (akuzatif)
ٱلْمُؤْمِنَٰتِ
inanmış
İsim
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
مُؤْمِنَٰتِİsimism-i fâil (etken ortaç)، dişil çoğul، mansûb (akuzatif)، sıfat
فَمِن
sahip olduğunuz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
مِنEdatharf-i cer (edat)
مَّا
şeyler
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَّاİsimism-i mevsûl
مَلَكَتْ
altında bulunan (köle ve hizmetçi)
Fiil
Kök: ملك
Dilbilgisi (i'rab)
مَلَكَتْFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil dişil
أَيْمَٰنُكُم
ellerinizde
İsim
Kök: يمن
Dilbilgisi (i'rab)
أَيْمَٰنُİsimeril çoğul، merfû (nominatif)
كُمİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
مِّن
genç kızlarınızdan (alsın)
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنEdatharf-i cer (edat)
فَتَيَٰتِكُمُ
cariyelerinizi
İsim
Kök: فتي
Dilbilgisi (i'rab)
فَتَيَٰتِİsimdişil çoğul، mecrûr (genitif)
كُمُİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
ٱلْمُؤْمِنَٰتِ
inanmış
İsim
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
مُؤْمِنَٰتِİsimism-i fâil (etken ortaç)، dişil çoğul، mecrûr (genitif)، sıfat
وَٱللَّهُ
Allah
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
أَعْلَمُ
daha iyi bilir
İsim
Kök: علم
Dilbilgisi (i'rab)
أَعْلَمُİsimeril tekil، merfû (nominatif)
بِإِيمَٰنِكُم
sizin imanınızı
İsim
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
إِيمَٰنِİsimmasdar (isim-fiil)، eril، mecrûr (genitif)
كُمİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
بَعْضُكُم
hepiniz
İsim
Kök: بعض
Dilbilgisi (i'rab)
بَعْضُİsimeril، merfû (nominatif)
كُمİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
مِّنۢ
birbirinizdensiniz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنۢEdatharf-i cer (edat)
بَعْضٍ
diğerinin
İsim
Kök: بعض
Dilbilgisi (i'rab)
بَعْضٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
فَٱنكِحُوهُنَّ
öyle ise onlarla evlenin
Fiil
Kök: نكح
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
ٱنكِحُFiilemir، 2. çoğul eril
وİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
هُنَّİsimzamir، son ek، 3. çoğul dişil
بِإِذْنِ
izniyle
İsim
Kök: أذن
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
إِذْنِİsimeril، mecrûr (genitif)
أَهْلِهِنَّ
ailelerinin
İsim
Kök: أهل
Dilbilgisi (i'rab)
أَهْلِİsimeril، mecrûr (genitif)
هِنَّİsimzamir، son ek، 3. çoğul dişil
وَءَاتُوهُنَّ
ve verin
Fiil
Kök: أتي
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ءَاتُFiilemir، 2. çoğul eril
وİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
هُنَّİsimzamir، son ek، 3. çoğul dişil
أُجُورَهُنَّ
ücretlerini (mehirlerini)
İsim
Kök: أجر
Dilbilgisi (i'rab)
أُجُورَİsimeril çoğul، mansûb (akuzatif)
هُنَّİsimzamir، son ek، 3. çoğul dişil
بِٱلْمَعْرُوفِ
güzelce
İsim
Kök: عرف
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
مَعْرُوفِİsimism-i mef'ûl (edilgen ortaç)، eril، mecrûr (genitif)
مُحْصَنَٰتٍ
iffetli yaşamaları
İsim
Kök: حصن
Dilbilgisi (i'rab)
مُحْصَنَٰتٍİsimism-i mef'ûl (edilgen ortaç)، dişil çoğul، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
غَيْرَ
zina etmemeleri
İsim
Kök: غير
Dilbilgisi (i'rab)
غَيْرَİsimeril، mansûb (akuzatif)
مُسَٰفِحَٰتٍ
ahlaksızlık edenler
İsim
Kök: سفح
Dilbilgisi (i'rab)
مُسَٰفِحَٰتٍİsimism-i fâil (etken ortaç)، dişil çoğul، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
وَلَا
ve (gizli) edinmemeleri
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَاEdatolumsuzluk
مُتَّخِذَٰتِ
edinmiş
İsim
Kök: أخذ
Dilbilgisi (i'rab)
مُتَّخِذَٰتِİsimism-i fâil (etken ortaç)، dişil çoğul، mansûb (akuzatif)
أَخْدَانٍ
dost
İsim
Kök: خدن
Dilbilgisi (i'rab)
أَخْدَانٍİsimeril çoğul، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
فَإِذَآ
iken
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
إِذَآİsimzaman zarfı
أُحْصِنَّ
evli
Fiil
Kök: حصن
Dilbilgisi (i'rab)
أُحْصِFiilmâzî (geçmiş)، meçhul (edilgen)، 3. çoğul dişil
نَّİsimzamir، son ek، 3. çoğul dişil
فَإِنْ
eğer
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatatıf bağlacı، ön ek
إِنْEdatşart
أَتَيْنَ
yaparlarsa
Fiil
Kök: أتي
Dilbilgisi (i'rab)
أَتَيْFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul dişil
نَİsimzamir، son ek، 3. çoğul dişil
بِفَٰحِشَةٍ
fuhuş
İsim
Kök: فحش
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
فَٰحِشَةٍİsimdişil، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
فَعَلَيْهِنَّ
onlara
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatcevap (netice)، ön ek
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
هِنَّİsimzamir، son ek، 3. çoğul dişil
نِصْفُ
yarısı (uygulanır)
İsim
Kök: نصف
Dilbilgisi (i'rab)
نِصْفُİsimeril، merfû (nominatif)
مَا
üzerine
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَاİsimism-i mevsûl
عَلَى
karşı
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَىEdatharf-i cer (edat)
ٱلْمُحْصَنَٰتِ
hür kadınlar
İsim
Kök: حصن
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
مُحْصَنَٰتِİsimism-i mef'ûl (edilgen ortaç)، dişil çoğul، mecrûr (genitif)
مِنَ
yapılan işkencenin
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنَEdatharf-i cer (edat)
ٱلْعَذَابِ
azabın
İsim
Kök: عذب
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
عَذَابِİsimeril، mecrûr (genitif)
ذَٰلِكَ
bu (cariye ile evlenme)
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ذَٰİsimism-i işaret، eril tekil
لِEdatuzaklık، son ek
كَEdatmuhâtab، son ek، eril
لِمَنْ
içindir
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
مَنْİsimism-i mevsûl
خَشِىَ
korkanlar
Fiil
Kök: خشي
Dilbilgisi (i'rab)
خَشِىَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
ٱلْعَنَتَ
sıkıntıya düşmekten
İsim
Kök: عنت
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
عَنَتَİsimeril، mansûb (akuzatif)
مِنكُمْ
içinizden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنEdatharf-i cer (edat)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
وَأَن
fakat
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
أَنEdatmasdar bağlacı
تَصْبِرُوا۟
sabretmeniz
Fiil
Kök: صبر
Dilbilgisi (i'rab)
تَصْبِرُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
خَيْرٌ
daha iyidir
İsim
Kök: خير
Dilbilgisi (i'rab)
خَيْرٌİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
لَّكُمْ
sizin için
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَّEdatharf-i cer (edat)، ön ek
كُمْİsimzamir، 2. çoğul eril
وَٱللَّهُ
Allah
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
غَفُورٌ
bağışlayandır
İsim
Kök: غفر
Dilbilgisi (i'rab)
غَفُورٌİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
رَّحِيمٌ
esirgeyendir
İsim
Kök: رحم
Dilbilgisi (i'rab)
رَّحِيمٌİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)، sıfat

Meal

TR

Sizden, hür mümin kadınlarla evlenmeye güç yetiremiyen kimse, ellerinizdeki mümin cariyelerinizden alsın. Allah sizin imanınızı çok iyi bilir. Birbirinizdensiniz, aynı soydansınız. Onlarla, zinadan kaçınmaları, iffetli olmaları ve gizli dost tutmamış olmaları halinde, velilerinin izniyle evlenin ve örfe uygun bir şekilde mehirlerini verin. Evlendiklerinde zina edecek olurlarsa, onlara, hür kadınlara edilen azabın yarısı edilir. Cariye ile evlenmedeki bu izin içinizden, günaha girme korkusu olanlaradır. Sabretmeniz sizin için daha hayırlıdır. Allah bağışlar ve merhamet eder.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Sizden her kim hür mümin kadınları nikah edecek bir zenginliğe gücü yetmiyorsa, ona da ellerinizin altındaki mümin cariyelerinizden efendilerinin rızası ile nikahlamak var. Allah sizin imanınızı daha iyi bilir. Siz birbirinizdensiniz. O halde sahiplerinin izni ile ve mehirlerini örfe göre vermek suretiyle cariyelerden iffetli olan, zina etmeyen, dost da edinmeyenlerle evlenin. Evlendikten sonra bir fuhuş yaparlarsa, o vakit hür kadınlar hakkında gerekli bulunan cezanın yarısı kendilerine lazım gelir. Bu hükümler, içinizden günah işlemekten korkanlaradır. Sabretmeniz ise, sizin için daha hayırlıdır. Allah Gafûrdur, Rahimdir (çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir).

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

İçinizden, imanlı özgür kadınlarla evlenmeye gücü yetmeyen kişi, ellerinizin altında bulunan imanlı genç kızlarınız (sayılan, yeminlerinizin sahip oldukların)dan (cariyelerinizden alsın)! Allah sizin imanınızı çok iyi bilendir. Hepiniz birbirinizdensiniz. Onları sahiplerinin izni ile nikâhlayın ve namuslu yaşamaları, zina etmemeleri ve gizli dost da tutmamaları şartı ile uygun bir şekilde mehirlerini de (bizzat) kendilerine verin! Evlendikten sonra bir çirkinlik (fuhuş) yaparlarsa, onlara hür kadınların cezasının yarısı (uygulanır). Bu (cariye ile evlenme emri), içinizden günaha düşmekten korkanlar içindir. Sabretmeniz ise sizin için hayırlı olandır. Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

If any of you have not the means wherewith to wed free believing women, they may wed believing girls from among those whom your right hands possess: And Allah hath full knowledge about your faith. Ye are one from another: Wed them with the leave of their owners, and give them their dowers, according to what is reasonable: They should be chaste, not lustful, nor taking paramours: when they are taken in wedlock, if they fall into shame, their punishment is half that for free women. This (permission) is for those among you who fear sin; but it is better for you that ye practise self-restraint. And Allah is Oft-forgiving, Most Merciful.

A. Yusuf Alipublic-domain

If any of you does not have the means to marry a believing free woman, then marry a believing slave- God knows best [the depth of] your faith: you are [all] part of the same family- so marry them with their people’s consent and their proper bride-gifts. [Make them] married women, not adulteresses or lovers. If they commit adultery when they are married, their punishment will be half that of free women. This is for those of you who fear that you will sin; it is better for you to practise selfrestraint. God is most forgiving and merciful,

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And whoso is not able to afford to marry free, believing women, let them marry from the believing maids whom your right hands possess. Allah knoweth best (concerning) your faith. Ye (proceed) one from another; so wed them by permission of their folk, and give unto them their portions in kindness, they being honest, not debauched nor of loose conduct. And if when they are honourably married they commit lewdness they shall incur the half of the punishment (prescribed) for free women (in that case). This is for him among you who feareth to commit sin. But to have patience would be better for you. Allah is Forgiving, Merciful.

M. Pickthallpublic-domain

And whoever among you cannot [find] the means to marry free, believing women, then [he may marry] from those whom your right hands possess of believing slave girls. And Allāh is most knowing about your faith. You [believers] are of one another. So marry them with the permission of their people and give them their due compensation [i.e., mahr] according to what is acceptable. [They should be] chaste, neither [of] those who commit unlawful intercourse randomly nor those who take [secret] lovers. But once they are sheltered in marriage, if they should commit adultery, then for them is half the punishment for free [unmarried] women. This [allowance] is for him among you who fears affliction [i.e., sin], but to be patient is better for you. And Allāh is Forgiving and Merciful.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

ومن لا قدرة له على مهور الحرائر المؤمنات، فله أن ينكح غيرهن، من فتياتكم المؤمنات المملوكات. والله تعالى هو العليم بحقيقة إيمانكم، بعضكم من بعض، فتزوجوهن بموافقة أهلهن، وأعطوهن مهورهن على ما تراضيتم به عن طيب نفس منكم، متعففات عن الحرام، غير مجاهرات بالزنى، ولا مسرات به باتخاذ أخلاء، فإذا تزوجن وأتين بفاحشة الزنى فعليهن من الحدِّ نصف ما على الحرائر. ذلك الذي أبيح مِن نكاح الإماء بالصفة المتقدمة إنما أبيح لمن خاف على نفسه الوقوع في الزنى، وشق عليه الصبر عن الجماع، والصبر عن نكاح الإماء مع العفة أولى وأفضل. والله تعالى غفور لكم، رحيم بكم إذ أذن لكم في نكاحهن عند العجز عن نكاح الحرائر.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

İlgili ayetler

Bu ayet nerede geçiyor?