← Sure 47

47:15

مَّثَلُ ٱلْجَنَّةِ ٱلَّتِى وُعِدَ ٱلْمُتَّقُونَ ۖ فِيهَآ أَنْهَـٰرٌ مِّن مَّآءٍ غَيْرِ ءَاسِنٍ وَأَنْهَـٰرٌ مِّن لَّبَنٍ لَّمْ يَتَغَيَّرْ طَعْمُهُۥ وَأَنْهَـٰرٌ مِّنْ خَمْرٍ لَّذَّةٍ لِّلشَّـٰرِبِينَ وَأَنْهَـٰرٌ مِّنْ عَسَلٍ مُّصَفًّى ۖ وَلَهُمْ فِيهَا مِن كُلِّ ٱلثَّمَرَٰتِ وَمَغْفِرَةٌ مِّن رَّبِّهِمْ ۖ كَمَنْ هُوَ خَـٰلِدٌ فِى ٱلنَّارِ وَسُقُوا۟ مَآءً حَمِيمًا فَقَطَّعَ أَمْعَآءَهُمْ

Kelime kelime

مَّثَلُ
durumu (şudur)
İsim
Kök: مثل
Dilbilgisi (i'rab)
مَّثَلُİsimeril، merfû (nominatif)
ٱلْجَنَّةِ
cennetin
İsim
Kök: جنن
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
جَنَّةِİsimözel isim، dişil، mecrûr (genitif)
ٱلَّتِى
söz verilen
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّتِىİsimism-i mevsûl، dişil tekil
وُعِدَ
va'dedilen
Fiil
Kök: وعد
Dilbilgisi (i'rab)
وُعِدَFiilmâzî (geçmiş)، meçhul (edilgen)، 3. tekil eril
ٱلْمُتَّقُونَ
muttakilere
İsim
Kök: وقي
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
مُتَّقُونَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، merfû (nominatif)
فِيهَآ
içinde vardır
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِيEdatharf-i cer (edat)
هَآİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
أَنْهَٰرٌ
ırmakları
İsim
Kök: نهر
Dilbilgisi (i'rab)
أَنْهَٰرٌİsimeril çoğul، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
مِّن
sudan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنEdatharf-i cer (edat)
مَّآءٍ
su
İsim
Kök: موه
Dilbilgisi (i'rab)
مَّآءٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
غَيْرِ
olmayan
İsim
Kök: غير
Dilbilgisi (i'rab)
غَيْرِİsimeril، mecrûr (genitif)
ءَاسِنٍ
bozulma
İsim
Kök: أسن
Dilbilgisi (i'rab)
ءَاسِنٍİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
وَأَنْهَٰرٌ
ve ırmakları
İsim
Kök: نهر
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
أَنْهَٰرٌİsimeril çoğul، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
مِّن
sütten
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنEdatharf-i cer (edat)
لَّبَنٍ
süt
İsim
Kök: لبن
Dilbilgisi (i'rab)
لَّبَنٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
لَّمْ
değişmeyen
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَّمْEdatolumsuzluk
يَتَغَيَّرْ
değiştirir
Fiil
Kök: غير
Dilbilgisi (i'rab)
يَتَغَيَّرْFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
طَعْمُهُۥ
tadı
İsim
Kök: طعم
Dilbilgisi (i'rab)
طَعْمُİsimeril، merfû (nominatif)
هُۥİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
وَأَنْهَٰرٌ
ve ırmakları
İsim
Kök: نهر
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
أَنْهَٰرٌİsimeril çoğul، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
مِّنْ
şaraptan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنْEdatharf-i cer (edat)
خَمْرٍ
şarap
İsim
Kök: خمر
Dilbilgisi (i'rab)
خَمْرٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
لَّذَّةٍ
lezzet veren
İsim
Kök: لذذ
Dilbilgisi (i'rab)
لَّذَّةٍİsimdişil tekil، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)، sıfat
لِّلشَّٰرِبِينَ
içenlere
İsim
Kök: شرب
Dilbilgisi (i'rab)
لِّEdatharf-i cer (edat)، ön ek
لEdatmarife (belirli)، ön ek
شَّٰرِبِينَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، mecrûr (genitif)
وَأَنْهَٰرٌ
ve ırmakları
İsim
Kök: نهر
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
أَنْهَٰرٌİsimeril çoğul، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
مِّنْ
baldan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنْEdatharf-i cer (edat)
عَسَلٍ
bal
İsim
Kök: عسل
Dilbilgisi (i'rab)
عَسَلٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
مُّصَفًّى
süzme
İsim
Kök: صفو
Dilbilgisi (i'rab)
مُّصَفًّىİsimism-i mef'ûl (edilgen ortaç)، eril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
وَلَهُمْ
ve onlar için vardır
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هُمْİsimzamir، 3. çoğul eril
فِيهَا
orada
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِيEdatharf-i cer (edat)
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
مِن
her çeşitten
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنEdatharf-i cer (edat)
كُلِّ
her
İsim
Kök: كلل
Dilbilgisi (i'rab)
كُلِّİsimeril، mecrûr (genitif)
ٱلثَّمَرَٰتِ
meyvalar
İsim
Kök: ثمر
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
ثَّمَرَٰتِİsimdişil çoğul، mecrûr (genitif)
وَمَغْفِرَةٌ
ve bağışlama (vardır)
İsim
Kök: غفر
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
مَغْفِرَةٌİsimdişil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
مِّن
Rablerinden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنEdatharf-i cer (edat)
رَّبِّهِمْ
Rableri
İsim
Kök: ربب
Dilbilgisi (i'rab)
رَّبِّİsimeril، mecrûr (genitif)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
كَمَنْ
kimseler gibi olur mu?
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
كَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
مَنْİsimism-i mevsûl
هُوَ
o
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
هُوَİsimzamir، 3. tekil eril
خَٰلِدٌ
ebedi kalan
İsim
Kök: خلد
Dilbilgisi (i'rab)
خَٰلِدٌİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
فِى
ateşte
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىEdatharf-i cer (edat)
ٱلنَّارِ
ateş
İsim
Kök: نور
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
نَّارِİsimdişil، mecrûr (genitif)
وَسُقُوا۟
ve içirildiği
Fiil
Kök: سقي
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
سُقُFiilmâzî (geçmiş)، meçhul (edilgen)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
مَآءً
suyun
İsim
Kök: موه
Dilbilgisi (i'rab)
مَآءًİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
حَمِيمًا
sıcak
İsim
Kök: حمم
Dilbilgisi (i'rab)
حَمِيمًاİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)، sıfat
فَقَطَّعَ
parça parça kesen
Fiil
Kök: قطع
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
قَطَّعَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
أَمْعَآءَهُمْ
barsaklarını
İsim
Kök: معي
Dilbilgisi (i'rab)
أَمْعَآءَİsimeril çoğul، mansûb (akuzatif)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril

Meal

TR

Allah'a karşı gelmekten sakınanlara söz verilen cennet şöyledir: Orada temiz su ırmakları, tadı bozulmayan süt ırmakları, içenlere zevk veren şarap ırmakları, süzme bal ırmakları vardır. Onlara orada her türlü ürün ve Rablerinden mağfiret vardır. Bunların durumu, ateşte temelli kalan ve bağırsaklarını parça parça edecek kaynar su içirilen kimselerin durumu gibi olur mu?

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Kötülükten sakınanlara vaad edilen cennetin durumu şöyledir: Orada bozulmayan temiz sudan ırmaklar, tadı değişmeyen sütten ırmaklar, içenlere lezzet veren şaraptan ırmaklar ve süzme baldan ırmaklar vardır. Onlar için cennette her çeşit meyve ve Rablerinden bir bağışlanma vardır. Bunların durumu, ateşte ebedî olarak kalacak olan ve bağırsaklarını parçalayacak kaynar su içirilen kimsenin durumu gibi olur mu?

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Muttakîlere (duyarlı olanlara) vadedilen cennetin örneği şöyledir: Orada (zamanla) bozulmayan sudan ırmaklar, tadı değişmeyen sütten ırmaklar, içenlere lezzet veren içkiden ırmaklar ve süzme baldan ırmaklar vardır. Orada meyvelerin her çeşidi onlarındır. Rablerinden de bağışlanma vardır. Bu (şekilde ödüllendirileceklerin durumu), ateşte ebedî kalan ve bağırsaklarını parça parça edecek kaynar su içirilen kimsenin durumu gibi olur mu hiç!

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

(Here is) a Parable of the Garden which the righteous are promised: in it are rivers of water incorruptible; rivers of milk of which the taste never changes; rivers of wine, a joy to those who drink; and rivers of honey pure and clear. In it there are for them all kinds of fruits; and Grace from their Lord. (Can those in such Bliss) be compared to such as shall dwell for ever in the Fire, and be given, to drink, boiling water, so that it cuts up their bowels (to pieces)?

A. Yusuf Alipublic-domain

Here is a picture of the Garden promised to the pious: rivers of water forever pure, rivers of milk forever fresh, rivers of wine, a delight for those who drink, rivers of honey clarified and pure, [all] flow in it; there they will find fruit of every kind; and they will find forgiveness from their Lord. How can this be compared to the fate of those stuck in the Fire, given boiling water to drink that tears their bowels?

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

A similitude of the Garden which those who keep their duty (to Allah) are promised: Therein are rivers of water unpolluted, and rivers of milk whereof the flavour changeth not, and rivers of wine delicious to the drinkers, and rivers of clear-run honey; therein for them is every kind of fruit, with pardon from their Lord. (Are those who enjoy all this) like those who are immortal in the Fire and are given boiling water to drink so that it teareth their bowels?

M. Pickthallpublic-domain

Is the description of Paradise, which the righteous are promised, wherein are rivers of water unaltered, rivers of milk the taste of which never changes, rivers of wine delicious to those who drink, and rivers of purified honey, in which they will have from all [kinds of] fruits and forgiveness from their Lord... [Are its inhabitants] like those who abide eternally in the Fire and are given to drink scalding water that will sever their intestines?

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

صفة الجنة التي وعدها الله المتقين: فيها أنهارٌ عظيمة من ماء غير متغيِّر، وأنهار من لبن لم يتغيَّر طعمه، وأنهار من خمر يتلذذ به الشاربون، وأنهار من عسل قد صُفِّي من القذى، ولهؤلاء المتقين في هذه الجنة جميع الثمرات من مختلف الفواكه وغيرها، وأعظم من ذلك السَّتر والتجاوزُ عن ذنوبهم، هل مَن هو في هذه الجنة كمَن هو ماكث في النار لا يخرج منها، وسُقوا ماء تناهى في شدة حره فقطَّع أمعاءهم؟

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?