← Sure 4

4:18

وَلَيْسَتِ ٱلتَّوْبَةُ لِلَّذِينَ يَعْمَلُونَ ٱلسَّيِّـَٔاتِ حَتَّىٰٓ إِذَا حَضَرَ أَحَدَهُمُ ٱلْمَوْتُ قَالَ إِنِّى تُبْتُ ٱلْـَٔـٰنَ وَلَا ٱلَّذِينَ يَمُوتُونَ وَهُمْ كُفَّارٌ ۚ أُو۟لَـٰٓئِكَ أَعْتَدْنَا لَهُمْ عَذَابًا أَلِيمًا

Kelime kelime

وَلَيْسَتِ
(geçerli) değildir
Fiil
Kök: ليس
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَيْسَتِFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil dişil
ٱلتَّوْبَةُ
tevbesi
İsim
Kök: توب
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
تَّوْبَةُİsimdişil، merfû (nominatif)
لِلَّذِينَ
kimselerin
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
لَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
يَعْمَلُونَ
yapan(ların)
Fiil
Kök: عمل
Dilbilgisi (i'rab)
يَعْمَلُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
ٱلسَّيِّـَٔاتِ
kötülükler
İsim
Kök: سوأ
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
سَّيِّـَٔاتِİsimdişil çoğul، mansûb (akuzatif)
حَتَّىٰٓ
nihayet
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
حَتَّىٰٓEdatibtidâ
إِذَا
zaman
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
إِذَاİsimzaman zarfı
حَضَرَ
gelip çattığı
Fiil
Kök: حضر
Dilbilgisi (i'rab)
حَضَرَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
أَحَدَهُمُ
kendilerine
İsim
Kök: أحد
Dilbilgisi (i'rab)
أَحَدَİsimeril، mansûb (akuzatif)
هُمُİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
ٱلْمَوْتُ
ölüm
İsim
Kök: موت
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
مَوْتُİsimeril، merfû (nominatif)
قَالَ
der
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قَالَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
إِنِّى
muhakkak ben
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنِّEdatmansûb (akuzatif)
ىİsimzamir، son ek، 1. tekil
تُبْتُ
tevbe ettim
Fiil
Kök: توب
Dilbilgisi (i'rab)
تُبْFiilmâzî (geçmiş)، 1. tekil
تُİsimzamir، son ek، 1. tekil
ٱلْـَٰٔنَ
şimdi
İsim
Kök: أون
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
ـَٰٔنَİsimzaman zarfı، mansûb (akuzatif)
وَلَا
ve (değildir)
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَاEdatolumsuzluk
ٱلَّذِينَ
kimselerin
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
يَمُوتُونَ
ölenlere
Fiil
Kök: موت
Dilbilgisi (i'rab)
يَمُوتُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
وَهُمْ
olarak
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdathâl (durum) vâvı، ön ek
هُمْİsimzamir، 3. çoğul eril
كُفَّارٌ
kafir
İsim
Kök: كفر
Dilbilgisi (i'rab)
كُفَّارٌİsimeril çoğul، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
أُو۟لَٰٓئِكَ
işte
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
أُو۟لَٰٓئِİsimism-i işaret، harf-i cer (edat)
كَEdatmuhâtab، son ek، eril
أَعْتَدْنَا
hazırlamışızdır
Fiil
Kök: عتد
Dilbilgisi (i'rab)
أَعْتَدْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
لَهُمْ
onlar için
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هُمْİsimzamir، 3. çoğul eril
عَذَابًا
bir azab
İsim
Kök: عذب
Dilbilgisi (i'rab)
عَذَابًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
أَلِيمًا
acı
İsim
Kök: ألم
Dilbilgisi (i'rab)
أَلِيمًاİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)، sıfat

Meal

TR

Kötülükleri işleyip dururken, ölüm kendisine geldiği zaman; "şimdi tevbe ettim" diyenler ile kafir olarak ölenlerin tevbesi makbul değildir. İşte onlara elem verici azab hazırlamışızdır.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Yoksa günah işleyip de kendisine ölüm gelince: "İşte ben şimdi tevbe ettim." diyen kimselerin tevbesi kabul edilmez. Kâfir olarak ölenlerin de tevbeleri kabul edilmez. İşte bunlara ahirette can yakıcı bir azap hazırlamışızdır.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Kötülükleri (sürekli) yapıp da içlerinden birine ölüm gelip çatınca “Ben şimdi tevbe ettim.” diyenler ile kâfir olarak ölmekte olanlar için (kabul edilecek) tevbe yoktur. Onlar için acı bir azap hazırlayacağız (hazırlamış olacağız).

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Of no effect is the repentance of those who continue to do evil, until death faces one of them, and he says, "Now have I repented indeed;" nor of those who die rejecting Faith: for them have We prepared a punishment most grievous.

A. Yusuf Alipublic-domain

It is not true repentance when people continue to do evil until death confronts them and then say, ‘Now I repent,’ nor when they die defiant: We have prepared a painful torment for these.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

The forgiveness is not for those who do ill-deeds until, when death attendeth upon one of them, he saith: Lo! I repent now; nor yet for those who die while they are disbelievers. For such We have prepared a painful doom.

M. Pickthallpublic-domain

But repentance is not [accepted] of those who [continue to] do evil deeds up until, when death comes to one of them, he says, "Indeed, I have repented now," or of those who die while they are disbelievers. For them We have prepared a painful punishment.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

وليس قَبول التوبة للذين يُصِرُّون على ارتكاب المعاصي، ولا يرجعون إلى ربهم إلى أن تأتيهم سكرات الموت، فيقول أحدهم: إني تبت الآن، كما لا تُقبل توبة الذين يموتون وهم جاحدون، منكرون لوحدانية الله ورسالة رسوله محمد صلى الله عليه وسلم. أولئك المصرُّون على المعاصي إلى أن ماتوا، والجاحدون الذين يموتون وهم كفار، أعتدنا لهم عذابًا موجعًا.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

İlgili ayetler

Bu ayet nerede geçiyor?