← Sure 23

23:33

وَقَالَ ٱلْمَلَأُ مِن قَوْمِهِ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَكَذَّبُوا۟ بِلِقَآءِ ٱلْـَٔاخِرَةِ وَأَتْرَفْنَـٰهُمْ فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا مَا هَـٰذَآ إِلَّا بَشَرٌ مِّثْلُكُمْ يَأْكُلُ مِمَّا تَأْكُلُونَ مِنْهُ وَيَشْرَبُ مِمَّا تَشْرَبُونَ

Kelime kelime

وَقَالَ
ve dedi ki
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
قَالَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
ٱلْمَلَأُ
ileri gelenler
İsim
Kök: ملأ
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
مَلَأُİsimeril، merfû (nominatif)
مِن
kavminden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنEdatharf-i cer (edat)
قَوْمِهِ
kavminin
İsim
Kök: قوم
Dilbilgisi (i'rab)
قَوْمِİsimeril، mecrûr (genitif)
هِİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
ٱلَّذِينَ
inkar edenler
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
كَفَرُوا۟
inkar eden(ler)
Fiil
Kök: كفر
Dilbilgisi (i'rab)
كَفَرُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
وَكَذَّبُوا۟
ve yalanlayanlar
Fiil
Kök: كذب
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
كَذَّبُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
بِلِقَآءِ
buluşmasını
İsim
Kök: لقي
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
لِقَآءِİsimmasdar (isim-fiil)، eril، mecrûr (genitif)
ٱلْءَاخِرَةِ
ahiret
İsim
Kök: أخر
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
ءَاخِرَةِİsimdişil tekil، mecrûr (genitif)
وَأَتْرَفْنَٰهُمْ
ve kendilerine refah verdiklerimiz
Fiil
Kök: ترف
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdathâl (durum) vâvı، ön ek
أَتْرَفْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَٰİsimzamir، son ek، 1. çoğul
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
فِى
hayatında
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىEdatharf-i cer (edat)
ٱلْحَيَوٰةِ
hayatının
İsim
Kök: حيي
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
حَيَوٰةِİsimdişil، mecrûr (genitif)
ٱلدُّنْيَا
dünya
İsim
Kök: دنو
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
دُّنْيَاİsimdişil tekil، mecrûr (genitif)، sıfat
مَا
değildir
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مَاEdatolumsuzluk
هَٰذَآ
bu
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
هَٰEdatATT، ön ek
ذَآİsimism-i işaret، eril tekil
إِلَّا
başka bir şey
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَّاEdathasr (sınırlama)
بَشَرٌ
bir insandan
İsim
Kök: بشر
Dilbilgisi (i'rab)
بَشَرٌİsimeril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
مِّثْلُكُمْ
sizin gibi
İsim
Kök: مثل
Dilbilgisi (i'rab)
مِّثْلُİsimeril، merfû (nominatif)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
يَأْكُلُ
yiyor
Fiil
Kök: أكل
Dilbilgisi (i'rab)
يَأْكُلُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
مِمَّا
sizin yediğinizden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِEdatharf-i cer (edat)
مَّاİsimism-i mevsûl
تَأْكُلُونَ
yersiniz
Fiil
Kök: أكل
Dilbilgisi (i'rab)
تَأْكُلُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
مِنْهُ
ondan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنْEdatharf-i cer (edat)
هُİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
وَيَشْرَبُ
ve içiyor
Fiil
Kök: شرب
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
يَشْرَبُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
مِمَّا
sizin içtiğinizden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِEdatharf-i cer (edat)
مَّاİsimism-i mevsûl
تَشْرَبُونَ
ve için
Fiil
Kök: شرب
Dilbilgisi (i'rab)
تَشْرَبُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril

Meal

TR

Onun, inkarcı ve ahirete kavuşmayı yalanlayan milletinin ileri gelenleri ki Biz onlara bu dünya hayatında nimet vermiştik şöyle dediler: "Bu, yediğinizden yiyen, içtiğinizden içen sizin gibi bir insandan başka birşey değildir."

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Onun kavminden, kâfir olup ahirete ulaşmayı yalanlayan ve dünya hayatında kendilerine refah verdiğimiz kodaman güruh dedi ki: "Bu dediler, sadece sizin gibi bir insandır; sizin yediğinizden yer, sizin içtiğinizden içer."

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Onun halkından, kâfir olan, ahirete ulaşmayı inkâr eden ve dünya hayatında kendilerine refah verdiğimiz yöneticiler “Bu ancak sizin gibi bir insandır. Sizin yediğinizden yiyor, içtiğinizden içiyor!” demişlerdi.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

And the chiefs of his people, who disbelieved and denied the Meeting in the Hereafter, and on whom We had bestowed the good things of this life, said: "He is no more than a man like yourselves: he eats of that of which ye eat, and drinks of what ye drink.

A. Yusuf Alipublic-domain

But the leading disbelievers among his people, who denied the Meeting in the Hereafter, to whom We had granted ease and plenty in this life, said, ‘He is just a mortal like you- he eats what you eat and drinks what you drink-

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And the chieftains of his folk, who disbelieved and denied the meeting of the Hereafter, and whom We had made soft in the life of the world, said: This is only a mortal like you, who eateth of that whereof ye eat and drinketh of that ye drink.

M. Pickthallpublic-domain

And the eminent among his people who disbelieved and denied the meeting of the Hereafter while We had given them luxury in the worldly life said, "This is not but a man like yourselves. He eats of that from which you eat and drinks of what you drink.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

وقال الأشراف والوجهاء من قومه الذين كفروا بالله، وأنكروا الحياة الآخرة، وأطغاهم ما أُنعم به عليهم في الدنيا من ترف العيش: ما هذا الذي يدعوكم إلى توحيد الله تعالى إلا بشر مثلكم يأكل من جنس طعامكم، ويشرب من جنس شرابكم.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?

Konular