← Sure 4

4:24

۞ وَٱلْمُحْصَنَـٰتُ مِنَ ٱلنِّسَآءِ إِلَّا مَا مَلَكَتْ أَيْمَـٰنُكُمْ ۖ كِتَـٰبَ ٱللَّهِ عَلَيْكُمْ ۚ وَأُحِلَّ لَكُم مَّا وَرَآءَ ذَٰلِكُمْ أَن تَبْتَغُوا۟ بِأَمْوَٰلِكُم مُّحْصِنِينَ غَيْرَ مُسَـٰفِحِينَ ۚ فَمَا ٱسْتَمْتَعْتُم بِهِۦ مِنْهُنَّ فَـَٔاتُوهُنَّ أُجُورَهُنَّ فَرِيضَةً ۚ وَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ فِيمَا تَرَٰضَيْتُم بِهِۦ مِنۢ بَعْدِ ٱلْفَرِيضَةِ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَلِيمًا حَكِيمًا

Kelime kelime

وَٱلْمُحْصَنَٰتُ
ve evli olanlar (haramdır)
İsim
Kök: حصن
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
مُحْصَنَٰتُİsimism-i mef'ûl (edilgen ortaç)، dişil çoğul، merfû (nominatif)
مِنَ
kadınlardan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنَEdatharf-i cer (edat)
ٱلنِّسَآءِ
kadınlar
İsim
Kök: نسو
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
نِّسَآءِİsimdişil çoğul، mecrûr (genitif)
إِلَّا
dışında
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَّاEdatistisnâ (illâ)
مَا
geçen(cariye)ler
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَاİsimism-i mevsûl
مَلَكَتْ
altında bulunan (köle ve hizmetçi)
Fiil
Kök: ملك
Dilbilgisi (i'rab)
مَلَكَتْFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil dişil
أَيْمَٰنُكُمْ
ellerinize
İsim
Kök: يمن
Dilbilgisi (i'rab)
أَيْمَٰنُİsimeril çoğul، merfû (nominatif)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
كِتَٰبَ
yazdığı(yasaklar)dır
İsim
Kök: كتب
Dilbilgisi (i'rab)
كِتَٰبَİsimeril، mansûb (akuzatif)
ٱللَّهِ
Allah'ın
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهِİsimözel isim، mecrûr (genitif)
عَلَيْكُمْ
size
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
وَأُحِلَّ
ve helal kılındı
Fiil
Kök: حلل
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
أُحِلَّFiilmâzî (geçmiş)، meçhul (edilgen)، 3. tekil eril
لَكُم
size
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
كُمİsimzamir، 2. çoğul eril
مَّا
ötesi
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَّاİsimism-i mevsûl
وَرَآءَ
ardına
İsim
Kök: وري
Dilbilgisi (i'rab)
وَرَآءَİsimmekân zarfı، mansûb (akuzatif)
ذَٰلِكُمْ
bunlardan
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ذَٰİsimism-i işaret، eril tekil
لِEdatuzaklık، son ek
كُمْEdatmuhâtab، son ek، eril çoğul
أَن
istemeniz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنEdatmasdar bağlacı
تَبْتَغُوا۟
ve arayın
Fiil
Kök: بغي
Dilbilgisi (i'rab)
تَبْتَغُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
بِأَمْوَٰلِكُم
mallarınızla
İsim
Kök: مول
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
أَمْوَٰلِİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
كُمİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
مُّحْصِنِينَ
iffetli yaşamak
İsim
Kök: حصن
Dilbilgisi (i'rab)
مُّحْصِنِينَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، mansûb (akuzatif)
غَيْرَ
zina etmemek
İsim
Kök: غير
Dilbilgisi (i'rab)
غَيْرَİsimeril، mansûb (akuzatif)
مُسَٰفِحِينَ
şehvet duymak
İsim
Kök: سفح
Dilbilgisi (i'rab)
مُسَٰفِحِينَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، mecrûr (genitif)
فَمَا
yararlanmanıza karşılık
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
مَاİsimşart
ٱسْتَمْتَعْتُم
onlar zevklerine baktılar
Fiil
Kök: متع
Dilbilgisi (i'rab)
ٱسْتَمْتَعْFiilmâzî (geçmiş)، 2. çoğul eril
تُمİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
بِهِۦ
onlardan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هِۦİsimzamir، 3. tekil eril
مِنْهُنَّ
kadınlarıyle
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنْEdatharf-i cer (edat)
هُنَّİsimzamir، son ek، 3. çoğul dişil
فَـَٔاتُوهُنَّ
onlara verin
Fiil
Kök: أتي
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatcevap (netice)، ön ek
ـَٔاتُFiilemir، 2. çoğul eril
وİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
هُنَّİsimzamir، son ek، 3. çoğul dişil
أُجُورَهُنَّ
kesilen ücretlerini
İsim
Kök: أجر
Dilbilgisi (i'rab)
أُجُورَİsimeril çoğul، mansûb (akuzatif)
هُنَّİsimzamir، son ek، 3. çoğul dişil
فَرِيضَةً
bir hak olarak
İsim
Kök: فرض
Dilbilgisi (i'rab)
فَرِيضَةًİsimdişil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
وَلَا
yoktur
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لَاEdatolumsuzluk
جُنَاحَ
bir günah
İsim
Kök: جنح
Dilbilgisi (i'rab)
جُنَاحَİsimeril، mansûb (akuzatif)
عَلَيْكُمْ
üzerinize
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
فِيمَا
hakkında
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِيEdatharf-i cer (edat)
مَاİsimism-i mevsûl
تَرَٰضَيْتُم
karşılıklı anlaşmanız
Fiil
Kök: رضو
Dilbilgisi (i'rab)
تَرَٰضَيْFiilmâzî (geçmiş)، 2. çoğul eril
تُمİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
بِهِۦ
sonra
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هِۦİsimzamir، 3. tekil eril
مِنۢ
sonra
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنۢEdatharf-i cer (edat)
بَعْدِ
sonra
İsim
Kök: بعد
Dilbilgisi (i'rab)
بَعْدِİsimmecrûr (genitif)
ٱلْفَرِيضَةِ
hakkın kesiminden
İsim
Kök: فرض
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
فَرِيضَةِİsimdişil، mecrûr (genitif)
إِنَّ
şüphesiz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
ٱللَّهَ
Allah'a
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهَİsimözel isim، mansûb (akuzatif)
كَانَ
bilendir
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كَانَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
عَلِيمًا
bilendir
İsim
Kök: علم
Dilbilgisi (i'rab)
عَلِيمًاİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
حَكِيمًا
hüküm ve hikmet sahibidir
İsim
Kök: حكم
Dilbilgisi (i'rab)
حَكِيمًاİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)، sıfat

Meal

TR

Evli kadınlarla evlenmeniz de haram kılındı. Maliki bulunduğunuz cariyeler müstesna, bunlar, Allah'ın üzerinize farz kıldığı hükümlerdir. Bunlardan başkasını, zinadan kaçınıp, iffetli olarak, mallarınızla istemeniz size helal kılındı. Onlardan faydalandığınıza mukabil, kararlaştırılmış olan mehirlerini verin; kararlaştırılandan başka, karşılıklı hoşnud olduğunuz hususda size bir sorumluluk yoktur. Allah Bilen'dir, Hakim'dir.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Bir de harb esiri olarak sahibi bulunduğunuz cariyeler müstesna, evli kadınlarla evlenmeniz de size haram kılındı. Bütün bunlar Allah'ın üzerinize farz kıldığı hükümlerdir. Bunların dışında kalanlar ise iffetli olarak zina etmeksizin mallarınızla mehir vermek suretiyle evlenmek istemeniz size helal kılındı. O halde onlardan nikah ile faydalanmanıza karşılık mehirlerini kendilerine verin ki, bu farzdır. O mehri takdir edip kesinleştirdikten sonra birbirinizi razı etmenizde bir mahzur yoktur. Şüphesiz ki Allah her şeyi çok iyi bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Sağ ellerinizin (yeminlerinizin) sahip oldukları hariç, Allah’ın size bir yazısı (emri) olarak evli kadınlar da (size haram kılınmıştır). Bunların ötesinde (başkasını), namuslu olmak ve zina etmemek üzere mallarınızla (mehirlerini vererek) istemeniz size helal kılınmıştır. Onlardan yararlanmanıza karşılık, kararlaştırılmış olan mehirlerini kendilerine verin! Mehir kesiminden sonra (bir miktar indirim için) karşılıklı anlaşmanızda size herhangi bir vebal yoktur. Şüphesiz ki Allah bilendir, doğru hüküm verendir.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Also (prohibited are) women already married, except those whom your right hands possess: Thus hath Allah ordained (Prohibitions) against you: Except for these, all others are lawful, provided ye seek (them in marriage) with gifts from your property,- desiring chastity, not lust, seeing that ye derive benefit from them, give them their dowers (at least) as prescribed; but if, after a dower is prescribed, agree Mutually (to vary it), there is no blame on you, and Allah is All-knowing, All-wise.

A. Yusuf Alipublic-domain

women already married, other than your slaves.God has ordained all this for you. Other women are lawful to you, so long as you seek them in marriage, with gifts from your property, looking for wedlock rather than fornication. If you wish to enjoy women through marriage, give them their bride-gift- this is obligatory- though if you should choose mutually, after fulfilling this obligation, to do otherwise [with the bride-gift], you will not be blamed: God is all knowing and all wise.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And all married women (are forbidden unto you) save those (captives) whom your right hands possess. It is a decree of Allah for you. Lawful unto you are all beyond those mentioned, so that ye seek them with your wealth in honest wedlock, not debauchery. And those of whom ye seek content (by marrying them), give unto them their portions as a duty. And there is no sin for you in what ye do by mutual agreement after the duty (hath been done). Lo! Allah is ever Knower, Wise.

M. Pickthallpublic-domain

And [also prohibited to you are all] married women except those your right hands possess. [This is] the decree of Allāh upon you. And lawful to you are [all others] beyond these, [provided] that you seek them [in marriage] with [gifts from] your property, desiring chastity, not unlawful sexual intercourse. So for whatever you enjoy [of marriage] from them, give them their due compensation as an obligation. And there is no blame upon you for what you mutually agree to beyond the obligation. Indeed, Allāh is ever Knowing and Wise.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

ويحرم عليكم نكاح المتزوجات من النساء، إلا مَنْ سَبَيْتُم منهن في الجهاد، فإنه يحل لكم نكاحهن، بعد استبراء أرحامهن بحيضة، كتب الله عليكم تحريم نكاح هؤلاء، وأجاز لكم نكاح مَن سواهن، ممَّا أحله الله لكم أن تطلبوا بأموالكم العفة عن اقتراف الحرام. فما استمتعتم به منهن بالنكاح الصحيح، فأعطوهن مهورهن، التي فرض الله لهن عليكم، ولا إثم عليكم فيما تمَّ التراضي به بينكم، من الزيادة أو النقصان في المهر، بعد ثبوت الفريضة. إن الله تعالى كان عليمًا بأمور عباده، حكيما في أحكامه وتدبيره.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?